Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Çiçek Olaylardan DTP'de Sorumludur Dedi

08.12.2009 15:04
Terör olaylarının faillerinin, sadece hukuken sorumluların olmadığını belirten Başbakan Yardımcısı Çiçek, son terör olayları ile ilgili DTP'ye yönelik açık imada bulundu: En az o molotofkokteyli atanlar ve tetik çekenler kadar sorumlular!

 

''CEBİR VE ŞİDDETİ, TERÖRÜ, SORUNU ÇÖZME YÖNTEMİ OLARAK, BİR SİYASİ ANLAYIŞ OLARAK, BİR SİYASİ METOT OLARAK GÜNDEME GETİRENLER VE UYGULAYANLAR DA EN AZ O MOLOTOFKOKTEYLİ ATANLAR VE TETİK ÇEKENLER KADAR BUNLARDAN SORUMLUDUR''

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek,  terör olaylarının faillerinin, sadece hukuken sorumluların olmadığını belirterek, ''Cebir ve şiddeti, terörü, sorunu çözme yöntemi olarak, bir siyasi anlayış olarak, bir siyasi metot olarak gündeme getirenler ve uygulayanlar da en az o molotofkokteyli atanlar ve tetik çekenler kadar bunlardan sorumludur'' dedi.

Cemil Çiçek, Grand Cevahir Otel'de düzenlenen ''İstanbul Uluslararası Sismik Riskin Azaltılması Konferansı''nda yaptığı konuşmada, içinde yaşanılan dünyayı yaşanabilir hale getirmek için, el birliğiyle çalışma yapmaları gerektiğini söyledi.

Uluslararası, samimi, kararlı, işleyen bir mekanizma kurulmadığı zaman, dünyanın yaşanılır olmaktan çıktığını ve daha da çıkacağını belirten Çiçek, terörün, tüm insanlığa karşı bir tehdit, tüm insanlığa karşı açılmış bir savaş anlamına geldiğini tüm insanlığın bir an önce anlaması gerektiğini söyledi.

Tokat'ta dün 7 askerin hain ve alçak bir pusu sonucu şehit olduğunu, bir süre önce İstanbul'da terör saldırısında yaralanan bir genç kızın da dün hayatını kaybettiğini dile getiren Bakan Çiçek, şuları kaydetti:

''Sadece bu iki olay bile, söylediğim konunun ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. Elbette devlet olarak, Hükümet olarak bunların faillerini bulduk, buluyoruz ve bulacağız. Bunda kimsenin tereddütü olmamalı. Bunları Türk adaletine teslim edeceğiz. Gereği neyse yapılıyor ve yapılacaktır. Ancak şunun bilinmesinde fayda var. İşin sadece hukuken birinci derecede sorumlularını bulmak yetmiyor. Elbette bunun arkasındakileri bulmak, bunun arkasında olanları da hem bizim kamuoyumuzun, hem dünya kamuoyunun gözünün önüne koymak gerekiyor. Gerçekten yüreğimiz yanıyor. Şehitlerimize Allahtan rahmet diyorum. Milletimizin başı sağ olsun, hayatını kaybedenleri hep rahmetle, saygıyla andık, anıyoruz. Ama bu olayların failleri sadece hukuken sorumlu olanlar değildir. Cebir ve şiddeti ve terörü sorunu çözme yöntemi olarak, bir siyasi anlayış olarak, bir siyasi metot olarak gündeme getirenler ve uygulayanlar da en az o molotofkokteyli atanlar ve tetik çekenler kadar bunlardan sorumludur. Bunun iyi bilinmesi lazım.

Yine, en az bunlar kadar üzerinde durmak istediğim ve şahsen sorumlu kıldığım uluslararası camianın aymazlığı ve sorumsuzluğudur. Uluslararası camianın terör konusunda maalesef bugüne kadar yapabildiği şey bu tür üzücü olaylardan sonra bir taziye mesajı göndermektir. Bu taziye mesajlarının hiçbir işe yaramadığını kaybolan hayatları geri getirmediğini, uluslararası camia ne zaman anlayacak. Ne zaman onların da vicdanları kanayacaktır.''

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Çiçek, 2 gün sonra ''10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü''nün kutlanacağına da işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''İnsan hakları, yaşayan insanlar içindir. Ölen insana pek insan hakkı lazım olmuyor. O halde öncelik insanların yaşatılmasını temin etmektir. Terör ise insan hayatını ortadan kaldırıyor. Terör örgütlerinin birinci önceliği hayat hakkını ortadan kaldırmaktır. Ama maalesef bu konuda uluslararası camiada samimi bir iş birliği göremediğimiz gibi zaman zaman himaye görüldüğü de ortadadır. Ve hatta bazıları bakımından terör ve terör örgütleri kendi uyguladıkları politikalarının da bir parçasıdır. Öyle olmasaydı hep birlikte altına imza attığımız suçluların iadesi anlaşmaları bir anlam ifade ederdi. Ben kendi ülkem bakımından söylüyorum ki dünyada kırmızı bültende aradığımız pek çok cani, katil, pek çok insan hakları düşmanı, uluslararası toplumun arasında geziyor. Himaye görüyor. Kendi parlamentolarında basın toplantıları yapıyor. Kırmızı bültenler bir işe yaramıyor. Elbette, akan kanın arkasında bu aymazlığın büyük dahli olduğunu ifade etmek istiyorum.''

-''TERÖRLE MÜCADELE EN UFAK KARARSIZLIĞIMIZ OLAMAZ''-

Bakan Çiçek, ülkelerin kamu düzenini tesis etmek, birliğini, bütünlüğünü ve beraberliğini korumak adına kendi mevzuatları neyi gerektiriyorsa, güvenlik güçleriyle gereğini yaptıklarını, yapmaya da devam edeceklerini söyledi.

''Türkiye olarak, bu noktada, terörle mücadelede en ufak bir kararsızlığımız söz konusu olmaz. İş nereye kadar gidecekse, devlet olarak Hükümet olarak bunu götüreceğiz ve götürüyoruz'' diyen Çiçek, ''Ama, şunun bilinmesi lazım. 'Bana değmeyen yılan bin yaşasın' diyorlarsa, yılanı yaşatanlar birgün kendilerinin de ısırıldığını elbette göreceklerdir. Onun için uluslararası camianın en evvel iş birliği yapması gereken konuların başında terör konusu geliyor'' görüşünü dile getirdi.

Cemil Çiçek, toplantıda, uluslararası kuruluşların temsilcilerinin bulunduğunu, BM temsilcilerinin de yer aldığına işaret ederek, uluslararası camiada önemli bir yeri olan BM'nin artık daha etkin, daha verimli bir çalışma mecburiyeti bulunduğunu söyledi.

Toplantılarda sadece konuşup dağılmanın giden hayatları geri getirmediğini ifade eden Çiçek, ''Çünkü BM'nin aldığı karar şudur: Ya yargıla ya iade et. Ama bugün dünya ne yargılıyor ne iade ediyor. Tam tersi bunlar özel olarak da himaye ediliyor'' dedi.

''BAŞTA TERÖR OLMAK ÜZERE BU TEDBİRLERİN GEREĞİNİ YAPMAYANLARI ULUSLARARASI TOPLUMDAN DIŞLAYARAK, DÜNYA KAMUOYU ÖNÜNDE TEŞHİR EDECEK BİR SONUCA VARMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM''

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, uluslararası camianın, terör, küresel ısınma ve deprem konusunda karşılıklı bilgi ve tecrübe aktarımı yaparak, işleyen düzgün bir mekanizma kurmasını isteyerek, ''Uluslararası kuruluşlarımız da ayağı yere basan uygulamaya konulabilir tedbirleri ortaya koymalı'' dedi.

Çiçek, Grand Cevahir Otel'de Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve İstanbul Valiliğinin, Dünya Bankası desteğiyle düzenlediği ''İstanbul Uluslararası Sismik Riskin Azaltılması Konferansı'nın açılışında konuştu.

Bakan Çiçek, uluslararası camianın iş birliği yapması gereken terörden sonraki ikinci konunun küresel ısınma olduğunu ve bu konunun insanlık için giderek felaket olmaya, birçok kayıp ve zararlara sebep olacağının anlaşıldığını dile getirdi.

Kısa süre önce İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin birçok yerinde yaşanan mevsim dışı yağışlar ve olağanüstü durumların bu işin habercisi olduğuna işaret eden Çiçek, onun için bir ülkenin tek başına küresel ısınmaya yönelik tedbir almasının yetmediğini söyledi.

Çiçek, benzer bir toplantının, Kopenhag'da yapıldığını ve gelen haberler doğruysa, orada da laftan öteye çok fazla bir şey olmadığını, iyi niyet mesajlarının bulunduğunu ve herkesin kendi bildiğini okumaya devam ettiğini kaydetti. Çiçek, o nedenle bu toplantıların sadece nutuk çekilen, iyi temennilerde bulunulan toplantılar olmaktan çıkarılmak isteniyorsa ayağı yere basan tedbirlerle bu toplantıları sonuçlandırılması gerektiğini ifade ederek, aksi takdirde toplantıların faydalı olmadığını kaydetti.

Afetlere karşı iş birliği ve tecrübe paylaşımına, afet olduğunda da en üst düzeyde dayanışmaya ihtiyaç bulunduğunu dile getiren Çiçek, bugün 7 şehit nedeniyle yüreği yansa da konuya verdikleri önem nedeniyle toplantıya katıldığını anlattı.

İstanbul'da 10 yıl önce büyük bir deprem felaketi yaşandığını, felaketin acılarını belli ölçüde telafi etmeye çalıştıklarını vurgulayan Çiçek, ancak bu felaketin uluslararası dayanışmanın ne kadar büyük önem arz ettiğini gösterdiğini söyledi.

Bu tür felaketlerin sadece ekonomik kayıplara neden olmadığını, beraberinde pek çok sosyal travmaları ve acıları da getirdiğini ifade eden Başbakan Yardımcısı Çiçek, yaşanan büyük felaketin ardından Türkiye'nin önemli kararlar aldığını ve bu kararların da arkasında olduğunu dile getirdi.

Bu çerçevede yürürlüğe konulan projeler bulunduğunu anlatan Çiçek, ayrıca merkezi planlamanın bu tip olaylarda acıları paylaşmak, azaltmak ve tedbirleri etkin bir şekilde yürütmek yerine, tam tersi sonuçlar verdiğini gördüklerini kaydetti. Çiçek, bunun için yetkiyi yerel yönetimlere vermeyi tecrübe edindiklerini ve bu kapsamda da önemli mevzuat ve yasal değişiklikler yaptıklarını, kurumsal düzenlemeleri de sürdürdüklerini anımsattı.

-''YETKİLER TEK ÇATI ALTINDA TOPLANACAK''-

Başbakan Yardımcısı Çiçek, 17 Aralıktan itibaren birden fazla müdürlük ya da bakanlık düzeyinde merkezi idarede toplanan birimleri tek elde toplamaya başlayacaklarını bildirdi.

Bir işe müdahalede birden fazla kuruluş varsa esas işlerin ortada kaldığını, herkesin olumlu bir iş yaptığı zaman ''Ben yaptım'', olumsuz bir durum olduğu zaman da ''Benim yetki alanıma girmiyor'' tarzındaki bürokratik mazeretlerle konuya yaklaştığını belirten Çiçek, bunun da acıları azaltmaya yetmediğini söyledi. Çiçek, bu nedenle yetkinin tek elde toplanması, sorumluluğun tek bir makamda olması için yeni bir yasa çıkardıklarını ve belirtilen tarihten itibaren 3 ayrı bakanlık bünyesinde faaliyet gösteren genel müdürlükleri tek çatı altında toplamaya çalıştıklarını anlattı.

Başbakan Yardımcısı Çiçek, bundan sonra görevi de sorumluluk ve imkanları da valilere ve büyükşehir belediye başkanlarına vereceklerini vurgulayarak, bununla ilgili mevzuat çalışmasının taslak halinde olduğunu, biraz daha olgunlaştırdıktan sonra kamuoyunun bilgisine sunarak, tartışmaya açacaklarını söyledi.

Cemil Çiçek, bu tür durumlarda sivil toplumun rolüne de işaret ederek, sosyal dayanışmanın temini bakımından sivil toplumun daha fazla öne çıkarılması gerektiğini, yeni yapılanmada onların katkı, destek ve görüşlerine de ihtiyaç duyduklarını kaydetti. Bakan Çiçek, ''Uluslararası camianın, 3 konuda (terör, küresel ısınma, deprem) karşılıklı bilgi ve tecrübe aktarımı yaparak, işleyen düzgün bir mekanizma kurmalı. Uluslararası kuruluşlarımız da ayağı yere basan uygulamaya konulabilir tedbirleri ortaya koymalı. Başta terör olmak üzere bu tedbirlerin gereğini yapmayanları, uluslararası toplumdan dışlayarak, dünya kamuoyu önünde teşhir edecek bir sonuca varması gerektiğini düşünüyorum'' diye konuştu.

-AZERİ BAKAN-

Azerbaycan Olağanüstü Haller Bakanı Kemalettin Haydarov da bu tür afet durumlarında ilgili devletin imkanlarının yetmeyebileceğini, bu nedenle uluslararası dayanışmanın bilgi ve tecrübe paylaşımının önemli olduğunu vurguladı.

Azerbaycan topraklarının yüzde 60'ının sismik zonda yer aldığını ve halkın yüzde 50'sinin de alanda yaşadığına işaret eden Haydarov, bunun da tehlikenin büyüklüğünü gösterdiğini, bu nedenle daha fazla iş birliği yapmaları gerektiğini kaydetti.

Bu haber toplam 1002 defa okunmuştur

Etiket(ler): , , ,

DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri