Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

CAHİL ANNEYE ŞEYTANİ TUZAK

14.09.2009 13:55
Albay Cemal Temizöz, öldürdükleri Ramazan Elçi'nin cahil annesine kurduğu tuzakla savunma yaptı....
Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı tarafından hakkında hazırlanan iddianamede 1993-1995 Cizre’de görev yaptığı sırada 20 fail-i meçhul cinayetin emrini vermek ve cürüm işlemek için çete oluşturmakla suçlanan Kayseri Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz, cuma günü ilk kez çıktığı mahkemeye yazılı bir savunma verdi.
Temizöz’ün tek tek cinayet dosyalarını ele aldığı savunmasında Cizre’de görev yaptığı yıllarda işlenmiş ve bugüne kadar fail-i meçhul kalmış cinayetler için “PKK’nın örgüt içi infazı değilse aile içi hesaplaşma, kan davası, adi bir suç olarak hesaplaşma gibi yöreye has birçok sebepler vardır” gibi gerekçeler üretmesi dikkat çekti.
İddianamede bir numaralı maktul olarak yer alan Ramazan Elçi’nin öldürülme emrini verdiği iddialarıyla ilgili Temizöz’ün savunmasında dile getirdiği gerekçeler ise bunlar arasında en çarpıcı olanları.
Temizöz, yazılı savunmasında 1994 yılında Cizre-Silopi arasında terk edilmiş bir benzin istasyonunda başından aldığı tek kurşunla öldürülmüş olarak bulunan Ramazan Elçi cinayetiyle ilgili kendini, Elçi’nin yaşlı annesine 1999 yılında yeşil kart almak için kaymakamlığa yaptığı başvuruda işi görülsün diye imzalatılan “Oğlum kalp krizinden ve eceliyle öldü” belgesiyle savunmaya çalıştı.

Ramazan Elçi nasıl öldürüldü
İddianamede yakınları ve gizli tanık Tükenmez Kalem’in üzerindeki kıyafet ve göz rengine kadar birbirleriyle örtüşen anlatılmalarına göre Ramazan Elçi, 1994 yılı yaz aylarında İlçe Jandarma Komutanı Cemal Temizöz’ün emriyle Yavuz ve Tuna isimli iki uzman çavuş tarafından PKK’ya yardım ettiği iddiasıyla bir köprü üstünde yürürken beyaz bir Renault’ya bindiriliyor ve ilçe yakınlarındaki terk edilmiş eski bir benzin istasyonunda öldürülüyor.
Elçi’nin cesedine Cizre Savcılığı tarafından yapılan otopside “sol göz dış kenarından girip, sol kulak arkasından çıkan tek kurşunla öldürüldüğü” tespit ediliyor. Jandarma, Temizöz imzasıyla düzenlenen soruşturma evrakında olayı, PKK içi infaz olarak savcılığa bildiriyor. Cizre Savcılığı da o dönem fail-i meçhuller için sık sık başvurulduğu gibi, PKK içi infaz gerekçesiyle dosyayı Diyarbakır DGM’ye gönderiyor. İddianamede, kimliği alınıp Temizöz’e verildiği için üzerinden kimlik çıkmayan Elçi’nin cesedini Jandarma’nın hiçbir kimlik araştırması yapmadan kimsesizler mezarlığına gömülmek üzere belediyeye teslim etmesine dikkat çekiliyor. Aile cenazenin kimsesizler mezarlığına gömüldüğünü belediyedeki tanıdıkları sayesinde öğreniyor. Ama korkudan nüfustan sildirmiyor. Ve dosya kapanıyor.

Fail-i meçhul yazılamayınca...
1999 yılında Ramazan Elçi’nin annesi Hazal Elçi, yeşil kart almak için kaymakamlığa başvuruyor. Bu başvuru sırasında Ramazan Elçi’nin hala nüfusta kayıtlı göründüğü ortaya çıkıyor. “Fail-i meçhul” de denilemeyeceği için yaşlı kadının yeşil kart alabilmesine yardım etmek isteyen görevlilerce bir hikâye uyduruluyor. Anne Elçi “Oğlum kalp hastasıydı. 1994’te evdeyken eceliyle öldü. Eşi cahil olduğu için öldüğünü bildirip nüfustan sildirmedi” yazan bir kâğıdı imzalıyor ve Elçi nüfustan eceliyle öldü denilerek siliniyor. Bu aynı zamanda anne Elçi’nin polise verdiği ifade de oluyor.
İşte Temizöz’ün savunmasında kullandığı belge yaşlı kadının verdiği bu ifade ve imzaladığı bu dilekçe.
Yeşil kart için anne Elçi’nin verdiği bu ifade ailesinin başına daha sonra iş açıyor. 2005 yılında Ramazan Elçi’nin kardeşi dosyanın yeniden açılması için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruyor. Dosyayı açan savcılık 1999 yılında anne Hazal Elçi tarafından imzalanan eceliyle öldü belgesini gerekçe göstererek aile hakkında ‘suç uydurmaktan’ soruşturma başlatıyor. Temizöz mahkemeye verdiği yazılı savunmasına bu soruşturmayla ilgili belgeyi de koyarak ailenin yalan söylediğini ispat etmeye çalıştı.

Adliye yerine mezarlığa sevkedildi
Elçi ailesinin avukatlığını yapan Tahir Elçi o dönemde yaşananları şöyle anlattı: “12 şubat 1994’te Ramazan elçi üç kişilik Jitem ekibi tarafından Cizre merkezde, İpek Yolu üzerinde ve MİT Bölge Müdürlüğü karşısında bulunan iş yerinden insanların gözü önünde gözaltına alınıyor. Bunun üzerine ağabeyi Nurettin Elçi, kardeşi adliyeye sevk edilecek diye 2-3 gün boyunca bekliyor. Ancak bir arkadaşı hastane morgunda kimliksiz bir ceset olduğunu ve kardeşine çok benzediğini söylüyor. Nurettin Elçi morga giderken, hastane yetkilileri cesedi kimsesizler mezarlığına gömülmesi için belediyeye veriyor. Cesedin mezarlığa götürüldüğünü öğrenen Elçi, cenaze toprağa verilmeden son anda yetişiyor ve cesedin ağabeyine ait olduğunu görüyor. Ancak o panikle ağabeyinin belediye tarafından tutanakla kimliksiz olarak kimsesizler mezarlığına gömüldüğü aklına gelmiyor.
1999 yılında da Ramazan Elçi’nin annesi Hazal Elçi yeşil kart alabilmek için nüfus müdürlüğüne gidiyor. Oğlu sağ görünen yaşlı kadının “oğlum öldü” beyanı üzerine işi görülsün diye, sırf yardımcı olmak için “kalp krizinden öldü” diye bir rapor tutup işini hallediyorlar. 2005 yılında ise aile Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı’na Ramazan Elçi’nin öldürülmesiyle ilgili yeniden başvuruyor. Bunun üzerine aile hakkında yalan ifade vermekten dava açılıyor, ancak mahkeme ölen kişinin Ramazan Elçi olduğuna karar verince aile beraat ediyor.”

‘Görevde olması yargıya mesaj’
Şırnak’ın Cizre ilçesinde işlenen 55 faili meçhul cinayetten sorumlu olduğu iddiasıyla tutuklanan Kayseri İl Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz’ün resmiyette görevinin başında olması hukukçuların tepkisine neden oldu. Hakkında dokuz kez müebbet hapis cezası istenen Temizöz’ün görevini sürdürmesini değerlendiren müdahil avukatlar, askerin uygulamayla yargıya mesaj, tanıklık yapacaklara da gözdağı verdiğini söylediler.

Kimse yanlış yapmasın
Albay Temizöz’ün Kayseri İl Jandarma Alay Komutanı olarak görevini sürdürmesine tepki gösteren avukatlar TARAF‘a konuştu. Müdahil avukatlarından Tahir Elçi, durumu şaşkınlıkla karşıladıklarını belirterek, Temizöz’ün görevinin başında bulunmasının adli yargıya ve devlete bir mesaj niteliği taşıdığını belirtti. Ordunun ‘sizin kararınız ne olursa olsun, işlem yapmıyorum’ diyerek yargıyı tanımadığını söyleyen Elçi “Bu, diğer sanıklara ve tanıklara da ‘Temizöz yargılansa da görevinin başındadır. Kimse yanlış yapmasın, aleyhinde tanıklık etmesin’ biçiminde açıkça bir tehdittir. Zaten bu davada Temizöz’ün tutuklanmasıyla birlikte bazı gizli tanıkların ifade değişikliğine gitmesi, onun kamusal güce dayandığını gösteriyor” şeklinde konuştu. Elçi, yargılamanın selameti açısından Albay Temizöz’ün aklanana kadar kağıt üzerinde görevine son verilmesini isteyeceklerini kaydetti.

Silahlı Kuvvetler’in desteği var
Mağdur avukatlarından Sezgin Tanrıkulu da albayın tedbiren bile olsa açığa alınmamasını, Silahlı Kuvvetler’in desteğinin dolaylı olarak arkasında olduğunu gösterdiğini söyledi. Tanrıkulu, aynı konumda olan tüm memurlara uygulanan idari tedbirlerin, Şemdinli davası sanıkları gibi asker niteliğindeki sanıklara uygulamamasını, TSK’nın bu tür zanlılara hoşgörüyle baktığına ilişkin kanıyı doğruladığını söyledi.
Jitem davasınını müdahil avukatlarından Diyarbakır Baro Başkanı M. Emin Aktar ise “Yargılama süresince görevinden uzaklaşması, açığa alınması gerekir. Hala görevde olunması bir mesajıdır. Bu, Temizöz’ün tutuklanmasına karşı bir direnç ve kollama olduğunu gösterir” dedi.

Kaynak:Taraf

Bu haber toplam 1256 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri