Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

CHP'yi başsavcının kıyağı kurtardı

11.08.2009 13:20
Almanya'dan para yardımı aldığı belgelenen ve kesin kapatmayı gerektiren suçu, Yargıtay Başsavcısı böyle kapattı...
Müthiş iddia: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Almanya'dan para yardımı aldığı belgelenen CHP ile ilgili usül hatası yaptı.

Alman Dışişleri Bakanlığı'nın Friedrich Ebert Vakfı aracılığıyla Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) yaptığı 85 bin euroluk yardım hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan incelemede şok bir iddia daha gündeme geldi.

Alman makamları, incelemeyi yürüten ve belgenin gerçek olup olmadığını soran Türkiye'nin istinabe (hukuki yardım) talebini geri çevirdi. İki ülke arasındaki sözleşmelere rağmen Almanya'nın Türkiye'nin talebini reddetmesinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yaptığı usul hatasının etkili olduğu ifade edildi.

Hukuki mi ticari mi belirsizliği

Almanya Dışişleri Bakanlığı'nın 3 Aralık 2005 tarihli yardım yazısına istinaden başlatılan incelemede, Başsavcılık tarafından söz konusu inceleme ceza davası niteliğinde olmasına rağmen hukuki ve ticari bir dava gibi değerlendirilerek hukuki ve ticari konularda adli yardımlaşmayı düzenleyen ilgili sözleşme hükümlerine göre adli yardım talebi hazırladığı belirtildi. Talebe olumsuz yanıt veren Alman makamlarının ilişkilendirilen konunun hukuki ve ticari konu olmayıp kamu hukukundan doğan bir ilişki olduğunu ifade ederek, talebin yerine getirilemeyeceğini bildirdi.

“Kabul edilir bir durum değil”

Boğaziçi Avukatlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Hakan Çırak, "Böyle bir usul hatası kabul edilebilir şey değil. 'Savcı, kasten böyle bir hata yapmamıştır' demek çok güç" ifadesini kullandı. Alman Dışişleri Bakanlığı, Friedrich Ebert Vakfı üzerinden CHP'ye 2005 yılında 85 bin euroluk para transferi yapmıştı.

Türkiye'nin Anayasası'na aykırı bu aktarım üzerine 2008 yılında harekete geçen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Alman Dışişleri Bakanlığı'na, Türk Dışişleri Bakanlığı yoluyla bir başvuruda bulundu ve para transferini açık eden belgenin gerçek olup olmadığının araştırılmasını istedi.

Belgeler yeniden istenebilir

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın usul hatası yaparak Alman makamlara başvuruda bulunması, CHP'nin kasasına giren para hakkında açılan tahkikatı akim bıraktı. Başsavcılığın talebinin 'Cezai Konularda Adli Yardım Avrupa Sözleşmesi' hükümlerine uygun hazırlanacak cezai bir talep olarak gitmesi gerektiği vurgulandı.

Ancak, gayriresmi olarak gerçekliği ispatlanan belgenin sahih olduğu resmen doğrulanırsa, CHP'nin kapatılması yeniden gündeme gelecek. Öte yandan Alman merciilerden istenen bilgi ve belgelere ret kararı çıkmasının üstünden 4 ay geçmesine rağmen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı usuldeki hatayı gidererek yeni bir talepte bulunmadığı bildirildi.

Cezası kesin kapatma

Anayasa'nın 69. maddesinin 10. fıkrası ile 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun 101. maddesinin 1 fıkrasının (c) bendine göre, Yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyruğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddi yardım alan siyasi partiler temelli kapatılır" şeklinde net bir ifade yer alıyor. Siyasi partilere kapatma davası açma yetkisi, usul hatasına imza atan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nda bulunuyor.

Yargıtay Savcısı Ahmet Gündel, bu konuda Ankara Cumhuriyet Savcılığı'nın da bir ceza soruşturması başlatabileceğini vurguladı.

"Ankara Cumhuriyet Savcılığı'nda soruşturma yoksa, Maliye Bakanlığı bu konuya araştırması için Ankara Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunabilir" diyen Gündel, "Belgenin Almanya'dan istenmesi işini Ankara Cumhuriyet Savcılığı da gerçekleştirebilir" görüşünü dile getirdi.

İşte reddetme gerekçesi

Parayı CHP'ye gönderen kişilerin belirlenmesi amacıyla Alman makamlara istinabe talebinde bulunan savcılık, Lahey Sözleşmesi'nin ilgili maddeleriyle Türkiye ile Almanya arasında özel hukuk kapsamında imzalanan ticaret ve medeni hukuk anlaşmalarına istinaden hukuki yardım talebinde bulunduğunu ifade etti. Ancak Alman Dışişleri Bakanlığı talebi reddetti ve bu kararına şunu gerekçe gösterdi:

"Berlin Eyaleti Adalet Bakanlığı'nca siyasi parti yasaklama davasıyla ilgili incelemelerin konu teşkil ettiği, böyle bir konuda vaki adli yardım talebinin 28 Mayıs 1929 tarihli iki ülke arasında hukuki ve ticari mevaddı adliyeye müteallik münasebatı mütekabiliyeye dair mukavelename ve 1970 tarihli Lahey Sözleşmesi çerçevesinde yerine getirilemeyeceği belirtilerek, adli yardım talebi reddedildi."

Kasıt yok demek çok zor

Mart 2009'da çıkan ret gerekçesini değerlendiren avukat Hakan Çırak, Alman makamlarından konuyla ilgili yardım talebinde bulunulurken skandal bir usul hatası yapıldığını söyledi. Almanya ve Türkiye arasında tesis edilen 'Özel Hukuk' sözleşmelerinin ticari ve medeni meseleleri kapsadığını anlatan avukat Çırak, şunları söyledi:

“Belgeler gönderilmedi”

"Almanya'yla aramızdaki sözleşmeler ticari ve medeni meseleleri kapsayan özel hukuk anlaşmalarıdır. Oysa parti kapatma davasıyla ilgili herhangi bir ülkeden yardım talep ediliyorsa, burada özel hukuk değil, uluslararası hukuk kuralları ve sözleşmeleri nazara verilmelidir. O nedenle konuyla ilgili belgeler Türkiye'ye gönderilmedi. Bu hataya mesleğe yeni adım atmış bir savcı düşse, belki anlaşılabilirdi. Ancak vahim usul hatasını yapan kişi, bir savcının gelebileceği en üst merciinin başında bulunuyor.”

“Bilerek yapmış olabilir”

“Bu nedenle bu hata kabul edilebilir, anlaşılabilir bir şey değil” diyen Çırak, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın bu hatayı bilerek yaptığı akla gelebilir. Zaten kasten yapılmamış demek bu durumda çok güç" diye konuştu.


ANADOL'UN ŞOK EDEN ÇELİŞKİSİ

"Kürt açılımı" çalışmalarını eleştirirken, Anadol'un 1990'lı yıllarda hükümetin projelerinden daha ileri projeleri savunduğu ortaya çıktı.

Hükümetin Kürt açılımını, "Saçılım" diyerek eleştiren CHP'li Anadol'un, genel başkan yardımcılığını yaptığı Sosyalist Birlik Partisi, "Kürtler’e üniter devlet" istemekten dolayı kapatılmıştı...

CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, hükümetin "Kürt açılımı" çalışmalarını 'saçılım' diyerek eleştirirken, Anadol'un 1990'lı yıllarda hükümetin projelerinden daha ileri projeleri savunduğu ortaya çıktı.

Anadol'un, genel başkan yardımcısı olduğu Sosyalist Birlik Partisi'nin (SBP) 3 Mayıs 1992’deki kongresinde "Kürtler üniter devlet içinde yaşamaktan, bağımsız devlet kurmaya kadar çeşitli alternatif yaşam biçimlerini seçmekte özgür olmalıdırlar" kararı alınmış.

Ana dilde eğitim

Sadun Aren'in Genel Başkanı olduğu SBP’de Anadol kurucu genel başkan yardımcılığı görevinde bulunuyordu. Anayasa Mahkemesi tarafından 1995 yılında kapatılan SBP’nin tüzüğünde "Kürtlerin ana dillerinde eğitim görmeleri imkanı da sağlanmalıdır" yanı sıra "Kürtlerin kendi kültür varlıklarını yaşatmaları ve geliştirmeleri desteklenecektir" ibareleri yer aldı.

Bağımsız devlet...

Anadol'un kurucu genel başkan yardımcılığını yaptığı Sosyalist Birlik Partisi'nin 2-3 Mayıs 1992 tarihlerinde yapılan kongresinde ise "Kürtler, üniter devlet içinde yaşamaktan, bağımsız devlet kurmaya kadar çeşitli alternatif yaşam biçimlerini seçmekte özgür olmalıdırlar" ifadeleri yer alıyor.


Kaynak:Bugün

Bu haber toplam 1054 defa okunmuştur

Etiket(ler): , , , ,

DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri