Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Birand küpe taktı

21 Temmuz 2008 / 13:06
Birand, ekranda tabuları yıkmaya hazırlanıyor. Eylül'de Kanal D ekranında farklı bir Birand'la karşılaşacaksınız!
Usta gazeteci Mehmet Ali Birand, hayatına dair pek çok önemli şeyi Gülin Yıldırımkaya ile paylaştı. Birand, yokluk yıllarını anlatırken hüzünlense de hayatına dair üç önemli aşamayı da saymadan edemiyor. Bir de tabi Birand'ın küpe tutkusu!

İşte Kanal D Haberin patronu Birand'ın hayatı;

Üç önemli dönüm noktası: Üç etabı oldu. Birincisi, Büyükelçi dayım Mahmut Dikerdem beni Galatasaray'da okuttu, parasını verdi. O beni eğitimsiz kalmaktan kurtardı, en alttan kurtardı. Arkasından gazeteye girdim, Abdi İpekçi'nin yanına. O, çok sevdiğim bir işi yapma keyfini getirdi, ve bir çentik daha zıpladım. Üçüncüsü de Cemre ile evlendim. Üçüncü çentik oldu bu da. Bunu laf olarak "İşte evlenince çok mutlu oldum da" falan diye söylemiyorum, hayır. Beraber yaşadığınız insanın size katkısı vardır, o katkıdan dolayı, o manevi katkıdır, beraber hareket edebilme katkısıdır, aldığınız kararları onunla birlikte alıp, etkili karar alabilmenizdir. Beraber adım atabilmenizdir. Kendinize güveninizi artırmaktır, kadın dediğin odur. Kadın yoksa seviştiğin insan değildir, evlilik müessesi odur. Bu üç şey beni oradan kurtardı.



Birand, röportajında
Eylül'de ekrana küpe
takarak çıkacağını
söylüyor.


Muhabirken bilet sattım: (...) Veliefendi Hipodromu'nda bilet satardım mesela. Hayatımı kazanmam lazımdı yani, Milliyet'e girdiğim zaman bugün olduğu gibi o zaman da çok fazla para verilmezdi, ama anneme bakmam gerekiyordu. Daha evlenmemiştim. Eve bakmam gerekiyordu. Haftasonunda, hatta Galatasarayfutbolcu, Reha isminde soyadını unuttum. O, Veliefendi'nin müdürüydü. Ona gidip rica ettim. Böyle kabinler vardır, orada bilet satarsınız, Cumartesi Pazarları bilet satardım. Associated Press vardı, Milliyet'in üzerinde. Orada izinli olanlar olduğu zaman onların yerine part time, aşağıda işim bittiği zaman gece yarısına kadar çıkar tercüme yapardım. Ondan sonra dergilere yazılar yazardım, ek para kazanabilmek için.

Gazeteci yalıda oturamaz: Genelde sizin gibi imkansızlıklar içinde büyümüş, zorluk çekmiş kişiler biraz cimri olur. Bu durum sizin parayla ilişkinizi nasıl etkiledi. Oğlunuza mesela "Ben çok zorluk çektim, ne istiyorsa vereyim" diye mi yaklaştınız, yoksa tam tersi "Varlığın yokluğu da var, aman oğlum" mu dediniz?

Tam ne istiyorsa alsın değil ama ona yakın. Çünkü benim tek oğlum. Ben çocuğa çok inanıyorum. Çocuksuz aileleri anlayamıyorum. Çünkü bu dünyada bırakılacak tek şey var. Ne bu kitaplar, ne uçup giden haberler, çocuk. Tek varlığınız o. Ben çok mutlu yaşadım, keyifli, şanslı yaşadım Allah bozmasın, bir de oğlan şanslı olsun. Para konusunda da yani cimri olmadım ama tutumlu oldum. Fakat yaptığım iş elimden öyle büyük milyonların geçtiği bir iş değil. Gazetecilikten zengin olsanız bile, nerenize yani yani evet bir iki tane eviniz olur, iyi bir arabanız olur, ki benim de bunlar var. Ama yalıda oturamazsınız.


Birand için iki ünlü markanın erkekler için tasarladığı
modelleri tercih ettik. İlki pırlantalarla süslenmiş model
diğeri biraz klasik...

Kavacık'ta oturuyorum: Oturanlar var da, benim şeyim o değil. Sizin eviniz apartman dairesi mi? Hayır, Kavacık'ta bir evim var. Bodrum'da bir evim var, teknem var. Yine de başladığınız noktadan sonra iyi bir yerdesiniz. Gayet tabii, ama bu bizim bugün anladığımız anlamda zenginlik değil. Göreceli birşeydir bu herkese göre tabii ama bana zenginlik derseniz. Benim zengin diye sayacağım insanlar başka insanlar. Parayla çok içiçe, vıcık vıcık yaşamadığımdan dolayı benim paraya yaklaşımım hep belirli bir noktada ama tutumlu oldum.

Uğur Dündar'la rekabet keyifli: Birincisi Uğur ile rekabet benim için çok keyifli. Uğur Dündar önemli bir isim, bir marka. Bir markayla rekabete girmek sizin markanızı da güçlendirir. Onun için son derece memnunum. Haftada bir iki defa ben düşüyorum, bir iki defa Uğur düşüyor. Öyle genel bir trend yok. İkincisi, yaza girdik. Star Haber, Show Tv bir buçuk saat bülten yapıyor, biz 42 dakika bülten yapıyoruz. Tabii siz maç yapmadığınız zaman kenarda dururken gol attıklarında yapacak birşeyiniz yok. Yazın seyircisi de değişiyor. Ve dediğim gibi ben bunun tapusunu almadım. Gayet tabii Uğur da birinci olacak, Ali birinci oluyor. Ali çok birinci oluyordu tatile çıkmadan önce, ama neden oluyordu, çok uzatıyordu süreyi. O kadar birbirine bağlı şeyler ki.

Uğur'a "kıskanıyorum" diye mesaj attım: Ekranda değilsem Uğur'dan izlerim. O zaman sizce 1. Uğur Dündar, 2. Ali Kırca mı? Aslında şöyle söyleyeyim. Bir, birdir. Çünkü biz aynı kuşağız, aynı yerlere bakıyoruz. Ali'yle Uğur arasında zap yaparım ekranda değilsem. Ama ben yine de Ayşenur'un yönetimindeki bu ekiple Deniz Arman da sunsa, başkası da sunsa önce Kanal D'yi izlerim. Deniz Arman'ın da birikimi var, ama orada önemli olan Ayşenur'un o yemeğe verdiği tad, üslup.

Habertürk

Bu haber toplam 1004 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri