Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Dağlıca arazisi, AİHM'lik oldu

14 Mayıs 2008 / 09:03
Dağlıca Taburu arazisinde hak iddiası.

Hakkari'nin Yüksekova ilçesine bağlı Dağlıca köyünde oturan Buldan ve Baykal aileleri, 21 Ekim 2007 tarihinde terör örgütü tarafından baskına uğrayarak 13 şehidin verildiği ve 8 askerin kaçırıldığı Dağlıca Taburu arazisinin babalarından kaldığını ileri sürdü.

Askerî birliğin 1995'ten beri araziyi işgal ettiğini ileri süren ailelerin, Yüksekova Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açtıkları dava reddedildi. Mahkemenin kararını Yargıtay da onadı. Bunun üzerine aileler, 'mülkiyet ve adil yargılama hakkının ihlali' gerekçesiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'ne 250 bin Euro tazminat davası açtı.

Baykal ve Buldan aileleri, tabur arazisinin 22 bin dönümünün babalarından kalma olduğunu iddia ediyor. Ailelerin avukatı Dinçer Aslan ve Zeki Yüksel söz konusu arazilerin satın alma ve 1938 yıllarına ait tapu kayıtlarının mevcut olduğunu söylüyor. Arazilerin miras yoluyla iki aileye kaldığını belirten avukatlar, olağanüstü halin uygulandığı 1995 yılında askerî taburun buraya yerleştiğini ve arazi üzerindeki bina ve mevzi, nöbet barınakları ve yerleşkenin kullanılmaya başlandığını anlatıyor. Yüksel, daha sonra alanın genişletilerek buraya taburun yerleştiğini ve OHAL yönetiminin etkin olduğu dönemde ailelerin can güvenlikleri gerekçesiyle mahkemeye başvurmadıklarını savunarak, şu iddiaları dile getiriyor: "2002 yılında müvekkilimiz Muris Kerem Baykal, Yüksekova Asliye Hukuk Mahkemesi'ne dava açmıştır. Keşif günü bilirkişiler araziyi detaylı gezememiş, askerî birlikler keşif öncesi bazı baraka ve kulübeleri yıkmış ancak sonra yeniden yapmışlardır. Yıllardan beri köyde yaşayan kişilerin yanı sıra bilirkişilerin ifadeleri de söz konusu arazinin Buldan ve Baykal ailelerine ait olduğunu göstermiştir."

Avukat Dinçer Aslan da yerel mahkemenin verdiği kararların gerekçeli olması gerektiğini belirterek, mahkemenin, bilirkişi ve tanık beyanlarına neden itibar edilmediğini açıklamadığını söyledi. Dinçer Aslan, yerel mahkemenin verdiği kararı temyiz için Yargıtay'da temyiz ettiklerini ancak Yargıtay'ın kararı onadığını ifade ederek, bu karardan sonra iç hukuk yolları tükendiği için davayı AİHM'ye götürdüklerini ifade etti.

Aslan, tapu kayıtlarının 1938 uygulaması olup, araziye mevzuata aykırı biçimde el konulduğunu iddia etti. Avukat Aslan, davacılar adına 22 bin dönümlük arazi için Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AİHM'ye toplam 250 bin Euro'luk tazminat davası açtıklarını sözlerine ekledi.

Zaman - Yahya Öylek

Bu haber toplam 1338 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri