Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Dünya ABD'den Nefret Eediyor

19 Haziran 2008 / 10:13
Dış İlişkiler Gözetim Alt Komisyonu’nun “Amerikan İtibarının Düşüşü Nedenleri” raporundan çıkanlar.
Uluslararası Organizasyonlar, İnsan Hakları ve Dış İlişkiler Komitesi Gözetim Alt Komisyonu 11 Haziran 2008’de “Amerikan İtibarının Düşüşü Nedenleri” başlıklı bir rapor yayınladı. Aynı konu üzerinde yayınlanacak 3 rapordan ilki olan çalışma konuyla ilgili 10 oturumu kapsıyor. Komite, bu düşüşün Amerikan ulusal çıkarlarına etkisi ve Amerika’nın itibarının geri kazanımı için tavsiyeler konularında 2 rapor daha yayınlamayı planlıyor.

44 sayfalık 4 bölümden oluşan rapor, Alt Komisyon Başkanı Bill Delahunt’un “Bu oturumlarda sunulan veriler açıkça göstermektedir ki, diğer uluslardaki insanlar ‘bizden değerlerimiz için nefret etmek’ yerine daha çok değerlerimize karşı dürüst davranmadığımız için hayal kırıklığı yaşıyor” sözleriyle başlıyor.

Anti-Amerikancı mı? Anti-Amerikalı mı?

Komitenin bölgesel analistler ve uluslararası politika anket firmalarının dinlendiği 10 oturumun özeti olarak hazırlanan raporun giriş kısmında, Amerikan itibarının dünyada geldiği nokta hakkında iki karşıt görüşten (ekol) bahsedildi.

Bunlardan ilki, Başkan Bush’un 9/11 saldırılarının ardından Kongre’de yaptığı konuşmayla somutlaşan ve Amerika’nın “değerleri” için nefret edildiğini savlayarak “Amerikan liderliğine karşı olanları” anti-Amerikancı olarak yaftalayan tez.

Bush, o konuşmada şunları söylemişti: “Amerikalılar soruyor, “Neden bizden nefret ediyorlar? Onlar bu salonda gördüklerinden, demokratik-seçilmiş hükümetten nefret ediyorlar. Nefretleri bizim özgürlüklerimize; inanç özgürlüğümüze, ifade özgürlüğümüze, oy verme özgürlüğümüze ve aramızda uzlaşma ya da tartışmama özgürlüğümüze.”

Diğer görüş, “sorunun Amerikan kültüründen, değerlerinden ya da gücünden değil politikalarından kaynaklandığını” savunuyor. Amerika’nın “demokrasiyi yerleştirmekten” bahsederken demokratik olmayan rejimleri desteklemesinin dünya tarafından “ikiyüzlü” olarak algılandığına işaret eden bu görüş, anti-Amerikancılık kavramını reddederek sorunu “Amerikan değerlerine uyarak yaşamadaki başarısızlıktan kaynaklanan hayal kırıklığı” olarak görüyor.

“Geri zekalı sorun politikalar”

Bu görüşe göre, Amerika’nın liderliğine karşıtlığın kültürel motivasyonu yok. Görüşe destek olarak, 9/11 zamanındaki el-Kaide saldırılarının sadece Amerika’ya değil “ortak paydaşlarda birleşen” birçok hükümete karşı olduğu argümanı ileri sürüldü.

Bu hükümetlerin “Müslümanları baskı altında tuttuğu” ya da “yeteri kadar İslami” olmadığı gerekçesiyle karşı çıkıldığı belirtilerek, “Sovyet Rusya’nın laik hükümeti desteklemek için Afganistan işgali, Sırpların Bosnalı Müslümanlara uyguladığı katliamları, Milliyetçi Rusya’nın Müslüman Çeçenya’daki baskısı ve Demokratik ABD’nin Suudi Arabistan ve Mısır’daki baskıcı rejimleri desteklemesi” örnek olarak gösterildi.

Raporda bu iki görüşten, belki de post-Bush dönemine hazırlık olarak, ikincisine ağırlık verilirken, Müslüman ülkelerde kamuoyu araştırmaları düzenleyen Zogby International’ın sahibi Dr. James Zogby’nin “Geri zekâlı, sorun politikalar” ve CIA’nin eski bin Ladin birimi başkanı Dr. Michael Scheuer’in “Son 15 yılda Müslüman ülkelerdeki araştırmalara bakın. Bu ülkelerdeki büyük çoğunluğun Amerikan tarzı hayata hayran oldukları tartışılmaz. Yine tartışılmaz ki, yüzde 80–90 oranda politikalarımızın İslam dünyasındaki etkilerinden nefret ediyorlar” sözlerinin alıntılanması oldukça anlamlı.

Retorik sorunu

Alt komitenin diğer dikkat çektiği diğer konuda, Başkan Bush’u Latin Amerika, Batı Avrupa ve Müslüman dünyada, “tutulmamasının” nedeni olarak gösterdiği “kişiliği ve belagatı”. Raporda, “İsrail liderlerinden bile 12 kat daha fazla” nefret edilen Başkan Bush’un, “Bizimle değilseniz karşımızdasınız. Elinden geleni ardında koyma… Şer Ekseni… İslamofaşizm… Bir Haçlı… ABD askerleri Tanrı’nın savaşçılarıdır… Arapların tek anladığı zordur ” sözleriyle ABD’nin “tek taraflı askeri güç kullanımı, işkence ve temsil hakkındaki uluslar arası normları reddedişi”yle birleştiğinde Amerikan itibarını yerlere serecek “mükemmel fırtına”yı oluşturduğu ifade edildi.

Müslüman ülkelerde Amerika’nın “İslam’la savaştığı”nın inancının büyük bir kesim tarafından paylaşıldığı altı çizilerek şöyle denildi: “Bu ülkeler arasında ABD’nin çok uzun zamandır müttefiki Türkiye ve 1991’de Saddam’dan kurtardığı Kuveyt var. Amerikan itibarının düşüşüne ispat için bu iki ülkeden daha iyi örnek olamaz.”

Düşüşün 8 nedeni

Raporun ikinci bölümünde, komitenin Amerikan politikaları, değerleri ve insanları hakkındaki uluslararası kamuoyu görüşünün seviyeleri, trendleri ve nedenleri değerlendirilerek 8 sonuca ulaşıldı. Bu sonuçlar rapordan aynen aktarıyoruz.

Sorun gerçek: ABD’ye destek seviyeleri dünyanın her köşesinde rekor derecelerde düştü. 1950-200 arası olumlu seyreden bu seviyeler 2002’den itibaren negatife indi. Destek en çok Müslüman olmayan Afrika’da en yüksekken, en düşük destek Latin Amerika ve Müslüman ülkelerde.
Sorun politikalar: Değerlerinden ya da insanlarından ziyade Amerikan politikalarına karşıtlık bu düşüşü doğurdu. Anahtar rol oynayan politikalar: Irak’ın işgali; dünya genelinde baskıcı hükümetlerin desteklenmesi; İsrail-Filistin sorununda bariz tarafsızlık eksikliği; anlaşmaları yok sayarak mahkumlar yapılan işkence ve taciz.
Sorun ikiyüzlülük algısı: Amerikan güvenliği ya da ekonomik çıkarları söz konusu olduğunda birbiri ardılı gelen hükümetlerce demokrasi, insan hakları, tolerans ve hukukun üstünlüğü gibi beyan edilmiş Amerikan değerlerinin yok sayılmasından kaynaklanan hayal kırıklığı.
Sorun başına buyrukluk: Uluslararası konsensüsü yok sayan yakın dönem şablonu, özellikle askeri gücün uygulanması, büyük bir kızgınlık ve saldırılma korkusu doğurdu. Bunun karşılığı, Hükümet Saymanlığı Ofisi’nin de yer verdiği bir trend olarak, ABD politikalarıyla uzlaşmazlığın derinleşen ve genişleyen anti-Amerikancılığa dönüşümü oldu.
Sorun tarihsel hafıza. ABD hakimiyeti uzun süredir var olan erk imajı. Bu imaj halihazırdaki ABD politikalarına itibarsızlık yaratıyor.
Sorun iletişim eksikliği: Amerika ve Amerikalılarla ilişki, bazı özel politikalar hariç, anti-Amerikancılığı azaltıyor. Amerika’yı ziyaret edenler, özellikle öğrenciler ve hatta aile ve arkadaş çevreleri, hiç ziyaret etmeyenlere göre yüzde 10 daha fazla Amerika hakkında olumlu düşüncelere sahip oluyor.
Sorun vizeler: Amerika göçmenlik ve vize işlemleri belirgin bir hüsran kaynağı. Özellikle Müslümanların başvurularında, gümrüklerde ve sınır yetkilileri onlara istenmedikleri algısını yaratıyor. Bu algı topluluklar arasında yayılarak ABD’ye seyahat hakkında “korku hikayelerine” dönüşüyor.
Sorun İslam’a karşı savaş olarak algılanmasında: Tüm önceki bulguların birleşimi, ABD’nin “terörle savaşı” İslam’ı yok etmek için kullandığı yönünde Müslüman dünyada büyüyen bir inanç yaratması.
Günah keçisi Bush

Bu 8 özet nokta raporda detaylı olarak açıklandıktan sonra “Amerika’nın Yekpare İmajı” başlıklı sonuç kısmında ilk bölümde yer alan ikinci görüşe destek argümanları sıralandı. Genel anlamda raporda Amerikan itibarının düşüşünü, günah keçisi olarak Başkan Bush’a yüklenmesi, uluslararası kamuoyundaki Amerika karşıtlığını, “Amerika” dışına taşıma olarak yorumlanabilir. Bir anlamda “Biz değildik Bush’tu” olarak özetlenebilecek sonuç kısmının ardından komite üyesi düşülen şerh bölümü bu bağlamda oldukça manidar. Bush’la, ilk zamanlarında nefret edilen Abraham Lincoln arasında analoji kurulan bu bölümde, Bush sonrası Amerikan politikasının “o kadar da kolay değişmeyeceğini” ipuçlarını şu şekilde verildi:

“Oranların ötesinde, doğru politika daha sonraki nesillere daha iyi bir gelecek bırakmak olacaktır. Komite üyesi Dana Rochrabacher dediği gibi: “Kamuoyu düşüncesinin önemli olduğuna saygı duysam da, daha önemlisi bir gelecek kurmak için doğru olanı yapmaktır”. Amerika Birleşik Devletleri, politikanın ne olması gerektiği ile ilgili kamuoyu görüşüne göre politika belirlemez, özellikle de başka ülkelerin kamuoyu görüşüne göre. Bunun yerine politikasını, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşları için ne doğruysa onun üzerine kurar. Uzun vadede bu politika uluslararası toplumun çıkarlarına da hizmet eder.”
Bu haber toplam 866 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri