Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Erdoğan, BM'yi bakın nasıl uyardı!

11 Ocak 2009 / 18:48
Erdoğan BM'ye, "Türkiye'yi de günün birinde uyarma girişiminiz olursa İsrail'i hatırlatırız" tehdidinde bulundu.
Başbakan Erdoğan, BM Güvenlik Konseyinin uyarısına rağmen İsrail'in bildiğini okuduğunu, buna rağmen İsrail'e yaptırım uygulanmadığını hatırlattı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''BM Güvenlik Konseyi kararlarının bağlayıcılığının olmasına rağmen takınılan bu tavır karşısında, buradan tüm ülkelere sesleniyorum: Acaba bu takınılan tavır böyle mi kalmalı? Ne borcunuz veya ne borcumuz var? Bunlar karşısında nasıl böyle sessiz durulabilir? BM Güvenlik Konseyi'nin ve BM teşkilatının bu noktadaki yaptırımı neyse, bu yaptırımı BM teşkilatının ve Güvenlik Konseyi'nin gerçekleştirmesi lazım'' dedi.

Erdoğan, Altındağ Belediyesi Karapürçek Spor Salonu Tesisleri'nde partisinin belediye başkan adayları tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, İsrail'in Gazze'de başlattığı operasyonun dün ikinci haftasını doldurduğunu anımsattı.

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''İki hafta içinde dün itibariyle aldığım rakam 835 civarında Gazzeli ne yazık ki hayatını kaybetti, 3 bin 300 civarında yaralı var. Ne yazık ki iki haftadır canlı yayınlarla tüm dünyadaki televizyonlara yansıyan, dünyada hemen her haneye ulaşan vahşet görüntüleri, uluslararası toplumun ortak bir tavır almasına yetmiyor. Okulların, hastanelerin, camilerin, ambulansların, altyapının hedef alınması, Birleşmiş Milletler'e ait tesislerin, yardım konvoylarının vurulması dahil vicdanların harekete geçmesine yetmiyor. Bütün insanlık, film seyreder gibi bu acımasız katliamı seyrediyor. Akan kanı durdurmak için ciddi bir girişimde bulunmuyor.

Türkiye olarak, Filistin'in geçmişinden bugüne tarihini çok iyi bilen ve bu tarihi paylaşan bir ülke olarak, bölgesel barışa uzan yıllardır katkı sağlayan bir ülke olarak, bu dramın son bulması için ilk andan itibaren büyük bir gayret gösterdik, hala da gösteriyoruz. Gazze'de savaşın durması için ilk günden itibaren samimi bir çaba içindeyiz.''

Erdoğan, ateşkesin sağlanması ve insani yardımların bölgeye ulaşabilmesi için öncelikle Suriye, Ürdün, Mısır ve Suudi Arabistan'da temaslarının olduğunu, ardından birçok Batılı ve Ortadoğu ülkeleri olmak üzere tüm ülkeleri telefonla aramak suretiyle bu konuları müzakere ettiğini söyledi.

Dışişleri Bakanı Ali Babacan ve özel temsilcisinin mekik diplomasisiyle önemli temaslar gerçekleştirdiğini, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün farklı ülkelerin cumhurbaşkanları ile görüştüğünü anlatan Erdoğan, BM Güvenlik Konseyi'nin Gazze'de kalıcı ve acil bir ateşkesin sağlanması için çağrıda bulunduğunu anımsattı. Erdoğan, şöyle devam etti:

''Amerika'nın çekimser oy kullandığı 15 üyesi olan, 5'i daimi 10'u geçici üye, 14'ünün az önce ifade ettiğim kararı almış olduğu toplantıdan sonra, İsrail, bu kararı tanımayacağını söyledi. BM Güvenlik Konseyi kararlarının bağlayıcılığının olmasına rağmen takınılan bu tavır karşısında, buradan tüm ülkelere sesleniyorum: Acaba bu takınılan tavır böyle mi kalmalı? Ne borcunuz veya ne borcumuz var? Bunlar karşısında nasıl böyle sessiz durulabilir? BM Güvenlik Konseyi'nin ve BM teşkilatının bu noktadaki yaptırımı neyse, bu yaptırımı BM teşkilatının ve Güvenlik Konseyi'nin gerçekleştirmesi lazım. Bugüne kadar onlarca kez İsrail bunu yaptığı için bu bir alışkanlık haline gelmiştir. Kusura bakmasınlar, acaba BM yarın Türkiye ile ilgili aldığı bir kararda biz de bunun aksini ifade eder de böyle bir yaptırıma gidersek, bunun örneği olarak İsrail ortada kalacaktır. Bunu böyle bilin.

Türkiye olarak, barış ve ateşkesin sağlanması girişimlerimizi sürdürüyoruz. Ambargonun sona erdirilmesi, Gazze'ye temel insani ihtiyaçların ulaştırılması için de girişimlerimiz sürüyor. Halkımızın da bu yöndeki gayreti tüm dünyaya örnek olacak niteliktedir. Bölgedeki bazı siyasi liderlerin, kraliçe, bunun yanında cumhurbaşkanı eşleri, başbakan eşleri olmak üzere dün İstanbulumuzda yapılan toplantıyla da gerek ülkemizdeki sivil toplum örgütleri, iş kadınları, medyasıyla, dünya medyasını tekrar ayağa kaldırmak ve dünyaya bir çocuk anne ilişkisini ve annenin hıçkırıklarını duyurma görevini gayet anlamlı bir şekilde gerçekleştirdiler.

Bu vesileyle bir kez daha acilen saldırıların durması, ateşkesin sağlanması, ambargonun kalkması yönündeki çağrımı dile getiriyorum. Şu anda özel temsilcim, ekibiyle beraber Mısır'daki toplantıya katıldılar. Şu anda orada toplantı devam ediyor. Bakalım ne gibi bir karar çıkacak ve bu karara göre adımlarımızı atacağız.''


Erdoğan'ın konuşmasının diğer bölümlerinden:

Çetelere asla taviz vermedik, göz yummadık. Ülkemizi mafyanın tasallutundan kurtarmak için dik durduk önemli mesafe aldık: Aksi takdirde Türkiye'de kararlı mafya vardı, böyle bir ülke teslim almıştık. Cumhuriyetimizin 4 temel ilkesi üzerinde büyüyeceğini her fırsatta vurguladık. Yalnızca birini ön palana çıkarıp diğerini görmezden gelirseniz Türkiye'yi bir adım ileri taşıyamazsınız. Sosyşal devletin hatırlanmadığı, hukukun işlemediği bu ülkede bu millet ağır faturalar ödedi. Siyasetini o eski dönemin parametrelerine göre kuranlar şu anda telaş içindeler. Karanlık dehlizlerde yol almaya alışkınlar, gölge gücüyle ayakta kalmaya çalışanlar tedirgmin. Milli iradenin aydınlığından dolayı hesabı bozulanlar kaygı duyuyorlar. Sosyal devlet ilkesi onları rahatsız ediyor, demokrasi geliştikçe, hukuk işledikçe yasaları uyguladıkça bazıları rahatsız oluyor.

HUKUKA SAYGI

Buradan bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Türkiye'de hukuk ve demokrasi var. Bu ülkede fikri vicdani hür savcılar hakimler var. Kimse kendisini yasaların hukukun adalatin üzerinde görmemeli. Hiçkimse kentisine ayrıcalıklı seçkin imtiyazlı hukuk alanının dıyşında bir yerde görmemeli. Türkiye değişiyor ve değişecek. Türkiye ilerlemesine kalkınmasına huzuruna takılmış prangalarından kurtuluyor. Ama bir bakıyorsunuz ki birileri çıkıyor korku imparatorluğundan bahsediyor. Kimin korku imp kurmak istediğini son günler daha iyi ortaya çıkardı. Açılan çukurlar ve yapılan planlara bakın. Bu ülkede binlerce onbinlerce mermilerin birilerinin evinde çıkamsının bir anlamı yok mu? Bunların üzerinde neden durulmuyor. Bunu yapanlar, korku imp temsil edecekler; avukatlığına savuannalar bu ülkede barışı konuşacaklar.

MEDYA VE MUHALEFETE SORU

Türkiye değişiyor, dönüşüyor ve gelişiyor. Ülkemizi ter temiz görmek isityoruz. Sevgi ve saygının olmasını istiyoruz. Bu süreci hukuka olan güveni sarsarak, işleyen demokrasiyi hafife alarak eleştirenler önce kendilerini gözden geçirmeleri gerekmektedir. Önce siyasetçilerin şiddetle bundan kaçınması gerekir. Yasama, Yürütme ve Yargı'dakilerin tamamının bundan kaçınması gerekir. Demokrasi, Hukuk ve adalete asgari düzeyde saygısı olan herkes, söylediği sözün ne anlama geldiğini ölçer biçer öyle konuşur. Yargıyı kıyasıya eleştirenler öncelikle hukuka inanamalı ve güvenmeli. Doğrusu Anamuhalefet Partisinin telaşını anlamaktan güçlük çekiyoruz. Bazı medya orgmanlarını anlamıyoruz. türkiye'nin şeffaflaşmasından mı korukuyorsunuz. Karanlık olayların alydınlatılmasından mı korkuyorsunuz. Milli iaredenin egemen olmasından mı korkuyorsunuz. Nedir bu pervasızlığınız öfkeniz ve saldırganlığınız. Kurum ve kurallar işlemekte ve çalışmaktadır. Kişilerin hataları kurumları bağlamaz. Yanlış yapan kiyi yaptığın hatayı şahsi olarak üstlenir. Kimse kurumları rencide etme lüksüne sahip değildir. Önemli olan hukukun tecelli etmesini beklemektir. Aksi ispat edilene kadar herkes masumdur. Biz hükümet olarak da tüm gelişmelere bu gözle bakıyoruz. TC Anayasası madde 138. Hakimler görevlerinde bağımsızdırlar. Anayasaya Kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Kimse mahkemelere emir ve talimat veremez. Genelge gönderemez. Tavsiyede bulunamaz....


YEREL SEÇİMLER

Demokrasi yerelde başlar. Biz Türkiye'yi bütün il ve ilçeleriyle, belde ve köyleriyle bir bütün olarak görüyoruz. 5 yıl boyunca AK belediyecilik farkını milletimizle buluşturduk. Civar belediyelerde hayranlık uyandırdı. Mazeret üretmedik, kaynak, plan ve proje ürettik ve bunları halkımızın hizmetine sunduk. Şehirler medeniyetin gerçek mekanıdır, aynasıdır. Medeniyetler onları var eden şehirlerle kaimdirler. Şehirleri anlamadan bizim medeniyetimiz anlaşılabilir mi? Baştaki arkadaşlarımız bu ruhla hizmet ürettiler, yeni gelen arkadaşlarımızın da aylnını yapacağına inanıyorum. Şehirlerimizin kaybolan güzelliklerini gün yüzüne çıkaracağız., Cadde cadde, sokak sokak ayrımcılık yapmadan hizmet götüreceğiz. Hiçbir aday adayımız listeler açıklandıktan sonra rahata ereceğini sanmasın. Aday adayı olarak müracaat çok yüksek oldu. Çok tecrübeli arkadaşlarımız var. Seçim yapmakta zorlandık. Lakin seçime bir adayla giriliyor. Aday olamayan arkmadaşlarımız rahatsız da olabilir. Bütün bu değerlendirmeleri yaparken hiçbir siyasi partide olmayan bir çalışma yaptık. Aylar önce başladı bu çalışmalar. Teşkilatlarımız milletvekillerimiz... Hepsinin kanaatlerini aldık. Çalışmalarımız hala devam ediyor. Aday olamayan kardeşlerimizin içinde rahatsızlıklarını farkıl şekilde dile getiriyorlar. Yüzde 100 isabet iddiamız olmadı. Ama kararlarımız samimiydi. Aday olamayanlar başka pozisyonda değerlendirilebilir.

habervaktim


Bu haber toplam 912 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri