Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Cemil Çiçek'in Aslan paşası

03.07.2010 00:54
İşte Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile Genelkurmay 2. Başkanı Org. Aslan Güner'in çoğu kimse tarafından bilinmeyen dostluğu ve Aslan Güner'in TSK'daki ilginç yükseliş hikayesi...

Her sayısında büyük ses getiren dosyalar yayınlayan Chronicle dergisi, yine çok tartışılacak bir dosyayı açtı. İşte Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ve Genelkurmay 2. Başkanı Org. Aslan Güner'in yakınlığı...

 

Aydın Tepeli / CHRONICLE

GENELKURMAY II. BAŞKANI ORG. ASLAN GÜNER İLE CEMİL ÇİÇEK’İN ARKADAŞLIĞI YILLAR ÖNCE BAŞLAMIŞ

 

 

“301 CEMİL”İN ASLAN PAŞASI

 

 

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile Genelkurmay II. Başkanı Org. Aslan Güner arasında su sızmıyor. İkili Güner’in korgeneralliğinden beri sıkı dost. Güner, Turgut Özal’ın başyaverliğini, Süleyman Demirel’in ise alay komutanlığını yapmış bir isim. Neredeyse bütün subaylık hayatı Ankara’da geçmiş. Trabzonspor’a olan tutkusu, Habertürk gazetesi genel yayın yönetmeni Fatih Altaylı’ya yakınlığıyla tanınıyor.

 

 

Harbiye Marşı’nı bilir misiniz? Bilmeyeniniz varsa hatırlatalım. “Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız” diye başlar. Bu marşı en çok Ağustos ayı boyunca duyarız haber bültenlerinde. “Türk tarihinin zaferlerle dolu Ağustos ayı”nda yüzlerce Harbiyeli okullarından mezun olup orduya subay olarak katılır. Pek çok subay da “ana kucağı”ndan ayrılmanın hüznüyle ordudan emekli olur. Dışarıdan bakanlar, subay yakını olmayanlar bireysel hikayeleri, katılış heyecanını, ayrılış acısını bilmezler. Bizim gördüğümüz medyanın bize ilettikleri ve anlattıklarıyla sınırlıdır. O yüzden de hep göz önünde olanlara odaklanırız. Sıradan okur daha çok genelkurmay başkanları ya da kuvvet komutanlarının geliş ve gidişlerinden haberdar olur. Basın da zaten bu geliş ve gidişlerin perde arkasını, dönen çarkları kulis yazılarında bize aktarır. Aylar Ağustos’a yaklaşırken tam bir bilgi bombardımanına tutuluruz. O yüzden her Ağustos öncesinde hava biraz ağırlaşır, gerilim biraz artar. Bu yıl da yeni bir genelkurmay başkanı göreve başlayacak. Eskisi ise yaptıkları ve yapamadıklarıyla tarihin sayfalarına geçecek.

 

Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un görev süresi Ağustos ayında sona eriyor. Yerine olağanüstü bir durum olmazsa şimdi Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevinde bulunan Org. Işık Koşaner gelecek. Koşaner’in göreve gelmesiyle birlikte Genelkurmay karargâhında büyük değişiklik olacak. En başta da Genelkurmay II. Başkanı Org. Aslan Güner’in yeri değişecek. Bu değişiklikle birlikte de taşlar tam anlamıyla yerinden oynayacak.

 

Güner Ankaragazetecilerin, gazete genel yayın yönetmenlerinin ve en şaşırtıcısı da başbakan yardımcısı Cemil Çiçek’in çok yakından tanıdığı bir isim. Güner’in gazetecilerle temas kurması normal. Çünkü Genelkurmay II. Başkanı karargâhın komutanı ve Genelkurmay Başkanı adına basını bilgilendirmek onun görevleri arasında. Bunu da Genelkurmay Başkanlığı İletişim Daire Başkanlığı üzerinden yapıyor. Ancak uzun süreden beri, en azından 28 Şubat Süreci’nden bu yana Genelkurmay II. başkanları daire başkanlığı ve genel sekreterliği bir kenara bırakarak “mühim” konularda devreye girip, ilişki kurarak, medyayı bilgilendirip, yönlendiriyor. İletişim Daire Başkanlığı ise görev alanını rutin faaliyetlerle sınırlandırıyor. Akredite basın mensuplarını takvime bağlı askeri faaliyetler konusunda bilgilendiriyor. 

 

ANKARA’DAN DIŞARI ÇIKMADI

 

Aslan Güner’in asıl şaşırtıcı ilişkisi Cemil Çiçek’le. Cemil Çiçek siyasetçi. Hem de iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)’nde siyaset yapıyor. Askerlerin AKP’ye bakış açısı bilinirken bu ilişki Ankara kulislerinde, alttan alta dillendiriliyor. Bu konuşmalar Cemil Çiçek’in de kulağına gitmiş olacak ki, deşifre olmasını beklemeden kendisi Hürriyet gazetesine açıklamada bulundu. Gazetenin Ankara temsilcisi Metehan Demir’e yaptığı açıklama ile Aslan Güner ile arasında “hassas konular başta olmak üzere” görüşmeler yapıldığını doğruladı. Çiçek’e göre bu normaldi ve devletin uyumu açısından olması gereken de buydu.

 

Öyleyse bizde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’nin tepe noktasına yükselmiş, her kritik olayda adı geçen Aslan Güner’i daha yakından tanıyalım. Trabzonspor hayranlığından Özel Kuvvetler Komutanlığı’na yapılan baskına, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül’le karşılaşmamak için köşe kapmaca oynamasına kadar pek çok olayda akla gelen ilk isim olan Güner’i spot ışıklarının altına alalım. Bakalım bu ilginç ismin gölgesiz halinden neler çıkacak? Daha sonra da spot ışıklarını Cemil Çiçek’e çevirelim. Her devirde muteber bu muhafakâr siyaset adamının durduğu noktayı aydınlatalım. Hadi öyleyse önce Aslan Güner Paşa’ya “merhaba” diyelim! Önce kısa künyesini verelim, ardından da satır aralarında dolaşalım. 

 

Aslan Güner, 1948 yılında Trabzon-Akçaabat’ta doğmuştur. 1967 yılında Kara Harp Okulu’ndan, 1968 yılında Topçu ve Füze Okulu’ndan mezun olmuştur. 1976 yılına kadar Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı çeşitli birliklerde, Batarya Subaylığı, Takım ve Batarya Komutanlığı yapan Orgeneral Güner, 1978 yılında Kara Harp Akademisi’nden mezun olmuştur. Kurmay Subay olarak; 4’üncü Kolordu Komutanlığı’nda Karargâh Subaylığı, 28’inci Motorlu Piyade Tümen Lojistik Şube Müdürlüğü, Kara Harp Akademisinde Öğretim Üyeliği, Napoli-İtalya’da Güney Avrupa Müttefik Kuvvetleri Komutanlığı (Afsouth) Plan Prensipler Başkanlığı’nda Karargâh Subaylığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Tayin Daire Kurmay Şube Müdürlüğü, Cumhurbaşkanı Başyaverliği ve Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alay Komutanlığı görevlerini yürütmüştür.

 

1994 yılında Tuğgeneralliğe terfi etmiştir. Tuğgeneral rütbesi ile, 51’inci Piyade Tugay Komutanlığı, Genelkurmay Silahlanma ve Savunma Araştırma Daire Başkanlığı ve Genelkurmay Eğitim ve Teşkilat Daire Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur. 2000 yılında Tümgeneralliğe terfi etmiştir. Tümgeneral rütbesi ile Genelkurmay Genel Sekreterliği, Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığı görevlerini yürütmüştür. 2004 yılında Korgeneralliğe terfi etmiştir. Korgeneral rütbesi ile Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı ve 4’üncü Kolordu Komutanlığı görevlerinde bulunan ve 30 Ağustos 2008 tarihinden geçerli olarak Orgeneralliğe terfi eden Orgeneral Aslan Güner, Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı görevine atanmıştır. 30 Ağustos 2009 tarihinden geçerli olarak Genelkurmay İkinci Başkanlığı’na getirilmiştir.

 

TEAMÜLLERİ YIKTI GEÇTİ

 

Aslan Güner mesleğini en yüksek rütbe olan orgenerallikle taçlandırmış, basamakları birer birer çıkmış. Yüksek Askeri Şura sonrası açıklanan biyografisine göre ilk bakışta her şey normal. Atama seyri her üst rütbeli subayda olması gereken gibi. Ancak detaylara bakıldığında karşınıza çarpıcı sonuçlar çıkıyor. Bunlar içerisinde hiç şüphesiz en önemlisi albaylık yıllarına rastlıyor. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Tayin Daire, Kurmay Şube Müdürlüğü’nde sadece iki ay görev yapıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yakın tarihinde bu kadar kısa süre Kurmay Şube Müdürlüğü yapmış başka bir personel bulunmamaktadır. Bu cümleden de anlaşılacağı gibi bu durum hiçte normal değildir. Çünkü bu görev her kurmay subayın bulunmak için can atacağı bir makamdır. Hem o subaya duyulan güvenin göstergesidir, hem de tüm kurmay subayların tayinlerine etki edebileceğiniz seçkin bir konumdur. Buradan kısa sürede bir personelin tayin edilmesi olağan olmadığı gibi personel hakkında da olumsuz yorumlara neden olabilecek bir durumdur.

 

Ancak, Aslan Güner için bu görev sıradan bir basamaktır. İki ay gibi çok kısa bir süre çalıştıktan sonra Cumhurbaşkanlığı Başyaverliği’ne tayin edilir. 1989 yılı Kasım ayında cumhurbaşkanlığı seçimi yapılır. O dönemde tek başına iktidarda olan Anavatan Partisi’nin lideri ve başbakan Turgut Özal cumhurbaşkanı seçilmiştir. Özal sistemin sinir uçlarına dokunmaktan çekinmeyen, sıra dışı bir siyasetçidir. 24 Ocak 1980’de uygulamaya konulan ekonomik kararlarla Türkiye’yi serbest piyasa ekonomisi ile tanıştırır. Kamuoyu Özal’ı Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarı olarak tanır. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından kurulan hükümette ekonomiden sorumlu devlet bakanlığı görevine getirilir. Bir müddet sonra kabineden istifa ederek, Anavatan Partisi’ni kurar ve ilk seçimde partisini tek başına iktidara taşır. Özal uzun yıllardır kafasında olan planı uygulamaya koyacaktır. Serbest piyasa ekonomisi bütün kural ve kaideleriyle Türkiye’de işlemelidir. Ekonominin ardından sıra siyasete gelecek, Türkiye o güne kadar duymadığı pek çok konuyu Özal sayesinde tartışmaya başlayacaktır. O tarihlerde bu en fazla devletin yerleşik bürokrasisini tedirgin etmektedir. İşte Özal her yaptığı, her söylediğiyle yerleşik düzenin koruyucularını çıldırtırken cumhurbaşkanlığına adaylığını koyar. Yerleşik sistemin en muhalif ismi, sistemin tam tepe noktasına geçmiştir. Özal’ın cumhurbaşkanlığına seçilmesinin ardından da kurmay albay Aslan Güner, başyaverliğe tayin edilir.

 

Özal’ın vefat ettiği 17 Nisan 1993’e kadar da yanından bir an olsun ayrılmaz. 17 Nisan günü izinlidir. Güner izinli olduğu halde Çankaya Köşkü’ndeyken, Özal kalp krizi geçirir. Ancak kronik kalp hastası olan Özal’ın doktoru ile ambulansın şoförü de o gün izin yapmaktadır. Saniyelerin önemli olduğu bir zamanda uzun süre ambulans bulunamaz. Özal görev süresini tamamlayamadan vefat eder. Yerine ise Doğru Yol Partisi ile Sosyal Demokrat Halkçı Parti koalisyonunun başbakanı Süleyman Demirel cumhurbaşkanı seçilir.

 

Aslan Güner yine Çankaya’dadır. Bu defa görevi Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alay Komutanlığı’dır. Bu Güner’in albaylıktaki son görevidir. 1994 Yüksek Askeri Şurası’nın ardından tuğgeneralliğe terfi eder. Ancak albaylıktaki parlak kariyerinin aksine, generalliğinin ilk yıllarında son derece sıradan görevler alır. Hatta yakın arkadaşları Güner’in tuğgenerallikten emekli olacağını düşünürler. Çünkü onların deyimine göre “Güner’in görev yaptığı yerler terfiye esas olacak yerler” değildir. Aslan Güner’in tuğgeneral rütbesinde yapmış olduğu görevler TSK içerisinde etkinliği fazla olmayan görev yerleridir. 1994-1996 yılları arasında Tunceli-Hozat’tadır. Bu albaylığından orgeneralliğine kadar Güner’in Ankara dışında yaptığı tek görevdir. Hozat’ta Güner’in tek eğlencesi yanından ayırmadığı köpeğidir! Bu görev Güner’in yıldızının parladığı andır. Adeta bir sihirli el yardımıyla sadece tümgeneralliğe terfi ettirilmekle kalmamış aynı zamanda genelkurmay karargâhındaki en etkin tümgeneral kadrosu olan Genel Sekreterlik görevine getirilmiştir. Bu tarihten itibaren de TSK iç dinamiklerindeki etkinliği rütbesine nazaran her zaman daha fazla olmuştur.

 

KARARGÂHIN KİLİT İSMİ

 

Genel Sekreterlik görevinden sonraki durağı Zırhlı Birlikler Komutanlığı’dır. Bu birlik Ankara’daki en önemli ve kritik birlikler arasındadır. Birliğin başına tayin edilecek isim de büyük bir özenle seçilir. Çünkü olası bir kriz durumunda ya da yaşanabilecek herhangi bir askeri müdahalede Zırhlı Birlikler Komutanı’nın mutlaka desteğinin alınması gerekir. Yoksa Ankara’nın “düşmesi” başka türlü mümkün değildir. Tıpkı Genelkurmay karargâhındaki genel sekreterlik görevi gibi, “kilit” bir görevdir.

 

Ankara kulislerine göre Güner burada hiç boş durmamış, özellikle bir önceki görev yeri olan Genelkurmay karargâhından hiç kopmamıştır. Zırhlı Birlikler Komutanlığı Güner’in görevi sırasında bir çok generali ağırlamıştır. Görev yaptığı yerlerden dolayı olsa gerek Güner bu rütbede hiç uzatma almadan, en ön sıradan korgeneralliğe terfi etmiştir. Tayini ise İstihbarat Başkanlığı’na çıkmıştır. Aslan Güner İstihbarat Başkanlığı görevinde iken sivil makamlar ile de temasını artırmış, görevdeki MİT müsteşarı ve bu kurumda çalışan asker kökenli MİT mensupları başta olmak üzere birçok personel ile periyodik görüşmelere başlamıştır. Aynı dönemde karargâhta görev yapan personele göre “en etkin, dediğini yaptıran” isimdir. Nüfuzu kendi rütbesindeki isimler üzerinde bile etkilidir. Yine bu rütbede şimdi sıkça ve dostça görüştüğü Cemil Çiçek’le tanışır. 

 

Korgeneral rütbesindeki herkes kıta görevine çıkar ve bu görevinde en az bir yıl süreyle görev yapar. Güner için de bu yasal zorunluluk yerine getirilmiş, 4’üncü Kolordu ve Ankara Merkez Komutanlığı görevine getirilmiştir. Böylece Ankara’dan uzaklaşmasına gerek kalmamıştır. Askeri çevrelerde Güner’e getirilen en büyük eleştiri de zaten tam da bu noktadadır. Tunceli-Hozat dışında neredeyse Ankara dışında hiç görev yapmamıştır. Güner’in meslektaşları arasındaki lakabı da zaten “salon subayı”dır. Ancak buna rağmen hızlı yükselişi devam etmiş 30 Ağustos 2008’de “birinci” sıradan orgeneralliğe terfi ettirilmiştir. Yeni tayini ise Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı olmuştur. Ardından da çok uzaklaşmadığı Genelkurmay karargâhına Genelkurmay II. Başkanı olarak geri dönmüştür. İlker Başbuğ’un genelkurmay başkanlığı döneminde Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri Tümgeneral Hıfzı Çubuklu ile birlikte karargâhtaki en önemli isim Aslan Güner’dir.

 

Aslan Güner’in 4’üncü Kolordu ve Ankara Merkez Komutanlığı tam anlamıyla “muhataralı” günlere denk gelmişti. Türkiye yakın tarihinin en gerilimli günlerini yaşamaktaydı. Ahmet Necdet Sezer’in cumhurbaşkanlığındaki görev süresi dolmuş, AKP yerine Abdullah Gül’ü aday göstermişti. Dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt, seçilecek cumhurbaşkanının “Sözde değil, özde laik” olması gerektiğinin altını çizen bir konuşmayla seçim konusunda tavrını koymuştu. TBMM’de yapılan ilk tur oylamanın ardından da 27 Nisan geceyarısı hükümete muhtıra vermişti. Ardından da Anayasa Mahkemesi, CHP’nin başvurusu üzerine cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk iki turunu iptal etmiş, bu oylamada toplantı yeter sayısının 367 olması gerektiğine hükmetmişti. Bunun üzerine AKP hükümeti erken seçim kararı almış ve büyük bir oy patlaması yaparak tekrar TBMM’de çoğunluğu oluşturmuştu. Ardından da adayı Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanlığına seçti. Bu kritik dönemde ismi en fazla öne çıkanlar arasında Cemil Çiçek başı çekiyordu. AKP’nin ilk iktidar yıllarından itibaren potansiyel cumhurbaşkanı adayları arasındaydı. Hem muhafazakârdı ve AKP tabanına hitap ediyordu, hem de devletteki yerleşik düzen yanlılarını, silahlı ve silahsız bürokrasiyi rahatsız etmeyecek bir isimdi. Ne kadar muhafazakâr ya da İslamcı olursa olsun Cemil Çiçek için asıl vazgeçilmez olan “devlet”in kendisiydi. Ancak Cemil Çiçek’in ismi AKP’de hiçbir karşılık bulamadı. Tıpkı Çiçek gibi cumhurbaşkanlığı adaylığı bekleyen isimler de umduklarını bulamadılar. Tayyip Erdoğan AKP triumvirasının ikinci ismi Abdullah Gül’ü Çankaya Köşkü’ne çıkardı. 

 

BAŞKOMUTANA SIRTINI DÖNDÜ

 

Ancak Abdullah Gül cumhurbaşkanlığına büyük bir çoğunluğun oyları ile seçilse de, bu seçime askerin açık-seçik bir tavrı vardı. Karısı başörtülü bir ismin cumhurbaşkanı olması bir türlü hazmedilememişti. Bunun siyasi belleğimize kazınan en önemli fotoğrafında da Aslan Güner başrol oyuncusuydu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yurtdışı seyahatinden dönüşünde Ankara-Etimesut Havalimanı’nda karşılanacaktı. Karşılayacaklar arasında Ankara Merkez Komutanı olduğu için de Aslan Güner de bulunmaktaydı. Ancak Güner bir anda protokoldekilerin ve basın mensuplarının şaşkın bakışları arasında, protokoldeki yerinden çıkarak tören kıtasının bulunduğu tarafa geçti. Böylece cumhurbaşkanının başörtülü eşi Hayrunnisa Gül’ün elini sıkmak zorunda kalmayacak, Hayrunnisa Gül ile aynı fotoğraf karesine girmeyecekti. Bu olay ertesi günün manşetlerine taşınacaktı. Güner bu davranışıyla oldukça büyük risk almıştı. Çünkü bundan sonra terfi etmesi için imza atması gerekenlerin en başında cumhurbaşkanı Abdullah Gül vardı. Ancak Gül ve Yüksek Askeri Şura’ya başkanlık eden başbakan Recep Tayyip Erdoğan bu ayrımcılığı hiç yaşanmamış gibi kabul etti. Aslan Güner sorunsuz bir şekilde orgeneralliğe terfi etti. Bir cumhurbaşkanına başyaverlik, diğerine Cumhurbaşkanlığı Muhafız Taburu’nda hizmet etmiş Güner, Gül’e sırtını dönen komutan olarak tarihe geçecekti. Bu olay bile her konuşmasında aldığı “devlet terbiyesi”nden bahseden Cemil Çiçek’le arasının açılmasına neden olmadı.

 

Aslan Güner orgeneralliğe sorunsuz terfi etmiş olsa da bu rütbe onun için dikensiz gül bahçesi değildi. Birbiri ardına patlayan skandallarla Türk Silahlı Kuvvetleri hızla mevzi ve itibar kaybediyordu. Deniz Kuvvetleri eski komutanı Em. Ora. Özden Örnek’in “Günlükleri”nin yayınlanmasıyla Türkiye nasıl bir badireden geçtiğini anlayacaktı. Günlüklere göre 2003 ve 2004 yıllarında bir dizi darbe girişimi olmuş, ancak bunlar başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

 

Kısa bir süre sonra iddia olunan Ergenekon Terör Örgütü’ne yönelik başlayan operasyonlar az zamanda üst rütbeli subaylara ulaşacaktı. Daha önce burunlarından kıl aldırmayan, her sözleri olay olan komutanlar birbiri ardına gözaltına alınacak, bir kısmı tutuklanacaktı. Genelkurmay karargâhı olan-biteni faltaşı gibi açılmış gözlerle izliyordu. İşte operasyonun ivme kazandığı, Şener Eruygur, Hurşit Tolon, Tuncer Kılınç, Veli Küçük gibi emekli paşaların birer birer tutuklandığı günlerde Genelkurmay Başkanlığı da el değiştiriyordu. Yaşar Büyükanıt emekli olmuş, yerine İlker Başbuğ gelmişti. Başbuğ’un karargâhını emanet ettiği kişi ise Aslan Güner olacaktı.

 

Ancak Güner’in de ismi bir müddet sonra gündeme geldi. Cumhuriyet gazetesinin o dönemde Ankara temsilcisi Mustafa Balbay’ın günlüklerine yazdığına göre Güner, AKP hükümetine karşı müthiş öfkeliydi. 2003 yılında kaynayan kazanın altına odun taşıyanlardan bir tanesi de Güner’di. Mustafa Balbay, 22 Nisan 2003’te Aslan Güner’le bir telefon görüşmesi yapmıştı. Burada Aslan Güner; “İzleme, takip, değerlendirme safhası bitti. Bundan sonra uyarı ve duruş aşaması başladı” diyordu. Söylediklerinin altını da ısrarla çiziyordu; “23 Nisan’da Meclis’teki resmi törene katılırız ama, akşamki resepsiyon özel sayılır bunu öyle değerlendireceğiz.”

 

Balbay ve Güner 25 Nisan 2003’te tekrar görüşüyorlardı;

 

“Artık izleme, takip dönemi bitti. Eğer anladılarsa iyi, anlamadılarsa yeniden söylenir. Bunları kapalı ortamlarda hep söylüyoruz. Artık kamuoyuyla paylaşmanın gerektiği bir durum. Tek neden türban değil. Kadrolaşma, görüş, siz de biliyorsunuz… Bundan sonra gereken uygun platformlarda söylenecek.”

 

Balbay, Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreteri Tümgeneral Aslan Güner’e tekrar soruyor; Geri adım? Güner’in cevabı ise son derece kararlı; “Hayır. Olamaz. Artık belli bir duruş var. Son dönemde kimileri TSK’ni başka türlü göstermeye çalıştı. Hassasiyetlerinin değiştiği izlenimi verilmeye çalışıldı. Ama öyle değil. TSK bir bütündür, hassasiyetlerini korumaktadır. Atatürk’ün bu rejimini korumak bizim görevimizdir.”

 

KOMUTANLIĞI BASILDI

 

Şimdi Genelkurmay’da II. Başkan olan Aslan Güner’i üzen bir başka olay da gazetelerde yayınlanan bir haberdi. Bu habere göre bazı paşaların yakın akrabaları askerliklerini şaşırtıcı bir biçimde hep huzurlu şehirlerde yapmışlardı. Bu paşa yakınlarının Türkiye’si Ankara-İzmir ve İstanbul’dan oluşuyordu. Ne yazık ki bu paşalar arasında Aslan Güner’in de adı geçiyordu.

 

Aslan Paşa’nın yeğeni Evren Yılmaz “çürük” raporu almış, askerlik görevini yapmamıştı. Oğlu Alper Güner acemiliğini babasının yanı başında Ankara’da Muhabere Okulu’nda, ustalığını ise İstanbul’da Kuleli Askeri Lisesi’nde yapmıştı. Yeğenleri Hasan Durna, Ali Haydar Güner, Mustafa Güner, Şevki Güner, Aslan Güner, İbrahim Orhan ve İsmail Güner ise üç büyük ilde zorunlu askerlik görevlerini tamamlamıştı.

 

Ancak Aslan Güner’e asıl darbeyi Ankara’da Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK)’nda yapılan arama vurdu. Özel Kuvvetler Komutanlığı Aslan Güner’e bağlı birlikler arasında. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın takip edilmesi üzerine başlayan operasyon ÖKK’na dayanmıştı. Arınç’ı takip eden araçtaki şüpheliler bu birliklerde görev yapıyordu. ÖKK zaten kamuoyunda Kontrgerilla olarak bilinen Özel Harp Komutanlığı’nın yeni ismiydi. Bu durum şüpheleri iyice artırdı. ÖKK’da yapılan arama günlerce sürdü ve belgeler tutunaklarla tespit edildi. Bir müddet sonra da internete düşen bir ses kaydında İlker Başbuğ, Arınç’ı takip emrini bizzat kendisinin verdiğini söylüyordu; “Ben izin vermeseydim ‘Nah’ girip arama yapabilirlerdi.” 

 

Aslan Güner’in hayat çizgisi, meslek yaşamı neredeyse Türkiye’nin yakın tarihi. Hayatımızda yeri olan bütün isimlerle çalışmış. Talihi de hep yaver gitmiş. Askerlikte çok önemli olan “teamüller”in dışında bir yöntemle Çankaya Köşkü’ne atanmış. Uzun süre başyaverlik ve akabinde alay komutanlığı yapmış. Başyaverliğini yaptığı cumhurbaşkanı ölmüş. Cumhurbaşkanının güvenliğinden birinci derecede sorumlu olan Aslan Güner’e kimse bir şey sormamış. Tuncer Kılınç ve Hurşit Tolon’la kader birliği etmiş. İki ağabeyi Ergenekon Davası’nda yargılanırken Güner terfi etmiş. Mustafa Balbay’la görüşmeleri, AKP ile ilgili düşünceleri ortaya çıkmış. En önemlisi “Başkomutan”ına sırtını dönmekte beis görmemiş. Tüm bunların karşılığında da Tayyip Erdoğan’ın başkanlığını yaptığı Yüksek Askeri Şura toplantısında terfi almış… Ne diyelim belli ki Aslan Paşa’yı annesi Kadir Gecesi doğurmuş.

 

Bundan sonra işleri böyle gider mi belli olmaz. Çünkü Genelkurmay II. Başkanlarının önünde Çevik Bir model olarak duruyor. Bir de tabii Aytaç Yalman Paşa örneği var. Tam emeklilik hazırlıklarını yapmış, taşınacağı sırada başına talih kuşu konuyor, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na yükseliyor… Kimbilir belki Aslan Güner, Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’un kurgulayıp uygulayamadığı terfi oyununu oynar, II. Başkanlık’tan Jandarma Genel Komutanlığı’na, oradan da Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na ve Genelkurmay Başkanlığı’na yürür. Ya da görev süresi bitince paşa paşa evinin yolunu tutar… Ne olacağını elbette zaman gösterecek

Bu haber toplam 5778 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri