Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Çeçenler Gürcistan'dan yana

22 Ağustos 2008 / 11:59
Rusya'ya karşı yıllarca bağımsızlık savaşı veren fakat başaramayan Çeçenler, Kafkaslardaki son çatışmada kalpleriyle Gürcistan'dan yana tavır alıyorlar.
Güney Osetya'daki çatışmalar ve ardından gelen Gürcü topraklarının Rus güçlerince işgali, Çeçenistan'da gündemin en üst sırasına oturdu. Çeçenistan'ın şartsız olarak Abhazyalıları ve Güney Osetinleri desteklediği 1990'lardan farklı olarak, Çeçenler'in çoğunluğu bugünlerde Gürcistan'dan yana gözüküyor. Üstelik Rusçu Çeçenlerden müteşekkil Yamadayevlerin başında bulunduğu Vostok ve Zapad tugayları da Güney Osetya tarafında savaşıyor olmasına rağmen.

Abhazya'da Gürcülere karşı savaşmış olan bazı Çeçenler bile Prague Watchdog muhabirine, geçmişe dair pişmanlıklarını ifade ederken, bugün olsa Gürcistan'ı savunmak için silah başı yapabileceklerini söylediler.

Bunlardan biri olan ve geçmişte meşhur Çeçen komutan Umalt Daşayev'in (1994 Aralık ayında Groznıy yakınlarında öldürüldü) komutasında Abhazya'da Gürcüler'e karşı savaşmış 46 yaşındaki Murad, bugün Moskova'nın Çeçenleri hedeflerine erişmek ve Kafkas halkları arasında kin ve nefreti kökleştirmek için maşa olarak kullandığını söylüyor.

"1992'de Ruslar, gerçekten bizim ellerimizle yani Kafkaslılar'ın elleriyle Gürcistan'ı dizlerinin üzerine çökertti. Abhazya'daki savaş, Kuzey Kafkasya cumhuriyetlerinden gelen gönüller tarafından kazanıldı ve herkes de bunun böyle olduğunu biliyor. Bunlar kimdi? Çeçenler, Kabardinler, Adıgeler, Osetinler ve diğer Kuzey Kafkas cumhuriyeti vatandaşları. O zamanlar, biz, bağımsızlık mücadelesi veren Abhazya'yı savunduğumuzu zannediyorduk ama sonradan farkına vardık ki, Kremlin bölgedeki problemlerini, bizim ellerimiz ve kanımızla çözmeye çalışıyormuş. Abhazya'da savaşanların pek çoğu daha sonra Ruslar'la yapılan savaşlarda öldüler; Umalt Daşayev, Ruslan (Hamzat) Gelayev ve Şamil Basayev. 1992'de Rusya bize kahraman diyordu fakat 1994'de bizim ismimizi 'haydutlar' ve 'illegal silahlı oluşumlar' diye değiştirdi. Şimdi o kadar pişmanım ki, Gürcüler'e karşı savaştığım için" diyor Murad.

"Çeçenya'yı ezip geçen iki kanlı savaştan sonra bugün, Gürcistan'da ne olduğunu anlıyoruz. Rus propagandası, başka bir şey söylerken, Kremlin başka bir şey yapıyor. Gürcistan'a karşı Güney Osetya üzerinden provokasyon yapan bizzat Rusya'dır ve Tiflis askeri operasyon düzenlediğinde, Moskova, ordusunu başka bir ülkenin topraklarına soktu ve Gürcü şehirlerini bombalamaya başladı. İşte bu gerçek bir uluslararası terörizm" diyor Çeçen direnişçiler.

Çeçenler'in çoğunluğu da bu görüşte. "Kafkas halklarının olduğu her yerde ve her konuda, Rusya tek bir ilke ile hareket ediyor; 'böl ve yönet'. Bugün Güney Osetya ve Gürcistan'da süre gelen şey, halkları, komşularının eliyle köleleştirmeye dayanan emperyal bir politikanın neticesidir. Aklı başında herkes bilir ki, savaşlar spontane bir şekilde meydana gelmez. Rusya'nın, Güney Osetya ve Abhazya sakinlerine Rus pasaportu dağıtmaya başladığından beri, Gürcistan'da bir savaşın altyapısını hazırladığını biliyordum. Bu şuna benzer; Amerikalılar Çeçenler'e ABD pasaportları dağıtır ve sonra da silah gücüyle 'vatandaşlarını' korumaya çalışır" diyor Groznili avukat Umar Hankarov ve devam ediyor; "Rusya'nın Gürcistan'da yaptığı şey, tüm uluslararası topluma bir meydan okumadır."

Ve ismini vermek istemeyen ve halen de Rusçu Çeçenistan'da milletvekilliği yapan bir Çeçen ise şunları söylüyor: "Rusya ve Gürcistan arasında bir barış anlaşması imzalanması söz konusu iken bile, ben şahsen Moskova'nın kazandıklarından kolay kolay vazgeçeceğini zannetmiyorum. Winston Churchill şu yargısında çok haklıydı; Rusya ile yapılan anlaşmanın değeri, anlaşmanın yapıldığı kağıdın değeri kadardır. Rus askerleri öylece Gürcistan'dan çıkmayacaklar, Moskova boşuna 15 bin asker göndermedi. Korkarım ki, Rus ordusu yeni provokasyonlar için işgale devam edecek ve daha geniş çaplı bir savaş çıkarmak için de elinden geleni yapacak. Gürcüler çok ama çok dikkatli olmalılar, her an arkadan hançerlenebilirler. 1997'de de insanlar, Yeltsin ve Maşadov arasında bir barış anlaşması imzalandığında Kremlin'in samimi olduğunu zannetmişlerdi. Ama sonra ne oldu?"

Çeçen vekil, Gürcistan'ın başına halen Moskova'da bulunan ve iyi bir Rusçu sayılan İgor Giorgadze'nin geleceğini de iddia ediyor.

Ve bir başka Çeçen, gazetecilik okulu öğrencisi Salamu Dikayev ise şunları söylüyor; "Gelinen noktada Batı'nın tavrını anlamak mümkün değil. Barış için birkaç çağrı, bazı gevşek çözüm önerileri ve Moskova'nın gönlünü alan tavsiyeler yerine saldırgan bir konum alan Rusya'ya karşı sert tedbirler alınmalıydı. Korkarım, Avrupa, Çeçenya'da olduğu gibi Gürcistan'dan ucuz gaz ve petrol için 'caydı'. Bu çatışmada tamamen Gürcistan'ı destekliyorum ve Gürcüler için tek bir şey diliyorum: Barış."

Putin'in Güney Osetya'daki olaylar hakkında yaptığı açıklamaları çok tiksindirici bulduğunu özellikle belirten Dikayev şunları anlatıyor: "Ellerinde binlerce masum Çeçenin kanı bulunan bu Çeçen kasabı, bugün Güney Osetya'daki insani kayıplardan çok kaygı duyduğunu söylüyor. Eğer bir şansım olsaydı ona bunu sormak isterdim. Ve Medvedev ile Kremin'e bir sorum daha var; 'Toprakları ve nüfusları bizden kat be kat küçük Abhazya ve Güney Osetya bağımsız olmayı hak ederken neden Çeçen Cumhuriyeti bağımsız olamıyor? Bunda mantık nerede?"

Kaynak: Prague Watchdog
Bu haber toplam 1080 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri