Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

CHP, AK Parti'nin % 58'ni araştırdı

15.10.2010 14:07
Kılıçdaroğlu, gazete ve televizyon yöneticilerine ‘Bugün geldiğimiz noktada yürütme, yasama ve yargıyı denetler konuma geldi. Artı medyayı da denetler konuma geldi’ dedi

Kılıçdaroğlu medya yöneticileriyle buluştu

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, dün akşam, gazete ve televizyonların genel yayın yönetmenlerine İstanbul Ortaköy’deki Radisson Hotel’de yemekli bir davet verdi. Kılıçdaroğlu, medya yönetilerine gündemdeki konularla ilgili görüşlerini aktardı. Brüksel’e gittiklerinde medyayı, medya üzerindeki baskıları, medyanın demokrasi üzerinde ne kadar önemli bir işlevi olduğunu anlattıklarını söyleyen Kılıçdaroğlu, AB yetkilileriyle görüşürken medyayla ilgili sağlıklı ve kapsamlı bir bilgileri olmadığını hissettiklerini belirtti. Bunun üzerine bir rapor hazırladıklarını ve AB yetkililerine gönderdiklerini belirten Kılıçdaroğlu şunları söyledi: “Rapor, İngilizce, Fransızca ve Almanca olarak hazırlandı ve gönderildi. Aslında raporu hazırlarken medya üzerindeki baskıların hangi noktaya geldiğinin de bilinmesi gerekiyordu. Basının dördüncü güç olduğunu çok daha iyi biliyorsunuz. Ama bugün geldiğimiz noktada yürütme, yasama ve yargıyı denetler konuma geldi. Artı medyayı da denetler konuma geldi. O nedenle biz medyanın, yasama organının ve yargının güç kaybettiği ama yürütme organının gittikçe güçlendiği bir demokrasi yapısıyla karşı karşıya olduğumuzu her yerde anlattık.”

Sosyal devlette kan kaybı var

Türkiye’nin ciddi bir demokratikleşme sorunu olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sosyal devlet anlamında Türkiye’nin ciddi bir kan kaybı var. Şunu baştan beri hep kabul ettik, basının güçlünün yanında yer alması gibi bir tablonun içinde olmasını biz içimize sindiremiyoruz. Basının, hem iktidara, hem muhalefete eşit uzaklıkta ama doğru bildiğini yazan, sağlıklı eleştiri yapan, o eleştirilerden bizim de ders çıkarmamız gereken bir tablo olabileceğini düşünüyoruz. Basının, denetim işlevini yerine getirmesinden her zaman mutlu olacağız. Uluslararası Basın Enstitüsünün verdiği rakamlar var. 2008-2009’da basın özgürlüğü açısından Türkiye 101’inci sırada yer alırken, 2010’da bu 127’nci sıraya gerilemiş durumda.”

YEMEKTEN SATIRBAŞLARI

TÜRBAN: Türbana eğitimde özgürlükler bağlamında evet dedik. Destek beklerken eleştirildik. AKP türbanı çözemez. Türbanı biz çözeriz. Biz olaya insan hakları ve özgürlük açısından yorumluyoruz. Kılık kıyafet yasayla düzenlenemez. ‘YÖK’ü kaldıracağız’ dedik. ‘Özerk üniversite olacak’ dedik. Her türlü düşünceyi özgürce dile getiren üniversitelerle sorun çözülür.

KURAN KURSU: Biz yasa dışı Kuran kurslarına karşı çıktık. Diyanet’in kurslarına karşı değiliz. Kuran’ı yetkin kişiler öğretsin istiyoruz. Diyanet Başkanı’ndan kurslarda okutulan kitapları istedim. Çok güzeldi.

YÖK: YÖK Başkanı’nın ‘Başı açıkların garantisi benim’ sözleri talihsizlik. Kişisel güvence olamaz. Hukuk devletinde güvenceler yasalardır. Adam gitti güvence bitti mi olacak?

1’ER TL ALACAĞIZ: Partide değişim kavgayla değil eğitimle olacak. Başarısızlar gidecek. Başarılı olanlar gelecek. Aidiyet duygusunu geliştirmek için parti üyelerinin kredi kartlarından 1’er TL alacağız. Çünkü partinin kaynağa ihtiyacı var. 100 binden fazla yeni üyemiz oldu.

YÜZDE 58 NEDEN EVET DEDİ?: Araştırdık. İşsizliğin azaldığı istihdamın yükseldiği yerlerde evet çıkmış. Örneğin Gaziantep. 12 Eylül darbesi döneminde işkence ve zarar gören herkes de ‘evet’ dedi. İnançları nedeniyle yargıyı İslamlaştırma gibi söylemler de etkili oldu. Entelektüel kesim ‘Yetmez ama evet’ diyerek kabul oyu verdi. Anayasa değişikliği Türkiye’nin önünü açacak gibi gerekçeyle evet diyenlerin çoğunlukta olduğunu sanmıyorum.

KÜRT MESELESİ: Van’a gittim. ‘Muğlalı Kışlası’nın adını değiştirin’ dedim. Başbakan’a çağrı yaptım. Biz eleştirildik. Başbakan övgü aldı. Anlamakta zorluk çekiyorum. Bu sorunu iktidarın tek başına çözmesi mümkün değil, katkıda bulunmak istiyoruz.

ESKİDEN GÜNEYDOĞU: Bu yöredeki arkadaşlarımıza ‘Sizin CHP’de ne işiniz var?’ diyorlardı. Şimdi en azından partiyi çözümün parçası yaptık.

AVCI OLAYI: Dinleme kasetlerinin Hanefi Avcı’nın bürosundan çıkmadığını herkes biliyor. Onun gibi bir istihbaratçı boşalttığı makam odasında bu kasetleri bıraksın... Buna inanmak mümkün değil.

FÜZE KALKANI: Avrupa’nın reddettiği bir şeyi biz niye kabul ediyoruz. Bizim de reddetmemiz lazım. Füze kalkanını kime karşı kuruyoruz? Türkiye’nin bunu kabul etmemesi gerekir.

YOLSUZLUK: Yolsuzluklar bitmedi. Kamu ihale yasası dısında kaç ihale yandaşlara dağıtıldı? Bilen yok. Hangi ülkede en büyük ihaleleri dağıtan en büyük kurum doğrudan Başbakan’a bağlı? Hiçbir şeyi sorgulamıyoruz. En büyük tehlike bu. Toplumun her şeyi sorgulaması lazım.

Bu haber toplam 844 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri