Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Davet olursa giderim

22 Ocak 2009 / 09:43
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yasama, yürütme ve yargı organlarının başkanlarıyla dün öğle yemeğinde bir araya geldi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yasama, yürütme ve yargı organlarının başkanlarıyla dün öğle yemeğinde bir araya geldi. Çankaya’da bir “erkler zirvesi” gerçekleştirdi. Zirve sonrasında yapılan açıklamada Ergenekon adı geçmese de gündemin ağırlıklı olarak bu soruşturma ve davayla ilgili olduğu anlaşılıyordu.
Çankaya’dan yapılan açıklamada demokrasinin derinleşmesine ve hukukun üstünlüğüne vurgu yapılırken, soruşturmanın usul yasalarına uygun şekilde yapılmasına özen gösterilmesi biçiminde bir uyarı da vardı. Bu da Ergenekon soruşturmasıyla ilgili şikâyetlerin Çankaya tarafından not edildiği ve dikkate alındığını gösteriyordu.
Erkler zirvesiyle ilgili yorumlar arasında, bu toplantıda, ana muhalefet lideri olarak Deniz Baykal’ın da yer alması gerektiği yönündeydi.
CHP lideri Baykal zirvede neden yoktu? Olmalı mıydı? Gül davet etti mi etmedi mi? Etmiş olsaydı Baykal gider miydi?

‘Davet olmadı’
Baykal’a dünkü görüşmemizde bu soruları yönelttim. Baykal, Cumhurbaşkanı Gül’den bir davet almadığını belirttikten sonra şöyle dedi:
- Belki benim Cumhurbaşkanı’na karşı tutumumdan etkilenmiş de olabilirler tabii.
O yüzden davet gelmemiş olabilir. Ayrıca ben, bu zirvenin çözüm açısından çok yararlı olduğunu da düşünmüyorum. Başbakan’la yargı organları başkanları niye bir araya gelirler ve ne konuşabilirler ki? Bu ayrıca doğru bir yöntem midir? Türkiye vahim bir süreçten geçiyor. Bu nedenle öyle görüntüye, şova dönük zirvelerin fazla yararı olmaz.
Hukuk her gün katlediliyor, Başbakan baskı kuruyor ve hukuksuzluğa destek veriyor, siz buna karşın zirve topluyorsunuz. Öyle bir ortamda gerçeklerin konuşulabileceğine inanmıyorum.

‘Çağırırsa giderim’
Baykal’a, Cumhurbaşkanı Gül’ün davet etmesi halinde bu konuları konuşmak üzere Çankaya’ya çıkıp çıkmayacağını veya bir liderler zirvesi olursa katılıp katılmayacağını sordum. Şu yanıtı verdi:
- Eğer beni dinlemeyi göze alırlarsa Cumhurbaşkanı’yla da Başbakan’la da yüz yüze görüşürüm. Gerçekleri söylemek için, işin özünü anlatmak ve gerçek çözümleri bulmak için elbette giderim. Sayın Gül, davet ederse kabul ederim ve Çankaya’ya çıkıp yüz yüze gerçekleri anlatırım. Liderler zirvesini bilmiyorum, gerek olursa ona da iştirak ederim ama biz zaten her gün görüşlerimizi açıklıyoruz.
Ama bunun gerçekten sorunları dinlemek ve çözüm bulmak için yapılması gerekir. Yoksa bu zirve gibi protokol esasıyla yapılacak, dostlar alışverişte görsün zihniyetiyle yapılacak bir toplantı olmaması gerekir.
Veya mantı yemek için değil, Ergenekon sorununun özünü konuşmak, hukuka yapılan müdahaleleri konuşmak, yaşanan hukuk faciasını görüşmek için yapılması gerekir.

‘Vahim bir süreç’
Baykal, Ergenekon soruşturması ve davasıyla Türkiye’nin vahim bir sürece girdiğini öne sürdü ve şu değerlendirmeyi yaptı:
- Bir kere şunu vurgulamam gerekiyor; soruşturma sürecinde silahlar bulunuyor, bazı krokilerden, planlardan söz ediliyor. Bulunan silahlarla ilgili kişilerle birlikte toplumda saygın bir yere sahip, üst düzey sorumluluklar üstlenmiş ama iktidara muhalif olan aydın kişiler birlikte gözaltına alınıyor. Bu önce birini sanık, zanlı diye gözaltına alıp arkadan buna delil uydurma çabası olarak görülüyor.
Oysa, soruşturmanın gerçek yörüngesinden çıkarılmaması gerekir. Silah mı bulundu? Bomba mı bulundu? O zaman yapılacak şey bulunan bu deliller üzerinden gidip gerçek zanlıları, sanıkları bulup adalete teslim etmektir. Delilden sanığa ulaşmaktır.
Önce birini sanık ilan edip sonra delil bulmaya çalışmak veya ilgisiz delillerle ilişkilendirmeye çalışmak değildir. Ucu açık iddianame olmaz, sanıktan delile giden bir soruşturma anlayışı olmaz. Bunların süratle düzeltilmesi gerekir.

Kaynak:
Bu haber toplam 716 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri