Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

BM'nin Kerkük Planı

15 Mayıs 2008 / 09:03
Birleşmiş Milletler'in yeni Kerkük Planı.

Kerkük'te Kürtleri, Türkmenleri, Arapları, az sayıda da olsa Hıristiyan unsurlar Asuriler ve Keldanileri barışçıl bir formül üzerinde buluşturmak mümkün olabilecek mi?

Son gelişmeler umut verse de çatışma sebebi Irak'ın tarihinden uzun olan Kerkük meselesinin kısa vadede çözümünü beklemek için henüz erken. Ancak BM'nin Irak Özel Temsilcisi İsveçli diplomat Staffan de Mistura'nın üzerinde çalıştığı öneri paketi umut veriyor...

Kerkük sorununa tüm tarafların kabul edebileceği, adil, kalıcı, referandumsuz ve barışçıl bir çözüm bulunabilir mi? Kürtleri, Türkmenleri, Arapları, az sayıda da olsa Hıristiyan unsurlar Asuriler ve Keldanileri barışçıl bir formül üzerinde buluşturmak mümkün olabilecek mi?

Son gelişmeler umut verse de çatışma sebebi Irak'ın tarihinden uzun olan Kerkük meselesinin kısa vadede çözüm beklemek için henüz erken. Önelikle, 2007 yılı Aralık ayının ortasında Kuzey Irak'taki yerel Kürdistan Bölgesel Yönetimi Parlamentosu'na ve Kerkük'e giderek giderek tüm gruplarla görüşen, referandumun 6 ay ertelenmesini sağlayan BM'nin Irak Özel Temsilcisi İsevçli diplomat Staffan de Mistura'nın üzerinde çalıştığı öneri paketi umut veriyor. 15 Mayıs'ta taraflara sunulması beklenen öneri paketi, yansıdığı boyutuyla Washington'daki diplomatik çevrelerce olumlu not almış durumda.

Daha da önemlisi Türkiye ile Kürt yerel yönetimi arasında başlayan diyalogun yanı sıra Kürt diasporasının geçtiğimiz hafta sonuna doğru ABD Kongresi'nde düzenledikleri 140. Madde ve Irak'ın Geleceği başlıklı konferansta katılımcıların konuşmalarında ve kulislerde verdikleri “barışçıl ve adil çözüm” mesajları. Sondan başlayıp başa gidelim.

KERKÜK İÇİN WASHINGTON ÇIKARTMASI

Sponsorluğunu Washington Kürt Enstitüsü (WKI), Pensilvanya Devlet Üniversitesi Etnik Çatışmalar Programı (The Penn Program in Ethnic Conflict-University of Pennsylvania) Kuzey Amerika Kürt Ulusal Kongresi (KNC NA)'nin ortaklaşa düzenlediği konferansın ana fikrinin, konuşmacıların sunumlarından Kerkük'ün, “anayasal, demokratik, tarihi, coğrafik, demografik, güvenlik, politik...” nedenlerle Kürtlere verilmesi, daha doğrusu Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ne bağlanması yönündeydi. Bu sebeple konuşmalarda, Kerkük'te referandum öngören 140. maddenin gereğinin yerine getirilmesi gerektiği dile getirildi.

Konferansta, sorunun diğer unsurları olan Araplar, Türkmenler ile Asuri ve Keldaniler- yoktu. Kerkük'teki Arap ve Türkmenler ile diğer unsurların vize alamadıkları için gelemediği belirtilmesine rağmen sözkonusu tarafların konferansa katılmak istemediklerin için gelmediği, Irak'ın ABD Büyükelçisinin ise konferansa davetli olduğu halde katılmadığı söylendi.

ABD'nin Irak'ı işgal etmesinden sonra bir dönem geçici yönetimin başında bulunan emekli General Jay Garner, Türçeye'de çevrilen Irak'ın Sonu (The End of Iraq: How American Incompetence Created a War Without End) isimli kitabın yazarı, Hırvatistan eski Büyükelçisi Peter Galbraith (Kürt liderler Barzani ve Talabani'nin danışmanlığını da yapıyor), sponsor üniversitenin Etnik Çalışmalar Direktörü Prof. Brendan O'Leary, KBS Parlamento Başkan Yardımcısı Dr. Kemal Kerkuki, bölge dışı sorunlardan sorumlu Bakan Dr. Muhammed İhsan ve Bölgesel Yönetim'in Washington Temsilcisi Kubat Talabani, WKI Başkanı Najmaldin Kerim, KNC Başkanı Saman Shali, Kanada eski Büyükelçisi David Berger, Washington Enstitüsü'nden David Pollock, Paris Kürt Enstitüsü Başkanı Kendal Nezan konferansa katılan isimlerden sadece birkaç tanesi.

Jay Garner'in bir selamla konuşması yaptığı konferansta, ABD'li Irak uzmanlarının Kerkük konusunda Kürt katılımcılara göre daha keskin açıklamalar yapması dikkat çekiciydi. Irak'ın Sonu isimli kitabı yayınlandıktan sonra yaptığı açıklamada,”Bağımsız Kürdistan engellenemez. Türkiye, Kürtlerle ilişkilerini iyi tutsun” sözleri Türkiye'de tepkiyle karşılanan Peter Galbraith, Kerkük'ün, Irak'ın kurulduğu tarih olan 1921'den bugüne çatışmanın kaynağı olduğunu belirterek, bugünkü sorunun “Kerkük, Kürdistan'ın parçası olmalı mı, olmamalı mı?” sorusu olduğunu belirterek, “Eğer Kerkük, Kürdistan'ın parçası olmayacaksa Arap-Irak'ın parçası olacaktır” diyordu konuşmasında.

KERKÜK ÜZERİNE KOMPLO TEORİLERİ

Prof. Brendan O'Leary, de Mistura'nın sonuna geldiği belirtilen geniş kapsamlı Kerkük planı çerçevesinde dile getirilen görüşleri, bölgedeki diğer hassasiyetlerin gözönünde bulundurulması gerektiği şeklindeki yaklaşımlara zıt bir tablo çizdi sunumunda. 140. maddenin öngördüğü referandum yasa gereği yapılması gerektiğinin altını kalın puntolarla çizen O'Leary, Kerkük sorunu çerçevesinde sıkça dile getirilen ve geniş çevrelerin üzerinde derin kaygılar taşıdığı mevcut “komplo teorilerini” de değerlendirdi. Komplo teorilerini dört başlık altında değerlendiren O'Leary, bunları “Petrolü ele geçirme (ya da kontrol altına alma)”, “Alev almaya hazır barut fıçısı”, “Korkunç Türkler tezi” ve bağımsızlık peşinde koşan “Çılgın Kürtler” olarak sıraladıktan sonra, tüm bunların komplodan öteye gitmediklerini kendi perspektifinden ortaya koyuyordu. Kerkük'ün Kürtlere verilmesi durumunda “Türkiye'nin Irak'ı işgal edeceği” şeklindeki tezi ise, Türk casusların Kerkük valisine suikast düzenlemek istediği iddiasını delil göstererek diğerlerine göre daha güçlü bir komplo teorisi olduğunu savunan O'Leary, böyle bir durumda AB'nin Türkiye'ye müzakere kapılarını tamamen kapatacağını, hatta ABD yönetiminin Türkiye'yi NATO'dan çıkartmayı bile düşünebileceğini belirtiyordu konuşmasında.

ADİL VE HAKKANİYETE UYGUN ÇÖZÜM

Konferansın katılımcılarından Dr. Kerkuki, Kerkük'ün tarihsel olarak Kürt coğrafyasına ait olduğunu Şemseddin Sami'nin Kamusü'l Alam'ından ve daha birçok tarihi veri ile demografik göstergelerden yola çıkarak dinleyicelere aktardı. Kerkuki'nin, meselenin BM özel temsilcisinin eliyle yürütüldüğünü, soruna barışçıl ve hakkaniyete uygun bir çözüm getirilmesi gerektiğini vurgulaması, sorunun çözümü için iyimser bir hava yaratıyordu. Kubat Talabani ile Muhammed İhsan da iyimser olmayı gerektiren mesajlar verdi konuşmalarında. Talabani, 2003'te Saddam'ın devrilmesiyle Kerkük'ün kolayca Kürtler tarafından ele geçirilebileceğini ama bunu yapmadıklarına dikkat çekti. Omuzlarında bugün büyük bir sorumluluk bulunduğunu Kürt yöneticileri olarak sorunun çözümü için “iyi birer yönetici olmak zorunda” olduklarını ve bunu en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştıklarını belirten Talabani de sorunun barışçıl ve adelete uygun bir şekilde çözülmesi gerektiğini, BM'nin sürece dahil olduğunu hatırlattı salondaki herkese.

Bütün bunlardan Kürtler Kerkük'ten vazgeçebilir anlamını çıkartmak elbette yanlış olur. Ancak, Türkiye'nin yerel Kürt yönetimi ile diyaloga geçtiğinin hatırlatılarak soruna “adil ve barışçıl yollardan çözüm” getirilmesi gerektiğinin Kürt temsilciler tarafından dile getirilmesi, Kerkük sürecinin olumlu bir şekilde yürümesi açısından önemliydi. Muhammed İhsan, Kerkük'le ilgili bir soruyu cevaplandırırken, “Bu sorunun Haziran sonunda tam anlamıyla çözülemeyeceği konusunda sizinle hem fikirim. Bu politik bir süreç, ama sayım ve benzeri diğer konular konusunda ben hazırım. Bilgisayarımda bir 'tık'la bütün bunları halladebilir durumdayız” diyordu. Şunu da söylemeyi etmiyordu İhsan. Celal Talabani ve Mesut Barzani'yi kastederek, “İki başkan istese bile bu maddenin gereğinin yerine getirilmesine yasal olarak engel olamazlar. Bunun yolu yok!”

ÖZEL TEMSİLCİ DE MİSTURA'NIN PLANI

Türk tarafının ne düşündüğü konusuna geçmeden önce konunun daha iyi anlaşılması açasından bir parantez açıp “öneri paketi” olarak nitelendirilebilecek BM Irak Özel Temsilcisi Staffan de Mistura'nın çantasında ne var önce ona bir bakalım. de Mistura'nın paketinde ne olduğu tam olarak bilinmiyor. Yansıdığı kadarıyla paketi ana hatlarıyla şöyle özetlemek mümkün:

1- Kerkük, 140. maddede ihtilaflı olan bölgelerden sadece bir tanesi ve tabii ki en önemlisi. Kürt bölgesinde sınırları belli olan ve resmi olarak kabul edilmiş yerler arasında şu an sadece Duhok, Erbil ve Süleymaniye var. İhtilaflı bölgeler ise kuzeybatıda Sincar'dan başlayıp Telafer, Mahmur, Şirvan (Sherwan) Kalesi, Karatepe, Hanekin ve Mendeli'yi de içine alarak doğuda Diyala kadar 450 kilometrelik bir yay çiziyor.

2- Üç aşamalı bir öneri paketi hazırladığı öngörülen de Mistura'nın 15 Mayıs'ta taraflara ilk aşama olarak bu bölgelerin hangi yönetime bağlanacağına karar verilmesi için önerilerde bulunacak. İlk etapta, diğer bölgelere göre daha az sorunlu görülen Mahmur ve Karatepe'den (Karakuş olarak da kullanılıyor) başlanacağı belirtiliyor. Bu bölgeler Kürt nüfusunun ağırlıklı olduğu ve Kürt sölgesine katılması durumunda fazla gürültü çıkarmayacak yerler olarak görülüyor. İkinci aşamada ihtilaflı bölgelerden daha sorunlu olanların üzerine gidilecek. Altun Kupri, Hanekin ve Mendeli gibi.

3- Üçüncü ve son aşamada ise Kerkük masaya yatıralacak. Staffan de Mistura'nın 2005 seçimleri, öneci rejim dönemlerinde (özellikle Saddam döneminde) tahrif edilen Kerkük sınırlarının belirlenmesi gibi somut sorunlar ortadan kaldırıldıktan masa başında referandumsuz anlaşma sağlanması. Ya da görüşbirliği sağlandıktan sonra sonuçta “ya referanduma gidilmesi veya üzerinde anlaşılmış sınırların onayına” gidilmesi.

TÜRK TARAFI: EN İDEAL ÇÖZÜM “ÖZEL STATܔ

Türk tarafı Kerkük konusunda mevcut politikasını koruyor. Yani farklı etnik yapısı, çok kültürlü, dilli ve dinli özelliklerinden dolayı bunların arasında olası bir çatışmayı önlenmesi, özelde de Irak'ın istikrarı ve geleceği için Kerkük'e “özel statü” verilmesi. Türk tarafı da Staffan de Mistura'nın çalışmalarını yakından takip ediyor ve yansıdığı şekliyle öneriye olumsuz yaklaşılmıyor. Ancak son aşamaya gelindiğinde Kerkükle birlikte masaya gelecek bir dizi soruna işaret ediyor Türk tarafı. Nedir bu sorunlar?

1- Ortada tartışmalı bir Hidrokarbon Yasası var. Bunun akibeti ne olacak?

2- Bütçeden ayrılan paylar açıkta. Belirsizlikler nasıl aşılacak?

3- Kerkük'te halihazırda peşmergeler var ve şehir bu güçler tarafından korunuyor. Kerkük Irak ulusal güçlerine devredilecek mi?

Türk tarafına göre ayrıca, diğer ihtilaflı bölgelerin çözümüde öyle pek ifade edildiği gibi kolay değil. Yöre halkının iradesi önemli ve bunlara “Bana katıldın” demekle iş bitmiş olmuyor. Referandumun ertelenmesiyle birlikte çok ciddi bir siyasi hazırlık süreci yapılması gerekiyor Türk tarafına göre. Maddeler halinde devam edelim.

4- Kentin demografik yapısı değişti. Bölgedeki etnik unsurlara (Asuri ve Keldani) rüşvet, baskı yoluyla köylerini, mal ve mülklerini terk ettirildiği yönünde bilgiler var. Aile başına on bin dolar verilerek bunların yerlerini terk ettirilmesi suretiyle “nazik etnik temizlik” yapıldığına dair veriler de var. Bunların sonuca bağlanması lazım.

5- Sıra Kerkük'e geldiğinde koşar adım referanduma gitmenin bir anlamı yok. Pazarlık yoluyla, barıçıl yöntemlerle sorunun çözüme kavuşturulması lazım. Kerkük'e çözüm aranırken tüm tarafların kaygılarının dikkate alınması lazım.

6- Referandum yapılacaksa 140. maddenin önkoşulları var: Nüfus sayımı ve normalizasyon. Türk tarafı, yapılan kimi değerlendirmelere göre tek başına normalizasyon sürecinin beş yıl sürebileceği şeklindeki yorumları hatırlatıyor. Çünkü mal ve mülk iddialarıyla ilgili iddiaların çok az bir kısmı çözüme kavuşturulmuş durumda.

7- Kuzey Irak'taki bölgesel yönetimle başlayan süreci de önemsiyor Türk tarafı. Terörle ilgili kaygılar mevcudiyetini koruyor ancak Mesut Barzani'nin son dönemdeki açıklamaları olumlu karşılanıyor ve karşılık buluyor.

Bağdat'ın yanı sıra Kürt yönetimiyle de balayan diyalog süreci Kerkük gibi can alıcı diğerler sorunların çözümüne de yardımı olabilir.

Yeni Şafak - Ali Akel / Haber7

Bu haber toplam 798 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri