Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

"Deniz Baykal'ın bana bir özür borcu var

18 Aralık 2008 / 00:45
Eski TBMM Başkanı ve AK Parti Manisa milletvekili Bülent Arınç, HABERTÜRK'te Balçiçek Pamir'in sorularını yanıtladı
B.P : Meclis Başkanı olduğunuz zamanda çok gergin anlar yaşandı. Resepsiyon krizleri yaşandı. Sayın Baykal'ın resepsiyonlara gelmemesi. Eşinizin havaalanında türbanıyla göründüğü görüntü kıyameti kopardı. Benden çok daha iyi hatırlıyorsunuzdur.

B.A : Seçildiğimin ertesi günü...

B.P : Şimdi çarşaf tartışılıyor, Köşk'te Hayrünnisa Hanım var. Günah keçisi benim eşim oldu diye düşündüğünüz oluyor mu bu dönemde? Bizim hanımın suçu neydi diye düşünüyor musunuz?

B.A : Hanımın hiç suçu olmadı, benim de suçum olmadı. Bize karşı gösterilen hazımsızlığın asıl sebebinin ne olduğunu biz biliyoruz. Böyle bir muameleye maruz kalacağımızı bu ortamda hesaplıyorduk. Ama böyle misafirperver bir davranışın bu şekilde eleştirilmesini anlamadık. Sayın Cumhurbaşkanı eşleriyle birlikte yurtdışına gidiyor, bende eşimle birlikte uğurlamaya gittim. Eşimin başörtüsüyle orada bulunması Anayasa suçu kabul edildi, affedilmez bir kabahat gibi görenler dünyayı birbirine kattılar. Şimdi sayın Baykal'ın çarşaflı hanımlara rozet takması hem kendi milletvekilleri tarafından hem de bazı köşeyazarları tarafından sayın Arınç'a bir özür borcunuz var diye bir kadirşinaslık gösterdiler.

B.P : Gerçekten var mı?

B.A : Elbette, var. Ama ben kendimden özür dilenmesinden ziyade bu yanlış davranışların tekrarlanmamasını, daha sonra geleceklere bu saygısızlığın yapılmamasının sağlanmasıdır.

B.P : O olayı sizin cephenizde nasıl karşıladınız? Eve gittiğinizde eşinizle neler konuştular? Zaman geçtiği için rahatlıkla soruyorum.

B.A : Bunlara gerek yok, bunlar üzüntü verici olaylardı. Bizim bir kabahatimiz yoktu. Başını örten hanımefendilerin, ister üniversitede okumak istesin, ister belli temsil konumunda olsun, hayatın nasıl bir cehennem haline getirildiğini biz yıllardır biliyoruz. Bazı kamu görevlilerinin eşlerinin başının örtülü olmasının, hatta onların çocuklarının gidecekleri okullarda önlerine nasıl bir engele dönüştürüldüğünü biz biliyoruz. Biz Türkiye'de yaşıyoruz, bu olayların hepsini yaşadık. Benim kendi kızım bile üniverisitede okurken bazen tuvalet penceresinden girerek bazen peruklarıyla üniversitede okuma gayreti içinde bulundu.

B.P : Ben biliyorum ki; siz sayın Baykal'la o dönemde telefonda görüştünüz resepsiyonlara neden katılmadığına dair. Size bizim sizinle ilgili, türbanla ilgili bir sorunumuz yok dedi mi?

B.A : Ben bir defa konuştum bunu. Sonra da tutumu belli olduğu içinde bir daha aramadım. 2003'ün 23 Nisan resepsiyonuydu galiba. Eşiyle mi gelecek, eşi olmadan mı gelecek diye tartışılıyordu. Davetiye de eşimin de bayan Arınç olarak geçmesiyle de tartışma başladı. Bende son güne kadar eşimin katılıp katılmayacağını açıklamadım. Herkesin gelebildiği bir ortama benim de eşimin gelebileceğini düşündüm. Tartışmaları kesmek için son gün eşimin gelmeyeceğini açıkladım. Sayın Baykal'ın gelmeyeceği belli olunca telefonla aradım, o da prensip olarak böyle yerlere gitmediğini açıkladı. Sanırım, bunun örtüyle ilgili olmadığını, benim şahsımla ilgili olmadığını söyledi. Benim döneminde resepsiyonlar en az 1000-1200 kişiyle yapıldı. Gelmesi gerekenlerin hepsi geldi. Sayın komutanların hepsi eşleriyle birlikte resepsiyonlara geldiler. Sayın Baykal hiç gelmedi, partisini temsilen gelenler oldu. Benim sayın Baykal ile ilgili üzüntüm şudur; parlamentoya karşı saygısını göstermek için başkanın şahsında davetlere ve toplantılara katılmak gerektiğine inanıyorum. Sayın Baykal bunu esirgemiştir. Bu parlamentoya karşı saygı eksikliğidir.


B.P : RTÜK Başkanı Zahid Akman'ın istifa etmemesi sizin vicdanınızı yaralamıyor mu?

B.A : Önemli noktalarda bulunan insanların kendileriyle ilgili veya kurumlarıyla ilgili ciddi bir itham varsa bu ithamın ağırlık derecesine göre onu yapmaları faydalıdır. Bunlar şu olabilir; benim şu hareketim nedeniyle bu kurum yıpranmasın, ben istifa ediyorum. Şu olabilir; ben bundan dolayı aklanmak istiyorum, siyasetçiyse dokunulmazlığımın kaldırılmasını istiyorum, bürokratsa yargılanmak istiyorum. Bütün bunların yapılması siyasete güç katar, o insanın onurunu, haysiyetini çok daha diri tutar. Bu kadar ithama karşı hiç birşey olmamış gibi davranan insanların kendilerine de zararı olur, kurumlarına da zararı olur.

B.P : AK Parti'yi de yıpratıyor, onun için soruyorum vicdanınızı yaralıyor mu diye.

B.A : Zahid Akman benim arkadaşım, buradan istifa etsin diye birşey söylemem, istifa etmesin diye de birşey söylemem. Benim söylediğim bu mevkide bulunan insanların kendisine yakışanı yapmasıdır.

B.P : Bizde hiç işlemiyor ki bu istifa mekanizması

B.A : Çankaya Belediye Başkanı kendisine ait olduğunu kabul ettiği bir teyp bandıyla ilgili olarak, kendi belediye meclis üyelerine yamyam demiş bir insan olarak istifa etti mi?

B.P : O kadar çok örnek var ki; THY Genel Müdürü istifa etmeli apronda deve kestiler, bütün dünyaya rezil olduk.

B.A : Deveyi kesen adam da görevinden ayrıldı. Herhalde terlikle dolaşıyor diye istifasını istemeyeceksiniz?

B.P : Terlik güzel görüntü mü?

B.A : Hayır, güzel bir görüntü değil ama güzel bir görüntü olmaması içinde herhalde bir insanı mesleğinden etmeyeceksiniz.

B.P : Sorumluluktan bahsediyoruz.

B.A : Yakışıksız bir davranıştır.
Kaynak:
Bu haber toplam 862 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri