Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

"DTK PKK Ve Öcalan'ın Tuzağı"

18.10.2010 11:03
KCK, bölge halkının iradesini gasp eden yapının adıdır" diyen Doç. Dr. Özeren, DTK'nın ise PKK ve Öcalan'ın tuzağı olduğunu belirtti. İşte ilginç bir analiz...

Güvenlik uzmanı Doç. Dr. Süleyman Özeren ile KCK Davası öncesinde, PKK'yı, KCK'yı, DTK'yı, örgütün eylemsizlik kararını ve demokratik açılım sürecini masaya yatırdık. Hakkari'de, Van'da, Mersin'de alan çalışmaları da yapan Özeren terörle mücadelede "devlet politikası"na dair daha önce hiç gündeme getirilmemiş yeni kavramları ifade etti, çok tartışılacak tespitlerde bulundu.   

*Terör örgütü bugün nasıl bir noktada?

Aslında örgütün bir sıkışmışlığı var. PKK terör örgütü, dünyada en çok strateji, en çok isim değiştiren, en çok yeni taktikler ortaya koymaya çalışan bir örgüttür. Bu, örgütün geliştirmiş olduğu stratejilerin başarısını değil, başarısızlığını gösterir. Örgüt, 80'li yılların sonlarından itibaren uygulamaya çalıştığı "coğrafi alan hakimiyeti" mücadelesini kaybetmiştir. Bugün gelinen noktada ise psikolojik alan hakimiyeti kurarak, bu alanları temel direnç noktalarına çevirmeye çalışmaktadır. Örgütün psikolojik alan kazanma pilot bölgesi olarak Hakkari'ye odaklanması, bugün itibariyle aslında hangi noktaya geldiğini de göstermektedir.

*Örgüt neden böyle bir strateji değişikliğine gitti?

Tepkisel politikalar örgütün alanını geliştirirken, demokrasi ve hukuk örgütün alanını daraltmaktadır. Aslında stratejisinin temelinde Türkiye'nin demokratikleşme sürecine örgütsel bir cevap arayışı vardır. Devlet açıldıkça örgüt sıkışıyor, "demokrasi"yi kullanıyor. "Demokratik Toplum Partisi", "Demokratik Toplum Kongresi", "Demokratik Konfederalizm" ve son olarak "Demokratik Özerklik" bu stratejinin sonucu.  Örgüt devletin açılımına, kendince kendi açılımı ile cevap vermeye çalışmaktadır.

DTK, PKK'NIN VE ÖCALAN'IN BİR TUZAĞIDIR

*BDP, PKK, KCK varken şimdi neden Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk ile Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ortaya çıktı?

Örgüt ve Öcalan, BDP varken DTK'yı kurdurmuştur. BDP'nin, PKK'nın gayrimeşruluğunu güçlendireceği korkusuyla Öcalan DTK adında sözde kurulacak olan özerk Kürdistan'ın kurucu meclisini oluşturmaya çalışmıştır. Ancak, BDP'yi şahinlere terkeden Öcalan, DTK'nın başına güvercinleri vermiştir. Meclis çatısı altında bulunan siyasi parti muhatap alınması gerekirken, PKK'nın ideolojisini halk hareketine dönüştürmeye çalışan DTK,  örgütün ve Öcalan'ın demokratik özerklik söyleminin bir anlamda icra kurulu gibi.

*Bu  bir nevi siyasi tuzak o halde.

Evet, bu noktada devlet BDP'yi muhatap almaya devam etmeli,  DTK muhatap kabul edilmemelidir. Şahinler ve güvercinlerin yer değiştirmesi tuzağına düşülmemelidir. Meşru zemine şahinleri koyarak devletin aklını DTK'ya yönlendirme çabası var. Bu tuzağa düşülmemelidir.

KCK, BÖLGE HALKININ İRADESİNİ GASP EDEN YAPININ ADIDIR

*KCK'yı nasıl konumlandırıyorsunuz?

Öcalan KCK'yı 2009'da "demokratik bir örgütlenme" olarak tanımlarken 2010 yılında "silahlı bir örgütlenme" demektedir. Dolayısıyla KCK, bir anlamda örgütün demokratik özerklik gibi siyasallaşma çabalarının silahlı baskı gücüdür. KCK, "eylem-söylem" ikilisini iyi kullanabilen bir yapılanma. Bu yönüyle KCK, PKK'nın da içinde olduğu üst çatı bir yapıdır. KCK dolayısıyla örgütün eylemsellik potansiyelini sürdürebilir kılacak en önemli omurgadır, örgütün siyasal yaşama geçişinin ara formülü değildir. KCK'nın  örgütün şehir yapılanması olduğu algısı ise bu yapının sadece bir yönünü anlatmaktadır.

*Terör örgütü için niye bu kadar önemli? 

KCK'nın Türkiye yapılanması örgütün, psikolojik alan hakimiyeti stratejisinin en önemli ayaklarından birisidir. Türkiye'de KCK operasyonlarını eleştirenlerin o bölgedeki esnaflarla  konuşmasını tavsiye ederim. KCK bölge halkının iradesini gasp eden yapının adıdır. Bu gasp seçimlerde boykota ya da belirli bir oy vermeye zorlama şeklinde kendisini gösterirken, çocuklarına taş attıran örgüte direnen aileleri sorgulama mekanizması olarak çalışmaktadır. Gerçek gündemi yaşamak ve ailesine bakmak olan insanlar KCK'ya yapılan operasyonları gizliden gizleye benimsemektedir.   

DOĞAL İZOLASYON PSİKOLOJİK İZOLASYONA DÖNÜŞÜYOR

*Örgüt Hakkari'yi neden pilot bölge olarak seçti?

Hakkari coğrafi konumundan dolayı  örgüt kırsalından en çok etkilenen yerdir. Hakkari'nin coğrafi izolasyonu örgütün reel baskısıyla birlikte psikolojik izolasyona dönüşmüştür.  Bu, kırsalın kent üzerindeki baskısını reel hale getirmektedir.

ÖRGÜTÜN KENT ÜZERİNDEKİ BASKISI ORTADAN KALDIRILMALI

 

 

ÖRGÜTÜN KENT ÜZERİNDEKİ BASKISI ORTADAN KALDIRILMALI

*Referandumda boykot oranının en yüksek olduğu ilin Hakkari olması bir tesadüf değil o zaman.

Öcalan'ın referandum öncesinde söylediği "pasif boykot yeterli olmazsa aktif boykot yapılmalı" yönlendirmesi en çok Hakkari'de uygulanmıştır. Özellikle referandum öncesinde bölge halkından birçok kimse örgüt tarafından tehdit edilmiş ve baskı altına alınmıştır. Din görevlisi Aziz Tan'ın öldürülmesi boykotun ihlalinin cezasının ne olacağının göstergesiydi. Bölge halkı büyük oranda örgüte inandığı için değil, baskı altında olduğu için referandumu boykot etmiştir. Bu, kırsalın kent üzerindeki baskısıdır. Bölgede kentin kendi aklıyla hareket edebilmesi, kırsal baskısının ortadan kaldırılmasıyla mümkündür. Etkin güvenlik stratejisi ile örgütün kent üzerindeki baskısı ortadan kaldırılmalıdır.

*Etkin güvenlik stratejisi nedir?

Bugün gelinen noktada Türkiye'nin terörle mücadele dili, demokrasi ve hukuk çerçevesidir. Etkin güvenlik stratejisi, özgürlüğü güçlü tutacak güvenlik anlayışıdır. Demokrasiye rağmen güvenlik değil, demokrasi için güvenlik konseptidir.  Etkin güvenlik stratejisi, devletin meşruiyetini korumaktır. Bu da hukuku uygulamak kadar, hukuk dışına çıkmamaktır. Hakkari Valisi, basına yansıyan beyanlarında sınır güvenliğinden bahsetmişti, etkin güvenliğin başlangıç ve sıfır noktası sınır güvenliğidir. Çünkü , etkin güvenlik meydanın teröriste bırakılmamasıdır. Örgütün kırsal tehdit boyutu ortadan kaldırılmadıkça hem örgütün baskısı reel olacak hem de örgüte katılımlar devam edecektir.  

 

suleymanozeren.jpg

BDP BATASUNA DEĞİL, PNV OLMALI

*Terör örgütü PKK, IRA'ya mı, Eta'ya mı yoksa Tamil gerillaları hareketine mi daha çok benziyor?

Peru'daki Aydınlık Yol PKK'nın en çok etkilendiği terör örgütüdür. Aydınlık Yol, 70 bin insanın ölümüne neden olmuştur, PKK da 35 binin üzerinde insanın ölümüne neden olmuştur.  PKK'nın "kent isyanları" ifadesiyle geliştirdiği strateji, aslında ETA'nın "acıyı topluma yayma söylemi"yle aynıdır. Yine "stratejik savunma", "stratejik denge", "stratejik saldırı" söylemleri de Aydınlık Yol örgütüyle benzerlik göstermektedir. 

*PKK'nın bu örgütlerden farkı nedir?

PKK Terör Örgütü'nün ideolojisini oturttuğu zemin ve bunun üzerine yaptığı eylemler ne IRA'da ne ETA'da görülmüştür. Örneğin İngiltere'de sorunun toplumsal tabanı etnik ve mezhepsel çatışmaya da dayanır. Türkiye'deki sorunun temeli ise devlet-vatandaş güvensizliği üzerine kurulmuştur. Bir diğer önemli fark, PKK, Kürt kökenli halkımızın kanı üzerine kurulmuş bir örgüttür. Ne IRA katolikleri ne de ETA Bask halkını doğrudan hedef alan eylemler gerçekleştirmiştir. ETA'nın faaliyet gösterdiği BASK Bölgesi İspanya'nın sosyo-ekonomik olarak en gelişmiş bölgesidir, temel söylemini ekonomik yoksunluğa değil, kültürel ötekileştirmeye dayandırmıştır.

*Bu örgütlerin siyasi uzantıları ile PKK'nın siyasi uzantısı benzerlik gösteriyor mu?

IRA örneğinde Sinn Fein, Kuzey İrlanda sorununun çözümüne olumlu katkı yaparken, iradesini terör örgütüne vermemiş ve sorunun çözümüne olağanüstü katkı sağlamıştır. Ancak, BDP süreçte kendisini Kandil'e ve İmralı'ya teslim ederek, demokratikleşme sürecini yavaşlatmıştır. Olumlu katkı yapan Sinn Fein her seçimde oyunu artırırken, BDP örgütün tehditli ve baskılı desteğine rağmen oy oranını belirli bir yüzdenin üzerine çıkaramamıştır. ETA örneğinde Batasuna ise Bask Bölgesi'ndeki Bask Milliyetçi Partisi'nin (PNV) soruna olumlu katkılarının tersine, çözümsüzlüğün tarafı olmuştur ve her defasında Batasuna kaybetmiştir. BDP bir Batasuna değil, PNV gibi olmalıdır. 

KATALONYA MODELİ TÜRKİYE'YE UYGUN DEĞİL

*Çözüm olarak Katalonya modeli gündeme getiriliyor.

İspanya'nın Katalonya gibi bölgelerindeki uygulaması ETA terör örgütünün taleplerini karşılama adına yapılmış şeyler değildir, zaten 17 bölgeye ayrılmış olan bir İspanya gerçeği vardır ve bu bölgesel sistemde 4 eyaletin yerelliği daha da güçlendirilmiştir. Bu güçlendirmelerin terör sorunu ile ilişkisi yoktur. BDP ve PKK, Kosova, Katalonya, İskoçya gibi örneklere ilişkin filmin son bölümünü gösterime sunuyor, nedense filmin tamamını anlamaya çalışmıyor. Türkiye'deki sorunun senaryosu bambaşkayken filmin sonunu başka bir senaryodan aşırarak halka sunmak gibi bir yanlış yapılıyor.

SRİ LANKA MODELİ DEMOKRASİLERDE ASLA UYGULANAMAZ

*Çözüm olarak Sri Lanka modeli zaman zaman tartışılıyor, Türkiye böyle bir modeli uygulayabilir mi?

Sri Lanka modeli olarak adlandırılan olgu, hukuka rağmen, demokrasiye rağmen, insan haklarına rağmen terörle mücadele içerir. Demokrasi dışı mücadele terörü bitirmez, sorunu daha da derinleşitrir. Sri Lanka Modeli olarak adlandırılan süreçte operasyonların sonucunda binlerce insan, örgüt lideri ve oğlu öldürülmüş, örgütün tamamen yok edildiği dünyaya duyurulmuşsa da bugün geldiğimiz noktada örgüt kendisini yeniden yapılandırmıştır. Dolayısıyla Sri Lanka modeli demokrasilerde uygulanacak bir model olmadığı gibi, Türkiye'nin demokratikleşme adına aldığı mesafeyi inkâr anlamına gelecektir. 

*Türkiye'nin modeli ne olmalı?

Türkiye gerçekliği üzerine kurulan bir Türkiye modeli olmalıdır. Bu modelin özünü de sadece belli bir kesime yönelik değil, tüm Türkiye'yi kucaklayan demokratikleşme adımları oluşturur. Türkiye demokratikleştikçe, örgüt bağımsızlık taleplerinden demokratik özerkliğe geriledi. Kürt kökenli vatandaşlarımızı belirli bir coğrafya ile sınırlandıramayacağımız gerçeğini onlar da kabul etmek zorundalar. Bu da Öcalan'ın "Belirli bir coğrafyaya ve nüfusa dayanmayan demokratik özerklik" tanımlaması yapmasına neden olmuştur ki, bu kendi içinde çelişkiler yumağıdır. Türkiye'de başarı hikayesi olan binlerce Kürt kökenli vatandaşımız vardır. Bu başarı hikayeleri aslında Türkiye modelini tanımlamaktadır.

Çözüm isteyerlen önce şiddeti reddetmeli

*Sizce sorun nasıl çözülür?

Bu sorunun çözümüne yönelik Türkiye iradesini ortaya koydu. BDP ve PKK ise şiddeti reddetme yerine şiddeti meşrulaştırma çabasındalar. Muhatap varken sürekli yeni muhataplar üretmeye çalışıyorlar. Gerçekten çözüm arayanlar, önce şiddeti tamamen reddetmelidir. Türkiye'de çözümün tabanı ve muhatabı halkın kendisidir. Bu irade de hiç olmadığı kadar reel ve güçlüdür. Gelinen noktada top BDP'nin sahasında, Kürt halkının kendisine verdiği  oranda desteği çözüm adına kullanmalıdır. Burada samimiyeti sorgulanması gereken devlet ya da hükümet değil, şiddetten vazgeçme iradesini göstermesi gerekenlerdir. Doğu - Batı kaynaşması ve birlikteliği reelde başarılmalıdır. Sorunu Fırat'ın batısında konuşmak bu sorunu çözmeyecek, her kesimin işin ucundan tutması çözecek.

Bugün

Bu haber toplam 3752 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri