Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bulut : Aydın Doğan dayağı haketti

24.11.2009 16:58
Doğan Grubu'nda yazıları Ertuğrul Özkök tarafından sansürlendikten sonra sürpriz bir kararla, Habertürk kanalının Genel Yayın Yönetmenliği koltuğuna oturan Yiğit Bulut, eski patronu ve işyeri için ağır konuştu

Doğan Grubu'nda yazıları Ertuğrul Özkök tarafından sansürlendikten sonra sürpriz bir kararla Ciner Yayın Holding'e geçen ve kısa bir süre sonra da Habertürk kanalının Genel Yayın Yönetmenliği koltuğuna oturan Yiğit Bulut, sert tavrı ve olay yaratan sözleriyle gündemden düşmüyor.

 

Doğan Grubu'nun aldığı vergi cezası için "Doğan Grubu dayağı hak etti." diyen Bulut, grubun bu hale düşmesinin sorumlusu olarak Soner Gedik ve Ertuğrul Özkök'ü gösteriyor. AK Parti'nin koalisyonlar döneminde şımaran medyaya ayar çektiğini belirten Yiğit Bulut, "Medya haddini bilmeli" diyor. Doğan Grubu'ndan yeni isimler transfer etmeye devam edeceklerini belirten Bulut, CNN Türk'e geçen Saba Tümer içinse "Gitmeseydi biz gönderecektik. O gittiğinde oh dedik" diyor. İşte Yiğit Bulut'un gündem yaratacak açıklamaları...

 

Ciner Gruba geçtikten kısa bir süre sonra Haber Türk kanalının başına geçtiniz. Bu süreç planlı mıydı, kanalın başına geçmek gibi bir düşünceniz var mıydı?

 

Öyle bir düşüncem kesinlikle yoktu. Erdoğan Aktaş'ın aniden ayrılmasıyla ortaya çıktı. Dolayısıyla benim planlarımda ve öngörülerimde böyle bir misyon yoktu. Kenan Tekdağ'ın teklifiyle oldu her şey. Turgay Ciner'in kabul etmesiyle bu misyonu üstlendim. Habertürk gelişmeye çok müsait bir yapı. Dolayısıyla benim yapıma da uygun. Her sabah kalktığımda yeni bir dünya kurmak için kalkarım. Kenan Tekdağ, Turgay Ciner ve Fatih Altaylı'nın oluşturduğu yapı da buna çok uygun.

 

Çok kesin bir tavrınız var...

 

Daha önce ekonomiyle ilgili programlar yaparken de kesin konuşurdum Örneğin; dolar "1,77'den dönecek" derdim. Ben kesin konuşmayı, gaza sonuna kadar basmayı severim. Gün geçirmeyi sevmem. Doğan Grubu'ndan ayrıldığım zaman da aynı açıklamayı yapmıştım. "Bu Türk medyasının 11 Eylül'üdür" demiştim. Türkiye'de her şey o kadar rutine bağlanmıştı ki...

 

Bir yerleşik düzen var ve kimse kimseye dokunmuyor. Kimse yerinden oynamak istemiyor, üstü kapalı eleştiriler, hükümeti eleştirir gibi görünüp arkasından hükümetle dost olmaya çalışmalar... Artık Türkiye'de insanların boyasının dökülmesinin zamanı gelmişti. Dolayısıyla ben bu harekete karar verirken bunu da göze aldım. İnsanların boyasının dökülmesi için bir hareket başlattım. Bunun sonunda bana da çok şey olabilir. Ama ben yine de bildiğim yolda devam edeceğim. Burada ilk günden itibaren aynı amaç doğrultusunda çalışan insanları gördüm. Günü kurtarmaya çalışan bir yer değil burası. Reklamverenden korkan bir medya işlevini yerine getiremeyen bir sektör olur.

 

Ama Ciner Grubu'nda takım elbiselilerin, yani gazeteci olmayan yöneticilerin baskın olduğunu, bu yapıda tam bir gazetecilik yapılamayacağını söyleyenler de var...

 

Ben buna katılmıyorum. Tabii ki yatırım alanlarında holding yöneticilerinin sözü geçecek. Ancak medyayla ilgili alanlarda grubun şu andaki Medya Grup Başkanı Kenan Tekdağ. Kenan Tekdağ sonuç olarak bir hukukçu ama ben çok net olarak bir gazeteci olarak şunu itiraf etmem gerekiyor: Ben bugüne kadar hiçbir gazetede Kenan Tekdağ kadar kültürlü, okumuş, okuduğunu sindirebilmiş ve sentez edebilmiş bir insan görmedim. Bugün Türkiye'de hiçbir gazetenin Genel Yayın Yönetmeni, Kenan Tekdağ ile kültürel anlamda boy ölçüşemez. Keşke kendisi kamuoyunun önüne çıksa, keşke bir program yapsa, keşke gazetede yazı yazsa... Bir konuda takıldığınız zaman, Kenan Bey'i arayıp sorduğunuzda o konuyla ilgili size beş farklı kitap ismi söyler. Konunun hangi gazetelerde çıktığını, hangi köşe yazarlarının bunu daha önce yazdığını alt alta sıralar ve size referanslarıyla birlikte hiçbir yere bakmadan söyler. Bir medya organı için böyle bir imkân, her yerde bulunabilecek bir imkân değil.

 

Habertürk'ün başına geldikten sonra nasıl bir kırılma yayıncılık anlayışında?

 

Benim anlayışım, hayata bakışım, karakterimin biraz agresif. Bu Habertürk'e de yansıdı. Hızlı düşünüp ve hızlı hareket etmeyi severim. Sonuçta hızlı karar alırken de rasyonalizasyon sürecinden geçirilmiş kararlar almak gerekiyor. Habertürk ekranında da çok hızlı hareket eden ve hızlı sonuçlar üreten bir yapı ortaya çıktı. Habertürk'ün bundan sonraki yayın akışı ve anlayışında bunlar geçerli olmaya devam edecek. İnsanlara yeni bir şey söylemek gerekiyor. Önemli olan habercilik adına risk almak. Şu anda biz bunu yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz.

 

Rakip olarak kimi görüyorsunuz?

 

Bence hiç rakip yok. Kurum olarak Habertürk'ün artık hiçbir rakibi kalmadı. CNN Türk'ün zaten durumu mâlum. Son dönemde iyice "Artık bulaşmayalım, hiç haber yapmayalım daha böyle ‘light' haberler yapalım, mankenleri ekrana çıkaralım" gibi bir anlayış hakim oldu onlarda. NTV de bana göre artık habercilikten çekiliyor. Çünkü risk almak istemeyen bir grup yapısı var. Habercilik risktir. Dolayısıyla Habertürk'ün rakibi yok. Zaten rakip olsa bile, Habertürk ile şu anda rekabet edebilecek bilgi birikimi, teknoloji ve alt yapıya sahip bir kuruluş yok. Bu durum Turgay Ciner'in karakterinden de kaynaklanıyor. Turgay Ciner'in karakteri ve yapısının, rakipsiz olmaya yönelik olarak dizayn edilmiş olduğunu düşünüyorum. Kesinlikle hiçbir şeyden korkmuyor ve gözünde hiçbir şeyi büyütmüyor. Siz arkanızda böyle bir patron gördüğünüz, bu cesareti ve korkusuzluğu bilgiyle de birleştirdiğiniz zaman, kendinizi güçlü hissediyorsunuz. Dolayısıyla bu agresiflik Habertürk'ün ekranına, Habertürk gazetesine de yansıyor. Ancak agresif olurken kantarı ortada tutmaya, çoğulcu, demokrat olmaya, herkese eşit mesafede durmaya dikkat ediyor.

 

Birtakım transferler söz konusu. Bilinçli olarak "CNN Türk'ün iyi elemanlarını alalım, biraz daha güçsüz bırakalım" gibi bir taktiğiniz mi var?

 

Onlardan bunlardan almak gibi bir taktiğimiz yok. CNN Türk'teki hegemonyanın asla içine girmesine izin vermediği, iş yapabilir hâlde olmasına rağmen oradaki derebeylikler yüzünden İş yapamayan insanlar ver. Burada onların önü açılıyor. Hepsi istediği gibi program yapabiliyor, prime time'a çıkabiliyor. CNN Türk'te prime time iki üç isim tarafından parsellenmiş. Programları yapan şirketler belli. Dolayısıyla CNN Türk hiçbir zaman bizimle yarışamaz. Oradaki insanları iyi olduğu için aldık. Doğan Grubu'nda daha iyi insanlar varsa, onları da alacağım. Gazetede varsa gazeteden, CNN'de varsa CNN'den, Kanal D'den transfer edeceğim... Bunlara hak ettikleri parayı vererek alacağım.

 

CNN Türk'te sizden Saba Tümer'i transfer etti.

 

Saba Tümer Habertürk'teyken de son dönemde reytingleri düşmeye başlamıştı. Saba Tümer kalsaydı, reytingleri çok düşük olacaktı. Zaten Saba Tümer kalsaydı, o programı yayından kaldıracaktım. O CNN Türk'e gitmesi bizim için bir çıkış oldu. Gittiği gün dedim ki "Oh"... Benim üstümden yük kalktı. İnsanlar canlı performans istemiyor, şarkı söylenmesini istemiyor Habertürk'te. Habertürk ekranında zeka pırıltısı olmayan her şey, inanın seyirci tarafından reddediliyor

 

Doğan Grubu'ndayken de son dönemde AKP yanlısı bazı yorumlarınız oldu. Ciner Grubu'na geçişiniz de buna yorumlanıyor. Diyorlar ki, "Ciner Grubu AKP'ye yaklaşmak istiyor bu sebeple de Yiğit Bulut'u transfer etti"...

 

AK Parti'nin siyasi görüşüyle benim siyasi görüşüm arasında çok büyük uçurumlar var. Medyada çalıştığım 10 yıl içinde şunu gördüm: Türkiye'de yerleşik bir düzen var. Bankalarıyla, medyasıyla, iş adamıyla, mankeniyle, oyuncusuyla... Bunların hepsi birbirine kenetlenmiş durumda. Ne zaman bu adamların oluşturduğu mekanizmaya birisi çomak sokmaya çalışsa, bir irtica yaygarası kopuyor. O irtica yaygarası sonrası her şey tekrar formatlanıyor. Onlar yine Türkiye'de yerlerini korumaya devam ediyor. Türkiye'de gerçekten yerleşik bir Ergenekon var: Siyasi, finansal, medya, magazin Ergenekon'u var. AK Parti bunları ilk defa yerinden oynatmaya başladı. Türkiye'deki en büyük medya gücü olan Doğan Grubu nasıl oluştu? Doğan Grubu 1994 yılında Hürriyet'in alınmasıyla büyüdü ve gelişti. CNN Türk'ü de aldı. Sonunda 2000'li yıllarda bir dev hâline geldi. Doğan gurubu 1994 yılından 2000 yılına kadar tek parti hükümeti görmedi. İlk defa bir tek parti hükümeti gördü ve tek parti hükümeti karşısında da dağıldı. AK Parti bu açıdan çok önemli. Sadece Doğan Grubu örneğini vermiyorum. Bütün alan ve sektörler için de geçerli. Doğan Grubu Türkiye'yi sahipsiz sanıyordu. Birilerinin bir dayak atması gerekiyordu. Yani "Türkiye'nin en çok satan gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni'yim. Başbakan'a akıl veririm." diyenler vardı. Veremezsin! Gelir seni evire çevire döver, herkese gösterir bir daha döver, bir daha döver!

 

Peki bu "dayağı" hak etimi sizce Doğan Grubu?

 

Türkiye'de son dönemde kim "dayak yediyse" hak etti. Sen sonuçta bir gazetecisin. Sen haber yaparsın ve fikrini söylersin, sonra da kenara çekilirsin. Sen hükümet kuramazsın, devlet yönetemezsin. Son dönemde yaşadığımız şey bu. Gazeteciler hükümet kurmaya, devlet yönetmeye, bakan atamaya başladı. Köşe yazarı akıl veriyor... Sen kimsin? Haddini bil! Bunlar olmaması gereken şeyler. Benim için de geçerli. Gazeteci haddini bilmelidir. Geçmişte bu adamlar kendilerini çok güçlü sanıyorlardı ya... Türk devleti herkesten güçlüdür, herkesi istediği şekilde cezalandırabilir, herkese hak ettiği cezayı da verebilir. Hiç kimse kendini devletin üstünde görmesin. Türkiye'de medyada inanılmaz bir şımarıklık vardı. AK Parti, Başbakan o yüzden taşları yerine oturtuyor.

 

Bundan sonra ne olacak? Reklam gelirinin yüzde 60'ını elinde bulunduran Doğan Grubu'nun kanallarını paket paket satacağı konuşuluyor...

 

Tamir edilmesi çok zor bir süreç. Bundan sonra ne olacağına bakmak gerekiyor. Bugün de "Satmayacağız" diye bir haber çıkmış. Medyada yüzde 60'lık bir grubun dağılması önemli bir olay. Eğer devlet bu alacağını resmi yollarla kanıtlarsa, mahkeme de bu kararı verir ve sonrasında onaylanırsa, faiziyle birlikte 5 milyar doların üzerinde Doğan Grubu'ndan alacağı ortaya çıkacak. Dolayısıyla eğer devlet bunu almak istiyorsa, Doğan Grubu'nu tasfiye edip bu parayı tahsil edecektir. Aynen Cem Uzan'a yapıldığı gibi. Cem Uzan elindeki medya gücüyle 10 yıl telefon ve elektrik parası ödemedi. Cem Uzan, Başbakan Mesut Yılmaz Star'a çıkmadan önce Show TV'ye çıktı diye, Mesut Yılmaz'ı kapıdan kovdu. Bu kadar bir şımarıklık vardı medyada.

 

Son dönemde CNN Türk'le bir sürtüşmeniz var. Onların gazetecilik başarısı olarak gösterdiği PKK Kongra-Gel lideri Zübeyir Aydar'i CNN Türk'te canlı yayına çıkmasını siz "skandal" nitelendiriyorsunuz...

 

Bence skandaldır. Gazetede, Kandil'e gidip röportaj yapıp yayınlaya bilirsiniz. Ancak siz canlı yayına Kongra-Gel'in Avrupa'da, Amerika'da İnterpol tarafından aranan liderini çıkarıyorsunuz, ondan fikir alıyorsunuz. Bu tamamen bir skandal. Mesela bizim için diyorlar ki, "Habertürk demokratik açılım sürecine çok fazla destek veriyor." Biz hiçbir zaman teröre bulaşmış, terör suçu kanıtlanmış bir insanı yayına çıkarmadık. Aslında bunu söylemek istemiyorum ama savcılık ve RTÜK açısından çok önemli bir gelişme bu. Araştırma ve soruşturma yapılabilir. Çünkü bu gazetecilik değil. Gazetecilikte iki tip adam vardır. Birincisi medya patronunun suçuna ortak olmuş adam. İkincisi ise sadece gazeteciler vardır. Doğan Grubu'na bakarken de oradaki sadece gazetecilik yapan adamlarla ilgili hiçbir şey söyleyemem. Diğerlerinin gazetecilik dünyasından gitmesi gerekiyor. Zaten yavaş yavaş yok olacaklar. İşin kötüsü ne biliyor musunuz? Bu tip adamlar kendi çalıştıkları medya gruplarını yok ettiler. Doğan Grubu'nu yok ettiler işte... Soner Gedik ve Ertuğrul Özkök ikilisi Doğan Grubu'nu bitirdi. Aydın Doğan'ın da çok büyük hataları var. Eğer kafanızı başkasına kullandırırsanız, kafanızı keserler. Aydın Doğan'ın da hatası işte bu. Ertuğrul Özkök ya da Soner Gedik'in aklıyla iş tutmaması gerekiyordu.

 

Bu konularda konuşurken Aydın Doğan'ı hep ayrı bir köşe koyuyorsunuz. Onun hiç mi suçu yok?

 

Aydın Doğan aslında çok iyi bir insandır. Bir Anadolu insanıdır. Anadolu insanı da hata yapabilir, çok büyük hataları da vardır. Onun da altını çizeyim. Kendinizi başkalarına emanet ederseniz, o başkaları da götürür sizi uçurumdan atar. Ben oradayken de ona söyledim. İki tip adam vardır. Sen hep kötü adamlarla iş yapıyorsun, dedim. Koskoca CNN Türk markasını Mehmet Ali Birand'dan başka teslim edecek adam yok mu orada? Yani dürüstlüğüyle tanınmış insanlar köşede dururken, nerede böyle hakkında şaibe çıkmış, geçmişte yargılanmış adamlar varsa hepsi iş başında!

 

Çok fazla ekranda kalıyorsunuz. Kimileri sizin ekranda bu kadar uzun süre kalmanızdan çok şikayetçi...

 

Bu benim isteğim değil kesinlikle. Keşke reyting yapacak program sayımız fazla olsa da ben hiç ekrana çıkmasam. Çok daha mutlu olurum. Ancak bu geçiş sürecinde bu aradaki boşluğu doldurmak için bu tip programları ekrana çıkarak yapmak zorunda kalıyorum. Belli bir sürede ekranda kalmaya devam edeceğim.

 

Ekranda olmanızdan neden rahatsız oluyor insanlar?

 

Bilmiyorum. Herhalde kıskanıyorlar. Bugün Türkiye'de "adamım" diye ortada dolaşan köşe yazarlarının yazılarını internete koyuyorsunuz, bin kişi okumuyor. Halk onları sevmiyor. Zaten Doğan Grubu da hep bundan kaybediyordu. Halkın sevmediği böyle prematüre, sonradan plazalarda oluşturulmuş insanları "gazeteci" diye enjekte etmeye çalışıyorlar. Televizyonlara çıkarıyorlar, köşe yazısı yazdırıyorlar... Halk onları kabul etmiyor. Zaten AKP'nin çıkışını niye anlayamadılar ve kabullenemediler? Dediler ki, "Bu adamlar nereden çıktı?" O adamlar Türkiye'nin gerçeğiydi. Şimdi o Türkiye'nin gerçeği geldi, Türkiye'nin merkezine oturdu. Şimdi o plazalarda yetiştirilmiş, tabiri caizse "bebe ruhiler" artık Türkiye'nin gündeminde kendine yer bulamıyor.

Burada işler hatır gönülle yürümüyor

 

 

"Buradaki insanlar Doğan Grubu'ndan buraya geldikten sonra gerçekten iyi maaşlar almaya başladılar. Siz bu insanları yıllarca çok düşük maaşlarla çalıştırmışsınız, beş dakikalık bülten okutmuşsunuz, şimdi böyle olunca sinirleniyorsunuz. Hiç sinirlenmenize gerek yok! Herkes hak ettiği maaşı, hak ettiği yeri ve yapabileceği işi gösterme potansiyeline sahip oluyor. Transfer anlamında önümüzdeki günlerde başka isimler de gündeme gelebilir. Bizde her sabah biri yeni bir projeyle geliyor. Ben çok hızlı karar veririm. Program yayına girer, tutmaz iki hafta sonra yayından kalkar. Yeni bir program yayına girer. Hızlı denenir. Hatır gönülle program yayında kalmaz. Benim programım seyredilmiyorsa, ben kendi programımı da kaldırırım! Açık söyleyeyim."

 

Marketing Türkiye

Bu haber toplam 1736 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri