Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Cumhuriyet,AKP'nin 1Yılını Yazdı

23 Temmuz 2008 / 08:16
Cumhuriyet gazetesi,AKP'nin 1 yılda neler yaptığını yazdı: "AKP'nin gerilim dolu bir yılı..."
İşte Cumhuriyet'in haberi...

22 Temmuz 2007 seçimlerinde yüzde 47 oy alarak yeniden iktidar olan AKP, geçen bir yıl içinde Türkiye'yi büyük bir siyasi gerilimin içine sokan uygulamalara imza attı. Erdoğan'ın seçim gecesi çizdiği uzlaşmacı profilin aksine, AKP hiçbir alanda toplumsal mutabakata dönük girişim içinde olmadı. Seçime götüren krizin nedeni olan Gül'ün Köşk'e çıkma isteği yeni dönemde MHP desteği ile gerçekleşti. AKP, akademisyenlere hazırlattığı anayasa taslağı ile yeni bir krize daha neden olurken, Erdoğan'ın 'siyasi simge olduğunu' kabul ettiği, türbanı üniversitelere sokma girişimi de yargıdan döndü.

AKP'ye yüzde 47 oy oranıyla yeniden tek başına iktidar yolunu açan 22 Temmuz seçimlerinin üzerinden 1 yıl geçti. Aradan geçen süre içerisinde iktidar, başta Cumhurbaşkanlığı seçimi, yeni anayasa hazırlığı ve üniversitelerde türban serbestisi olmak üzere birçok konuda toplumu geren uygulama ve girişimlere imza attı.

Geçen 1 yıllık süreçte yaşanan gelişmeler şöyle oldu: Abdullah Gül'ün 367 şartı nedeniyle cumhurbaşkanı seçilememesi üzerine 22 Temmuz'da genel seçimler yapıldı ve AKP yeniden tek başına iktidara geldi. TBMM'de hükümetin kurulmasının ardından ilk olarak Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı ve MHP'nin TBMM Genel Kurulu'na katılmasıyla “367” şartı aşılarak Gül, cumhurbaşkanı seçildi.

AKP'nin Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında gündeme getirdiği cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin anayasa değişikliği, 21 Ekim 2007'de halkoylamasına sunuldu. Oylama sonucu, cumhurbaşkanının 5+5 formülüyle halk tarafından seçilmesine ilişkin düzenleme yüzde 69 “evet” oyuyla kabul edildi.

AKP, seçimin hemen ardından yeni anayasa çalışmalarını da gündeme getirdi. Prof. Dr. Ergun Özbudun'un başkanlığını yaptığı komisyon tarafından hazırlanan yeni anayasa taslağı tartışmalara neden oldu. Taslakta, üniversitelerde türban yasağının kaldırılması, laiklik ilkesinin yeniden tanımlanması gibi tartışma yaratan düzenlemeler yer alıyordu. Başbakan Tayyip Erdoğan, türbanla ilgili düzenlemelere yönelik tepkilere, “Toplumun bu konuda vereceği karar olumlu olursa toplumu yok mu sayacağız? Onay makamı millettir diyoruz. Kurumsal mutabakat yüzde 100 olmaz, önemli olan halkın onayı” diyerek türban düzenlemesinde ısrarcı olduklarını ortaya koydu.

Velev ki siyasi simge...

15 Ocak 2008'de İspanya'ya yaptığı ziyaret sırasında türbanı siyasi simge olarak kabul ettiğini açıklayan Erdoğan, “Velev ki bir siyasi simge olarak taktığını düşünün. Bir siyasi simge olarak takmayı suç kabul edebilir misiniz? Simgelere bir yasak getirebilir misiniz? Sembollere bir yasak getirebilir misiniz? Özgürlükler noktasında dünyanın neresinde böyle bir yasak var? Buradaki dert başka aslında. Biz bunu çok iyi biliyoruz. Bunu maalesef takdirde zorlanıyoruz” diye konuştu. Erdoğan bu açıklamalarına gelen eleştirileri yanıtlarken de “Yeni anayasayı beklemeye gerek yok. Bunu otururuz beraberce, mutabık kaldığımız bir cümleyle, beraber bu çözülür” dedi.

Bunun üzerine MHP, üniversitelerde türban yasağının kaldırılmasına ilişkin anayasa değişikliği önerisi hazırladı. MHP'nin önerisinde, anayasanın “yasa önünde eşitlik” başlıklı 10. maddesinin 4. fıkrasının “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetinin sunulmasında ve bu hizmetlerden yararlanılmasında kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar” şeklinde değiştirilmesi öngörüldü.

AKP, MHP'nin türban yasağının kaldırılmasına ilişkin anayasa değişikliğine olumlu yanıt verdi. Sıkı pazarlıkların yaşandığı toplantıları sonrasında iki parti bir metin üzerinde uzlaştı. Uzlaşılan ilk metinde, anayasanın 10. maddesinin 4. fıkrasının “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar” 42. maddesinin ikinci fıkrasının “Kimse, kanunda açıkça yazılı olmayan hiçbir sebeple, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı ve kullanılması sınırları, kanunla tespit edilir ve düzenlenir” biçiminde değiştirilmesi öngörüldü.

'Kamuda da serbestlik'

AKP ve MHP, anayasa değişikliğinin hemen ardından da YÖK Yasası'nın Ek 17. maddesinin “Yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydı ile yükseköğretim kurumlarında kılık ve kıyafet serbesttir. Hiç kimse, başının örtülü olması sebebiyle yükseköğrenim hakkından yoksun bırakılamaz ve bu yönde uygulama ve düzenleme yapılamaz. Ancak başın örtülmesi, kişinin yüzü açık ve kimliğinin tanınmasına imkân verecek ve çene altından bağlanacak şekilde olması gerekir” biçiminde değiştirilmesinde uzlaştı.

MHP ve AKP, anayasa değişikliği ile yalnızca üniversitelerde türban yasağının kaldırılmasının hedeflendiğini belirtmelerine karşın, bazı AKP yönetici ve milletvekilleri, üniversitelerden sonra kamu kurumlarında da türban yasağının kaldırılması gerektiği yönünde açıklamalar yaptı. AKP Kadın Kolları Başkanı Fatma Şahin, “Adım adım ilerleyeceğiz” derken Konya Milletvekili Hüsnü Tuna'nın da, “Hedefimiz kamuda da türban yasağını kaldırmak” demesi, AKP'nin gerçek amacını da ortaya koydu.

Prof. Dr. Ergun Özbudun'un iki partinin uzlaştığı metnin yasalaşması durumunda üniversitelere peçe ve kara çarşafın da gireceğini belirtmesi üzerine metinde değişiklik yapıldı. Anayasa değişikliği önerisi, Anayasa Komisyonu'nda ve TBMM Genel Kurulu'nda yaşanan sert tartışmaların ardından kabul edildi. YÖK Yasası'nda ise herhangi bir değişiklik yapılmadı. Bunu üzerine MHP, AKP'yi uzlaşmaya uymamakla suçladı. CHP, anayasa değişikliğinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. CHP'nin başvurusunu inceleyen Anayasa Mahkemesi, türban düzenlemesini iptal etti.

Son nokta: Kapatma davası

AKP'nin toplumu geren adımlarının devam etmesi, kapatma davasıyla sonuçlandı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, 14 Mart günü AKP'nin “laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu” gerekçesiyle kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne dava açtı. Yalçınkaya, bu görüşü 1 Temmuz'da yaptığı sözlü sunumda da yineledi. AKP'li yetkililer ise savunma sürecini daha çok Yalçınkaya'yı ve iddianamesini eleştirerek kullandı.
Bu haber toplam 630 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri