Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Katliamın emrini Ecevit verdi

29.11.2010 09:04
Zülfü Livaneli, 1996’daki açlık grevinde Başbakan Erbakan’ın operasyona izin vermediğini, 2000’de ise Başbakan Ecevit’in katliam emri verdiğini yazdı

Hayata Dönüş Operasyonu için emri veren siyasiler ve subaylar dışında 39 asker yargılanırken gazeteci-yazar Zülfü Livaneli “Bunları anlatmak tarih önünde benim namusumdur” diyerek tarihi bir gerçeği açıkladı. Cezaevlerinde ölüm oruçları yapıldığı sırada arabuluculuk yapan Livaneli “Dinci Erbakan genç ölümlere yol açmamış ama solcu-şair Ecevit katliam emri vermiş oldu” dedi.

NE GÜZEL OPERASYON HAZIRLAMIŞTIK

Livaneli Vatan gazetesinde dün yayınlanan “Erbakan, Ecevit ve ölüm oruçlarının arka planı” başlıklı yazısında şunları kaydetti: “1996’daki ölüm oruçlarına, bazı arkadaşlarımla birlikte ‘arabulucu’ olarak katıldım. İstanbul Başsavcısı Ferzan Çitici, böyle bir misyon üstlenmemizi rica etti. O dönemde Necmettin Erbakan, başbakandı. Cezaevine girdik. 12 kişi ölmüştü. Tek istekleri, hapishanedeki yaşam koşullarının iyileştirilmesiydi. Hükümetle temas kurduk. Başbakan Erbakan’a Ankara havaalanında ulaştık. Tutukluların masum isteklerini anlattık, ‘Birçok genç bu geceyi çıkaramayacak’ dedik. ‘Peki’ dedi, ‘Bu gece Kadir Gecesi. İsteklerini kabul ediyoruz.’ Hapishaneye müjdeyi verdik. Ambulanslar, ölmek üzere olanları hastanelere taşıdılar. Ama Ferzan Çitici kulağıma şunu fısıldadı: ‘Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü aradı. ‘Biz ne güzel operasyon hazırlamıştık. Herşeyi berbat ettiniz’ diye çıkıştı bana.’”

4 yıl sonra 2000’de yine ölüm oruçlarında, arabulucu olarak hapishaneye gittiklerini anlatan Livaneli “Yine genç insanlar ölüm döşeğindeydi. Aynı süreç yaşanıyordu ama bu sefer Başbakan Erbakan değil Bülent Ecevit’ti.  Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ü bizzat aradım. ‘Ne olur’ dedim, ‘Ölümlerin önüne geçin. Size resmen yalvarıyorum.’ Etkilendi. ‘Biraz bekleyin, başbakanla konuşayım’ dedi.

BUNLARI ANLATMAK NAMUSUMDUR

Nefesimizi tutup bekledik. Hikmet Bey, ‘Malesef Başbakan Ecevit istekleri kabul etmiyor’  dedi.” Sonuçta ‘dinci Erbakan’ genç ölümlere yol açmamış ama ‘solcu-şair Ecevit’ katliam emri vermiş oldu. Bunları anlatmak tarih önünde benim namusum ve sorumluluğumdur.”

Belli ki o gün ölüme hazırlıklar tamamdı

Basın sürekli provokasyon yapıyordu. Dört yıl önce bize kahraman diyen Hürriyet şimdi, ‘Ölüm oruçlarını cesaretlendiren hainler’ olarak söz ediyordu bizden. Belli ki öldürme hazırlıkları tamamdı. Başbakan Ecevit’in olumsuz cevabı üzerine gözyaşları içinde ayrıldıklarını anlatan Livaneli şunları kaydetti: “Sonra lav silahlarıyla koğuşlara saldırıp, insanları yaktılar. O akşam televizyonlar, yanan mahkûmlara başka cezaevlerinden cep telefonlarıyla ulaşıldığını ve ‘Kendinizi yakın’ talimatı verildiğini söylüyordu bangır bangır. Ali Kırca’ya konuk oldum ve dedim ki: ‘Yalan söylüyorlar. Hapishanede cep telefonu çalışmıyor. Arabulucular arasında yer alan Yaşar Kemal, ölüm döşeğindeki karısı Thilda’ya ulaşmaya çalıştı ve ulaşamadı.’ Bu tanıklık bütün yalanı çürütüyordu ama hükümet ve basın genç insan kanı dökmenin şehvetine kapılmıştı bir kere. 

Bu uydurma ve yalan!

Hikmet Sami Türk: Bu tamamen uydurma, yalan. Cezaevlerini ziyaret eden yazarlar topluluğu arasına yer aldığı doğrudur. Benimle ikili bir görüşmesi olmadı. Mahkumlarla görüştüler ama bir sonuç alınamadı. Onlardan böyle bir ziyaret yapmaları tarafımızdan istenmiştir. Benzeri bir açlık grevinde yararlı olmuşlardı. Bu kez yararlı olamadılar. Bülent Bey ile aramızda bu şekilde  bir konuşma geçmedi. Yaşar Kemal,  Zülfü Livaneli, Can Dündar ve Orhan Pamuk gibi yazarlar ziyaret ettiler.  Zülfü Livaneli ile özel olarak bir konuşma geçmedi.  Doğrusu Livaneli beni hayal kırıklığına uğrattı. Son derece taktir ettiğim bir insandı. Ondan tamamıyla uydurma nitelikte bir öyküyü duymak beni üzdü.

Büyük ihtimalle görüştü

Mehmet Bekaroğlu: Zülfü Bey, olaya ilk temaslarda bir kere geldi. Orada savcının odasından müdürün odasından görüşme yaptı mı bilmiyorum. Yapmış olabilir, biz içerdeydik. Bakan’la konuştu mu bilmiyorum. Zülfü Bey de müdahaleden 15 gün önce heyette oldu. O gün görüşmüş olabilir. Görüşmüştür, büyük ihtimalle. Bakan’la ben görüştüm, Yücel Sayman görüştü. Cep telefonu cezaevinin belli yerinde çekiyor belli yerinde çekmiyordu. Ben cep telefonuyla görüştüm. Onlar müdürün odasında oturdular. Ecevit’in talepleri baştan reddetmesi olmadı. O gün bakan da, o yüksek talepleri kabul etmemişti. Cezaevindeki hükümlü heyeti de bu heyetle görüşmenin sürmesini kabul etmedi.

Başbakan Ecevit ile Türk çok operasyon taraflısıydı 

Gazeteci Oral Çalışlar: İki tarafta da işin çözümünü istemeyenler bekliyordu. Adalet Bakanı, Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan ile bu konuyu konuştum. Ecevit ile Adalet Bakanı çok operasyon taraflısı değildi... Ecevit ve Sami Türk de tabii ki sorumluydu. Konuşmayı ben hatırlamıyorum.


Kaynak:
Bu haber toplam 1530 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri