Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Dünya Myanmar'a yardım için çırpınıyor.

12 Mayıs 2008 / 03:59
Dünya yardım için çırpınıyor, halkın haberi yok.

Kasırganın 100 bine yakın insanın ölümüne yol açtığı Myanmar'da, hayat yaşanılmaz hale gelmiş. Askerî yönetimin ölü sayısını az göstermesinin sebebi iki etkene bağlanıyor: Cuntanın arama kurtarma çalışmalarındaki beceriksizliğini gizleme ihtiyacı ve nüfusa kayıtlı olmayan binlerce insan.

Ülkede açlık diz boyu. Gıda az ve pahalı. İlaç ve tıbbî malzeme bulmak imkânsız. Bütün bunlara salgın tehlikesi eklenmiş. Cesetlerin bozulmaya başlaması ve sıcak hava, bu ihtimali gittikçe kuvvetlendiriyor. Dünya yardım için çabalıyor. Ancak halkın bundan haberi bile yok. Medyada konuya ilişkin tek cümle haber geçmiyor. Maddî imkânı yerinde olan bir vatandaş, felaketin ertesi günü halka pirinç dağıtmaya çalıştığını, fakat buna engel olunduğunu söylüyor. Dönüş yolculuğunda karşılaştığımız BM Afet Değerlendirme ve Koordinasyon ekibinden iki Filipin-li uzmanın anlattıkları ise insanın kanını donduruyor: "Pasaport kontrolünden geçip ülkeye dahi giremedik. Bize, 'Teşekkür ederiz ama yardıma ihtiyacımız yok' dediler. Geldiğimiz uçakla geri dönüyoruz."

Kasırganın yerle bir ettiği Myanmar'a gelen yabancı gazeteciler, askerî rejimin sıkı kontrolü yüzünden, hâlâ 4 metre su altında bulunan İravadi Deltası'na giremiyor. Dolayısıyla en büyük trajedilerin yaşandığı bölgeden görüntü alınamıyor. Yörede yaşayıp da bir şekilde fırtınanın elinden kurtulanlar, yaşanan felaketin boyutlarını anlatacak kelime bulamıyorlar.

Ülkenin en büyük kenti Yangon'da şiddetli rüzgar neredeyse bütün ağaçları kökünden söküp atmış. Afet öncesi fotoğraflarına bakınca 50 metre ötedeki evlerin bile ağaçların yoğunluğu sebebiyle görülmediği eski başkentte, sadece palmiye ağaçları ayakta kalmayı başarmış. Felaket öncesinde de lüks semtlerin haricinde kalan bölgelerin günde ancak 2-3 saat elektrik alabildiği şehirde enerji yok. Fakat bu duruma alışık olan halk daha önce yaptığı gibi jeneratörlerle elektrik ihtiyacını karşılıyor. Tabii jeneratöre koyacak benzini ve onu alacak parayı bulabilirlerse. Askerler, henüz kendi bölgelerinin temizliği ile meşgul. Tek tük gördüğümüz askeri kamyonlar kenara çekilen bu ağaç ve enkazı şehir dışına taşıyor. Kentteki betonarme binaların çoğunda yapısal hasar oluşmamış. Her ne kadar çatılar uçmuş ve bazı binaların üzerine ağaçlar devrilmiş olsa da genelde binalar sağlam. Fakat şehir nüfusunun ancak yüzde 10-15'lik bir kısmı böyle binalarda yaşayabilecek kadar varlıklı. Geri kalan halk ise hayatını bambu ağaçları, sazlar ve yapraklardan yapılan kulübelerde devam ettiriyor. Nargis kasırgası bu basit evleri silmiş süpürmüş. Bu evlerde kalanlar, hemen eski evlerinin yerine yenisini dikmeye başlamış olsalar da, inşaat malzemelerindeki fiyat artışı önlerinde dev bir engel olarak duruyor.

Türk eğitim gönüllüleri her şeye rağmen görevlerinin başında

Ülkedeki en büyük sıkıntı içme suyu. Her ne kadar içme suyu üretebilecek tesisler var olsa da bunların da bir kısmı zarar görmüş. Zarar görmeyenler de tam kapasite çalışmıyor. Elektrik olmadığı, dizel bulmak da çok zor olduğu için içme suyu üretimi talebin çok çok altında, fiyatı ise alım gücünün çok çok üstünde.

Yangon'daki Türk okulu Uluslararası Ufuk Koleji'nde görevli öğretmenler ise bir fedakarlık destanı yazıyor. Okulun istinad duvarı fırtına nedeniyle yıkılmış, bahçesindeki ağaçlar kökünden sökülmüş, çatısının bir kısmı uçmuş, sınıfları ve kütüphanesi de su içinde kalmış. Ancak felakete rağmen görevlerinin başından ayrılmayan Türk eğitim gönüllüleri, okulu 3 gün içerisinde, 26 Mayıs'ta başlayacak yeni eğitim sezonuna hazır hale getirmişler. Okulda görevli Ömer öğretmen, yeni dönemde öğrencilere dağıtılacak kitapların zarar görmesinden muzdarip, "Bu kitapları ne zorluklarla ithal etmiştik. Şimdi çocuklara ne okutacağız?" diye düşünüyor.

Zaman - İsmail Denizli

Bu haber toplam 634 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri