Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Erbakan Hoca'ya ikinci isyan

01.07.2010 01:06
Erdoğan-Gül'den sonra 2. İSYAN BAYRAĞI. ERBAKAN VESAYETİNE SON..

 

Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş'un Milliyet Gazetesi ziyaretini köşesine taşıyan Taha Akyol, önemli saptamalarda bulundu. Kurtulmuş'un partideki Erbakan vesayetine son vermek için harekete geçeceğini aktaran Taha Akyol, Kurtulmuş'un şu sözlerine dikkat çekiyor; 'Bana Sayın Erbakan’ın hiç müdahalesi olmadı ama partimiz üzerinde bir ‘Erbakan vesayeti’ olduğuna dair kamuoyunda bir algı var. Kongremizde bu algıyı kaldıracağız. Hem söylem, hem kadro olarak.'

Bu açıklamalar, Milli Görüş geleneğinden ayrılarak Ak Parti'yi kuran Erdoğan ve Gül ikilisinin çıkışını akıllara getiriyor.

İşte Akyol'un 'Erbakan’ın vesayetine son' başlıklı o yazısı
SAADET Partisi lideri Numan Kurtulmuş partisinin yaklaşan kongresi için medyaya ziyaretler yapıyor. Milliyet‘e de geldi. Sorular sorduk, görüşlerini anlattı. Flaş cümlesi şu:

“Bana Sayın Erbakan’ın hiç müdahalesi olmadı ama partimiz üzerinde bir ‘Erbakan vesayeti’ olduğuna dair kamuoyunda bir algı var. Kongremizde bu algıyı kaldıracağız. Hem söylem, hem kadro olarak!”

Kendisini tebrik ettim; çünkü yenilenmek iyidir!
AK Parti, Erbakan’ın gölgesinde kalsaydı büyür müydü? Aksine, Erbakan’a başkaldırıp yenilenerek büyüdü.
MHP’nin de oyları rahmetli Türkeş’ten sonra arttı; Bahçeli’nin aldığı oylar, daima daha yüksek oldu.
Aynı şekilde CHP de 1930’ların, 1950’lerin söylemiyle gelişememiş, 1970’lerde yeni bir lider ve yeni bir söylemle gelişmişti.
Bugün CHP’deki hareketlenmenin de sebebi yeni lideri ve onun yeni söylemidir.

Yeni söylem
Dünya değişiyor, eski zamanlarda oluşmuş siyasi söylemler bugünün sorunlarına uymuyor. Hâlâ 1970’lerin ideoloji dünyasında yaşayan Erbakan’ın partiden gölgesini çekmesinin zamanı çoktan gelmişti zaten.

SP’nin ufku daha bir genişler...
Bunun işaretlerini Numan Kurtulmuş’un konuşmalarında görüyoruz...
1930’larda maalesef ülkemizden ayrılıp Şam’a yerleşen Süryani Patrikliği’nin yeniden Mardin’e davet edilmesini sordum, “Çok iyi olur” diye cevap verdi.
Sorularımız üzerine Batı sermayesine karşı olmadığını, her türlü sermayeyi çekmek gerektiğini ama “spekülatif değil, üretici ve yatırımcı sermayeyi çekmek gerektiğini” anlattı.
SP tabanına hitaben “Allah insanın sakalına, bıyığına, dış görünüşüne değil, kalbine ve zihnine bakar; iyi insan mısın, kalbinde adalet ve sevgi var mı?..” tarzında konuşmalar yapıyor ki dayandığı taban açısından bunlar önemli açılımlardır.
“Hıristiyan Kulübü, İslam NATO’su, İslam dinarı” gibi Erbakan’ın eskiden de içi boş olan laflarını Kurtulmuş’tan hiçbir zaman duymadık.

Kılıçdaroğlu hakkında
Kurtulmuş, Erdoğan’ın konuşmalarını çok sert ve öfkeli buluyor, “Muhafazakâr taban bu kadar öfkeyi sevmez” diyor.

Kılıçdaroğlu hakkında ise görüşü şöyle:
Ergenekon’un avukatlığını bırakıp halkın avukatı olma gibi söylemlerini beğeniyorum. ‘Cumhuriyet tehlikede çünkü 6 milyon işsiz var’ diyor, bu da güzel. Cumhuriyet tehlikedeyse bu irticadan falan değil. CHP için yeni ve bizim de olumlu bulduğumuz bir söylem. Böyle giderse varoşlarda bir ölçüde etkili olabilir.”

Koalisyon işareti mi?
Kurtulmuş, “Anahtar parti olacağız, kimseye kapımızı kapatmayız” diyor.
SP liderine göre, “cemaatler”in gücü çok abartılıyor, “Yerel olanlar dahil toplam oyları taş çatlasa yüzde 7-8’i geçmez, zaten toplu hareket etmezler.”
Kurtulmuş, Gülen cemaati ile AKP arasında bazı görüş farklarının oluştuğunu, ama bir kopuş olmayacağını düşünüyor.

Yargı konusu
Anayasa Mahkemesi’nden nasıl bir karar bekliyor? Şöyle:
“Şekil dışında inceleme yapamaz. Davayı reddetmesi gerekir diye düşünüyoruz. İptale gitmesi hem hukuken hem siyaseten yanlış olur; AKP’nin de oylarını arttırır.”
Söz yargıdan açılmışken, SP İstanbul İl Başkanı Erol Erdoğan anlatıyor:
“Biz İSKİ zammını iptal ettirmek için yürütmeyi durdurma istemiyle dava açtık, sekiz ay oldu, yargıdan çıt yok! CHP ise metrobüs zammının iptali için yargıdan bir haftada karar alıverdi!
Benim görüşüm: Davayı kim açarsa açsın kamu hizmetlerinin fiyatına yargının müdahale etmesi yanlıştır, yetki aşımıdır.
Sayın Numan Kurtulmuş eski dostumdur, yakından tanırım. Temiz, dengeli bir insan, birikimli bir akademisyendir. Hâlâ katılmadığım görüşleri var; “vesayet”i sona erdirme ve yeni söylem geliştirme konusundaki tavrını çok isabetli buluyorum.
Siyasi hayatımızda her kesim için yenilenme ve daha kapsayıcı, daha realist söylemler geliştirme Türkiye için yararlıdır. İdeoloji kavgalarından az mı çektik?!

Bu haber toplam 1446 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri