Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Sınır ötesi tezkeresi imzaya açıldı

27.09.2010 22:04
Devlet BAKANI Cemil Çiçek açıklamanın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

tezkerenin süresinin 17 Ekimde sona ereceğini' belirterek, bunun uzatılması yönündeki Bakanlar Kurulu kararını bugün imzaya açtıklarını, TBMM açıldığında bunun görüşüleceğini bildirdi.

Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısına ilişkin açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Yurt dışına asker gönderme yetkisini içeren tezkerenin 17 Ekim 2010'da dolacağının anımsatılarak, süresinin uzatılıp uzatılmayacağı sorusunu yanıtlayan Çiçek, sürenin uzatılması yönündeki Bakanlar Kurulu kararının bugün imzaya açıldığını, TBMM açıldığında da konunun görüşüleceğini bildirdi.

-'VERİMLİ ÇALIŞMAK İÇİN UYUM KOMİSYONU KURULDU"-

Hükümet Sözcüsü, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, 'Bakanlar Kurulu'nda uyum yasaları dışında öncelikle çıkmasını arzu ettiğimiz bir kısım yasalar üzerinde de durduk' dedi.

Çiçek, Bakanlar Kurulu'nda ele alınan konular hakkında bilgi verdi.

Anayasa'nın 26 maddesindeki yapılan değişikliğin ardından, TBMM'deki yasama faaliyetlerinin yeni bir boyut kazandığını dile getiren Bakan Çiçek, 'Önemli sayıda uyum yasalarının çıkması gerekiyor. Bunları bir kısmı yeni düzenlemedir. Özellikle Kamu Denetçiliği gibi... Bir kısmı ise yürürlükteki yasalarda birkaç maddenin değişmesi suretiyle yapılacaktır' dedi.

AB Genel Sekreterliğinden sorumlu Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın, Bakanlar Kurulu'na bilgi sunduğunu belirten Çiçek, 'Bu düzenlemelerin, çünkü AB müktesebatıyla da doğrudan alakası var. Bu nedenle bu çalışmaları etkin ve verimli bir şekilde sürdürebilmek bakımından bir uyum komisyonu kurmuş oluyoruz benim başkanlığımda. Müstakil görüşülmesi gereken yasalar varsa, düzenlemeler varsa onları müstakil sevk edeceğiz, değilse uyum paketleri şeklinde sevk edeceğiz. Geçmişte, 10 tane uyum paketi çıkarmıştık. Uyum paketi şeklinde TBMM'ye sevk edeceğiz' dedi.

-HSYK İLE İLGİLİ DÜZENLEME-

Bakan Çiçek, ayrıca toplantıda Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in, süreli durumu söz konusu olduğu için Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu Kanun Tasarısı'nın ön taslağıyla ilgili bilgi sunduğunu da bildirdi.

Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Başta ilgili bakanlıklar, yüksek yargı, işin maliye yönü de hesaba katılarak, esas taslak Bakanlar Kurulu'na gelecek biz de süratle bunu TBMM'ye sevk edeceğiz. İnanıyoruz ki TBMM de bu yasayı öncelikle çıkaracaktır. Çünkü HSYK, yeni bir yapıya kavuşuyor. Daha evvel şikayet konusu olan önemli bir kısım hususlar, artık bundan sonra HSYK'nın yetki ve sorumluluğunda olacak o nedenle bir boşluk doğmaması bakımından bunun süratle ele alınması gerekmektedir. İlgili kurum, kuruluşlar da 'Aceleye geldi' filan tarzındaki bir itiraz yerine süratle görüşmelerini bildirmiş olurlar. Mesela bu değişiklikle artık teftiş sistemi tümüyle değişiyor. Bugün Adalet Bakanlığına bağlı olan adalet müfettişleri, hakim ve savcıların denetimini yapan müfettişler, kurulun müfettişleri olacaktır. Yeni bir sekreterlik kurulacak. Bununla ilgili kadro gerekiyor. Ayrı bütçesi yoktu. Bütçesi olacak. Bu ve benzeri önemli düzenlemeleri içerdiği için bunun müstakil yasa olarak süratle çıkması gerekmektedir. Seçim takvimi başlamıştır bu kurulla ilgili. Bu kurul, oluştuğunda Anayasa'da da belirtildiği gibi bir kısım daireler söz konusu olacak. Bunların yetki ve sorumluluklarının hepsi bir kanunda belirtilmiş olacak.'

Bakanlar Kurulu'nda uyum yasaları dışında öncelikle çıkmasını arzu ettikleri bir kısım yasalar üzerinde de durduklarını belirten Çiçek, şöyle dedi:

'Bunların bir kısmı parlamentodadır. Mesela Sayıştay Yasası, devlet yardımlarının izlenmesi gibi... Özellikle devlet yardımlarının izlenmesi önem arz ediyor. Rekabet faslıyla doğrudan alakalıdır. Belçika'nın dönem başkanlığında bu faslın açılması bakımından bu ve benzeri yasaların çıkması gerekiyor. Ayrıntılı bir değerlendirme yaptık. Doğrusunu isterseniz, bugünkü Bakanlar Kurulu toplantısı biraz tekniktir. 1 Ekimde başlayacak parlamentoda öncelikli yasalar hangileri olmalıdır diye bir değerlendirme yaptık.

2011 yılında seçimlerin olabileceği varsayımıyla çalışma süresi fevkalade sınırlı gözüküyor. Bu süre zarfında Bütçe Kanunu çıkacak. onun dışında Anayasa ve İçtüzük gereği, zamanında görüşülmesi gereken yasama tasarruflarının da olabileceğini hesaba katarak, yasal düzenlemelerin öncelik sıralarını belirlemeye çalıştık, değerlendirmelerimiz bu yönde.'

Bakanlar Kurulu'nda bugün yetişmesi halinde istihdam konusunun da ele alınacağını bildiren Çiçek, 'Eğer kurul toplantısına bugün yetişmezse başka bir Bakanlar Kurulu toplantısında konuyu ele alacaklarını' söyledi.

Bakan Çiçek, 'İstihdam konusu, Türkiye'nin en önemli konularının başında geliyor. Son açıklanan rakamlar bizi sevindiriyor. Ama yakından takip edilmesi ve özel bir proje olarak kamuoyunun gündemine gelmesi gerekiyor. Bununla ilgili de yetişirse Çalışma Bakanımız bilgi sunacak' diye konuştu.

-'TERÖRLE MÜCADELEDE KARARLIYIZ"-

Hükümet Sözcüsü, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, 'Ben terörü çözerim', 'Ben başörtüsünü çözerim' dediğini ancak herhangi bir yol ve yönteme işaret etmediğini, 'bu konuda yasal düzenleme olmaz' dediğini belirterek, 'Başka türlü olmazsa bu iş nasıl çözülecekse biz bu konuda her türlü katkıyı vermeye hazırız. Sözün sahibi kendileridir, bunu netleştirecek olan da CHP'dir' dedi.

Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

'Erbil yönetiminden talepler nelerdir? 17 Ekimde sona erecek tezkerenin süresi uzatılacak mı?' sorusu üzerine Çiçek, terörle mücadelenin Türkiye'nin en öncelikli konusu olduğunu, kendilerinin her zaman birinci gündem maddesi olduğunu belirtti. Terörün, Türkiye Cumhuriyeti devletinin de öncelikli konusu olduğunu vurgulayan Çiçek, her MGK toplantısında bu konunun ele alındığını ifade etti. Terörle mücadelenin dinamik bir süreç olduğunu, alınan tedbirlerin her zaman gözden geçirilmesi, ilave tedbirler alınması gerektiğini belirten Çiçek, terörle mücadelenin birçok yönü bulunduğunu ve bunların hep eş zamanlı sürdürülmesinin icap ettiğini söyledi.

Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Biz terörle mücadeleyi devlet olarak geçmişte sadece bir asayiş ve güvenlik sorunu olarak gördüğümüz için daha çok çalışmalar, yasal düzenlemeler işin asayiş ve güvenlik boyutuna yönelik olmuştur. Halbuki uzunca bir zamandan beri, hiçbir dönemde olmadığı kadar terörün tüm boyutlarıyla ele alındığı bir mücadeleyi yürütüyoruz. Bunun içerisinde dış politika ayağı vardır, ekonomik, sosyal kültürel ayakları vardır. Elbette ki yasal düzenleme gerektiğinde de bunları yapıyoruz. Alınması gereken kararlar varsa bunları da aldık, almaya devam ediyoruz. Hedefimiz terörün gündemin arka sıralarına itilmesidir. Bunun için de alınmış bir kısım tedbirler var, bunların devam etmesi gerekiyor. Bunların başında 17 Ekimde süresi bitecek olan yurt dışına asker gönderme ile ilgili tezkeredir. Meclis bize yetki vermiştir. Süresi doluyor. Onun uzatılması yönünde bir Bakanlar Kurulu kararını bugün imzaya açtık. Meclis açıldığında 17 Ekimden evvel, bunu görüşeceğiz.

Şunu ifade ediyorum. Terörle mücadelede kararlıyız. Artık bu ülkede kan dökülmesinden, gözyaşı dökülmesinden elde edilecek bir sonucun olmayacağını herkesin görmesi lazım. Bizim ülkemizin bir kısım insanlarının kendi devletinden beklentisi varsa, şikayeti talebi varsa bunu kan dökerek, kin dökerek değil, başkalarının ekmeğine yağ sürecek yol ve yöntemlerle değil, demokratik talepler olarak Türkiye'nin gündemine gelmesi ve bunun bu şekilde mücadelesinin yasal zeminde, hukuk zemininde demokrasi atmosferi içerisinde sürdürmesi gerekmektedir. O nedenle 12 Eylülde yapılan halkoylaması esasen hak ve özgürlüklerin korunması noktasında Türkiye'ye hem itibar kazandırmıştır, hem de önemli yeni kanallar açmıştır. Kim ne söyleyecekse demokrasi içerisinde bunları gündeme getirebilir, tartışılır, sonuçta TBMM, bu ülkeyi yönetenler bir karara bağlar.

Ama buna rağmen Türkiye olarak da almamız gereken başkaca tedbirler varsa alırız, almaya da devam ederiz. Bunların başında tezkere geliyor. Onun uzatılmasıyla ilgili Bakanlar Kurulu kararı imzaya açıldı.'

Terörün dış bağlantıları olduğunu söyleyen Çiçek, şunları kaydetti:

'Özellikle bunlar içinde Kuzey Irak önem arz ediyor. Türkiye belli bir süreden beri bunu hem merkezi Irak hükümeti ile hem yerel yönetim ile aynı zamanda Irak'ta halen önemli bir güç ve söz sahibi olan ABD ile gerek ikili gerekse üçlü mekanizmalar içinde konuştu, konuşuyoruz. Bu işin her yönünü konuşuyoruz. Dolayısıyla sayın Bakanımızın yaptığı ziyaret bu çerçevededir. Üçlü mekanizma çerçevesinde yapılan ve yapılacak olan ziyaretler ki yarın bir heyet geliyor, bundan sonra da geliş gidişleri olacak ama zor bir konu üzerinde konuştuğumuzu, zor bir konuyu çözüme kavuşturmaya çalıştığımızı da herkesin bilmesi lazım. Keşke bunun tek bir yöntemle, tek bir tedbirle, tek bir kararla çözümü mümkün olabilse. O noktada da olabildiğince gerçekçi olmak gerekmektedir. Terörle mücadelede başvurulması gereken ne yol ve yöntem varsa, hukuk çerçevesinde Türkiye bunu alıyor, almaya devam ediyor. Bununla ilgili olarak da dış politika bu manada önemli bir enstrümandır diye düşünüyoruz.'

-BAŞÖRTÜSÜ-

Bir gazetecinin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun bugün yaptığı görüşmede başörtüsü konusunun gündeme geldiğinin söylendiğini belirterek 'Başörtüsü ile ilgili düzenleme için bir anayasa değişikliği mi gerekir yoksa yasal düzenleme ile gerçekleşebilir mi? Bununla ilgili CHP'nin görüş ve düşüncelerini mi bekleyeceksiniz? Genel anayasa değişikliğinin bir hafta içinde Meclis'ten çıkabileceği söyleniyor. Nasıl bir öneri, nasıl bir uzlaşı sunuluyor?' soruları üzerine Çiçek, 'Kamuoyuna vaatte bulunanlar, 'ben bu veya şu sorunu çözerim' diyenler, bunu bir niyet beyanı olarak, ucu açık, her istikamete çekilecek bir cümle ile formüle etmek yerine bunun detaylarını açıklamalıdır' dedi.

Demokratik ülkede bir sorunun çözümü konusunda bin tane değil, sınırlı sayıda çözüm olduğunu dile getiren Çiçek, şunları söyledi:

'Bu çözümlerden hangisi düşünülerek bu sözler söyleniyorsa bunun açığa çıkarılması, bunun açıklaması gerekmektedir. Elbette bu sorunun çözümünü biz arzu ediyoruz. Sadece arzu etmekle kalmadık teşebbüste de bulunduk. Bu teşebbüs bugün halen netice vermediyse bunun sorumlusu CHP'dir. Çünkü MHP de onun dışında Mecliste temsil edilen partiler de genelde, DSP hariç, bir anayasal çözüme kavuşturulmuş bu konuyu Anayasa Mahkemesine CHP götürdü. Şimdi 'Ben bunu çözerim' diyorsa, 'gözüme bak anlarsın' gibi bir yorumla değil, neyi nasıl çözecekse bunu çok net olarak söylemesi gerekir. Aksi takdirde bu seçim öncesi söylenmiş bir vaat olarak kalır. İster bu ister başka konularla ilgili...'Ben terörü çözerim' diyor tedbirler manzumesi yok, 'ben başörtüsünü çözerim' diyor herhangi bir tedbire, herhangi bir yol ve yönteme işaret etmiyor. Hatta eğer doğruysa, yazılanlardan yola çıkarak söylüyorum, 'Bu konuda yasal düzenleme olmaz diyor.' Başka türlü olmazsa bu iş nasıl çözülecekse biz bu konuda her türlü katkıyı vermeye hazırız. Sözün sahibi kendileridir, bunu netleştirecek olan da CHP'dir.'

Kendilerinin ana muhalefet partisi liderinin söylediği her sözü dikkat ve özenle dinlediklerini anlatan Çiçek, kamuoyunun CHP'nin bu konuda atacağı adımları beklediğini dile getirdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bu sorunun çözümü için onlara her türlü desteği vereceğini düzenlediği mitinglerde, meydanlarda açıkladığını ifade eden Çiçek, 'Bu sorunun çözümü ile ilgili yol ve yöntemi bizde değil. Biz bildiğimiz yöntemi denemeye çalıştık, belli bir yere kadar da getirdik. 411 milletvekilinin kabul ettiği bir çözümü CHP çözümsüzlük haline dönüştürdü. Şimdi bu düğümü çözmek kendi sorumluluğundadır, üstelik de vicdani sorumluluğundadır. Hangi yöntemle çözecekse çok fazla da vakit kaybetmesin, Meclis de açılıyor. Neticede her türlü desteği vermeye hazırız ama bunun yol ve yöntemini söyleyecek olan ana muhalefet partimizin bizzat kendisidir.'

Mevcut anayasada değişiklik değil, yeni bir anayasa üzerinde durulduğunu söyleyen Çiçek, 12 Eylülden itibaren bu konuda çağrıda bulunduklarını söyledi. Bunun bir toplumsal ihtiyaç haline geldiğini ifade eden Çiçek, nasıl bir yöntemle değiştirilecekse herkesin bunu netleştirmesi gerektiğini kaydetti. Kendilerinin getirdiği her yönteme itiraz edildiğini ancak kimsenin de kendi yöntemini söylemediğini dile getiren Çiçek, 'Biz de diyoruz ki ister siyasi partilerimiz, ister meslek odalarımız ve sivil toplum kuruluşlarımız bu konuyu gündeme alsın ve hangi yöntemle değişecekse bunu açıklasın. Bu açıklamayı yaparken yeni anayasada nasıl düzenlemeler isteniyorsa buna da çalışılmış olsun. 26 maddelik değişiklik vesilesiyle gördük bu konuda hazırlığı olan çok fazla siyasi parti yok' dedi.

Kendilerinin de bu konuda her türlü katkı vermeye hazır olduklarını ifade eden Çiçek, 'Şöyle olsun, böyle olsun demiyoruz. Bu değişikliğe karşı çıkanlar 'AK Parti yine bir anayasa düzenlemesi dayatıyor' derler' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun 'Biz bu işi bir haftada çıkarırız' dediğini söyleyen Çiçek, bir haftada yeni bir anayasa yapılıp yapılmayacağını kamuoyunun tartışması gerektiğini ifade etti.

Çiçek, 'En temel yasayla ilgili değişiklik bir haftada olabilecekse bu çok konserve bir anayasa olur, kapağını açıp servis yapmak anlamına gelir. Halbuki anayasa değişikliğinin aceleye getirilmemesi gerektiğinin ve AK Parti'yi de ağır bir şekilde suçlayarak 26 maddelik değişiklik sırasında gündeme getirmişlerdir' dedi.

AK Parti olarak anayasa ile ilgili bir hazırlıkları bulunduğunu ifade eden Çiçek, buna rağmen yeni baştan bir çalışma başlattıklarını, beklentileri, talepleri, hukuk alanında dünyadaki gelişmeleri de dikkate alarak taslağı gözden geçireceklerini kaydetti.

-'BDP ANA MUHALEFET PARTİSİYLE DE GÖRÜŞMELİDİR"-

Hükümet Sözcüsü, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, 'BDP sadece bizimle değil ana muhalefet partisiyle de görüşmelidir, ana muhalefet partisi başkanı ile de görüşmelidir' dedi.

Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

BDP ile görüşmenin ardından diğer partilerle de görüşme yapılıp yapılmayacağı konusundaki soruyu yanıtlarken Çiçek, yasal zeminde faaliyet gösteren herkesle görüşme yapacaklarını, bu konuda bir ön şartları bulunmadığı ve görüşmelerden somut bir sonuç çıkması yönünde beklentileri de olmadığını söyledi.

Cemil Çiçek, yasal zeminde faaliyet gösteren herkesle geçmişte de görüştüklerini bugün de görüşeceklerini yarın da görüşebileceklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Ancak üzerinde konuştuğumuz konu, bir Türkiye konusudur, bir Türkiye sorunudur, sadece AK Partinin sorunu değil. Açıkça ifade ediyoruz ki, biz herkesle görüşürüz ama herkes de herkesle görüşsün. Böylesine bir konuda artık siyasi partilerimizin de çözümlerinin netleşmesi lazım. Bu netleşme söz konusu olmadığında alınacak tedbirler konusunda, bu bir iç tüketim malzemesi, iç suçlama malzemesi oluyor, iç politikanın istismarına vesile oluyor. Dolayısıyla Türkiye'nin böyle bir sorunu var.

Bu sorun sadece AK Parti'nin değil, siyaset kurumunun sorunudur, herkesin sorunudur. O nedenle BDP sadece bizimle değil ana muhalefet partisiyle de görüşmelidir, ana muhalefet partisi başkanı ile de görüşmelidir. Biz de görüşürüz. Biz, 'Başkaları görüşsün, biz kenarda duralım' demedik, demiyoruz.'

Terörle mücadele konusunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, kendilerine randevu vermeyen MHP dışında, yüzde 1'in üzerinde oy alan tüm partilerle görüştüklerini hatırlatan Çiçek, 'gerekiyorsa bundan sonra da görüşürüz. Ama herkes herkes ile görüşebilirse, görüşmenin ötesinde de herkes, özellikle siyasi partilerimiz sorunun çözümü konusundaki tedbirleri de ortaya koyabilirse ortak noktalardan hareketle sorunun çözümünü yapmak daha kolay olacaktır' diye konuştu.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı, Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, sözlerini şöyle tamamladı:

'Hepimizin ittifak etmesi gereken husus şu, artık günümüz dünyasında sorunların çözümü için cebire, şiddete, teröre başvurmak ilkelliktir, iptidai bir yöntemdir. Herkes de bundan vazgeçmelidir, kayıtsız şartsız vazgeçmelidir. Çocukları öldürerek, kadınları kurşuna dizerek, yaşlıları katlederek bir yere varılamaz. Barış ve demokrasi, insan hakları ve özgürlükler, yaşayan insanlar içindir. İnsanları katlederek, masum insanların kanını dökerek, çocuklarımızın kaldığı yurtlara bomba koyarak, hastaneleri, okulları yakarak, yıkarak barış ve demokrasi olmaz. Olursa da zaten kimse bu talepleri gündeme getirenlere inanmaz.

Onun için biz görüştük, bundan sonra da görüşürüz. Konuşmamız gerekebilir herkesle ama herkes de görüşsün. Bu çağrıyı da yapıyoruz. Her türlü sorunun çözümü de tabiatıyla TBMM çatısı altında olacaktır.'
Bu haber toplam 830 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri