Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

CHP Siyasetçileri Neden Yol Ayrımında?

27 Ağustos 2008 / 08:03
CHP treninde hareketlilik eksik olmuyordu. Başbakan'ın tabiriyle uzun süredir 'trenden inenler' vardı ve 'bir daha binemiyor'du
AK Parti hakkında açılan kapatma davasından sonra siyaset mühendisleri devreye girmiş, Anayasa Mahkemesi daha kararını vermeden senaryolar havada uçuşmaya başlamıştı. Oyun planları ise iktidar partisinin kapatılması üzerine kuruluydu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve partinin önde gelen bazı isimlerine siyaset yasağı gelecek, ardından parti dağılacaktı. Hatta 'bir kısım milletvekilleri' kararı beklemeden gemiyi terk etmeye hazırlanıyor, kulislerde ayrılacak vekillerin sayısı üzerine tahminler yürütülüyordu. Rivayetlere göre, Abdüllatif Şener de parti kurmak için bu isimleri bekliyordu. İddialar o kadar ileri boyutlara taşındı ki, Başbakan Erdoğan, partisinin grup toplantısında, “Trenden inen bir daha binemez.” uyarısı yapmak zorunda kaldı. Netice itibarıyla herkesin 'kapatma kararı' beklediği dava sürecinde AK Parti'den ayrılan olmadı. Zaten parti de kapatılmadı. Ya Erdoğan'ın uyarısı etkili olmuştu ya da milletvekillerinin demokrasi anlayışı ağır basmıştı.

Oysa, AK Parti'nin kapatılmaması karşısında hayal kırıklığı yaşayan anamuhalefet partisi CHP'de durum farklıydı. CHP treninde hareketlilik eksik olmuyordu. Başbakan'ın tabiriyle uzun süredir 'trenden inenler' vardı ve 'bir daha binemiyor'du. Hatta bazı yolcular bizzat makinist tarafından indiriliyor ya da ikinci mevkiye gönderiliyordu. Biz de CHP treninde yaşanan hareketliliğe yakından bakalım istedik...

Deniz Baykal'ın yönetimde olduğu yıllarda birçok ünlü isim partiyle yollarını ayırdı. Baykal ile 40 yıla yakın siyaset yapan kimi isimlerse ikinci mevkiye yerleştirildi. Ayrılanlar yeni parti kurdu, farklı partilere geçti; ancak 'CHP çizgisinin devamı' gibi algılandığı için yaşama şansı bulamadı.

CHP SİYASETÇİLERİ NEDEN YOL AYRIMINA GELİYOR?

Avrupa'da seçim kaybeden sosyal demokrat liderler, genel başkanlığı bırakırken; Türkiye'de rüzgar hep ters esiyor. Deniz Baykal, Türk siyasî tarihinde 9 genel seçim kaybetmesine rağmen koltuğunu hiç kaybetmedi. Her seçim döneminden önce 'yeni isimler'le parti vitrinini yeniden kurmanın semeresini topladı. Partiye katılanlar kadar gidenler de CHP'yi sarstı: Kemal Derviş, Zülfü Livaneli, Yaşar Nuri Öztürk, Murat Karayalçın, İnal Batu, Tarhan Erdem, Haluk Koç, Ercan Karakaş… Peki neydi bu isimleri CHP'den ayıran, niçin partide uzun yıllar görev alamadılar? CHP trenini neden terk ettiler?

CHP 'sosyal demokrat bir parti' olarak nitelendirilse de, artık birçok insan buna inanmıyor. Yönetimin son yıllarda izlediği politika ve açıklamalar da bu çizgiden hayli uzaklaştığına işaret ediyor. Yakın geçmişe baktığımızda partinin değişmez lideri Deniz Baykal, Genelkurmay'ın internet sitesinden 27 Nisan gecesi yayınlanan 'e-bildiri'ye sahip çıktı adeta. Cumhurbaşkanlığı seçimi ilk tur oylamasının iptali için yapılan '367 başvurusu'nun reddi durumunda ülkenin kaosa sürükleneceğini iddia etti. CHP'nin tek adamı, başörtüsünü üniversitelerde serbest bırakan Anayasa değişikliğinin iptal edilmesinden sonra ise “Şeriatın kestiği parmak acımaz!” diyerek, Anayasa Mahkemesi'nin Meclis üzerinde gölge oluşturmasına seyirci kaldı. AK Parti hakkında açılan kapatma davasının reddedilmesi üzerine de mahkemenin sorunu tespit ettiğini ancak çözemediğini, yani AK Parti'yi kapatamadığını söyledi. Parti kapatılmasını savunan Baykal, birçok faili meçhul cinayetten sorumlu, darbe hazırlığı yapan Ergenekon terör örgütüne ise 'gayri resmi avukat' olarak sahip çıktı.

Baykal, CHP Genel Sekreteri Önder Sav'ın Bolu eski valisi ile hükümet aleyhine konuşmalarının basına yansıması sonrasında da şaşırtmadı. Sav'ı uyarmak yerine CHP'nin dinlendiğini öne sürdü. Hatta, “70 milyon dinleniyor. Dinlemenin başında cemaatçi kadro var.” diyerek işi daha da ileri götürdü. Ancak Önder Sav'ın telefonunu açık bıraktığı ortaya çıkınca konuyu bir daha gündeme getirmedi. İtham altında bıraktığı kişilerden de özür dilemedi.

ERDEM: CHP'YE DÖNSEM NE OLUR DÖNMESEM NE?

CHP'nin eleştiri oklarına hedef olmasını sağlayan olaylardan biri Tuncay Özkan'ın sahibi olduğu dönemde Kanal Türk televizyonuna yapılan usulsüz para aktarımıydı. Baykal, sınır ötesi operasyonun erken bitirilmesinden dolayı Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ı hedef aldı, karşılıklı atışmalar bir süre medya üzerinden yapıldı. Son olarak CHP Grup Başkan Vekili Kemal Kılıçdaroğlu, Büyükanıt'a alınan bir araca yönelik eleştirileri dile getirince ipler yine gerildi. Genelkurmay Başkanı'nın görevi bırakmadan önce veda ziyaretlerinde Baykal'a uğramayacağı duyuruldu önce; fakat tartışmanın büyümesi üzerine ziyaret gerçekleşti. Baykal ipi son anda eline alarak asker-CHP arasında derinleşebilecek krizi lehine çevirmek istedi. Belki de görüntü olarak başardı.

Yıllardır süren bu tartışmalar CHP'nin çok dar bir çizgide hareket etmesine sebep oldu. Sosyal demokrat kimliğe sahip birçok isim bu kavgalar, söylemler yüzünden partiyi kıyasıya eleştirdi; netice alamayınca da yollarını ayırdı. Bunların en başında 'partinin iki numarası' olarak kabul edilen genel sekreterler geliyor. Bugün eski genel sekreterlerden hiçbiri partide değil. Tarhan Erdem de bunlar arasında. “Ben dönsem ne olur dönmesem ne olur?” diyen Erdem'e göre, sorun, şahıslardan değil bugünkü 'düzen kadrosu'ndan kaynaklanıyor: “Partide normal, hukukî ve ahlakî kurallara uygun rekabet imkânı kalmadığı için ayrılıyorlar. Yönetim anlayışı değişmiş değil. Parti şimdiye kadar birçok yeni insanları denedi, başarılı olamadı.”

BATU: BAYKAL CUMHURİYET KURUMLARIYLA KAVGALI

Deniz Baykal'ın liderliğinde partiye birçok isim dâhil oldu. 3 Kasım 2002 seçimlerinde 'A takımı' diye partinin vitrinine farklı çevrelerden simalar dâhil edildi. Kemal Derviş, Yaşar Nuri Öztürk, İnal Batu, Zülfü Livaneli bunlar arasındaydı. Hiçbiri partide tutunamadı. Baykal'ın hayatının çelişkilerle dolu olduğunu düşünen CHP eski Milletvekili İnal Batu, “Yıllardır AKP'yi cumhuriyet kurumlarıyla kavga etmekle suçluyordu, şimdi kendi kavga ediyor.” değerlendirmesini yapıyor. Baykal'ın kendi çıkarlarına uygun hareket etmeyenlerle kavga ettiğini düşünüyor: “Hiç kimse kalmadı partide. Başarısızlık daha çok hırçınlık yapıyor, o da partiyi eritiyor. Kimse partiye katılmıyor. Ben Meclis'te iken yeni gruplar, partiler kuruldu. CHP'ye bir kişi katılmadı. Dar bir partiye dönüşüyor.” İnal Batu, kendisini CHP'li seçmenlerin Meclis'e göndermesinden dolayı bir sonraki seçim tarihine kadar partisinden ayrılmadı: “Borcumu ödemiş hissettiğimde ayrıldım partiden; ama ben yaylacı oldum, 3 yıl Meclis genel kurul salonunda en arka sıralarda oturdum. A Takımı diye bir şey kalmadı. Parti değirmen gibi öğütüyor. Halk da bunu oyuyla gösteriyor.”

LİVANELİ: BAYKAL 'KOCA CHP'Yİ ERİTİP MARJİNALLEŞTİRDİ

Parti vitrini olması için transfer edilen isimlerden Zülfü Livaneli ise daha farklı düşünüyor. Partili milletvekillerinin Meclis çatısı altında birbirine selam vermediğini, arada sıcak bir ilişki olmadığını, daha önce köşesinde yazmıştı. En son AK Parti'den memnun olmayan bir kesimden söz etti. CHP'nin ise muhalefet boşluğunu dolduramadığını, bu yüzden ordudan, Anayasa Mahkemesi'nden medet umduğunu ifade etti. Sorunun AK Parti'den değil CHP yönetiminden kaynaklandığını dile getiren eski milletvekili aynen şöyle söylüyor: “Deniz Baykal bu kulvarı tıkamıştır. Lümpenleştirdiği delegeleriyle, çıkar hesapları içinde birbirinin gözünü oyan yerel yönetimleriyle, merkez yönetimde bırakın ses çıkarmayı, liderinin yüzüne bile bakmaya cesaret edemeyen kullarıyla, karanlıklar prensi genel sekreteriyle (Önder Sav) koca CHP'yi eritmiş, marjinal bir parti sınırına getirmiştir.”

'CHP'DEN AYRILANLAR 5 PARTİ KURDU AMA ALTERNATİF OLAMADI'

CHP'nin geçmişteki önemli isimlerinden biri Ercan Karakaş idi. Bugün sosyal demokrasi üzerine çalışmalarıyla tanınıyor. O da bir grup arkadaşıyla CHP'den ayrılıp yeni bir siyasî oluşum denemesinde bulunmuş; ancak başarılı olamamıştı. “Sosyal demokrat aile çok dağıldı. Biz bir grup gönüllü olarak ayrıldık, yeni sosyal demokrat oluşum daha yararlı olur diye düşündük.” diyor CHP'den ayrılanların 5 parti kurduğunu; fakat hiçbirinin alternatif oluşturamadığını da ekleyerek. Karakaş'ın ismi yeniden CHP safları için geçiyor, yerel seçimlerde Çanakkale Belediye Başkanlığı'na aday olacağı konuşuluyor. O ise “Henüz öyle bir şey yok.” diyor. Karakaş, dağılan ailenin bir araya toplanması yönünde büyük bir istek olduğunu bunun da mümkün olduğuna inanıyor. Tarhan Erdem ise çıkış yolu olarak 'yepyeni bir parti'nin kurulmasını öneriyor. Kamuoyu araştırma şirketi bulunan Erdem, 'çağdaş, demokrat bir parti' için yüzde 40'lık oy oranı öngörüyor.

'YENİ PARTİYİ HALK PARTİLİLER KURDU OLMAMALI'

Erdem'e göre, bugün böyle bir kitleye AK Parti de hitap etmiyor; ancak alternatif olmadığı için halk destek veriyor: “Bu partiyi kuracak olanlar yepyeni isimler olmalı. İçinde eski politikacılar da olabilir. Ama 'eski Halk Partililer kurdu' dedirtmemesi lazım. CHP değişmez. Diyelim ki değişmesi istenenler ayrıldı. Bugünkü örgüt, mevcut yönetimden daha gerisini kurar. Bu sadece Deniz Bey'in anlayışı değil. Parti bunu bilerek uyguluyor, ortalama görüş budur. Yenileşme olması zordur.”

CHP'nin öğüttüğü isimlere baktığımızda birçoğu geçmişte önemli birer figürdü, çoğu kamuoyunda yakından tanıyor. Trenden inmeyip hâlâ CHP saflarında milletvekilliği yapanlar da var. Bu isimler Deniz Baykal ile sorunlar yaşamasına rağmen parti çatısı altında kalmaya devam ediyor. Ali Topuz, bunların başında geliyor. Baykal ile 40 yıla yakın siyaset yapan Topuz, bugün ayrı kututa bulunuyor. Son kurultayda Baykal'a karşı Haluk Koç'u destekledi. CHP treninden inmedi; ancak yönetim mevkiinden uzaklaştı. Telefonlara cevap verse bile 'yolcu'luk devam ettiği için soruları cevaplamaya yanaşmıyor. Bir diğer isim Baykal'ın en yakın adamlarından Eşref Erdem. O da trenden inmeyip mevki değiştirenlerden. Yani arka vagonlara geçenler arasında. Baykal'a karşı tekstilci iş adamı Umut Oran'ı destekledi, başarılı olamadı. Erdem 'bir daha görev verilir' diye bekliyor mu bilinmez; ama parti ve yönetimle ilgili en ufak bir yorumda bulunmuyor. Topuz ve Erdem, trenden ininceye kadar da konuşacağa benzemiyor.

TÜRKİYE'NİN SİYASET MÜZESİ CHP

CHP TRENİNDEN İNENLER:

Altan Öymen: 1999 yılında CHP genel başkanlık koltuğuna oturdu, 1,5 yıl kalabildi. Bugün köşe yazarlığı yapıyor.

Hikmet Çetin: CHP Genel Başkanlığı, TBMM Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığı yaptı. Yeni bir siyasî oluşum için Mustafa Sarıgül ile arayışlarını sürdürüyor.

Mustafa Sarıgül: CHP'nin en çok oy alan belediye başkanı. 2005'te Baykal'a karşı kurultayda aday oldu, daha sonra trenden indirildi. Yeni parti kurmaya hazırlanıyor.

Erbaşar Özsoy: CHP'nin 15 yıl avukatlığını yaptı. Şu an serbest avukatlık günlerine döndü.

Ertuğrul Günay: 1992-94 yılları arasında CHP Genel Sekreterliği yaptı. Genel başkanlığa aday olunca partiden ihraç edildi. AK Parti saflarına katılıp Kültür ve Turizm Bakanı oldu.

Tarhan Erdem: CHP'nin eski genel sekreteri, bugün yorumlarıyla ön plana çıkıyor. Bir kamuoyu araştırma şirketinin başında bulunuyor.

Zeynep Damla Gürel: CHP'nin dinamik isimlerinden biriydi. CHP'nin, Köşk adaylığına şiddetle karşı çıktığı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün AB danışmanı olmayı kabul etti.

İnal Batu: CHP ve Demokrat Parti'de siyaset girişimi başarılı olamayınca yeniden emekliliğe döndü.

Mehmet Moğultay: SHP kökenli, daha sonra CHP'ye geçti. İsmi yerel seçimlerde CHP'nin belediye başkan adayları arasında geçiyor.

Gürbüz Çapan: Esenyurt Belediye Başkanlığı döneminde çok tartışıldı. Yerel seçimlerde CHP saflarından aday olacağı öne sürülüyor.

Fikri Sağlar: Kültür Bakanlığı ve Susurluk kazasını araştıran komisyonda görev aldı. CHP ile yollarını ayırıp yeni arayışlara girdi. Başarılı olamadı. Yerel seçimlerde CHP'nin Mersin adayı olmak için çaba gösteriyor, Birgün Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapıyor.

Murat Karayalçın: Ankara Büyükşehir Belediye başkanlığı, Başbakan yardımcılığı, dışişleri bakanlığı, SHP genel başkanlığı yaptı. CHP genel başkanlığına adaylığını koydu; ancak kazanamayınca parti ile yollarını ayırmak zorunda kaldı. 2002'de Fikri Sağlar ile SHP'yi yeniden kurdu, başarılı olamadı. Bugün bu partinin başında nöbet tutuyor.

Adnan Keskin: CHP'nin en sert muhaliflerindendi ve trenden indirilmişti. Deniz Baykal'ın son kurultay öncesi sürpriz şekilde İş Bankası Yönetim Kurulu Üyeliği'ne atamasıyla muhalefeti son buldu.

Yaşar Nuri Öztürk: 2002'de CHP'nin vitrininde yer aldı. Uyuşmazlık yaşayınca partiden ayrıldı, 2005'te HYP'yi kurdu, başarılı olamadı. 'Din adamlığı' ve köşe yazarlığına geri dönmeye hazırlanıyor.

Zülfü Livaneli: Yönetime muhalif isimlerin başında geliyor. CHP aleyhtarı türkü söyleyip Vatan Gazetesi'nde yazılar yazıyor.

İKİNCİ MEVKİYE GEÇENLER

Eşref Erdem: Uzun yıllar Deniz Baykal'ın yanında yer aldı. Genel Sekreter Önder Sav ile çekişmesi problem oldu. Baykal, tercihini Sav'dan yana kullanıp Erdem'e sırtını döndü. O da genel başkanlık için genç bir adayı, Umut Oran'ı karşısına çıkardı; ancak başarılı olamadı. Şu an tatilde.

Ali Topuz: 1970'lerden beri siyaset yaptığı Deniz Baykal ile yollarını ayırdı, eski grup başkan vekili Haluk Koç'u destekledi. Başarılı olamayınca tasfiye oldu. Cerrahî bir operasyon geçirdi, dinleniyor. Partide yeniden görev verileceğini umuyor.

Haluk Koç: Önce genel başkanlık yarışında, ardından trafikte kaza geçirdi, şu an dinleniyor.

Şükrü Elekdağ: AK Parti hakkındaki kapatma iddianamesini yetersiz bulduğu gerekçesiyle parti içinden çok eleştiri aldı. Baykal, CHP'nin en yaşlı milletvekilini son kurultayda Parti Meclisi'ne almadı. Trenden indirmedi; ama ikinci mevkiye gönderdi.

Kaynak:
Bu haber toplam 1032 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri