Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Dünya liderleri Erdoğan'ın izindeler

03 Ocak 2009 / 17:45
Başbakan Erdoğan’ın 'aktif dış politikası'nın en önemli sonucu gözlerden kaçıyor: Türkiye harekete geçince Ankara’nın artan nüfuzundan endişe edenler de oyuna girmek zorunda kalıyor. Tıpkı bugünlerde Ortadoğu’da yaşandığı gibi.
Berlin duvarının yıkıldığı dönemlerde “Türkiye küresel sorunlarda oyun belirleyecek” denseydi herhalde kimse inanmazdı. Ancak özellikle 2000 yılından sonra bölgede değişen konjonktür ve Türkiye’nin ekonomik ve sosyal gelişimine bir de Ankara’nın yeni” proaktif dış politikası” eklenince Ortadoğu ile Avrupa’nın köprü ülkesi küresel sorunlarda başat rol oynamaya başladı. Bir sorun çıktığında aktörler gelişmelerin nasıl seyredeceğini ve “rakiplerin” ne yapacağını beklerken Türkiye devreye giriyor ve oyun Türkiye’nin çizdiği rotada yürüyor.

Bir örnek Suriye ile Türkiye’nin kurduğu diyalog. Uluslar arası toplum Suriye’ye tecrit uygularken Türkiye önemli bir adım atarak –dışarıdan ve içeriden tüm muhalefete rağmen- Beşar Esad’a kucak açtı. Şam’la ilişkileri güçlendiren Türkiye, İsrail’in kendisine olan güvenini bildiğinden iki ülke arasında arabuluculuğa soyundu. Ankara konjonktürü önceden okuyarak attığı adımlarla Suriye konusunda diğer rakiplerin önüne geçmiş oldu. Bunun üzerine Fransa devreye girmeye ve Suriye ile diplomatik ilişkilerini geliştirmeye çalıştı. Hatta bir ara Sarkozy İsrail ile Suriye görüşmelerinde rol kapmaya bile çalıştı. Ancak oyunu kuran Türkiye’ydi ve aktörlere verdiği güven Sarkozy’nin bu çabasını boşa çıkardı.

Şimdi bu perspektifin daha güçlü bir şekilde gerçekleştiği bir diplomatik mücadele yaşıyoruz. İsrail’in Gazze’ye saldırdığı ve 400 kişiyi öldürdüğü çatışmalarda uluslar arası toplum sessiz kaldı. Liderler İsrail’e yönelik zayıf eleştirilerde bulunup harekete geçmedi. Daha çok örneğin ABD ya da Obama’nın, Rusya ya da Putin’in, Almanya ya da Merkel’in, Fransa ya da Sarkozy’nin nasıl adım atacağını, BM’nin tavrının ne olacağını, Arap birliğinin ne söyleyeceğini, yani aktörlerin konuya nasıl yaklaşacağını görmek istedi. Ancak Türkiye beklemedi.

Ankara diplomatik adımıyla uluslar arası topluluğu hareketlendirdi. Başkalarının nasıl yaklaşacağını beklemeden bir hareket planı çıkaran Ankara hemen Ortadoğu ziyaretlerine başladı. Erdoğan önce Suriye, sonra Ürdün, ardından Mısır ve son olarak Suudi Arabistan ziyaretlerini gerçekleştiriyor. Ankara’nın bu proaktif adımını gören diğer aktörler de harekete geçti ve Erdoğan’la aynı güzergahta oyuna katılmayı düşünüyor. Sarkozy de Erdoğan’ın izinden giderek bölgede aktif olmayı planlarken onu AB troykası izliyor.

Tüm bu uğraşlar neticesinde bölgeye barış gelmeyebilir. Çünkü sorunlar yumağı yıllarla bezenmiş ve hemen çözülecek gibi görünmüyor. İsrail tüm uğraşlara rağmen Hamas’a yönelik kanlı operasyonunu durdurmayabilir. Ancak olan şu: Erdoğan’ın proaktif politikası bölgeyi hareketlendirdi ve İsrail üzerinde diplomatik baskının oluşmasını sağladı. Ne Mısır, ne Suudi Arabistan, ne Ürdün, ne İsrail, ne Erdoğan’dan sürekli rol kapmaya çalışan Sarkozy ne de ABD artık gelişmelere kayıtsız kalabilir. Bu diplomatik çabaların ve oyun kurmanın en olumlu sonucu şimdilik bu.


Kaynak:
Bu haber toplam 870 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri