Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Cunta ve Darbeler belgeseli

09 Eylül 2008 / 15:25
Mete Han'dan gelen 12 Eylül'le devam eden, 28 Şubat'la yeni biçime bürünen ve e-muhtıraya dönüşen süreç 13 bölümlük bir belgesel oldu.
Büyük Hun İmparatorluğu'ndan başlayarak Türk tarihindeki 'cuntacılık geleneği'nin belgeseli çekildi. Şahların Labirenti isimli 13 bölümlük belgesel, 12 Eylül'de özel bölümü ile TRT1'de yayınlanacak.

Türkiye, 27 Mayıs darbesinden sonra birçok ihtilal yaşadı. Hatta her 10 yılda bir darbe yapmak neredeyse gelenek hâline geldi. En son Ergenekon'a yönelik operasyon yine bir 'darbeci damarın' varlığını gösterdi bize. Peki, cuntacılık neden bir alışkanlık hâline geldi? 12 Eylül darbesinin 28. yıldönümü münasebetiyle TRT'de yayınlanacak 'Şahların Labirenti' isimli belgesel, bu sorunun cevabını veriyor.

Aslında belgesel, Türk tarihindeki darbeci geleneği irdeliyor. Babasını öldürerek tahta geçen Büyük Hun İmparatoru Mete Han'dan başlayarak Osmanlı'daki kardeş kavgalarına, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat'tan Sarıkız, Ayışığı ve e-muhtıraya kadar Türk devletlerindeki 'darbeci gelenek' sorgulanıyor. 13 bölümden oluşan Şahların Labirenti, 12 Eylül darbesi için hazırlanan özel bölümle bu hafta (Cuma günü) TRT ekranlarında yayına girecek. 19 kişilik çekirdek bir kadro ile hazırlanan belgesel, 10 ayda tamamlandı. Projenin konsept danışmanlığını Zülfü Canpolat ve araştırmacı yazar Hakkı Öznur, senaristliğini gazeteci Avni Özgürel üstlendi. Belgeselin yapımcısı Bey Yapım'ın sahibi Sait Bey Polat, yönetmeni ise Kağan Daldal. Şahların Labirenti'nin ilk üç bölümünde Osmanlı öncesi ve Osmanlı dönemi boyunca yapılan darbe girişimleri ele alınıyor. Bu dönemdeki girişimlerin sebepleri, hangi durumlara ve neye karşı gerçekleştirildikleri sorgulanıyor. İlerleyen bölümlerde ise Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş süreci, Cumhuriyet'in ilk yıllarında ulusal ve uluslararası konjonktürde ülkenin hangi iç ve dış dinamiklerden etkilendiği ve bu dinamiklerin 12 Eylül'e kadar uzanan süreçte ve hatta günümüze yansımaları anlatılıyor. Belgeselin yapımcısı Sait Bey Polat, kendi alanında bir ilk olan belgesel ile ilgili sorularımıza cevap verdi.

-Neden böyle bir belgesel çektiniz?

Biz son dönemde gündeme gelen darbe söylentileriyle ilgili konuşurken, aslında bu konuya şimdiye kadar yeterince eğilinmediğini fark ettik. Türkiye'de sürekli bir darbe gündemi olduğunu, hatta Türk tarihinde bir darbe geleneği oluştuğunu düşünmeye başladık. 5-6 ay araştırıldı konu ve bu konsept çerçevesinde kaleme alındı. Mayısta TRT'ye sunduk ve kabul edildi.

-Belgesel için kimlerle görüşüldü?

Bütün bir Türk tarihini kapsadığı için çeşitli alanlarda uzmanlaşmış değerli akademisyenlerle görüşüldü. Yakın tarihe gelindikçe döneme şahit olan, o dönemlerde belirli pozisyonlarda bulunmuş veya bu konularda araştırmalar yapmış, konuların derinliğini bilen kişilerle de görüştük. Prof. Dr. Ahmet İnsel, Prof. Dr. Vedat Bilgin, Prof. Dr. Korkut Boratav, Ömer Laçiner, H. Celal Güzel, Mehmet Keçeciler, Nuri Gürgür, Oral Çalışlar, Taha Akyol, Tamer Korkmaz, Soli Özel, Muhsin Yazıcıoğlu, Prof. Turan Güven, Aydın Menderes, Ömer Lütfü Mete, Ertuğrul Kürkçü, Nevzat Kösoğlu, Faik Tarımcıoğlu, N. Kemal Zeybek, Emin Çölaşan, Altan Öymen ve Süleyman Demirel görüştüğümüz kişilerden bazısı.

-İçeriği ve kapsamı ile belgesel Türkiye'de bir ilktir denebilir mi?

Evet, bunu söyleyebiliriz. Bugüne kadar 12 Eylül üzerine yapılan belgeseller oldu. Ama biz sadece 12 Eylül'e odaklanmadık. 12 Eylül bir sonuçtur. 27 Mayıs'ı, 12 Mart'ı anlamadan 12 Eylül açıklanamaz. Hatta Osmanlı'da ordu-siyaset ilişkilerini anlamadan bu süreçleri sağlıklı değerlendiremeyiz.

-12 Eylül'le ilgili özel bölümde nasıl bir mesaj veriyorsunuz izleyiciye?

Amacımız nostalji yapmak değil. Çok acılar yaşandı; o acıların unutulması mümkün değil. Biz o dönemde yaşananların salt bir sağ-sol çatışmasından ibaret olmadığını, kirli oyunların oynandığını göstermek istiyoruz. O dönemde idam edilen, sürgün edilen, işkence gören, büyük acılar yaşayan gençlerin bir anlamda kurban edildiğini düşünüyoruz. Bu oyunları kuran odaklara işaret etmek istiyoruz. Bir uyanış ve bilinç oluşmasını umuyoruz. Sağ ve solun bir anlamda kullanıldığını söylemek istiyoruz. Bugün Türkiye'de 12 Eylül sonrasında apolitize edilmiş bir kuşak var. Bu kuşak bizim geleceğimiz. Onların Türkiye'de neler yaşandığını bilmeleri gerekiyor.

Kaynak: Aksiyon
Bu haber toplam 1308 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri