Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Davos'taki tokadın acısını unutamadılar

07.06.2010 09:40
İsrail'in olay anından itibaren bilgi ve haber kirliliği meydana getirdiğini, haber akışını kapattığını anlatan Arınç, şimdi de ''Gemide silah vardı, bize mukavemet ettiler'' diyerek kara propaganda uygulandığını kaydetti.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Gazze'ye yardım götüren gemilere AK Partili milletvekillerinin de bineceği ancak partinin bir bildiği olduğu için onlara engel olduğu'' yönündeki iddialara ilişkin olarak ''Bizim milletvekillerimizin katılıp katılmamasının geminin uğradığı akıbetle hiçbir şekilde ilgisi yok. Biz milletvekillerimizi böyle bir olaya bir siyasi gölge düşmemesi amacıyla göndermedik'' dedi.

Arınç, Kanaltürk televizyonunda canlı yayınlanan ''Pazar Politika'' programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

İsrail'in olay anından itibaren bilgi ve haber kirliliği meydana getirdiğini, haber akışını kapattığını anlatan Arınç, şimdi de ''Gemide silah vardı, bize mukavemet ettiler'' diyerek kara propaganda uygulandığını kaydetti. Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Maalesef Türkiye'de de bunu etkisinde kalan bazı çevreler var. Bu çevrelerin söyledikleri kendi bilgileri değildir. Kara propagandanın eseridir. İsimlerini vermeyeceğim. Onlara acıyorum. Böyle bir olay karşısında bile hala İsrail'i haklı görmeye yönelmiş 'Aslında kabahat bu tarafta' demeyi düşünen pek çok vicdansız kalemler, söz alanlar mevcut. Bir siyasetçi de durumdan vazife çıkarıp şunu söylüyor, aslında çalışkan da bir insan ama hep kafası bunlarla meşgul maalesef. 'Gemiye son ana kadar AK Partili milletvekilleri de bineceklerdi, binmediler. Parti onlara engel oldu ,demek ki bir bildikleri varmış'. Allah'tan kork be adam. Böyle bir mantık olabilir mi?''

"DAVOS'TAKİ TOKADIN ACISINI HALA UNUTMAMIŞLAR"

Saldırı sırasında İsrail askerlerinin ''One minute'' diye bağırdıklarının hatırlatılması ve ''Bu, Başbakan Erdoğan'ın Davos'ta yapmış olduğu çıkışın bir rövanşı mıdır?'' diye sorulması üzerine Arınç, ''Arkadaşların ifade ettiğine göre vururlarken, döverlerken bazı askerlerin 'one minute' dediklerini onlar söylüyorlar. Olabilir. Demek ki Davos'taki tokadın acısını hala unutmamışlar'' diye konuştu.

"SİZİN TANIMAMANIZ NE ANLAM İFADE EDECEK?"

İsrail'in bölgede bütün ülkelerle kavgalı olduğunu ifade eden Arınç, şöyle devam etti:

''Onun da bir nefes borusuna ihtiyacı var. O da ancak Türkiye olabilir. Sevelim sevmeyelim, isteyelim, istemeyelim, varlığı dünya tarafından kabul edilmiş bir İsrail devleti ile ilişki kurarak onun iyi noktalara yöneltilmesinde katkısı olabilecek bir güvenilir ülkeye ihtiyaç var. Bu görünüyor ki Türkiye'dir ve Türkiye'de geçtiğimiz bütün hükümetler boyunca İsrail'le askeri anlaşmalar, kültürel anlaşmalar, ekonomik anlaşmalar yaptı.

Hatta İsrail'e en karşıt olması gereken hükümetler döneminde bile bu yapıldı. 'Kötü yapıldı' anlamında söylemiyorum. Bu bir devlet politikasıdır. 'Bizim İsrail'le iyi, dürüst ilişkilere ihtiyacımız var' diye düşünülmüştür.

Bugün 'Kahrolsun İsrail' diye sokaklarda bağıran insanların oy verdiği partiler döneminde bu anlaşmalar epey miktarda yapılmıştır. Doğruluğunun yanlışlığının dışında söylüyorum. Yapılması gerekiyordu ki yapılmıştır. Şimdi bizim 'her şeyi feshedin, hiç bir anlaşma bırakmayın. İsrail devletinin büyükelçisini buradan gönderin. Bizimkini oradan çektiniz ama büyükelçiliğimizi kapatın. Şunu yok edin'... 'Bekara karı boşamak kolay' diyorlar.

Böyle bir şey, dünya çapında bir olay, dünyanın hiç bir ülkesinde de görülmemiştir. Şartlar oluştuğu zaman olmayacak anlamında değil ama böyle bir olay sebebiyle her şeyi yok ederseniz, yok farzederseniz o zaman siz zararlı çıkabilirsiniz. Biz o ülkelerdeki masum insanlara nasıl ulaşacağız? Onlara nasıl iyi bir politika öngöreceğiz? Onlarla nasıl hükümetler arasında ilişkiler kurabileceğiz? İsrail'i bütün dünya tanıyorken sizin tanımamanız ne anlam ifade edecek? ''

"KILIÇDAROĞLU AZ YA DA ÇOK BAŞARILI OLACAK"

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ''az veya çok başarılı olacağı'' kanaatinde olduğunu belirterek, ''Biz de bunu takip edeceğiz. O başarılı olacaksa az veya çok, biz ondan çok daha başarılı olacağız ve onu siyaset meydanlarında, seçim meydanlarında yeneceğiz. Onun iddiası, onu iktidar yapmaktır, bizim iddiamız partimizi iktidar yapmaktır'' dedi.

CHP'nin, Kılıçdaoroğlu'nun genel başkanlığı ile durağanlıktan çıkacağını ve biraz daha hareketli olacağını savunan Arınç, şunları kaydetti:

''Çok aceleye gelmiş bir kurultay oldu. Hiç beklenmemiş bir şekilde ortaya çıkınca, liste hazırlamak, odur budur gibi çok meşguliyetleri oldu. Ama Sayın Kılıçdaroğlu, CHP'de yeni bir dönemi başlatırken ve çok büyük bir tasviple yani bin 200 küsur delegenin imzasıyla iş başına gelirken, çok daha içi dolu bir konuşma beklendi. Yani adete bir manifesto gibi CHP bundan sonra böyle bir politika takip edecektir. 'Türkiye'nin meseleleri budur, bu meselelere bu gözle bakıyorum, rotamız istikametimiz budur, ekonomide, iç politikada, toplumsal hayatta, açlıkta, işsizlikte, yoksulluk da budur' bu bekleniyordu. Ama çok acele hazırlanmış ya da gelişigüzel konuşmadır. Onlar tarafından bunun bir izahı mutlaka vardır, yani kendisinin genel başkan olacağını bile ancak kurultayda öğrenmiş bir kişi, 'belki kitlelerin hoşuna gidebilecek belli sloganik bir konuşma yapmıştır' diye de söylenebilir. Ama derli toplu iyi hazırlanmış ve geleceği öngören bir konuşma değildir.''

''Partide Önder Sav isminin ağırlığı devam ediyor. Sayın Başbakan da özellikle 'isimler değişebilir, zihniyet değişmeli' dedi. Sizce bu yapı içerisinde kısa dönemde bir zihniyet değişikliği olabilir mi? sorusu üzerine de Arınç, kişiler ve isimler üzerinde durmak istemediğini, bunun CHP'nin kendi iç yapısıyla ilgili olduğunu ve kamuoyunun değerlendirmesi gerektiğini söyledi.

"KURULTAYDA, LAİKLİKTEN VE REJİM TEHLİKESİNDEN BAHSETMEDİ"

Kılıçdaroğlu'nun konuşmalarına değinen Arınç, şöyle devam etti:

''Kurultay konuşmasında da laiklikten ve rejim tehlikesinden bahsetmedi. Bunu bile çok ilginç bulanlar var. Şüphesiz ben de ilginç buluyorum. Ama zaten CHP bunu, son iki yıllık dönemde terk etmişti. 29 Mart seçimlerinin öncesinde Sayın Baykal'ın hiç laiklikten, rejim tehlikesinden bahsetmediğini görüyoruz. Nasıl olabilir ki, laikliği bir iman haline getirmiş bir insan bahsetmiyor. Çünkü, 29 Mart seçimleri CHP için çok önemliydi, artı oylara ihtiyaç vardı ve İstanbul teşkilatının başlattığı propagandalarda çarşaflı hanımefendilerin de partiye kazınılması gerekiyordu. onlara rozet takılırken Sayın Baykal, laikliği yeniden yorumladı.

Halbuki 'laikliği yeniden yorumlayalım' dediğim için ben 2006'nın 23 Nisan ayında Sayın Baykal 'Bir Ahmedi Nejat var, biz de de Bülendi Nejat oldu' demişti. Şimdi 3 sene sonra kendisi 'Laiklik artık, bu katı laiklik değildir. İnsanların kıyafetleri bizi ilgilendirmez. onlar da artık partimizde üye olarak çalışacaklar' demişti. Bizim de istediğimiz bu zaten. İnsanların kıyafetlerine bakmadan, onları siyasete katmamız gerekiyor.

"ÇALMA, BİZİM KİTABIMIZDA YAZMIYOR"

Türkiye ile Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesine ilişkin yasanın görüşülmesi sırasında ''vatan haini'' olarak nitelendirildiklerini anımsatan Arınç, ''Anayasa değişiklikleri yapıyoruz; Cumhuriyet rejimi gidecek, dikta sistemi gelecek diye aynı şeyler konuşulmaya başlandı. Artık Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu söylemleri terk edeceği kanaatindeyim. Neden? Çünkü, CHP, bu söylemlerle bir santim mesafe alamıyor. Türkiye'de artık onların söylediğine hiç kimse de inanmıyor. Türkiye'de toplumsal barışı kurmamız için CHP'ye ihtiyacımız var. CHP, bu konuda insanların inançlarına, mezheplerine, insanların kıyafetlerine, taleplerine ayırımcılık yapmadan bakacağını söylüyor. Söylem olarak fevkalade doğru, içini doldurması gerekecek'' diye konuştu.

CHP'nin, Türkiye'nin ekonomik kalkınması için eskiden öngördükleri bazı tehlikeleri konuşmadıklarını belirten Arınç, ''Herhalde bundan sonra da konuşmayacaklar'' dedi.

Yolsuzluğa herkesin karşı olduğunu ifade eden Arınç, ''Ama herkesi potansiyel yolsuzluk yapan insan olarak görüyorsunuz. Kılıçdaroğlu'nun elinde çekiç var, herkesi çivi gibi görmeye başladı. Bu yanlıştır'' dedi. Yolsuzlukla herkesin mücadele ettiğini anlatan Arınç, şöyle devam etti:

''Dünkü konuşmasında Sayın Başbakan İsraillilere hitap ederken, bir İngilizce bir de İbranice söylüyor 'öldürmeyeceksin' diyor. Halbuki aynı kanaatte Kılıçdaroğlu. Çünkü, ilk gün verdiği tepki de İsrail'in bu saldırısını lanetlemiş, kınamıştı. Dün diyor ki 'evet öldürmeyeceksin ama çalmayacaksın da var'. Yani Sayın Başbakan'a ve onun partisine çalan gözüyle bakıyorsa, bakmaya devam ediyorsa, İsrail'in saldırısının karşılığını Tayyip Erdoğan'ın çalmasıyla ilinti kuruyorsan sen kaybedersin, çok yanlış bir şey olur, çok çirkin bir şey olur.

Çalma, bizim kitabımızda yazmıyor. Çalanlarla da mücadele ediyoruz. Bu dönemde biz, çıkar amaçlı suç örgütleriyle ciddi mücadele yapan bir iktidarız. Böyle bir iktidara çalmayacaksın diye çok basit diyaloglarla karşılık vermek hoş değil. Ama bu sürecin CHP'yi bir mercek altına alacağını, neyin değiştiği konusunda onlar söylemeseler bile, onların davranışlarını takip ederek bir sonuca varacağımıza inanıyorum. Eğer 6-7 sonra Kılıçdaroğlu'nun sözleri, Baykal'ın sözlerinden farksızsa, Baykal'ın istikametindeki CHP hiç istikamet değiştirmeden yoluna devam ediyorsa, CHP'yi mukadder akıbeti bekliyor demektir. Ve Sayın Kılıçdaroğlu ile CHP'nin yeni bir şey kazanmadığı noktasına bizi götürecektir.''

"BAYKAL, MECLİSE GELMEYE BAŞLADIĞINA GÖRE..."

Arınç, ''Yandaş, candaş, yoldaş medya'' iddiaları ile ilgili bir soruya ''Kendisini CHP'li bilip de CHP'nin gidişatından memnun olmayan ama 'lanet olsun' kerhen seçim günü CHP'ye oy veren insanlar, bunlar köşe yazarları, sanatçılar, bilim adamları veya elit bir zümrenin içerisine hapsolmuş insanlardır. 'Ne yapalım ki CHP'den başkası yok, elimiz mahkum' diyen bir kitle vardır. Bırakalım sevinsinler. Bir yerde köşe yazarı, o grubun da belli bir istikameti var. Onun dışına taşarak, masanın üstüne çıkıp alkışlıyorsa, bu heyecanı ve sevgisini de abartan varsa 'arkadaş, biraz ölçülü ol falan' diyelim. Bunların yüzlerinin gülmeye ihtiyacı var'' karşılığını verdi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, ''Bir korku imparatorluğundan kurtulabilmişlerse, şu veya bu şekilde kader insanın hayatına her türlü cilveyi getirebilir. Bu cilvelerden bir tanesi de Baykal'ın başına geldi. Baykal, tekrar dönebilir mi, onu kendileri tartışsınlar. Çünkü, Meclis'e gelmeye başladığına göre, arkadaşları ile irtibatı koparmak istemediğine göre, bir ihtimaldir ki yine CHP içerisinde yine iddialı bir noktaya gelecektir. Bu, CHP'nin tartışması gereken bir şeydir. Ama candaşların, yoldaşların biraz ölçülü olarak sevinmelerinde de bir zarar yok. Kim gelir, kim gider, biz bunla ilgilenmeyeceğiz. Bir tek şey bizi ilgilendirecek. Bundan sonra CHP ne yapacak. Genel Başkan'ın söylemleri çok önemli, bu söylemler basit kalmamalı'' diye konuştu.

"BEN DE ZANNETTİM Kİ MURAT 124'E BİNECEK"

Kılıçdaroğlu'nun Mercedes markalı otomobile binmek istememesi üzerine de değerlendirme yapan Arınç, ''Mercedes arabaya değil de Audi marka otomobile binecek. Ben de zannettim ki Murat 124'e binecek. Bu iş değil ki. İkisinin arasında olsa olsa 30 milyar fak vardır. Bir genel başkanın Mercedes'e binmesinden kim rahatsız olur'' dedi. ''Bin ama hakkını da ver mi?'' demek istiyorsunuz sorusu üzerine Arınç, ''O kadar'' yanıtını verdi.

Bu haber toplam 1044 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri