Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Başörtüsüne 6 kırmızı çizgi Çizildi

24 Ekim 2008 / 15:08
Mazlumder: Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararında başörtüsüne 6 kırmızı çizgi çizildi
Mazlumder Kocaeli Şube Yönetim Kurulu Üyesi Meryem Sungur, Türbanı üniversitelerde serbest bırakan Anayasa değişikliğini iptal eden Yüksek Mahkeme'nin 9 üyesinin gerekçeli kararındaki tespitlerinin laiklik konusundaki “kırmızı çizgileri” de ortaya koyduğunu söyledi.

Anayasa Mahkemesi'nin üniversitelerde türban yasağının kaldırılmasına yönelik Anayasa değişikliğinin iptal edilmesi kararının gerekçeleri, türban serbestisine kırmızı çizgi getirdi. Anayasa Mahkemesi'nin 2'ye karşı 9 oyla iptal ettiği kararın gerekçesinde laikliğin tanımı yapıldı ve özetle şu görüşler savunuldu:

* Ölçüsüz serbestlik:

İptali istenen değişiklikte, “kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimsenin yüksek öğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemeyeceği” belirtilmiştir. Böylece yüksek öğretim kurumlarında dinî amaçlı örtünme nedeniyle öğrenim hakkından yararlanmanın engellenmesinin de önüne geçilmektedir. Bu durumda, yasa ile açıkça yasaklanmadıkça yüksek öğretimde kıyafetin herhangi bir ölçüye tabi tutulmaksızın serbest bırakıldığı, yükseköğrenim hakkını kullananlara bu kıyafetleri taşımaktan dolayı herhangi bir yaptırım uygulanamayacağı ortaya çıkmaktadır.

* Araca dönüşebilir:

Bireysel bir tercih ve özgürlük kullanımı olsa da, kullanılan dinsel simgenin tüm öğrencilerin bulunmak zorunda olduğu dersliklerde veya laboratuvar ortamlarında, farklı yaşam tercihlerine, siyasal görüşlere veya inançlara sahip insanlar üzerinde bir baskı aracına dönüşmesi olasılığı bulunmaktadır. Bu olasılığın ortaya çıkması durumunda taşınan dinsel simgenin başkalarının üzerinde yaratacağı baskı ve olası eğitim aksamaları ile kamu düzeninin bozulması karşısında, üniversite yönetimlerinin ve kamu kurumlarının müdahalesine olanak verilmemesi, herkesin eşit şekilde eğitim hakkından yararlanmasını engelleyebilecektir.

* Yasa ile koruma zor:

İptali istenen değişiklikte bahsedilen kanunun çıkması için Meclis'i zorlayacak bir hukuksal düzenleme olmadığı belirtilen gerekçede “Başkalarının özgürlükleri ve kamu düzenini koruyucu yasal önlemlerin alınmasının yasa koyucunun takdirine kalacağı açıktır. Yasa koyucunun temel siyasal karar mekanizması olduğu ve ülke nüfusunun büyük çoğunluğunun belirli bir dine mensup olduğu dikkate alındığında, bu takdirin dinsel özgürlüklerin sınırlandırılmasında kullanılmasının güçlüğü açıktır” denildi.

* Tercihe bırakılamaz:

Temel düzen normu olan Anayasa kuralları değiştirilirken, çoğunluk inancının dışında kalan insanların temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınmasının yasa koyucunun takdirine bırakılmaması, kayıtlar ve güvence mekanizmalarının doğrudan anayasada yer alması, demokratik anayasacılık deneyiminin sonucu olan insan haklarına dayalı devlet olmanın da bir gereğidir.

* Anayasa izin vermez:

Toplumsal sorunların Anayasa'nın açık hükümleri çerçevesinde ve demokratik barışı ve uzlaşıyı esas alan yöntemlerle çözümü yerine, dinin, din duygularının veya dince kutsal sayılan şeylerin istismar edilmek suretiyle kullanılmasına Anayasa izin vermemektedir. Zira her bir toplumsal sorun istismarı, bu sorunun çözümlenmesi olanaklarını ortadan kaldırmak suretiyle, bir yandan toplumsal çatışmaların derinleşmesine ve demokratik süreçlerin işlevsizleştirilmesine yol açabilir sonuçta devlet iktidarının toplumsal sorunları çözeceğine yönelik inancı zedeleyebilir. “

* Düzenleme teklif edilemez:

Mahkeme ve AİHM kararları gözetildiğinde, yapılan düzenlemenin, yöntem bakımından dini siyasete alet etmesi, içerik yönünden de başkalarının haklarını ihlale ve kamu düzeninin bozulmasına yol açması nedeniyle laiklik ilkesineaykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Gül de güvence istemişti

Gerekçe kararında 'güven' hatırlatması şöyle: “Meclis görüşmelerinde, değişikliğin toplumdaki kaygıların giderilmediği ve güvence taleplerine sessiz kalındığı, demokratik uzlaşma yolları dışlanarak meydan okumanın veya dayatmanın yöntem olarak benimsendiği gerekçeleriyle eleştirildiği anlaşılmaktadır.” Cumhurbaşkanı Gül türbanla ilgili anayasa değişikliğini onaylarken yaptığı açıklamada toplumdaki kaygıların giderilmesine yönelik bir güvence gerektiğini ima etmiş ve şöyle demişti: “Bazı vatandaşlarımızın endişelerinin de anlayışla karşılanmasında ve bu endişeleri giderecek düzenlemelerin hayata geçirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımız bu kaygıların giderilmesi konusunda azami hassasiyet ve özenin gösterilmesi gereğine inanmaktadır” şeklinde ifade edilmişti.

Laikliğin tanımını yaptılar

Anayasa Mahkemesi gerekçeli türban kararında daha önce tartışma yaratan, “laikliğin tanımı” da yapıldı. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen laik Cumhuriyet ilkesi “nin ne anlama geldiği ve laikliğin 6 kriteri şöyle sayıldı:

1. Egemenlik ulusa aittir.

2. Ulusal irade dışında herhangi bir dogma siyasal düzene yön veremez.

3. Hukuksal kurallar dinsel buyruklar yerine demokratik ulusal talepler esas alınarak aklın ve bilimin öncülüğünde kabul edilir

4. Çoğunluk ya da azınlık dinine, felsefi inançlara veya dünya görüşlerine mensup olup olmadıklarına bakılmaksızın, din ve vicdan özgürlüğü ayrımsız ve önkoşulsuz herkese tanınır ve Anayasada öngörülenin ötesinde herhangi bir sınırlamaya tabi tutulmaz.

5. Din veya din duygularının kötüye kullanılması ve sömürülmesi yasaklanır.

6. Devlet tüm işlem ve eylemlerinde dinler ve inançlar karşısında eşit ve tarafsız davranır.

Rönesans reform tartışması

Gerekçelİ kararda, laiklik ilkesinin düşünsel temellerini Rönesans, Reformasyon ve Aydınlanma dönemlerinden aldığı belirtilerek şöyle denildi: ”Çağdaş demokrasilerin ortak değeri olan bu ilkeye göre, siyasal ve hukuksal yapı, dogmalardan arındırılarak akılcılığı ve bilimsel yöntemleri esas alan ulusal tercihlere dayanır. Laikliğin bu işleviyle toplumsal ve siyasal barışı sağlayan ortak bir değer olduğu açıktır. Hukuksal düzenlemelerin dinsel buyruklara dayandırılması, birey özgürlüğünü ve bu temelde yükselen demokratik işleyişi olanaksız kılar. Siyasal yapıya egemen dogmalar öncelikle özgürlükleri ortadan kaldırır. Çağdaş demokrasiler, dogmalara karşı akılcılıkla durur, din ve devlet işlerini birbirinden ayırarak, dini siyasallaşmaktan ve yönetim aracı olmaktan çıkarır.

Kılıç ise bu görüşlerin “isabetli” olduğunu belirterek “Hiçbir çağdaş ülkede bulunmayan üniversitelerde dinsel simgeleri düzenleme zorunluluğunu dayatmaktadır. Aynı propaganda etkisine sahip siyasal simgelere ilişkin herhangi bir sınırlandırma ihtiyacı ise duyulmamaktadır” ifadelerini kullandı.

Cumartesi günü Mazlumder Kocaeli Şubesi tarafından Belsa Plaza önünde Başörtüsüne Özgürlük Eylemi kapsamında "Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararı" ile ilgili açıklama yapacak.
Bu haber toplam 1230 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri