Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Devletteki irtica raporu hastalığı çok eski...

03.12.2009 12:11
Devlet, 'devrim düşmanlarını' (!) 1952 yılında ve üstelik Osmanlıca kaleme aldığı irtica raporuyla fişlemiş!...

Devletin irtica raporlarının süreklilik gösterdiği, ele geçirilen 1952 tarihli bir raporla ortaya çıktı. Raporun orjinali Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi'nde bulunuyor. Devrimlerin Müslümanlar tarafından yıkılacağını söyleyen belgede trajikomik unsurlar yer alıyor. Belgede, İzmir'de çıkan ve üstelik yasal olan bir dergideki tenkitlerin halk üzerinde derin bir tesir meydana getirdiği, dergiye gelen ve dergide yayınlanan telgraflardan bu durumun anlaşıldığı, durumun irticai bir hale döndüğü iddiaları yer alıyor. Böylece derginin Kemalist devrimleri yıkacak yayın yaptığı söylenen rapor ise hem de 1952 yılında Osmanlıca kaleme alınmış!

Araştırmacı yazar Müfid Yüksel'in ele geçirdiği ve Latin harflerine aktardığı raporda, Necip Fazıl Kısakürek'in evinde, ona gelen tebrik telgraflarının bile incelendiği ve bu tebrik telgraflarını gönderenlerin de gözaltında tutulduğu ve yeni adresler ele geçirildiği de anlatılıyor.

Yine rapordan bir başka trajikomik unsur ise irticacıların aynı zamanda komünist olduğu ve bir Rus selamı(!) olan 'Selam sana olsun'u kullandıkları iddiası!

Ve rapordan inanılmaz bir başka ayrıntı daha; Çanakkale'deki mürteci(!) Türk dergisinin sahibi Mübeccel'in Rus gizli teşkilatının adı olan Çe-Ka kelimesine izâfeten Çaka soyadını aldığı iddiası.

İşte Müfid Yüksel'in Latin harflerine aktardığı ve inanılmaz detayların yer aldığı raporun ayrıntıları:


Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi

030 01

6741816

Rapor 1952

Büyük Doğu Ve İslâm Demokrat Partisi Kurucularının, Milliyetçiler Derneği Ve Nurcuların Faaliyetlerinden Meydana Gelen Hadiseler

Fertlerin tabii bir ihtiyacı olan Allah'a inanmak ve i'tikâd sahibi olmak hakkını istismar etmek suretiyle, dini siyasete alet etmek ve bu yolda kazanç temin ve nâm sahibi olmak hevesine kapılan kimseler saf ve câhil halka dini âlet ederek propaganda yaptıkları ve telkînâtta bulundukları ve bu sebeple de zaman zaman umûmî efkârı bulandırdıkları ma'lumdur.

Bu cümleden olarak Samsun milletvekili Hasan Fehmi Ustaoğlu imzasıyla 3 Ekim 1952 tarihinde ve 81 saylı "Büyük Cihat" gazetesinde ( Milletin Atatürk'ün inkılaplarına medyûn bulunduğu iddiası asla doğru değildir.) Ve aynı gazetede Tevfik Furtım imzasıyla; (Müslüman Türk milletinin refah ve saâdeti Kur'ân'ın rehberliğinde aranmalıdır.) başlığı altında yazılan yazılar, Atatürk inkılaplarını benimsemiş ve onun çizdiği yolda yürümeyi kendilerine şiâr edinmiş türk milleti üzerinde derin te'sirler yarattığından bu yazılar günün mevzuu olarak ele alınmış, mezkûr yazının mevzuu ve yazarları hakkında yapılan tenkidler yayın yolu ile umûmi efkâra duyurulmuştur.

Bunun üzerine münfesih İslâm Demokrat Partisi, Büyük Doğu Cemiyeti ile Türk Milliyetçileri Derneği mensupları ; (Mukaddesâtçı gençler, uyanık gençler ve binlerce müslüman demokrat) adına muhtelif illerden Büyük Cihat gazetesi eliyle Hasan Fehmi Ustaoğlu'nu tebrik, tenkidkâr yazı yazanları tel'în eder mahiyette telgrafların çekildiği, aynı telgrafların mezkûr gazetenin muhtelif tarih ve sayılı nüshalarında yayınlanmasından anlaşılmıştır.

İzmir'de Büyük Dâva gazetesi sahibi Hasan Üçışıklar'ın mezkûr gazetenin 6-10-1952 tarihli nüshasında yayınladığı; (Hadiseler karşısında her hakkı isbât eden Türk milleti diyor ki,) başlıklı yazı laikliğe aykırı olarak devletin siyasi ve hukuki nizâmlarını dini esas ve inançlara uydurmak gayesiyle dini âlet ederek propaganda mahiyetinde görüldüğünden yazarı Hasan Üçışıklar hakkında bu cihetten tahkikâta başlanıldığı İzmir vâliliğinden bildirilmiş, tahkikât sırasında görülen lüzum üzerine, Hasan Üçışıkların evinde, iş yerinde ve üzerinde yapılan aramada; münfesih İslâm Demokrat Partisi, Büyük Doğu Cemiyeti, Milliyetçilre Derneği kurucuları ve mensupları ile muhabere ettiğine dâir birçok mektup ve adresler elde edilmiştir. Bu vesikalar arasında dikkati çeken mahiyette mektuplar bulunduğundan Hasan Üçışıklar'la muhabere edenlerin evlerinde, üzerlerinde ve iş yerlerinde yapılan aramada önemli vesikalar elde edilmiştir.

Bun ların arasında; İslâm Demokrat Partisi Genel Başkanı Cevat Rifat Atilhan tarafınfdan mezkûr parti mensuplarından İzmir'de inşaat müteahhidi Mehmet Reşat Düşünür'e yazdığı 15-11-1952 tarihli mektupta ez cümle; " Parti davasını temyizde kazanacağımız mıhakkaktır. Fakat belki de zaman kaybedeceğiz. Bunun için Ankara'dan ve İstanbul'dan gelen mülteciler murahhasları, tarih ve ilim deryası olan muharrir İsmail Hâmi Danişmend, Dr. Recep Ferdi, Prof. Ali Fuat Başgil beyler ve sair mühim şahsiyetlerin yardımıyla bize muvâzi bir Hakk Partisi kurmağı tavsiye ve iştirak edeceklerini vaadettiler." Denilmektedir.

Bu vesikaların tedkikinden Büyük Doğu ve İslâm demokrat Partisi cemiyetleri mensuplarının Hakk veya Büyük Türkiye Partisinin ikâme edilmesinin düşünüldüğü ve bunun için de gizliden gizliye teşkilâtlanmaya çalıştıkları neticesine varıldığı, bu cihetten tekemmül ettirilmekte olan dosyanın laikliğe aykırı olarak kurulması düşünülen "Hakk" Partisi'nin kurulma merkezi İstanbul olup esas kurucularının da İstanbul'da bulunması ve bu kurucuların İzmir'deki İslâm Demokrat Partisi kurucu a'zalarının ancak bu yoldan mütalaalarının alınmak üzere muhaberede bulundukları anlaşıldığından suç yeri bakımından dosyanın İstanbul cumhuriyet savcılığına gönderilmesinin lüzumlu bulunduğu İzmir savcılığının iş'arına atfen İzmir valiliğinden bildirilmiştir.

İzmir'de inkılapların aleyhinde neşriyatta bulunan Hasan Üçışıklar ile Malatya hadisesi fâillerinin evlerinde yapılan aramada elde edilmiş vesâik arasında Necip Fâzıl Kısakürek'in çıkardığı mecmuâların bazı nüshalarına ve sanıklarla muhabere ettiğine dâir mektuplar bulunduğundan görülen lüzum üzerine Necip Fâzıl Kısakürek'in evinde yapılan aramada; Türk Milliyetçiler Derneği Bursa şubesi müteşebbis hey'etinden Şerefeddin Bayçura ve Ahmed Okur imzalarıyla; ( 101 Gençlik Adına) Ahmed Emin Yalman'ı Tel'in edici mahiyette mektup, ayrıca Şerafeddin Bayçura imzasıyla ; (Mukaddesatçı Gençlik Adına) çekilmiş ( Vatan satıcısısının açtığı iki davada mağlubiyetini okuduk. Kısakürek ve Şerafeddin Laç'ı tebrik ederiz. Zaferiniz mübarek olsun.) meâlinde telgraf, 29 Temmuz 1952 tarihli Büyük Doğu gazetesinde (Lânet) başlıklı yazıda Bursa Gençliği "101" imza adına Şerafeddin Bayçura ve Ahmed Okur imzalı mektupta ez cümle: ( Ahmed Emin Yalman'ı tel'in ve tahkir ettikten sonra, bilhassa yaptığın kahpece hakaretten dolayı kafanın Türk mukaddesatçıları tarafından patlatılması yakındır. Böylece mâlum ola. İkinci soysuzluğa yeltenen İzmir'de Yeni Asır, İstanbul'da Cumhuriyet gazeteleri de hiçbir zaman hiçbir yerde emsâline rastlanmamış, şâhit olunmamış bir çoğunlukla dâima tepelerinde olduğumuzu kat'iyyen unutmasınlar.) meâlinde yazılar bulunduğu İstanbul valiliğinden bildirilmiştir.

Bu cemiyetlerin kurucuları bugün faaliyette bulunan siyasi partileri dinsizlikle itham etmekte ve bu partileri destekleyen gazete ile yazarlarına kötü gözle bakmaktadırlar. Bu sebeple fırsat buldukça muharrirlere sözle hakaret ve tedit etmekle beraber öldürmeğe bile teşebbüs etmişlerdir.

Büyük doğu gazetesinin eski Bursa muhabiri ve Türk Milliyetçiler Derneğimüteşebbis hey'etinden ve aynı zamanda bu derneğin katipliğini yapan Şerafeddin Bayçura 18-11-1952 tarihinde Bursa'da Gece Postası idarehanesine ve matbaasına giderek gazetenin sahip ve mes'ul müdürü Hasan Uşaklı'yı taassup aleyhinde yazdığı yazılardan dolayı sözle tehdit ederek, bir daha bu meâlde yazı yazarsanız matbaayı kafana geçiririm. Dediği, Atatürk'ün inkılapları ve Türk gençliği, Hakimiyet gazetesi başyazarı İsmet Bozdağ ve Ahmed Emin Yalman aleyhinde sözler sarfettiği ve bu sebepten adalete verildiği Bursa valiliğinden bildirilmiştir.

Şerafeddin Bayçura'nın (Mukaddesatçı Gençler Adına) Samsun milletvekili Hasan Fehmi Ustaoğlu'na tebrik telgrafı çektiği ve Necip Fâzıl Kısakürek'e Ahmed Emin Yalman aleyhinde mektuplar yazdığı ve bu yazıların da Büyük Cihat ile Büyük Doğu dergilerinde yayınlandığı müşahade edilmiştir.

İstanbul'da Necip Fâzıl Kısakürek'in evinde yapılan aramada elde edilen mektup ve telgrafta isimleri geçen Milliyetçiler Derneği mensuplarının evleri aranıp ifadeleri alındıktan sonra yukarıda arzedilen hususlarda suç unsuru görüldüğünden mektup ve telgrafta imzaları bulunan Şerafeddin Bayçura ve Ahmed Okur Bursa savcılığınca tevkif edilmişlerdir.

Yukarıda sıralanan olaylar hakkındaki tahkikat devam etmekte iken İstanbul'da seyyar satıcılık yapan Ebuzer Beyazıt adında biri ziyaret maksadıyla Balıkesir'in Susurluk ilçesine geldiği sırada câmide öğle namazını müteâkip câmi dışında din düşömanlığı, masonluk hakkında yaptığı bir konuşmada " Ahmed Emin Yalman ve benzerleriyle mücadele gerektiğini, Vatan gazetesiyle yevmi gazetelerin din aleyhinde neşriyat yaptıklarını ve din düşmanlarının icâbında kafalarının kırılacağını" söylediğine dâir vâki ihbar üzerine tahkikâta başlandığı Balıkesir valiliğinden 15-12-1952 tarihinde bildirilmiştir. (Te'kid edildi cevap bekleniyor)

Aynı zamanda Bursa ili Yenişehir ilçesinde Yakup Özendin ile Radyocu Ömer Ekinci adındaki şahısların Türk Milliyetçiler Derneği'nin bir şubesini açmak için faaliyette bulundukları haber alınarak tahkikata başlanıldığı Bursa valiliğinden 13-12-1952 Tarihinde bildirilmiştir. (Aslı olup olmadığı tahkik ediliyor.)

Yine Aydın vilâyetnin Karacasu kazasında Yıldız Nadir ve Nevzat Dinarlı isimli şahıslar tarafından (İslâm-Türk) adında aşırı derecede sağcı hüviyet taşıyan gazetenin neşredildiği ve mahkeme kararıyla toplattırıldığı ve adı geçen şahıslar hakkında tâkibâta başlanıldığı Aydın valiliğinden bildirilmiştir. (Bu şahıslar Tevkif edilmişlerdir)

İrticâî mahiyette neşriyat yapan mecmuâ arasına yaniden katılan ve Çanakkale'de Mübeccel Caka tarafından çıkartılan (Türk) adlı derginin de irticâyı desteklediği ve halk arasında yayılabilmesi için parasız dağıtıldığı Çanakkale vilâyetinden bildirilmiştir. Eskişehir ilinde yayınlanan "Yeşil Nur" ve "Demokrat Hamle" adlı dergilerin de irticâyı destekler mahiyette yazılar yazıldığı müşahade edilmiştir.

Geri dönmeğe çalışan ve gizli cemiyet kurmada faaliyet gösterenlerin tarafdarlarını "Nurcular" adlı gizli teşkilâtın lideri "Said-i Nursî" nin kaleme aldığı ( Asâ-yı Musa, Gençlik Rehberi, Beş Elma, Yedinci Şuâ, Nur adlı risâle ) gibi eserleri de beslemiştir. Said-i Nursî'nin eserleri bir kısım gençlik üzerinde tesir etmiş, bir kısım üniversite talebelerinin de Risâle-i Nur mensuplarını takdir ve takdis ederek bir takım zararlı fikirleri ileri sürmekle beraber gizli bir cemiyet meydana getirdiklerini itiraf-ı lisânla yekdiğerlerine müjdeledikleri ve bu hususta muvaffakiyet temennilerinde bulundukları, Adana Erkek Lisesi müdürü iken ölmüş olan İlyas Sağı'nın masasının bir çekmecesinde 13-12-1952 Tarihinde ele geçirilen ve nurcular tarafından yazılmış mektupların tedkikinden anlaşıldığı ve bu hususta gerekli tahkikata başlanıldığı Seyhan valiliğinden bildirilmiştir.

Ez cümle bundan başka Büyük Cihat gazetesinin 67. Nüshasında "En Büyük İsbât" yazısı inkılaplarımız aleyhinde görüldüğünden mezkûr gazetenin yazı işleri müdürü Hüseyin Yücel ve Said Nursî hakkında kamu dâvası açılmıştır. 25-12-1952 Tarihinde yapılan mahkemesinde Said Nursî mahkemeye gelmediğinden duruşma 29-1-1953 Tarihine bırakılmıştır.

Münfesih İslâm Demokrat Partisi, Büyük Doğu Cemiyeti ve Türk Milliyetçiler Derneği kurucularının tesir, tahrik ve telkinleri altında kalan ve kurdukları cemiyetlerin gâyelerinin tahakkuk ettirmek için yaptıkları propaganda ve çıkardıklareı gazetelerde yazdıkları yazılarla zehirleyen bu teşkilat mensuplarından Elaziz (Elazığ) ve Malatya vilâyetlerinde bulunan ( Hüseyin Üzmez, Abdülkâdir Akçiçek, Fehmi Albayrak, İbrahim Kara, Şerif Dursun, Avni Özmansur, İlhan Civelek, Hüseyin Yabacı, Musa Diltemiz-Çığıl-, Abdülvahhâb Barın, Feyzi Özer, Osman Dursun, Mehmet Şentürk, Fahreddin Şamlıoğlu, ) adlı şahıslar mezkûr cemiyetlerin kurucularının telkîn ve propagandalarını icrâ safhasına koymuşlardır. Bu cümleden olarak doğu illerinde tedkik sahasına çıkan Ahmet Emin Yalman'ı ilk defa Elaziz (Elazığı) da öldürmek için teşebbüs eden yukarıda adları yazılı kimseler fiili bu vilâyette yapmağa muvaffak olamadıklarından Ahmet Emin Yalman'ı tâkip ederek Malatya vilâyetine gelmişler. Ve burada Musa Diltemiz'in reisliğinde yaptıkları toplantıda Hüseyin Üzmez ile Şerîf Dursun adı geçen muharriri öldürmekle, Mahmut Şentürk, İlhan Civelek fiil işlendikten sonra maznûnların kaçmalarını temin için tedârik edilmiş bisikletlerin muhafazasıyla diğerleri de öldürme fiilini yapacakların mâneviyatlarını kuvvetlendirmek maksadıyla suç yerinde emniyet tertibatı almakla vazifelendirildikten sonra toplantıya nihayet vermişler. Ve bu şerîrler 22-11-1952 günü saat 23:00 sıralarında telefon etmek için postahaneye giren Ahmet Emin Yalman'a buradan çıkarken Hüseyin Üzmez öldürmek kasdıyla beş el ateş ederek yaralanmasına sebep olmuştur. Fâilleri yakalanarak adâlete verilmiştir.

Mezkûr sanıklarla irtibatı görülen münfesih İslâm Demokrat Partisi Malatya şubesi başkanı A. Gâlip Akçadağ'ın evinde yapılan aramada Maraş vilâyetinden bakırcı Mustafa Oruç tarafından yazılmış elde edilen mektup " Cemiyetin resmi ve hususi muhaberesinde "Rus tâbirlerini kullanmazsak daha iyi olur. Biliyorsunuz ki, Ruslarda bay, efendi, ağa tâbirleri yoktur. Bunlar umumiyetle büyük küçük birbirlerine "Yoldaş" tâbirini kullanırlar. Yoldaş'a benzer Gönüldaş kelimesinin kullanılmasının uygun olacağını tavsive etmekte ve Demokrat Parti tarafından çıkartılacak aff kanunundan sonra emirlerinin yerine getirileceği" meâlinde olduğundan görülen lüzum üzerine Mustafa Oruc'un evinde yapılan aramada da Necip Fâzıl Kısakürek tarafından yazılan (Davâmızın büyük haysiyeti nâmına tevekkül ile neticeyi beklemeli. Demokrat Parti'nin zaferi hakikatte onun değil arkasından sökün edecek olan "Hakk" Partisinin, yani bizim partimizin mukaddimesidir. Muğlak kaderin istikbâl müjdesi olarak bize verdiği işârettir. Neticeyi 1954'te İnşaallah göreceksiniz. Gâyemiz mâlum olduğuna göre eski Halk Partisi'nin tebdîl-i kıyâfet etmiş tipleriyle aramızda elbette bir anlaşma olamaz. Fakat, davamızı zafere götürmek için dinimizin müsaadesi ve emri nisbetinde bir takım fâideleri teminden geri kalmayacağız.) meâlinde mektup elde edilmiştir.

Bundan başka Mustafa Oruç'un Said-i Nursî ile tanıştığı, mektuplaştığı ve müritlerinden Seyhan Kaya'yı evinde misafir ettiği tesbit edildiğinden adâlete verilmiş ise de hakim Cemil ç.. tarafından serbest bırakıldığı, Maraş vilâyetinden bildirilmiş, keyfiyet adâlet vekâletine arzedilmiştir.

İlk bakışta ayrı ayrı birer vak'a gibi görünen bu hâdiselerde mânevi unsur (kasıt) yani gâye ve maksat aynı görüldüğünden, maddi unsur yani icrâ ve hareketlerde bir irtibat olup olmadığının tesbiti bakımından muhtelif vilâyetlerde muhtelif kimselerin ikâmetgâhlarında, iş yerlerinde, üzerlerinde yapılan aramalarda bu suçların icrâ hareketlerinde irtibat tesbit edilememişse de maznunların fiil ve hareketlerinden ve elde edilmeiş vesikaların tedkikinden bu hâdiselerde manevi bir irtibat bulunduğu neticesine varılmakta ve bununla beraber münfesih İslâm Demokrat Partisi, Büyük Doğu Cemiyeti ile Milliyetçiler derneğinin, Nurcular adlı gizli cemiyetle de el ele vermiş oldukları ve iktidarı ele geçirmek maksadıyla "Hakk" veya "Büyük Türkiye" adında bir parti kurmak için gizli olarak teşkilatlanmağa çalıştıkları ve bu maksatla da tarafdarları arasında muhabere yapıldığı, zaman zaman gizli olarak toplantı yapılarak bu mevzû üzerinde bir karara varılabilmek için konuştukları ve toplantı neticelerini birbirlerine duyurdukları anlaşılmaktadır. Malatya hâdisesi suç ortaklarından Muhyiddin Şamlıoğlu'nun üstteğmen olması bu hâdiseye karışması keyfiyeti irticâî propagandanın ordu mensupları arasında da yer aldığı kanaatini uyandırmaktadır.

Van vilâyetinde yayınlanan (Van Sesi) gazetesi, mukaddesatçıları ve irticâî mahiyette yazı yazan gazeteleri tenkid eder mahiyette yazılar yazdığından, Milliyetçiler Derneği Van şubesi kurucularından fotoğrafçı Üzeyir Davudoğlu, Öğretmen Mevlud, Öğretmen Recep, Avukat Osman Yeğenoğlu, Avukat Şâdan ve arkadaşlarının gâyeleri aleyhinde neşriyatta bulunan yazarları susturmak maksadıyla Van Sesi gazetesi sahibi İlyas Kitapçı'yı tehdit ve döğmeye teşebbüs ettiklerinden ve bu hâdisenin de adâlete intikal ettiği, Van gazetesi sahibinin 29-12-1952 tarihli şikâyet dilekçesinden anlaşılmış, keyfiyetin tahkiki Van vilâyetine yazılmıştır.


NOT


Malatya'da Ahmet Emin Yalman'ı öldürmek kasdıyla yaralama hâdisesi fâilleriyle İzmir'de Hasan Üçışıklar hakkında yapılan inceleme ve aramalarda elde edilen vesikaların tedkikinde:

Münfesih İslâm Demokrat Partisi Menemen şubesi başkanı Ahmet İlk.. Memnemen kazası Helvacı köyünden Dayı Mehmed'e yazdığı mektupta Rusların tâbiri olan (Selam sana olsun) ibâresinin kullanıldığı.

Maraş vilâyetinden bakırcı Mustafa Oruc'un, İslâm Demokrat Partisi Malatya şube başkanı A. Gâlip Akçadağ'a yazdığı mektupta cemiyetin resmi ve hususi muhaberesinde Rus tâbiri (Yoldaş) kelimesinin kullanılmamasını tavsiye ettiği görülmüştür.

Çanakkale vilâyetinde çıkan ve irticâyı destekleyen dergiler arasına katılan (Türk) adlı derginin sahibi Mübeccel'in de eski Rus gizli teşkilatının adı olan Çe-Ka kelimesine izâfeten Çaka soyadını aldığı görülmüştür.

Münfesih İslâm Demokrat Partisi mensuplarından İstanbul müftülüğünde memur Yaşar Akkan'ın evinde yapılan aramada (Enternasyonal Demokratik Kadınlar Federasyonu'nun Çağrısı) başlıklı beyânnâmelerden elde edilmiştir.

Bu itibarla, her fursattan ve imkandan istifadeye kalkan ve bilhassa bu sıralarda Ortadoğu'da Komünforum'un yayılması yolunda geriliği ve irticâyı ele alan komünistlerin memleketimizde de aynı taktiği kullanması şüphesi hâsıl olmaktadır.


Latin Harflerine Aktaran: Müfid Yüksel
 

 

 

 

Bu haber toplam 1708 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri