Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ne alaka! Biz camiler değil, okullar açtık

05.10.2009 04:46
Bakan Bağış, yabancı gazetecinin "Ülkeyi gizlice İslamlaştırmaya çalıştığınız doğru mu?" sorusunu yanıtladı:
Avrupa işlerinden sorumlu Bakan Egemen Bağış, Fransa'daki Türkiye Mevsimi etkinlikleri çerçevesinde 9 Ekim tarihinde Grand Palais'deki bir serginin açılışı için Paris'e beklenen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün gelişine bir hafta kala Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılma isteğinin nedenlerini anlattı. İşte tirajı günde 95 bin olan La Croix gazetesinin 2 Ekim 2009 tarihli sayısında,

Ülkeniz, Fransa'nın Avrupa Birliği'ne üye olma hedefiniz konusundaki olumsuz tutumunu nasıl karşılıyor?

Türkiye ile Fransa arasındaki diplomatik ilişkiler 1489'a dayanıyor. Elbette acı tatlı günlerimiz oldu ancak sonuç olarak ilişkimiz kalıcı, olumlu ve verimlidir. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne ilgisi yeni değil: 1963 yılında başlamıştır. 2005 yılında ise Birliğin tüm üyeleri katılım müzakerelerinin başlatılması konusunda mutabık kalmışlardır. O günden bu yana her yeni başlık, şu ana kadar 11 başlık açmış bulunuyoruz, Fransa dâhil 27 üyenin kararıyla açılmıştır. Milletimiz, Avrupa Birliği'ne üyelik konusunda sabırlı ve kararlıdır. Ancak şüpheleri olanlara da saygı duyuyoruz. Türkiye, bugün veya yarın değil, hazır olduğunda ve Avrupa hazır olduğunda üye olacaktır. Ne zaman diye sorarsanız, belki 6, 10 veya 12 yıl sonra.

Paris, Türkiye'nin üyeliği konusunda bir referandum düzenlemeyi düşünüyor. Bu hususta görüşünüz nedir?

Bu görüş açısını kabul ediyorum. İstenmeyeceğim bir Birliğin üyesi olmak istemem. Avrupa'nın tarihine bakacak olursak, Fransa'nın İngiltere ve Almanya ile aynı siyasi birlik içinde yer aldığını görünce, Türkiye ile neden olmasın diye düşünüyorsunuz. Ancak bugün reformlar aracılığıyla Türkiye'nin daha güçlü bir laik Cumhuriyet ve Birlik için sağlam bir partner olmasını sağlayacak sürece odaklanmalıyız.

Partiniz ülkeyi gizlice İslamlaştırmaya çalışmakla suçlanırken siz laik demokrasiden söz ediyorsunuz. Amacınız nedir?

Sekiz yıldır iktidardayız. Bizleri faaliyette gördünüz. Bu süre içerisinde bugün var olan okulların üçte birini inşa ettik. Okullar açtık, camiler değil.
"Gizli bir takvimimiz" olsaydı, 8 yıldır kimsenin gözünden kaçmazdı. Tam aksine, Türkiye her zamankinden çok modernleşti ve Birliğe yakınlaştı. Daha önce hiç olmadığı kadar Milletler Topluluğunun bir aktörü oldu: En az 30 ülkede, çoğu zaman sizlerin yanında barış güçlerimiz konuşlandırılmış durumda.

Fransız kamuoyunda Batı ile Müslüman dünyası arasında bir çatışma hissediliyor. Türkiye'nin üyeliği için bir sorun yaratmıyor mu?

Başmüzakerecilik görevimde kendimi sadece 70 milyon Türk insanından sorumlu hissetmiyorum. Aynı zamanda 1,5 milyar Müslümanın ve fazlasıyla uzun bir süre Avrupa'nın değerleri ve gelişimi nedeniyle önemsenmediğini düşünen en az 3 milyar insanın desteğinihissediyorum. Müslüman dünyasında, Afrika'da ve Asya'da Batı'ya karşı çok fazla öfke var. Türkiye'nin oynaması gereken bir köprü rolü bulunuyor. Ancak bu mesele, 6 milyonu Fransa'da olmak üzere toplam 25 milyon Müslümanın yaşadığı Avrupa'nın içinde de yaşanıyor. Fransa'daki banliyölerde karışıklık yaratan, İngiltere'de ise saldırılar düzenleyen gençler, bu ülkelerde doğmuş gençlerdi. Açık bir mesaja ihtiyaçları var. Avrupa, Bin Ladin'in etkisinde kalan gençler mi, yoksa başbakanım Recep Tayyip Erdoğan gibi ülkelerini batılılaştırmak ve modernleştirmek, bir pazar ekonomisi kurmak ve Avrupa'ya yakınlaştırmak isteyen liderler mi istiyor, buna karar vermelidir. Avrupa ülkeleri, Türkiye'yi saf dışı bırakarak, hem İslam dünyasıyla hem de kendi içlerinde, kendi vatandaşları arasında bir ayrımcılık duvarı inşa etme riskini almış olurlar.

Türkiye ile Ermenistan'ın gelecek hafta sınırın açılmasını öngören bir anlaşma imzalamaları bekleniyor. Bu anlaşma ne içeriyor?

Ermenistan hükûmetinin, bu fırsattan istifadeyle hem bizimle hem de özellikle Gürcistan ve dilini ve dinini paylaştığımız Azerbaycan olmak üzere tüm komşularıyla ilişkilerini düzeltmesini ümit ediyoruz. Türkiye bunu tek başına başaramaz. Ermenistan ile Azerbaycan arasında barışı sağlamaya çalışan "Minsk Grubunun" yani ABD, Rusya ve Fransa'nın desteği gerekmektedir.

İbadet özgürlüğüne gelince, Türkiye'nin 1971 yılında kapatılan Heybeliada Ruhban Okulunu hâlâ açmayı reddetmesinin nedenini anlamak zor.

Sizinle aynı görüşteyim. Bana bağlı bir konu olsaydı çoktan çözümlenmiş olurdu. Hükûmetimizin ruhban okulunun açılabilmesi konusundaki yasal incelemeleri sürüyor. Ancak, yüz binlerce Türk'ün İslam dinini yaşamakta zorlandıkları Yunanistan'daki Müslüman azınlığın durumu nedeniyle bu konu Türkiye'de oldukça hassas bir konudur. Bunlar, Yunan hükûmetinin çözmesi gereken sorunlardır. Karşılıktan söz etmiyorum. Ancak Yunan hükûmetinin atacağı adımlar bize yardımcı olacaktır.
Bu haber toplam 1226 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri