Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bir zamanlar Dünya Siyonist Örgütü başkanıydı, şimdi günah çıkarıyor

20 Aralık 2008 / 19:26
Bir zamanlar Knesset'in ve Dünya Siyonist Örgütü'nün başkanı olan Burg, şimdilerde, İsrail'i yeren kitabıyla gündemde.
Bir zamanlar Knesset'in başkanı olan Burg, şimdilerde, İsrail'i yeren kitabıyla gündemde. Bir dönem Dünya Siyonist Örgütü`nün başkanlığını da yapan Burg, yazdığı bir kitapla, yıllar sonra günah çıkarttı. İsrail devletini ve siyonist politikaları acımasızca eleştirdiği kitabıyla, Burg, şu anda İsrail`de 'istenmeyen adam' durumunda.

Avraham Burg, İsrail`de çok iyi tanınan bir siyonist lider, aynı zamanda ülkede bakanlık yapmış fanatik dinci Milli Yahudi Partisi lideri Yasef Burg'ün oğlu. Avraham Burg, İsrail'de 1999-2003 yılları arasında da Knesset başkanlığı yaptı.

Hayatını dini bütün bir Yahudi olarak geçiren Burg, uzun yıllar boyunca siyonist hareketin en üst kademelerinde görev aldı, İsrail hükümeti için Amerika`da lobi faaliyetleri yapan Yahudi gruplarla çalıştı. Ancak, dört yıl önce politikayı bırakan Burg, siyonist anlayışa karşı savaş başlattı. Geçen yıl yayımlanan kitabında İsrail`in bir Yahudi devleti olmasını ve bütün yahudilere vatandaşlık hakkı verilmesini sert sözlerle eleştirdi.

`İsrail`deki Araplar aynen Hitler zamanında Almanya`da yaşayan Yahudiler gibi, aslında bütün toplum Hitler`in yükselişe geçtiği yıllardaki Almanya`yı hatırlatıyor` ifadelerini kullanan Burg, İsrail`i geleceği olmayan bir imparatorluğa benzetti:

Kitabında, 'İsrail nereye gidiyor?', 'Demokratik bir Yahudi devleti ne demek?', '60 yıl önce genetik mühendisliği kendilerine karşı kullanılan Yahudilerin bugün kendilerini genlerle belirlemesi ne anlama geliyor?' gibi s orularına cevap arıyor.

İsrail'in yakında, tıpkı Hitler dönemindeki Nuremberg yasaları gibi kanunlar yaparak Yahudilerle Arapların evlenmesini yasaklayabileceğini iddia eden eski Zionistin sert eleştiriler İsrail`de tokat etkisi meydana getirdi.

İsrail`deki birçok insan 53 yaşındaki Burg`ün sorularını " Ülkenin dayandığı ana kaynağın zehirlenmesi" olarak yorumluyor. Kendisiyle röportaj yapan bir gazeteci Burg`ü İsrail karşıtı bir kitap yazmakla suçladı ve "Kitabınız İsraillilik kimliğine nefret kusuyor" dedi.

Her ne kadar Burg suçlamaları reddetse ve kitabını "sevgi" ile yazdığını söylese de sorduğu bazı soruların İsrail`de deprem meydana getirmemesi mümkün değil: 'İsrail tarihinin en önemli olayı olarak Holocost`u seçmekte haklı mı?', Hem demokratik hem Yahudi bir devlet olmak mümkün mü?' soruları ve İngilizce basılan kitabın başlığı onun fikirlerini özetler nitelikte: 'Holokost sona erdi; Küllerimizden yeniden doğmak zorundayız'.

İlk kez New York`ta uzun bir yürüyüş sırasında karşılaştığı onlarca kişinin hiçbirinin yahudi olmamasını farkettiğinde ne kadar izole bir hayat yaşadığını farketmiş Burg. Kendini çepeçevre kuşatan Yahudi yaşam tarzından ve cemaat ilişkilerinden uzaklaşmaya karar veren Burg, İsrail`in yeni ve bütünleştiren bir kimlik etrafında politika yapmasını istiyor.

İsrail`in Holokost Müzesini de kapatmasını teklif eden Burg onun yerine 'Uluslararası bir ceza mahkemesi binası konmalı' diyor ve ekliyor: "Soykırımın önlenmesi için merkez haline gelmesini istediği bu binada ilk yargılanması gereken isimleri bulmak için çok uzağa gitmek de gerekmeyecek."

Eşinin vatanı olan Fransa`nın vatandaşlığını alan Burg, şimdilerde eski arkadaşları tarafından terkedilmiş bir halde sakin bir hayat sürüyor.

Burg'ün dönüşümünün ilk işaretlerini verdiği sırada The Guardian'da da bir yazı kaleme alarak, İsrail devletini yerden yere vurmuştu. İşte o yazıdan da bazı bölümler:

"Siyonist devrim daima iki temele dayanmıştır: adil bir yol ve etik bir liderlik. Bunların ikisi de işlemiyor artık. İsrail ulusu bugün yolsuzluktan ibaret bir inşaat iskelesinin içinde, baskı ve adaletsizlikten bir temelin üzerinde duruyor. Şu halimizle Siyonist girişimin sonu zaten kapımızın eşiğinde sayılır. `Gevezeden geçilmeyen bir memlekette bir anda herkes dilini yuttu, çünkü söylenecek başka bir şey kalmadı. Gümbür gümbür bir başarısızlığın ortasında yaşıyoruz. Evet İbranice`yi yaşatmayı başardık, harikulade bir tiyatro yarattık, ulusal para birimimiz güçlü. Yahudi zekalarımız her zamanki kadar keskin. Nasdaq`da hisselerimiz satışta. Ama devleti bunlar için mi kurduk biz? Yahudiler 2 bin yıldır, yeni silahlara, bilgisayar güvenlik programlarına veya füzesavarlara öncülük etsinler diye hayatta kalmadı. Diğer ülkelere ışık tutacaktık biz. Tutamadık. `Yahudiler`in 2 bin yıllık hayatta kalma mücadelesi, sonunda hem kendi halklarına hem de düşmanlarına kulaklarını tıkayan, kanunları hiçe sayan rüşvetçilerden oluşan ahlaksız bir çete tarafından yönetilen bir yerleşimler devletine dönüştü. `Adaleti olmayan bir devlet, ayakta kalamaz. `İsrail toplumunun sonuna doğru geri sayım başlamış durumda. `Filistin yol barikatlarının bir-iki kilometre ötesinden uzanan otoyolda seyahat ederken, kendisine ayrılan bozuk, bloke edilmiş yollarda saatler boyu sürünmek zorunda bırakılan, horlanan Arap`ın yaşadığı utancı anlamak zor. İşgalciye ayrı, işgal edilene ayrı yol. `Bu böyle gidemez. Araplar başını önüne eğip utanç ve öfkesini sonsuza dek içine atsa bile, bu böyle gitmez. İnsanların hissizliklerine dayanarak inşa edilen bir yapı, kaçınılmaz olarak çöker. İçinde bulunduğumuz anı unutmayın: Siyonizm`in üstyapısı şimdiden ucuz bir Kudüs düğün salonu gibi çökmeye başladı. Alt katta kolonlar yıkılırken hala üst katta oynamaya ancak aklını kaçıranlar devam eder. `Yol barikatlarındaki kadınların çektikleri acıları görmezden gelmeye alıştık artık. Tecavüze uğrayan kapı komşumuzun çığlıklarını veya çocuğunu namusuyla geçindirebilmek için canını dişine takan yalnız annenin ağlayışını duymamamıza şaşmamalı. Kocalarınca öldürülen kadınların çetelesini dahi tutmaya tenezzül etmiyoruz. . `Filistinliler`in çocuklarını önemsemeyi bırakmış olan İsrail, onlar tepeden tırnağa nefrete bürünmüş bir halde gelip, İsraillilerin kendilerini içine kapattıkları hayal dünyalarının göbeğinde kendilerini havaya uçurunca şaşırmamalı. Bizim eğlence mekanlarımızda intihar ediyorlar, çünkü gerçek hayatları bir işkence. Restoranlarımızı kanlarıyla yıkayarak iştahımızı kaçırıyorlar, çünkü evlerinde çocukları, anneleri, babaları aç ve sefil durumda. Günde bin elebaşını da öldürsek hiçbir şey çözemeyiz, çünkü liderler alttan geliyor -nefret ve öfkenin kaynağından, adaletsizliğin ve ahlaki çürümenin `altyapıları`ndan. `Tüm bunlar kaçınılmaz, değişmez, takdiri ilahi olsa, sesimi çıkarmazdım. Ancak işler daha farklı olabilir, bu yüzden haykırmak, ahlaki bir zorunluluk. `Bir yandan Filistinli çoğunluğu İsrail çizmesi altında bastırıp diğer yandan Ortadoğu`daki tek demokrasi olduğumuzu iddia edemeyiz. İster Arap ister Yahudi, burada yaşayan herkes eşit haklara sahip olmadıkça demokrasi olamaz. `Büyük İsrail ülkesini mi istiyorsunuz? Sorun değil. Bırakın demokrasiyi. Gelin esir kampları ve gözaltı köyleriyle, etkin bir ırk ayrım sistemi kuralım. `Yahudi çoğunluk mu istiyorsunuz? Yapalım. Ya Arapları trenlere, otobüslere, develere ve eşeklere bindirip toptan kovalım ya da ıvırıp kıvırmadan kendimizi onlardan tamamen ayıralım. `Demokrasi mi istiyorsunuz? Hay hay. Ya son yerleşimine varıncaya kadar büyük İsrail`i aklınızdan çıkarın ya da Araplar dahil herkese tam vatandaşlık ve seçme hakkı tanıyın. Bunun sonucunda tabii ki, yanı başımızda Filistin devleti kurulmasını istemeyenler, bunu tam da ortamızda bulur -oy sandığı sayesinde. `Başbakan seçenekleri açıkça ortaya koymalı: Ya Yahudi ırkçılığı ya demokrasi. Ya yerleşimler ya her iki halk için ümit. Ya dikenli teller ve intihar saldırılarının yanlış vizyonları ya da iki devlet arasında uluslararası toplum tarafından tanınan bir sınır ve Kudüs`te ortak başkent. `Dışarıdaki dostlarımız da (Yahudiler ve Yahudi olmayanlar, devlet başkanları ve başbakanlar, hahamlar ve dinle ilgisi olmayanlar) bir seçim yapmalı. Ellerini uzatıp, İsrail`in yol haritasını bir barış, adalet ve eşitlik toplumu olarak diğer ülkelere ışık tutacağımız günlere götürecek şekilde kullanmasına yardım etmeli."


Bu haber toplam 3404 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri