Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Dünya bu istihbarat raporunu tartışıyor

22 Kasım 2008 / 19:11
ABD istihbarat birimlerinden çok çarpıcı bir rapor. Doların hâkimiyetinin sona erdiği, refahın Batı’dan Doğu’ya kaydığı kaydedilen raporda, Türkiye'nin İslamlaşmasına dikkat çekiliyor.
ABD istihbarat kuruluşlarını bünyesinde toplayan “Ulusal İstihbarat Konseyi”, varolan ekonomik krizin ulaşacağı boyutları da değerlendiren, '”Küresel Eğilimler: 2025” başlıklı bir rapor hazırladı. Rapor, 2025 yılında daha karamsar bir dünya öngörürken, Türkiye’de İslamlaşmanın artma olasılığına dikkat çekti.

Rapor, önümüzdeki on yıllarda dünyanın küreselleşme etkisiyle yeniden şekillenmeye başlayacağını, iklim değişikliği ile ciddi tahribatlar yaşayacağını, gıda, su, enerji gibi alanlardaki kıtlıklara bağlı olarak bölgesel karışıklıklar ve istikrarsızlıklar yaşanacağını öngörüyor. Rapora göre ayrıca, ABD’nin yeni rakipleri Çin ve Hindistan.

ABD istihbarat örgütlerinin uzmanlarının küresel düzeydeki araştırmalarının ve ABD istihbarat analistlerinin belirlediği eğilimlerin yansıtıldığı raporda, gelecek 20 yılda ABD'nin ekonomik ve siyasal gücünün azalacağı, dünyada “tehlikelerin üreyeceği” ve gıda ile su kıtlaşırken, silahın bollaşacağı öngörüsü yer aldı. Raporda, gelecek 20 yılın “risklerle dolu olacağı” bildirildi.

Küresel Eğilimler 2025 adlı rapor, Ulusal İstihbarat Konseyi tarafından 4 yılda bir, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'na sunulmak üzere hazırlanıyor. Amaç yönetimi yaklaşmakta olan tehlikeler ya da fırsatlardan haberdar etmek.

Obama’yı beklemediler

Yayım zamanı olarak, seçilmiş başkan Barack Obama’nın görevi devralmasının öncesinin tercih edildiği raporda, varolan küresel mali krize de değinilerek, “Wall Street'te başlayan kriz, küresel ekonomide dengelerin değişerek yeni dengelerin oluşması yolunda bir başlangıç” denildi. Raporda, bugün dünyanın lider para birimi olan ABD Doları'nın da zayıflayacağı ve doların, “eşitler arasında birinci” durumuna geleceği belirtildi.

“ABD hâkimiyeti sona eriyor”

“Önümüzdeki 20 yılda, ABD’nin ekonomik, siyasi ve askeri gücü ve nüfuzu eriyecek” denilen rapora göre, şu anda yaşanan mali kriz, küresel ekonominin dengelerinde ciddi bir değişiklik yaratacak.

Doların hâkimiyeti sona ererken, refah Batı'dan Doğu'ya kayacak” denilen raporda, ABD’nin dünyanın en güçlü ülkesi konumunu sürdürse de, nüfuzunun genel anlamda eriyeceği kaydedildi. Rapora göre, ABD’nin bu konuda en önemli rakipleri ise Çin, Hindistan ve İran olacak.

AB de etkinliğini kaybedecek

AB'nin 2025 yılında küresel alanda var olan etkinliğinin bugünkü seviyesine göre zayıflayacağına dikkat çekilen raporda, AB'nin 2025 yılında daha az etkin bir global aktör durumunda olacağı belirtiliyor. Raporda şu ifadelere dikkat çekiliyor: "AB kendi sınırları etrafında yine siyasi ve demokratik istikrarı destekleyici bir pozisyonda olacak. Balkanlar da yeni üyeler alabilir. Bunlara ek olarak Ukrayna ve Türkiye'de dahil. Kendi kamuoyuna genişlemenin ve daha derin ekonomik, siyasal ve sosyal entegrasyonun pozitif yönlerini anlatamayan AB, nüfusunun da giderek yaşlanmasıyla birlikte kendi iç meseleleriyle çekişen dev bir hantal haline dönüşebilir."

Sağlık ve emeklilik konularında bazı değişikliklere gitmeden AB'nin demografik açığını kapatma yönünde pek fazla şansı olmadığına dikkat çekilen raporda, bu çok sayıda ülkenin uygulamaya değil düşünmeye bile başlamadığını vurguluyor. Raporda, sosyal hayata dönük bazı projeleri hayata geçirme adına savunma harcamalarının kısıtlanacağı belirtiliyor.

Gücün batıdan doğuya kaydığına dikkat çekilen raporda, "AB bir Avrupa Başkanı ve Avrupa Dışişleri Bakanı sistemini oluştursa bile Avrupa'nın stratejik perspektifi Washington'dan daha dar olacak. Birbirini tutmayan tehdit anlayışları nedeniyle savunma harcamalarının ülkeler arasında tutarsız olacağı bir Avrupa 2025 yılı itibariyle süper askeri güç olamayacak. AB'deki büyük ülkelerin kendi çıkarları AB'nın dış ve güvenlik politikaları ile NATO'ya olan desteği azaltabilir."denildi.

Yeni süper güçler: Çin, Brezilya, Hindistan ve Rusya

Raporda, Çin, Brezilya ve Hindistan’ın muhtemelen ABD ile birlikte çok kutuplu bir dünyada lider pozisyonlarda ve nüfuz mücadelesi içinde olacakları belirtildi. Rusya'nın “potansiyelinin daha belirsiz olduğu” kaydedilen raporda, Moskova'nın bir dünya gücü olma şansının, yatırımdan mahrum olan enerji sektörü, suç oranlarının yüksekliği ve yolsuzluk sorunlarıyla gölgeleneceği ifade edildi.

Müslüman süper güçler

Ulusal İstihbarat Konseyi'nin hazırladığı raporunda üç Müslüman ülke Türkiye, Endonezya ve İran geleceğin süper güçleri arasında gösterildi. Bu üç Müslüman ülkenin siyasi ve ekonomik güçlerinin artıracağı kaydedilen raporda ''Ortadoğu dışında bulunan, Arap olmayan Müslüman ülkeler olarak Türkiye ve Endonezya'nın jeopolitik yükselişinin gözleneceği'' öngörüldü, “İran'ın dine dayalı yönetimden ayrılabilmesi durumunda yeni dünya düzeninde merkezi bir oyuncu durumuna gelebileceği” belirtildi.

“Laikliğin etkisi azalabilir”

Türkiye ile ilgili detaylı bilgilerin verildiği raporda şu ifadelere yer verildi; “Türkiye'nin yakın dönemlerdeki ekonomik büyümesiyle, canlı orta sınıfıyla ve jeo-stratejik konumuyla Ortadoğu’da daha etkili olma ihtimali artıyor.”

Amerikan istihbarat örgütlerine göre, batı modelinin bir parçası olarak görülen laiklik, Ortadoğu'daki etkisini İslamcı partiler yükselişlerini sürdürüp iktidara geldikçe yitirebilir dendi. Raporda, “Bugünün Türkiye’sinde gördüğümüz gibi, hem artan İslamileşmeye hem de ekonomik büyüme ile modernizasyona daha çok vurgu görebiliriz” ifadesine yer verildi.

Raporda bunların dışında, Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerine de değinildi. Avrupa Birliği'nin balkan ülkelerini yeni üyeler olarak alabilecekleri ve üye olabilecek ülkelere belki Ukrayna ve Türkiye'nin de dâhil olabileceğine yer verildi.

Türkiye'nin AB üyeliğinin Avrupa'nın 2025 yılına kadar test edilişini de göstereceği belirtilen raporda, Türkiye ile ilgili artan şüphelerin siyasal ve insan hakları reformlarını uygulama konusunda olumsuz etki yapacağı vurgulanıyor. Olası bir direk reddetmenin geri tepebileceğinin altını çizen rapor, "Böyle bir reddetme İslam dünyasına ya da Avrupa'daki Müslümanlara İslam ile Demokrasinin bir arada olamayacağı mesajını verebilir." denildi.

Enerji piyasalarındaki değişim

Petrole dayalı enerji sisteminden giderek uzaklaşılacağının veya bu sistemden 2025 yılında tamamıyla kopulacağının tahmin edildiği çalışmada, ''güneş ve rüzgar'' gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından çabuk ve ucuz enerji elde etme fırsatları olacağı ifade edildi.

Küresel ısınmanın daha çok hissedileceği, su, gıda ve enerji kıtlığının, doğal kaynaklar üzerindeki çatışmaları körükleyebileceği kaydedildi.

Raporda, “2. Dünya Savaşı sonrasında inşa edilen bugünkü uluslararası sistem, 2025 yılında neredeyse tanınmaz duruma gelecek, yeni güçlerin yükseldiği, küresel bir ekonominin olduğu, servetin Batı'dan Doğu'ya tarihsel transferinin yapıldığı ve devlet olmayan unsurların giderek daha etkili olduğu bir sistem olacak” denildi.

Küresel Isınma nedeniyle savaşlar çıkacak

Raporda en karamsar tablolardan biri küresel iklim değişikliği konusunda çiziliyor. Küresel ısınma ve doğal kaynakların tükenmesi nedeniyle dünyanın birçok yerinde savaşların çıkabileceği belirtiliyor. 2025 yılına gelindiğinde, kuraklık, gıda kıtlıkları ve tatlı su kaynaklarının azalmasıyla, Çin’in kuzeyinden Somali Yarımadası’na, geniş bir coğrafya ciddi sorunlar yaşayacağının altı çiziliyor.

Ancak Amerikan istihbaratına göre küresel ısınma Kanada ve Rusya'ya yarayacak. Yerkürenin ısınmasıyla bu iki ülkede yılın daha büyük bölümünde ekim yapılması mümkün olacak. Ayrıca her iki ülkenin de kuzeydeki petrol sahalarına ulaşımı buzulların çözülmesiyle kolaylaşacak. Bu iki unsurun, Kanada ve Rus ekonomilerini bir hayli güçlendirmesi öngörülüyor.

Güç mücadelesinin kayacağı alanlar

Raporda, uluslararası sistemde ABD'nin olasılıkla yine en güçlü aktör olarak kalacağı, göreli olarak daha güçlü bir ülke olmayı sürdüreceği, askeri olarak da bunun böyle olacağı ancak yine de bu ülkenin kaldıraç kollarının zorlanacağı ifade edildi.

Stratejik güç mücadelesinin olasılıkla ticaret, yatırım ve teknolojik yenilikler alanına kayacağının kaydedildiği raporda, “Ancak yine de 19. yüzyıldaki gibi silahlanma yarışının, toprak genişletmenin ve askeri karşıtlıkların da olacağını olasılık dışı tutamıyoruz” denildi.

Yetkililer, raporun yayımlanma zamanlaması olarak, seçilmiş başkan Barack Obama’nın 20 Ocak'ta görevi devralması öncesinin seçildiğini söylediler.

Fingar, raporu değerlendirdi

Ulusal İstihbarat Konseyi Başkanı Thomas Fingar, Orlando’da istihbarat alanındaki uzmanların katıldığı bir konferansta açıkladığı raporu yorumladı. Fingar, “ABD, üstün güç olmaya devam edecek, ancak Amerikan hâkimiyeti ciddi biçimde azalacak. Amerikan yönetimi, siyasi, ekonomik ve bir bakıma da kültürel alanlarda, gittikçe daha da yıprandı” dedi.

Yeni istihbarat raporuna göre; nüfuz kaybeden sadece ABD olmayacak. Fingar, 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana, ekonomik ve siyasi istikrarın sürekliliğini sağlayan Birleşmiş Milletler (BM), Dünya Bankası ve diğer uluslararası örgütlerin de, etkilerinin azalacağı tahmininde bulundu. Fingar’a göre oluşacak boşluğu hangi yeni kuruluşların dolduracağı ise belirsiz.

Önümüzdeki yıllarda Washington, artık yeni küresel yapının nasıl olacağını belirleyecek konumda olmayacağını ifade eden Fingar; “Uluslararası sistemde, yapılması gereken değişiklikleri yönetecek ve liderliği üstlenecek konumda kimse yok” diye konuştu.

ABD'nin zayıflayacağı dönemin, dünyanın büyük ölçüde iklim değişikliğinden kaynaklanacak çevre sorunlarıyla boğuşacağı döneme denk geleceğini belirten, Fingar, ABD istihbarat servislerinde, bilim çevrelerinin küresel ısınmayla ilgili ağırlıklı görüşünün kabul gördüğünü; buna “yirmi yıl içinde küresel ısınmada geri dönülemez bir noktaya gelineceği” fikrinin de dâhil olduğunu söyledi.



Kaynak:
Bu haber toplam 888 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri