Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Batan ABD dünyayı nasıl etkileyecek?

03.03.2009 18:57
Dünya tarihte benzeri görülmemiş bir krizle yüz yüze. Bu kriz kapitalizmin eskiden karşılaştığı krizlere benzemiyor. Dünya bu krizden ancak ABD’yi feda ederek kurtulabilir.
ABD Başkanı Barack Obama ilk olarak hangi İslam ülkesini ziyaret edecek. Müslüman halkların önüne bir Cuma namazı sonrası çıkma ihtimali var mı? ABD de Yahudi karşıtlığı niçin artacak? Obama küresel ekonomik kriz sonrası zencilerin ve Hispaniklerin ayaklanmasını önlemek için mi seçildi? Bu ekonomik krizi deşildikçe dünyada oynana oyunlar daha da belirginleşecek…

Son 8 yılda neler oldu

Son zamanlarda tüm toplumları şaşırtan olaylar gelişmekte;

11 Eylül,

Son 7 yıl petrol politikaları,

Derinliği bilinmeyen finansal kriz,

Siyah ve Müslüman (veya kimilerine göre Musevi) kökenli ABD başkanı,


KRİZİN DERİNLİĞİ NEDİR?


ABD karşılığı olmayan bir ekonomik sistem yürüterek son 15 yıldır bu sistemin sonsuz gelir kaynağı üretemeyerek Dünya gerçekleriyle yüzleşmek durumunda kaldı.

Herkesin bildiği gibi Dünya piyasalarını belirleyen para birimi ABD Dolarıdır. Emtialar dolar üzerinden değerlerdedir. Dünya piyasalarında yaklaşık olarak 150 Trilyon ABD Dolar’lık bir hacim mevcut.

Krizin patladığı Kasım 2008 ile Eylül 2008 tarihleri arasında ABD ile Finansal ticari ilişki içinde bulunan ülkelerin para birimleri pariteleri ortalaması bize krizde oluşan yaklaşık kaybı vermekte. Bu da; yüzde 15’lik bir parite değişimine tekabul ediyor. ABD Dolar’ı kendini finansal olarak bu para birimleriyle fonlamıştır. Bu da 22,5 - 25 Trilyon ABD Doları ediyor.


ABD 25 TRİLYON DOLAR’I NASIL BULACAK?

KISACA KRİZ NASIL DOĞAR:

Finansal kriz adını verip kafaları finansal terimlerle karıştırarak birçok gerçeklik gizlenmekte. Bu konuda iş çok basit olarak şu şekilde açıklanabilir: Finansal sistemler her ne kadar adı finansal olsa da fiziksel bir prensiple işler bu da “Akışkanlar Dinamiğidir” akışkanlar dinamiğinin temel prensibi ise; akışkanlar basıncın çok olduğu yerden az olduğu yere akarlar kuralıdır. Yani para rahatı ve güveni benimser…

Şimdi buna göre oluşacak verilerle krizi inceleyelim:


Ticaretin İnsan boyutu:

ABD ‘de hızlı bir nüfus artışı bulunmaktadır. Gelmiş geçmiş tüm hükümetler nüfus artışını desteklemiştir. Buna karşıt ABD vatandaşları gelir düzeyini yüksek hedeflemektedir.
ABD’nin dünya politikaları sömürü sistemine göre düzenlendiği için dış dünyanın gelir düzeyi sürekli düşmektedir. Buna karşıt ABD şirketleri ürünlerini tüm dünyaya satmaktadırlar.
Çelişki 30 yıl önce doğmaya başlamıştır: ABD’li şirketler ABD’de yüksek maliyetleri ile ürettikleri ürünlerini gittikçe gelir düzeyi küçülen dünya pazarlarına satamadıkları için, üretimde rekabetten düşmemek amacıyla üretimlerini ABD’den çıkarmak zorunda kalmıştır. Daha düşük personel maliyeti bulunan Asya ülkeleri üretici konumuna gelmiştir. Şirketler bu sayede daha da büyüyen güçler haline gelmiştir. Bununla birlikte şirketlerin yüzde 5-10 luk bir kısmı yani genellikle sadece idari kısmı ABD’de kalmıştır. Bu kısmın içine de şirketlerin tüm dünyadan ABD vatandaşı olmayan üstün yetenekli personellerde girmeye başlamıştır.
tüm bunların sonucunda ABD ‘de üreme artarken istihdam gittikçe düşmektedir. Şirketler dünya pazarları sayesinde zenginleşmekte halk fakirleşmektedir.
Ticaretin yatırım boyutu

Bununla birlikte paralel olan gelişme ise; bu büyük şirketlerin borsa yatırımları konusundadır. Şirketler icraatları gereği borsada yatırım alırlar. Düşük maliyetle yüksek kar elde ettikleri için hissedarlarına yüksek karlar dağıtmaktadırlar.
Bu şirketlerin hissedarları tüm dünyadan birey ve kurumlardır. Bu borsalarda yüksek gelir sağlamak amacıyla şirketlerin hisseleri üzerinde işlemler yapan özel fon sistemleri de kurulmuştur. Yani siz şirketleri takip etmek yerine bu tür özel fonlara yatırım yapıp gelir sağlarsınız.
Kar hedeflerinin hissedarlardan gelen talepler doğrultusunda sürekli yükselmek ihtiyacı da ABD şirketlerinin daha düşük maliyet arayışını tetiklemiştir. Ama bu tetiklemede ABD’nin gelişen pazarları bulunan ülkeleri sürekli sömürmesi politikası doğrultusunda dış Pazar kaybını daha da arttırmıştır. Yani ABD aslında kendi şirketlerinin gelirlerini düşürmüştür.
KRİZİN PATLADIĞI NOKTA:


Krizin patladığı nokta ise kendisini mükemmel zanneden ABD devletinin en iyi olduğu konuda ne kadar beceriksiz olduğunu gösteren çelişkiler durumudur.


Konu şudur: istihdam düşmekteyken, kendi iç pazarlarından fon sağlamak amacıyla bankaların hırslı kredi satmalarına göz yummuşlardır. Bu sayede bankalar geri dönmeyen kredilerinden dolayı bilançolarında zarar göstermeyecek kar göstererek hissedarlarını kandırmaya devam edebileceklerdir. Bu sayede de ABD iç Pazar politikasında hem Otomotiv hem inşaat sektörü daralmadan kurtulmuş olacak, ABD’nin savaş gelirleri ile de bu kriz patlamaktan kurtulmuş olacaktır. Ancak Bush politikaları planlananı vermemiştir.


En basit şekilde mortgage krizi şöyledir;


ABD’de konut fiyatları 1990’lı yılların sonuna kadar yıllık ortalama yüzde 10 artarak gitmiştir. Fiyatı 100 lira olan bir konut için en fazla 80 lira kredi vermesi gereken bankacı, konutun nasılsa 10-20 yıl içinde değerini arttıracağını varsayarak 120-150 lira kredi sağlamıştır. Banka bu sağladığı kredilerle müşterisine 8 silindirli bir lüks jip ve bir ev sağlamış oluyor. 120 -150 lira arası sanal fiyattaki evleri , konut değeri düşmemesi için bu sanal fiyat üzerinden sigortalıyor. (En büyük portföye sahip sigortacı olan AIG bu risklerin çoğunu alıyor) istihdamda oluşan düşüşler nedeniyle, konut satışı duruyor. Konutlarda talep azalınca değerleri düşüyor. Öte yandan istihdamın düşmesi kredi borçlularının borçlarını ödeyememesine neden oluyor ve bankalar konutlara el koyuyor. Şimdi 100 lira olan konutun fiyatı ortalama 80 liraya bankanın elinde kalıyor. Üstüne üstlük bankalar kredisi ödenmeyen bu konutları düşük fiyatlarla hemen satılması için piyasada satışa sürerek varolan piyasaların değerlerini daha da düşürüyor. Ama sigortalanan değer 120 lira olarak sigorta şirketinin karşısına çıkıyor. Sigorta şirketi ve banka konutları satmak isterken kimsenin konut almadığı bir dönemde bu olay konut fiyatlarının düşüşünü yüzde 50’ye varan oranlarda tetikliyor. Şimdi konut fiyatı 50 liraya iniyor. Zarar 80 liraya çıkıyor.


Bu sayede müşteriye konutla birlikte satılan araçlarda piyasada satılmaya başlanıyor ve piyasada bir anda hem otomotive hem konut fazlası oluşuyor. Şu an ABD’de model kavramını dışarıda tutarsak 5 yıllık otomobil fazlası piyasada parklarda bulunuyor.

Kriz ilk patladığında AIG’nin bir anda batmasının sebebi budur.


İlk olarak AIG’nin kurtarılmasının ve bankaların batmasına müdehale edilmemesinin nedeni ise;

AIG başta ABD olmak ,üzere tüm dünyada bankalara bankalar arası kefalet hizmeti vermektedir. AIG’nin bu ve buna benzer finansal riskleri taşıdığı ortamda batmasına izin vermek, ABD’nin tüm bankacılığına bir anda batış kararı vermek gibidir. AIG ilk anda devletten 70 Milyar dolar almış daha sonra 40 Milyar dolar daha istemiş ve ne enteresandır ABD Aralık ayında hazinesinden 2.5 trilyon dolar gizli bir ödeme yapmıştır.


AIG aynı zaman da AIRBUS ve BOEING uçak üreticilerinin en büyük müşterisidir. Üretimlerinin yüzde 80’ini alır ve tüm dünyaya kiralama yoluyla satar. Ülkemizde de tüm hava yolları şirketlerinin AIG’ye borcu bulunmaktadır. Hatta AIG- (ILFC- International Lease Finance Corp.) havacılık alanında bir tekeldir. Battığında Boeing ve Airbus’ta hammadde sağlayıclarına borçları ödeyemeyecekleri için bir anda batışa geçeceklerdir. Aynı şekilde AIG’ye 5-15 yıl vadelerde borcu olan hava yolu şirketleri de batacaktır. AIG’nin dünya üzerinde havayolu şirketlerine leasing yoluyla kiraladığı-sattığı 1000’den fazla uçak bulunmaktadır. AIG’nin ilk anda batması devletlerarası bir krize neden olacaktı. Ancak AIG’nin iştiraki olan ILFC şirketini alacak bir şirket bulunmazsa yeniden bu kriz gündeme gelebilir. Bu da başta Fransa olmak üzere bir çok ülkede yeniden bir finansal yıkıma ve istihdam kaybına neden olacaktır.


ŞİMDİ KRİZİN AHLAKSIZ KISMI “GÜVEN ve DENETİM”


ABD’nin kamu arzı bulunan şirketleri ve bankaları dünyaca bilinen mali denetim firmaları tarafından denetlenmektedir. Bunlar ünlü S&P, Moddy’s vb. ABD ekonomisinin son 10-15 yıldır girdiği ve tüm dünyadan gizlediği bunalımı bu denetim şirketleri tarafından da gizlenmiştir. Özellikle kendisini dünyanın en güvenli ekonomik sistemi imajını göstererek dünya piyasalarından trilyonlarca doları kendi ülkesine çekmiştir.


Burada ekonomisi güçlü olup üreme hızı azalan gelirleri yüksek, Avrupa ülkelerinin paralarını, Japon, Rus ve Çin paralarını kendi bünyesinde tutmuştur. Zincirleme riskleri sürekli gizlemiştir.


PEKİ ABD KRİZDEN KURTULMAK İÇİN NE YAPTI?


ABD devleti krizi sürekli erteleyerek durumu kurtarmaya çalışmıştır. Bu bağlamda öncelikle ülkeye gelir sağlamak amacıyla dünya’da bir terör krizi patlatmıştır, 11 Eylül 2001. Bu sayede terörle ve teröre yataklık yaptığı öne sürülen ülkelerle savaş başlatılmıştır.


Afganistan; Afganistan’la Orta Asya ülkelerinin kapılarını açıp, petrol ve maden zenginliklerini sömürüye gitmiştir. Ancak beklenen düzeyde bir Orta Asya geliri yakalayamamıştır.

Irak; Petrol ile sömürü kurmuştur.

Tüm bu savaşlarla silah ve petrol gelirlerini arttırmıştır.

İşin garip tarafı şeytan kabul ettiği Nükleer Kore’ye saldırmamıştır.


Öncelikle maliyeti 5 dolar olan Petrol fiyatlarını 26 Dolar’dan 170 Dolarlara çıkarmıştır. Bu sayede Arap diyarlarından çıkardığı petrollerle krizini 10 trilyon dolar civarında fonlamıştır. Ancak petrol anlaşmaları gereği Araplara da en az 10 trilyon dolar para kazandırmıştır. Bu yüzden Arap ülkeleri, özellikle daha önceden kendilerine düşman olmak zorunda kalan Saddamlı Irak’ın yok edilmesine ve 2 milyon insanın öldürülmesine ve bu savaşlara çok fazla politik olarak karşı çıkmamıştır. Bununla birlikte ABD savaşlarda 2 trilyon Dolara yakın bir maliyetle karşılaşmıştır.

ŞİMDİ DURUM NEDİR KRİZ NE OLACAK KİM NE YAPACAK?


AVRUPA VE İNGİLTERE: Avrupa bankaları batan paralarını alamadıkları için devlet desteği istemekteler. ABD’yi en çok fonlayan ülke İngiltere’dir ve bu ülkede devlet gelirleri daha da düşme eğilimindedir. Ülkeler milli sermayeye ihtiyaç duyacaklardır.


JAPONYA: İngiltere’den sonra ABD’ye en çok fonlayan ülkedir. Kayıplarını ABD’den istemek için harekete geçmek üzere.


RUSYA: Finansal krizin sorumlusu olarak direk ABD hükümetini görmektedir ve kayıpları için ABD ile tekrar soğuk savaşa girmek üzeredir.


İSVİÇRE: ABD’den gelen kaynaklarla gelirleri artmıştır. Ya da en büyük bankası olan UBS’in İsviçre devletinden yardım talebini düşünerek gizli mali disiplin içindedir bu sayede dalgalı kur sistemine müdahale etmiş olması muhtemeldir. Sebep: Bankalarında bulunan yatırım ve mudilerin ürkmelerini engellemiş olmak olarak düşünülebilir.


TÜRKİYE: Büyük bir finansal gücü olmayan Türkiye, ABD bankalarına ve fonlarına yatırım yapmadığı için direk bir zarar görmemiştir. Dış pazar daralması ve mali kaynak fiyat belirlisizliği Türk sektörlerini zorlayacaktır.


İSRAİL: İsrail Ortadoğu savaşında Arapların bir kısmını yanına alarak savaşa girebilir, bu savaşı İran’a karşı veya Kürtlerle birlikte İran’a karşı, başlatabilir. Bu savaşların sonunda ellerinde ki topraklarını kaybedebilir. Nükleer bomba kullanımı için harekete geçebilir bu bombayı kendisi değil ihtilaflı Ortadoğu ülkelerine kullandırmak isteyecektir. Bu da Ortadoğu’nun 11 Eylül’ü anlamına gelecektir. Bu tüm Ortadoğu’yu bir silah ambarına döndürecektir.


ABD: Krizin boyutlarını hala gizli tutmaya çalışan ABD’de öncelikle denetim sistemi yatırımcıları zarara uğrattığı için zararları tazmin etme ile karşı karşıya geleceklerdir. Bu zararları tazmin etmeye gücü yetmeyeceğinden batacaklardır ve bu yetkileri veren kurum olan SEC- ABD sermaye piyasası kurumu bu zararı üstlenmek zorunda kalacaktır. Bu zincir sonunda ABD merkez bankası ve hazinesi bulunmaktadır. ABD’de enteresan olan durum şudur ki; merkez bankası özelleştirilmiştir ve hisselerinin yüzde 95’i Yahudilere aittir. Aslında neredeyse tüm finansal kurumlar Yahudilere aittir. Bu krizin faturası da ABD Devletinin zararı tazminine gidecektir.


ABD bu zararı tazmin etmemek için nakdi mali kaynaklara ulaşmaya çalışacaktır. Dünya’da hâlihazırda hem müttefik hem de kullanıma hazır tek nakdi kaynak, petrol fiyatlarının yükseltilmesiyle Araplara kazandırılan yaklaşık 10-15 trilyon dolarlık kaynağın kullanımı ile olması yüzde 99 muhtemeldir.

Bunu Araplardan alabilmek için,

Öncelikle ülkelerin istikrarları bozulmalıdır. Bunun için; ırak paylaşımlı en az 10 yıl sürecek bir savaş bu konuda en kısa zamanda en çok geliri sağlayacaktır ve bölge ülkelerini ABD’ye ve Avrupa’ya kaynaklarını aktarıp üstüne borçlu hale getirecektir. Bunu olayları İslam dünyasının İsviçre’si kabul edilen Lübnan’da başlatılan iç savaş neticesinde kaçan arap paralarının nereye kaçtığını bilen Araplar daha iyi göreceklerdir. Ay senaryoyu tekrar izlemek üzereyiz.

Olasılığı ve karlılığı en yüksek olan savaşlar: Arap – İran - Kürt savaşları;

Bu savaşlar ile ülkelerin bankacılık sistemleri güven kaybedecek mali kaynaklar daha güvenli ABD ve Avrupa ülkelerine kayacaktır.,

ABD ilaç şirketleri tarafından ilaç,

Bu savaşlara ABD silah şirketlerinin silah sağlaması,

Vb savaş ekonomisi ihtiyaçlarının ABD tarafından karşılanması ile olacaktır.


(İsrail parantezi)

Ortadoğu’da ayrışma çalışmalarında özellikle İsrail büyük ve önemli çalışmalar yapmaktadır. İlk önce Arapları , Filistin ve İran konusunda ayrıştırmıştır. Şimdi ise, Irak’ın parçalanması konusunda ayrımlara düşürecektir. İranla yapılacak muhtemel bir savaşı bir suni Arap kanalıyla başlatıp gidişata göre kendiside girebilecektir. Bu konuda devlet yöneticilerine suikastlar düzenleyerek terör örgütlerinin üzerine atacaktır.


Öncelikle nakdi kaynaklar neden ABD’ye aksın?


OBAMA’nın İslam dünyasına yakın görünecek, ABD politikaları tamamen değişecek tüm İslam ülkelerine eşit uzaklıkta ve dost olacak… Obama’yı bu bağlamda bir Cuma namazında görmek hiç şaşırtıcı olmayacaktır.


Bu paralar Direk ABD’ye gitmezse; DUBAİ, Hong Kong ve İstanbul bu konuda yeni Newyork Modeli seçilebilir. Bu seçim için ön şart bu ülkelerin merkez bankalarının özelleştirilmesidir. İslami bankacılık sisteminin bu ülkelerde oturtulmasıdır.


Dünya piyasalarının şu anki krizden dolayı yüzde 30’a varan oranlarda küçülmesi nedeniyle ABD şirketleri batacaktır. Bu da daha büyük bir istihdam kaybına ve Neredeyse Tüm ABD’li şirketlerin kendine vatan bulma ihtiyacını doğuracaktır. Bu da ABD ekonomisinin 1 yıl içinde ya da beklenen yeni dalgalarla ve panik haldeki para sahiplerinin aksiyonları ile yüzde 80’lere varan bir küçülmeyi gösterecektir. Bunun anlamı da şudur; ABD ne yapacaksa hemen yapmak zorundadır. Yoksa kurtulamayacaktır. ABD’de Yahudi düşmanlığı artacaktır, özellikle Yahudi kökenli şirket ve bankalardan halk yatırımlarını alacaklardır.


Yapılacakların planı bundan 12 ay önce hayata geçirilmeye başlanmıştır.

ABD’nin aktif bir sömürü savaşının kendilerine daha fazla gelir sağlayamayacağını gören ABD derin devleti, kendisinin savaşmadığı ve tüm dünyaya daha sevimli bir poza gireceği konumu oluşturarak; sempatik ve dost ABD rolünü başlatacaktır.


Öncelikle Müslüman Dünyasına yakın görünen bir başkan adayına başkanlık takdim edilmiş. İnsanlara işte fırsat eşitliğinin olduğu gösteriminde bulunulmuştur. Bu başkan sayesinde Müslümanlara düşmanlık durdurulmuş, İstikrarsız ve içinde muhalif gurupların cirit attığı Irak’tan ABD ordusunun büyük bölümünün geri çekileceği planı devreye sokulmuştur. Bu sayede ABD hem aktif savaş masraflarından kurtulacaktır. Hem iç politikada huzuru sağlayacaktır. Dış politikada artık savaşmayacaklarını beyan etmiş olacaklardır. Bununla birlikte açtıkları cephede fitnelerle tarafları birbirlerine düşürerek küçük gruplardan büyük savaşlar çıkararak yeniden tüm Ortadoğu’yu kendisine bağımlı hale getirecektir.


Bu konuda asker geri çekme sürecinde, İran’la ilişkilerin düzeltilmeye çalışılması, Arap dünyası ile ilişkilerin yeniden yapılandırılma çalışması ve dostlukların daha sıkı hale getirilmesini izleyeceğiz. Kısaca ABD tüm Müslüman âleminin yegâne dostu görünecektir.

Bunu da Obama başa geçtiği gece saldırılarını durduran İsrail’in hareketinden anlayabiliriz.

DÜNYA KRİZDEN HEMEN NASIL KURTULUR:

Dünya krizden kurtulmak için emtialarda (yani ticari ürünler) para birimini değiştirmek zorundadır yoksa ABD ekonomisi daraldıkça şirketler ve ülkeler batacaktır. Çünkü dolar ile yapılan her borçlanma ABD ekonomisini direk veya dolaylı fonlama anlamına gelecek ve bu geri dönüşümü sürekli zarar olan bir fonlama olacaktır. Peki ne olursa hemen kurtulur? Altın bu konuda krizden kurtulmanın tek yoldur. Altına endeksli fiyatlar ABD’nin batışı anlamına gelecektir. Dolar sahipleri ABD dolarlarını altın ile takas ettiklerinde ABD ekonomisi karşılıksız dünyada dolaşan paraları yüzünden çökecektir. Dünya ancak ABD’yi feda ederek kendini kurtarır. Bu da dünya için acı bir reçete olsa da sadece yüzde 20 daha küçülerek büyümenin yolu açılacaktır. Bu konuda en önemli aksiyon Avrupa ülkelerinin vereceği karardadır çünkü bu onların istikbalinin kararıdır. Aksi takdirde kendi beyin ve iş güçlerini İslam ülkelerine kaptıracak 200 yıl geriye gideceklerdir.

Yâda ABD ile Avrupa, Rusya ve Japonya’nın soğuk ve beklide sıcak savaşı da çok uzak değildir.


Para birimi Altın olduğunda Türkiye;

Zengin altın kaynakları nedeniyle Türk ekonomisi ve devleti aç düşmanlarla karşılaşacaktır.


Şimdi Türkiye’de ne olacak;

Türkiye dış Pazar daralmasının içe dönük küçülme etkilerini yaşamaktadır. Dış pazarlarda ki rakiplerinden öne geçmek için yeni vergi reformu yapması şarttır. Enerji maliyetlerini düşürmesi veya kaldırması, vergi oranlarını düşürmesi bunu hemen yapması en karlı yol olacaktır. Bu sayede vatan arayacak şirketleri ülkeye çekebilir ve krizin en büyük sorunu olan istihdam problemini ortadan kaldırır ve iç ekonomisini düzeltir. Yükselen eğilim finansal sigortacılık olmalıdır. Dolar kuru; dolarla borcumuz olduğundan ve batan ABD dolarlarından dolayı Dolar’ın Türk Lirası karşısında değeri artmaya mahkûmdur.


İSLAM DÜNYASI HEMEN NE YAPMALI:


Hemen tüm ülkeler en üst düzey toplanmalı;

Muhalif grupların ortak paydada yatıştırılmasının sağlanması planlanmalıdır.

Ortadoğu’da 6-18 ay içinde olası yeni kurulacak devlet ve harita değişikliğine verilecek aksiyon belirlenmelidir. Şimdiden bu aksiyon deklare edilmelidir. Irak içinde yönetim destek ve yapılandırılma çalışması planlanmalıdır.


Terör grupları içinde olası nükleer saldırı durumunda alınacak aksiyon belirlenmelidir. Burada en büyük saldırıya uğrayacak ülke İran’dır ve diğer saldırı odağı Kürt bölgesi olabilir.

Petrol fiyatlarının endeks para birimini hemen değiştirme yoluna gidebilir.


ABD’NİN KREDİ NOTU NEDEN DEĞİŞMİYOR?


Tüm dünya ülkelerinin kredi notlarını belirleyen ABD kökenli şirketlerin ABD’nin kredi notunu şu dönemde C-(eksi)‘ye düşürülmesi gerekirken bu konuda bir yaklaşımın dünyada oluşmaması işin en ilginç kısmıdır. Bu bir ahlaksızlıktır ve bunu krizin başından beri sürdüren ABD bilimselliğin dışında Yahudi baskısıyla siyasi olarak sürdürmektedir.
Bu haber toplam 1236 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri