Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Baykal’ın siyaseten ipini kimler çekti?

18.05.2010 11:08
Baykal'ın kaset skandalı Ergenekon tezgahı mıydı? Baykal projesinden sonra sıra AK Parti'ye mi gelecek? Abdülkadir Selvi Ankara'nın nabzını ANLATTI...

Dursun Kabaktepe'nin röportajı

İçimizdeki Gladio ile Yüzleşmek kitabının yazarı ve Yeni Şafak Ankara Haber Müdürü Abdülkadir Selvi, eski CHP lideri Deniz Baykal’ın başına gelenlerin komplo değil de bir proje olduğunu söyledi. Selvi, Baykal’ı istifa etmek zorunda bırakanların muhalefeti inşa ettikten sonra sıranın AK Parti’ye geleceğini belirterek Türk siyasetinde yaşanan büyük oyunu Moralhaber.Net’e açıkladı. Bizde Abdülkadir Selvi’ye CHP’de neler yaşandığını, Baykal’ın siyaseten ipini kimlerin çektiğini, Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığını ve tüm bu olaylar yaşanırken Ergenekon davasında neler olduğunu sorduk. Selvi’de, siyasetin nabzını tuttuğu Ankara’da hangi hesaplaşmaların olduğunu samimi bir dille anllattı.

BAYKAL’IN KOLU KANADI KIRILDI


- Deniz Baykal’ın başına gelen skandal olaydan sonra CHP’de sular durulmuyor. Bütün tartışmalara rağmen Kemal Kılıçdaroğlu, Baykal’a rağmen adaylığını açıkladı. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
CHP’de mücadele yeni başladı.  Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile birlikte Baykal, kolu kanadı kırılmış bir lider olarak yarışa zorlanacak. Kendisi bizzat aday mı olacak, yoksa uzaktan kumandalı isimler aracılığıyla mı yarışacak, henüz belli değil. Ancak CHP şu andan itibaren ikiye bölünmüş durumda. Çok önemli gelişmelere gebe.

-Peki, Baykal'a ait olduğu iddia edilen görüntünler CHP liderinin dediği gibi bir 'komplo' mu; yoksa başka hesapların olduğu bir oyun mu?
Bunu  bir komplo olarak değil, bir sürecin düğmesine basılması olarak görüyorum. Bu bir projedir. Neden proje diyorum; çünkü  uygunsuz görüntüleri yayınlamak suretiyle Baykal’ı, CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa etmek zorunda bırakanlar, aynı zamanda kimi getireceklerini de belirlemiş durumdalar. Bu uzun vadeli olarak önce muhalefeti inşa etme sonra da iktidarı yıpratarak erken bir seçimde ya da 2011’de  yapılacak olan seçimde yeni bir iktidar modelini ortaya çıkarma projesidir. AK Parti karşıtı bir hükümet modeli için kaset mühendisliği yöntemiyle düğmeye basılmış oldu. Bu kasetin mağduru Baykal olabilir ama CHP ve muhalefet değildir. Onların arınması için bir süreç başlatıldı. Heybesinde bu tür ilişkiler olan bir liderle, seçim kazanamayan, topluma güven vermeyen bir CHP  ile  AK Parti’ye alternatif bir hükümet formülü oluşturmak mümkün değildi. Projenin birinci ayağında bu yapıldı.



BAYKAL’DAN SONRA SIRA AK PARTİ’YE GELECEK

-Bundan sonraki aşamada ne olur?
Zeminin sağlanması için kazıklar çakılıyor.  Tabii bu projeyi yürütenler mutlak güç sahibi değildir. Baykal’ın da bir gücü var. O da buna direniyor, bununla pazarlık yapıyor. Kazıklar çakılıp, zemin sağlamlaştırıldıktan sonra projenin ikinci ayağına geçilip, AK Parti’nin yıpratılması sürecine girilecektir.

-Neden AK Parti’nin yıpratılması değil de başta CHP  olmak üzere muhalefetin inşası ile işe başlanıldı?
Muhalefeti yeniden yapılandırmadan, AK Parti’yi yıpratırsanız bu muhalefete yaramıyor? Önce iktidardan kaçanları toplayacak bir havuz oluşturmak lazım. Muhalefeti seçmen nezdinde tercih edilecek bir yapıya kavuşturmak gerekiyor. Şimdi yapılan budur.

-Baykal ve CHP ile ilgili bu durum Türk siyasetinin dengesini nasıl etkileyecek?

Çok etkileyecektir. Dikkatle takip etmemiz gereken bir dönemi yaşıyoruz. Kaset mühendislerinin bir gücü olduğu kadar siyaseten ipi çekilmek istenen Baykal’ın da bir gücü var. Gelişmeler sadece CHP ile sınırlı değil. Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı bir sürecin içine girdik.

-CHP liderinin hükümeti hedef göstermesi, ardından Başbakan Erdoğan 'İsteseydik 4 yıl önce siyasi hayatını bitirecek belgeyi yayınlardık' sözü ile ne demek istedi sizce?
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a ait olduğu iddia edilen görüntülerin internete düştüğü sırada Meclis’te Anayasa oylaması devam ediyordu. Başbakan Erdoğan o zaman ve daha sonra MKYK toplantısında parti yöneticilerine,”Bu iş siyasi muhalifimizi zor durumda bırakır. Başka bir şey gibi gözüküyor, bu konuya girmeyin ve konuşmayın” diye talimat vermişti. Başbakan bu nezaketine karşılık Baykal’ın suçlamasıyla karşılaştı. Bir savunma olarak bu sözü söyledi. Kendisi devleti yönetiyor, elinde ne tür bilgiler var; bilmek mümkün değil.

ERGENEKON SÜRECİNİN KODLARI KASET OLAYINDA GİZLİ


-Türkiye, Baykal olayına kilitlenmişken Ergenekon davasında da ilginç gelişmeler yaşanıyor. Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner, 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk ve Albay Dursun Çiçek için kurtarma operasyonu başlatıldığına dair iddialar gündemde. Sizce Baykal olayı yaşanırken Ergenekon'un Erzincan davasında neler oluyor?
Bu durum Ergenekon’un hala çok canlı ve özellikle de yargı boyutunda etkili olduğunu gösteriyor. Erzincan olayı Ergenekon sürecini tersine çevirme girişimiydi. Bu ters tepti. Şimdi Ergenekon’un Erzincan yapılanmasını yargıdan kaçırma girişimine tanık oluyoruz.

-Baykal'ın kaset skandalı Ergenekon davasının gündemden düşmesi için yapılmış bir tezgah olabilir mi?
Ergenekon davasının gündemden düşmesi için yapıldığını düşünmüyorum. Kaset olayıyla birlikte  Ergenekoncuların da rahatlayacağı ve Türkiye’nin gidişatını tersine çevirecek olan yeni bir süreç planlanıyor. Bu sürecin kodları o kaset olayında gizli. Zaten bu proje başarılı olursa, Silivri’deki darbe tutukluları kahramanlar gibi salınarak çıkarlar. Çünkü bu süreci planlayanlar Ergenekoncuları darbe suçlusu değil, AKP mağduru görüyorlar.

-Islak imzalı belge, Balyoz darbe planı, Anayasa tartışmaları, Baykal skandalı derken şimdi de YSK'nın referandum kararı çıktı. 12 Eylül referandum günü olarak belirlendi. CHP yine Anayasa Mahkemesine gitti? Buradaki siyasi plan nedir?
Anayasa Mahkemesi aracılığıyla HSYK ve Anayasa Mahkemesi’nin yapısıyla ilgili maddeleri iptal ettirmek. Ardından da demokratik kriterler açısından önemli olan ancak siyasi tarafı bulunmayan maddelerin referandumdan geçmesini sağlamak. Böylece Türkiye’nin 30. yılında 12 Eylül’le, darbe hukukuyla hesaplaşmasını, demokrasi sicilimize darbelerden hesap soran ülke olma gibi bir notun eklenmesini engellemeye çalışıyorlar.

- İçimizdeki Gladio ile Yüzleşmek kitabının yazarısınız. Bu bağlamda Türkiye'nin son 15 yılını değerlendirecek olursanız Gladio’nun etkisi hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Türkiye’nin yaşadığı darbe süreçlerinde Gladio’nun düzenliyen, tanzim eden ve yöneten beyin olarak çok önemli bir rolünün olduğunu düşünüyorum. Son 15 yılda ise Türkiye’nin adım adım Gladio ile yüzleştiğini görüyorum. Bu dönemi demokrasimizin çocukluk hastalıklarından kurtulup, özgüvenini yakaladığı bir dönem olarak değerlendiriyorum.

GÜL:  TÜRKİYE’NİN KADERİNE YA BİZ HÜKMEDECEĞİZ, YA DA ONLAR


-Türkiye'nin yıllardan beri var olan sorunlarının üzerine gidebilecek seviyeye gelmesini neye bağlıyorsunuz?
28 Şubat sürecini yaşayan kadroların işbaşında olması çok etkili oldu. 28 Şubat süreci şunu gösterdi ki; darbecilerle uzlaşmak, ortak bir noktada buluşmak ya da tehlikeyi en az zararla atlatmak mümkün değil. O nedenle 27 Nisan gecesi dönemin Dışişleri Bakanı ve bugün Cumhurbaşkanımız olan Abdullah Gül’ün, “Vereceğimiz kararla bundan sonra Türkiye’nin kaderine ya biz hükmedeceğiz, ya da onlar” sözünün bu süreci özetlemek adına çok önemli olduğunu düşünüyorum. Başta Başbakan olmak üzere  AK Parti’nin karar mekanizmaları mücadele etmedikleri taktirde darbecilerin  kendilerine hayatı zindan edeceğini gördüler. Erbakan önlerinde canlı bir örnek, merhum menderes ise ibret verici bir örnek olarak durdu.

Moralhaber.Net

Bu haber toplam 1266 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri