Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Cem’in işi kaçmaktı bizim işimiz yakalamak

22.09.2009 11:55
Cem’i aradıkları dönemde İstanbul’da 249 cinayet işlendi. Cinayet Masası bunlardan 230’unu çözdü.
19’u hâlâ işlemde. Ancak Cem Garipoğlu’nun bir türlü bulunamaması ve birtakım gazetelerin asılsız ihbarları bile sayfalarına taşıması dedektifleri zorlamış. Uykusuz, gergin gecelerde Cem Garipoğlu’na kızdılar mı peki? Bunu şu sözlerle açıkladılar: “Onun kaçması gerekiyordu ve kaçacaktı. Bizim de görevimiz yakalamaktı. Ona öfke duymadık.”

CİNAYET Masası, dekdetifleri olay gününden beri ne Münevver Karabulut’un cep telefonuna, ne de Cem Garipoğlu’nun telefonuna ulaştı. 3 Mart 2009 günü saat 15.30-16.00 sıralarında işlenen cinayetin ardından saat 18.00 sıralarında Münevver Karabulut’un cep telefonunda sinyal kesilmişti. Vahşi bir cinayete kurban giden Münevver’in son telefon görüşmesi ise polis kayıtlarına göre öldürülmeden sadece yarım saat-45 dakika kadar önce, annesiyleydi.

‘Cep’ sinyali kesildi

Katil zanlısı Cem Garipoğlu ise son olarak bir arkadaşı ile telefonla görüşmüştü. Telefonunun sinyali en son saat 20.30’da Bahçeşir’de sinyal vermişti. Kısa bir süre sonra da sinyal kesilmişti. Telefonun sinyallerini değerlendiren polis, Cem Garipoğlu’nun Münevver Karabulut’un cesedini Etiler’deki çöp konteynerine atmaya telefonu ile gittiğini ve geri döndüğünü düşünüyordu.

Korkunç cinayet sonrası onu Beşiktaş’a götüren korsan taksiciye de, Cem’in telefonu yanında olduğu ve sürekli sinyal verdiği için kısa sürede ulaşmışlardı. Teslim olduğu gün, Cem polislerle yaptığı sohbette, hem kendisinin hem de Münevver’in cep telefonunu attığını, attığı yerleri ise hatırlamadığını söylüyordu.

Cinayet Masası dedektifleri, çemberin daraltılmasıyla Cem’in teslim edilmesine giden süreci yorumlarken ise, oldukça ketum davranıyorlar. Polisliğin cep telefonu dinlemek ve izlemekten başka yöntemleri olduğunu belirtseler de, dedektifler, bu yöntemlerini deşifre etmiyor, tek ipucu vermiyorlar.

MSN’i takip edildi

197 günlük takip sırasında dedektiflerin en çok izini sürdükleri şeylerden biri Cem Garipoğlu’nun msn’i oldu. Polis, Garipoğlu’nun arkadaşlarının msn adreslerini kullanarak Cem Garipoğlu’nun msn’e girip girmediğini sürekli kontrol etti. 197 günlük süreç içinde Cem Garipoğlu’nun bilgisayar kullanmadığına vurgu yapan bir dedektif, “Değil bilgisayarın tuşuna basmak, bilgisayarın kapağını bile açsaydı, Cem’e ulaşırdık. Tek bir gün bile bilgisayar kullanmadı. Zaten emniyete geldiğinde de bilgisayar kullanmadığını söyledi” diyor.

Somut ipucu yoktu

Her ihbarı ciddiye aldıklarını belirten Cinayet Masası dedektifleri, Cem Garipoğlu’nun peşinde oldukları o uykusuz 197 gün boyunca somut hiç bir ize rastlayamadıklarını belirtiyorlar. Cinayetin ilk gününden beri, Cem Garipoğlu’nun aslında Türkiye dışına çıkmadığını düşündüklerini belirten dedektifler, “Aslında elimizde bununla ilgili somut bir veri yoktu. Ancak yaşadığımız tecrübeler, Cem’in yurtdışında olmadığı yönünde bizde bir izlenim uyandırıyordu” dediler. Dedektifler, uykusuz gecelere rağmen Cem Garipoğlu’na bir öfke beslemediklerini de şu sözlerle açıkladılar: “Onun kaçması gerekiyordu ve kaçacaktı. Bizim de görevimiz yakalamaktı. Onun için asla bir öfke duymadık. Sadece onu yakalamaya çalıştık.”

Dedektifleri en çok üzen 700 bin Euro rüşvet söylentisi oldu

SORUŞTURMAYI yürüten dedektifleri en çok üzen haber ise, Garipoğlu Ailesi’nin polislere 700 bin Euro rüşvet verdiğine ilişkin haber olmuş. Aileleri ve yakın çevrelerinin bile bu konuda sorularına muhatap olduklarını belirten dedektifler, “Uykusuz geçen geceler bile bizi bu yalan haber kadar yormamıştı” diyorlar. Cinayet Masası’nda 27 polis hakkında soruşturma açıldığına dair çıkan asılsız haber de dedektifler arasında büyük rahatsızlıklar yaratmış. Soruşturma ile ilgili çıkan diğer asılsız haberler de her seferinde sıkıntılara neden olmuş.

Sanki kanı çekilmişti

CİNAYET Masası dedektiflerinin, teslim olduktan sonra şubeye getirilen Cem’le ilgili ilk izlenimleri de ilginç. Cem’in şubeye girdiği an başlayan titremesi, sabaha kadar sürmüş. Sohbet sırasında dedektiflerin dikkatini en çok Cem’in bembeyaz elleri çekmiş. Bir dedektif, “Elleri ve yüzü bembeyazdı. Elini tuttum. Kanı çekilmiş gibiydi. Vücudunun ısısını merak ettim. Normal gözüküyordu ama titriyordu” dedi.

Saçını biri kesti

Cem Garipoğlu’nun beyaz bir beyzbolcu şapkası ile emniyete geldiğini söyleyen aynı dedektif, bu konuda da şöyle dedi: “Saçlarının yeni kesildiği belliydi. Her ne kadar kendim kestim dediyse de buna inanmadık. Çünkü ense tıraşı ve saç kesimi çok düzgündü.”

Hürriyet
Bu haber toplam 918 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri