Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

'Derin PKK' iş başında

09.09.2009 02:02
PKK, Ramazan sonuna karar eylemsizlik kararı almasına rağmen saldırılar sürüyor. Bu saldırılar ise 'Derin PKK'yı işaret ediyor...
Türkiye ilginç bir ülke...




Avrupa Birliği müktesebatı ile uyuma yönelik yargı reformuna ilk önce yargı elitleri karşı çıkıyor.




Adli Yıl açılışında dün bu gerçekle karşı karşıya kaldık.




Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, "demokrasi bilincimizin yeterince gelişmemiş olması" gerekçesiyle Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)'na Meclis'in üye göndermesine karşı çıktı.




Türkiye'nin yakın dönemini takip edenler bilir.




Askerler de uzun süre Avrupa Birliği uyum yasalarına "Türkiye'nin özel şartları" bahanesiyle karşı çıkmıştı.




Ancak demokratik adımlar atıldıkça yersiz korkular pompalandığı anlaşıldı.




Gerçeker'in "demokrasi bilincimiz yetersiz" gerekçesi, kendimizi birinci sınıf demokrasiye layık görmemek anlamına geliyor.




Dikkat edin, "Avrupa'da böyle uygulama yok" demiyor.




Mesela Fransa'da HSYK muadili kurumun başkanı Cumhurbaşkanı ve Yardımcısı Adalet Bakanı.




18 üyenin 3'ü de Cumhurbaşkanı, Senato ve Meclis Başkanı tarafından atanıyor.




İtalya'da da Meclis 8 üye seçiyor.




Hollanda'da 5 üyenin tamamını Adalet Bakanı öneriyor, Kral atıyor.




O halde sorun Adalet Bakanlığı'nın taslağında yer alan 21 üyeden 3'ünün Meclis tarafından seçilmesi değil.




Sorun, yargının da "kazanılmış hakları" kaybetme endişesi.




Aynı şekilde, Adalet Bakanı'nın kurulun üyesi olması tarafsızlık ve bağımsızlığı yok etmiyor.




Venedik Komisyonu'nun 2007'de aldığı bu yönde bir kararı da mevcut...




Kaldı ki Adalet Bakanlığı hazırladığı taslakta, kurulun salt çoğunluğunun direkt hukuk adamları tarafından seçilen üyelerden oluşmasını öneriyor.




Bakanı kurul toplantılarının dışına çıkarıyor.




Bugüne kadar ki en demokratik ve geniş tabanlı kurul izlenimi veriyor.




Ama nafile... Yargı yine de ikna olmuyor.




Gerçeker'in konuşması Türkiye'de yargının uluslararası standartlara taşınmasının elzem olduğunu gösteriyor.




Tabii bu değişimin hiç kolay olmayacağını da...




***




'Derin PKK' iş başında mı?




Türkiye şehit acısını bir kez daha yaşadı.




Eruh ve Çukurca'da çıkan çatışmalarda dün 7 fidanımız daha şehit oldu.




Kürt açılımının konuşulduğu bir dönemde yapılan saldırıların hedefi açık; bir kez daha demokratik çözümün önünü tıkamak.




Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Başkanı Sedat Laçiner, 1 Eylül tarihli Bugün gazetesinde geçmiş tecrübelerden hareketle "Eylül-Ekim aylarına dikkat" uyarısında bulunmuştu.




Laçiner, PKK ve Ergenekon'un geçen yıllarda bu aylarda korkunç saldırılar yaptığını hatırlatarak, 'derin PKK'nın kalabalık mekânlarda bomba patlatmak, suikast girişiminde bulunmak isteyebileceğine vurgu yapmıştı.




"Kürtler arasında yasal zeminde mücadele etmenin mümkün olduğu genel kanaati oldukça yaygın" diyen Laçiner, PKK'nın eylemler yaparak normalleşme sürecini geriye döndürmeye çalışabileceği tespitinde bulunmuştu.




Eruh ve Çukurca'da yaşanan yürek yakan saldırı, Laçiner'in tespitlerinde haklı olduğunu gösterdi.




O halde, bir kez daha demokratikleşme süreci provokasyonlara kurban edilmemeli.




Saldırının "derin PKK" işi olabileceği ihtimalini güçlendiren bir husus daha var.




PKK'nın dağ lider kadrosundan Murat Karayılan, 7 Eylül'de verdiği söyleşide, nisan ayında başlayan "eylemsizlik sürecini" Ramazan sonuna kadar uzattıklarını belirtiyor.




"Süreci zora sokacak herhangi bir davranışta bulunmak istemiyoruz. Zaman zaman çatışmalar yaşanıyor. Kayıplar yaşanıyor. Bunlar bizim irademiz dışında gelişen olaylardır" diyor.




PKK lider kadrosu ya tüm silahlı unsurlara hakim değil ya da gerçeği söylemiyor.




Ya da Laçiner'in işaret ettiği gibi "derin PKK" süreci baltalamaya çalışıyor.


Erhan BAŞYURT





Kaynak:
Bu haber toplam 794 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri