Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bu ne sürat Sayın Raportör?

18 Temmuz 2008 / 10:02
Çok ilginç tesadüfler oluyor, ilginç ve fazlasıyla dikkat çekici...
Çok ilginç tesadüfler oluyor, ilginç ve fazlasıyla dikkat çekici... Örneğin ABD eski Ankara Büyükelçisi Mark Parris “Kapatma davası Ağustos'un 2. veya 3. haftasında bir cuma günü bitecek, karar açıklanacak” diyor, aradan iki gün geçiyor, bakıyorsunuz raportör davayla ilgili raporunu mahkemeye sunmuş. Ve bir başka tesadüf sonucu Parris'in görüşlerine çok benzeyen görüşünü de açıklamış.
Tabii her tür görüş olabilir, bunlar bizi değil yargıyı ilgilendiriyor. Benim asıl değinmek istediğim konu uzman anayasa hukukçularının rapor ile ilgili görüşleri...
Hukukçular ancak savunma bittikten sonra Mahkeme Başkanı'nın dosyayı ilgili raportöre vereceğini, raporun ise bundan sonra yazılabileceğini söylüyorlar (mesela türbanla ilgili davanın raporu yaklaşık 80 günde hazırlanmış). Kapatma davası çok daha ciddi bir konu olduğu, dosya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne de gidebileceği için kusursuz hazırlanması gerekiyor onlara göre...
“Henüz 3 Temmuz'da sözlü savunması bitmiş olan AKP'nin dava raporunun iki hafta gibi çok kısa bir sürede hazırlanması ve davanın Ağustos'ta bitirilmesi bir tek şekilde mümkün olabilir, ancak Mahkeme Başkanı dosyayı savunma bitmeden raportöre vermişse ki bunun da hukuken kesinlikle yapılmaması gerekir” diyorlar.
AKP'nin davanın bir an önce sonuçlanmasını istediği ve bu yönde içerden, dışardan Anayasa Mahkemesi'ne baskı yapıldığı biliniyor. Ama asıl enteresan olan şey AKP'nin isteğine göre zamanlamanın bile bugüne kadar görülmemiş bir hızla ve yöntemle yapılabilmesi ve Mark Parris'in de bu süreci Türk hukukçulardan bile daha iyi bilebilmesi.
Öyle ya, DTP'ye çok daha önce dava açılmasına rağmen halâ savunma bile verilmedi. Eğer dava özellikle mahkeme tarafından da hızlandırılıyorsa bunun da açıklanması gerekmez miydi?
11 üye aynı anda karar vermeyeceğine, isteyen üye istediği kadar süre kullanabileceğine göre (bunun da en erken Ekim-Kasım olacağını belirtiyordu uzmanlar) Mark Parris'in bu tahmini nasıl yapabildiğinin irdelenmesi gerekmez miydi?
Tabii, Raportör Can'ın bu sürati nasıl başardığının da?
Çok fazla soru işareti var her olayda!



*****


Kene milletvekilini de ısırırsa...

Bu sene Türkiye'nin birçok bölgesini saran, ölümlere neden olarak insanlara korkulu bir yaz yaşatan kene sonunda bir siyasetçiyi de ısırmış.
AKP Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç bu olayın haber yapılmasını istememiş ve “Kene ile gündeme gelmek istemiyorum” demiş.
Aslında son derece haklı bir istek, hiç kimse kene haberiyle gündeme gelmez ama ne yapacaksınız ki keneler de herkese yapışabiliyorlar. Yine de, öldürücü olmadığı takdirde sevinecek bir şey bulunabilir, bence “kene gibi yapışan ve kurtulamayacağınız insanlar” tarafından ısırılmak kenenin kendisinden bile daha korkunç olabiliyor.
Burada Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın basına “Keneleri haber yapmayın, Avrupa'da yapılmıyor” uyarısına değinmeden geçmek olmaz. Acaba şimdi Yılmaz Tunç da Bakan'a hak veriyor mu?
Yoksa “Avrupa'da haber yapılmıyor ama Avrupa'daki kenelerin (örneğin Avusturya'da sık görülüyor) sebep olduğu hastalıkların aşısı da yapılıyor. Siz de bu ciddi tehlike yaratan soruna çare üretmek zorundaydınız” mı diyor, sormak lâzım
Kaynak:
Bu haber toplam 654 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri