Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Donanmalar Çanakkaleyi Unutmadı

17.03.2010 12:43
95 yıl önce Türk devletini teslim almak için yola çıkan düşman gemileri hiç de beklemedikleri bir sonuçla karşılaştılar.

Çanakkale Boğazı'nı geçip, İstanbul'a ulaşmayı hedefleyen dönemin en güçlü devletleri, beraberlerinde getirdikleri güçlü donanmanın önemli bir kısmını, 95 yıl önce Çanakkale Boğazı ile Marmara Denizi'nde kaybetti.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, dönemin son teknolojisiyle üretilen, üzerlerinde adeta ''ateş kusan'' toplar bulunan gemilerin oluşturduğu İtilaf donanması, 3 Kasım 1914'te Çanakkale Boğazı girişindeki Kumkale ve Seddülbahir kaleleri ile Orhaniye ve Ertuğrul tabyalarına yaptığı bombardımanla Çanakkale Deniz Savaşları'nı başlattı.

İtilaf donanması, muhtelif tarihlerde Çanakkale Boğazı'nı koruyan istihkamları susturma teşebbüsünde bulunduktan sonra, 18 Mart 1915 tarihinde genel saldırıya girişti. Bu saldırı, bütün gün sürmesine ve tüm filonun katılmasına rağmen başarısızlığa uğrayınca sonlandırıldı. Çanakkale Boğazı'nı geçip, İstanbul'a ulaşmayı hedefleyen İtilaf kuvvetlerinin gemileri, Türk askerinin kahramanca savunması karşısında Boğaz'ın karanlık sularına gömüldü.

Dönemin en güçlü donanmasıyla Çanakkale önlerine gelen İtilaf kuvvetleri, karadaki Türk askerinin isabetli atışları ile Boğaz'ın 11 noktasına döşenen mayınlar nedeniyle, Çanakkale Savaşları süresince 12 gemi ile denizaltıyı denizin karanlık sularına terk etmek zorunda kaldı. Düşman denizaltılarının kimisi kara topçusu marifetiyle, kimisi de Türk muhriplerince batırıldı.

Çanakkale Boğazı'nı denizin üzerinden geçemeyen İtilaf kuvvetleri, savaşlar sırasında su altından gizlice geçerek 9 Türk savaş gemisini batırabildi. İtilaf devletlerine ait denizaltılar, her türlü engellemeye rağmen Çanakkale Boğazı'ndan Marmara'ya geçerek, bir yandan Osmanlı donanmasıyla mücadele ederken, diğer yandan da İstanbul, Çanakkale ya da Gelibolu arasında sürdürülen Osmanlı deniz nakliyatını engellemeye, asker ve lojistik sevk yollarını kesmeye çalıştı.

Savaş sırasında Osmanlı Devleti ile müttefik Almanya'ya ait denizaltılar, İtilaf kuvvetlerinin gemilerinin batırılmasında önemli roller üstlendi. Denizaltı savaşlarına yönelik olarak Almanya'dan ilk destek 18 Mayıs 1915'te UB-8 denizaltısının Türk karasularına girmesiyle geldi. Daha sonra gelen U-21'in 25 ve 27 Mayısta Triumph ve Majestic gemilerini batırmasıyla İngilizler büyük gemilerini yarımadanın etrafından çekmek zorunda kaldı.

Çanakkale'yi denizden geçemeyeceklerini anlayan İtilaf kuvvetleri yaklaşık 1 ay sonra ise kara çıkarmasını denedi. Gelibolu Yarımadası'na yapılan çıkarmalarda Türk askerinin göğüs göğüse yaşanan muharebelerde düşman askerine geçit vermemesiyle, İtilaf kuvvetleri bir daha dönmemek üzere 9 Ocak 1916 tarihinde Gelibolu Yarımadası'ndan ayrıldı.

SAVAŞIN SEYRİNİ DEĞİŞTİREN KÜÇÜK MUHRİP, ''MUAVENET-İ MİLLİYE''

Çanakkale Savaşları'nda, Türk askerinin kahramanca mücadelesinin yanında, Türk deniz kuvvetlerinde yer alan ve sayıları pek fazla olmayan gemiler de önemli görevler üstlendi. Bunlardan birisi, ''Muavenet-i Milliye'' adlı küçük bir muhripti...

Türk askerinin yürekli, kahramanca mücadele edip kazandığı Çanakkale Deniz Savaşları'nda ''Muavenet-i Milliye'' adlı küçük bir muhribin savaşa yön veren manevrası hafızalarda pek yer almadı. Çanakkale Savaşları'nın bir başka kahraman gemisi ''Nusrat'' kadar anılmayan bu küçük muhrip, İngilizlerin ''Majestelerinin Gemisi'' olarak tanımlanan ''HMS Goliath''ı Morto Koyu'nda batırıp, savaşta önemli bir dönüm noktasını oluşturdu.

Bu kahraman gemi Almanya'da inşa edilip, 1909 yılında suya indirildi. 765 groston ağırlığında, 74 metre uzunluğunda ve 7.9 metre enindeki gemi, 17 bin 700 beygir gücüne sahip olup 26 knot hız yapabiliyordu.

O dönemde yaklaşık 6 aya yakın bir zaman Marmara Denizi'nde denizaltılarla mücadele eden ''Muavenet-i Milliye'' muhribi, ikinci Kirte Muharebesi'nde aldıkları yenilgi sonrası mevzilerinde sıkışan Fransız askerlerine destek olmak ve Türk askerlerinin taarruzunu önlemek amacıyla Morto Koyu'na gelen, yaptığı bombardımanla Türk birliklerine ağır kayıplar verdiren ''HMS Goliath''ı batırmak için hazırlanan planda yer aldı.

Yapılan hazırlıkların ardından Alman komutan Kıdemli Yüzbaşı Rudolpf Firle, Yüzbaşı Ahmet Saffet Bey ile mürettebat, 90 kilogram barutlu 3 adet A-08 modeli Schwarzkopf torpidosunu kovanlara yükledi. Bir adet yedek torpido da güverteye konuldu. 12 Mayıs günü saat 18.40'da demir alan muhrip, heyecan verici seyrine başladı.

Saatler 13 Mayıs gecesi 01.15'i gösterirken Hisarlık Burnu önlerine gelen geminin mürettebatı, 3 torpidoyu ''HMS Goliath''a gönderdi. Birinci patlamanın ardından, İngiliz gemisi sancak (sağ) tarafına doğru yatmaya başladı ve kısa bir süre sonra 570 mürettebatıyla Morto Koyu'nun karanlık sularına gömüldü.

Operasyonunun ardından, geri dönerek Soğanlıdere Koyu'na giren Muavenet-i Milliye muhribi, görevini başarıyla tamamladıktan sonra sabah 05.00 sularında Çanakkale önlerinde demirledi.

Goliath'ın batırılışı İngiliz donanmasını panikletti, boğazda Türk deniz kuvvetlerinin onurunu yükseltti ve HMS Queen Elizabeth zırhlısının savaş alanından geriye çekilmesine neden oldu. Bu kahraman geminin süvarilerine altın liyakat, subaylara gümüş imtiyaz, erlere ise gümüş liyakat madalyaları verildi.

Savaşın ardından Muavenet-i Milliye gemisinin kaderi ise savaştaki gibi parlak olmadı. 1923 yılında hizmet dışı bırakılan gemi, 1953 yılına kadar başarısına yakışmayacak işlerde kullanıldı, sonunda ise hurdacılara satıldı.

CUMHURBAŞKANI VEKİLİ VE TBMM BAŞKANI ŞAHİN: ÇANAKKALE BİR DİRENİŞ DESTANIDIR

Cumhurbaşkanı Vekili, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, ''Çanakkale zaferinin, milletin zor koşullar altında, teknoloji ve silah olarak kendinden kat kat üstün düşman kuvvetlerine karşı yazdığı büyük bir direniş destanı'' olduğunu ifade etti.

Şahin, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü nedeniyle bir mesaj yayımladı.

Dünya tarihinin akışını değiştiren Çanakkale Zaferinin, milletin bağımsızlığı uğruna inanç, kahramanlık ve cesaretle şahlanışının simgesi olduğunu ifade eden Şahin, ''Çanakkale Zaferi, milletin zor koşullar altında, teknoloji ve silah olarak kendinden kat kat üstün düşman kuvvetlerine karşı yazdığı büyük bir direniş destanıdır'' dedi.

Mehmet Ali Şahin, tarihin en şerefli sayfalarını oluşturan bu destanın altında, milletine bağlılık, özgürlük tutkusu, vatan aşkı ve büyük millet olmanın şuurunun yattığını belirterek, şunları kaydetti:

"Bu zaferin simgelerinden Seyit Onbaşı başta olmak üzere tüm kahramanlar, vatan topraklarının çiğnenmemesi için gösterdikleri insanüstü çaba ve fedakarlıklarla, milletimizin hafızasındaki müstesna yerlerini almıştır. Milletimizi, yediden yetmişe tek vücut haline getirten bu onurlu mücadele için cefakar anaların gönderdiği elleri kınalı yavrular, yüreklerindeki vatan sevgisiyle cephelere koşmuş, gül bahçesine girercesine aziz canlarını feda etmişlerdir.

Milletimizi tarih sahnesinden silmek isteyen düşmana karşı bağımsızlığımızın korunması için Çanakkale'de kendilerini feda eden 250 binin üzerindeki şehidimiz, vatan şairi Mehmet Akif'in dediği gibi, tarihe sığmayacak kahramanlardır. Üzerinde özgürce yaşadığımız vatan topraklarını canları pahasına bizlere bırakan onur abidelerimiz şehitlerimizle ne kadar övünsek ve gurur duysak azdır. Milli Mücadelemizin Önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Kurmay Yarbay olarak katıldığı Çanakkale Savaşı'nda ortaya koyduğu üstün beceriler, askeri dehasının ve liderlik yeteneklerinin görülmesini sağlamıştır.

'Çanakkale Geçilmez' sözü, mücadeleci yönümüzün, özgürlük tutkumuzun, vatan ve bayrağı asla çiğnetmeyeceğimizin bir ifadesi olmuştur.''

TBMM Başkanı Şahin, Çanakkale'de gösterilen büyük kahramanlık, direniş, vatan sevgisi, birlik ve beraberliğin, İstiklal Mücadelesinin de ilham kaynağı olduğunu, Kurtuluş Savaşına büyük güç kattığını bildirdi.

''ZAFERİN ONURUNU VE GURURUNU DAİMA YAŞIYORUZ''

Çanakkale Zaferiyle bağımsızlık inancı ve azmini dünyaya gösteren milletin, ardından İstiklal Mücadelesi için kenetlenerek esarete karşı eşsiz bir direniş sergilediğini ifade ederek, şu görüşleri ifade etti:

''Millet olarak böylesi büyük bir tarihi zaferin onurunu ve gururunu daima yaşıyoruz. Çanakkale Savaşı'ndaki vatanseverlik, bağımsızlık tutkusu, birlik ve beraberlik ruhu bize daima güç vermekte, yol göstermektedir. Bizleri büyük bir millet yapan Çanakkale ruhunu koruduğumuz sürece aşamayacağımız engel, çözemeyeceğimiz sorun yoktur.

Ülkemiz, böylesi büyük tarihi başarılardan aldığı ilhamla, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği muasır medeniyet düzeyinin üzerine çıkma hedefini gerçekleştirecektir. Bizim için tarihi değeri çok büyük olan bugünde, insanüstü bir güçle Çanakkale'de destan yazan, vatanseverliğin ve milletine bağlılığın derin örneklerini sunan tüm şehit ve gazilerimizi saygı ve rahmetle anıyor, milletimizin zafer heyecanını yürekten paylaşıyorum.''



Bu haber toplam 7388 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri