Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Erdoğan Kurtulmuş ile neler konuştu?

14.07.2010 17:22
Recep Tayyip Erdoğan, Saadet Partisi'ni ziyaret etti.

Saadet Partisi'nin Ankara Balgat'taki genel merkezine gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüştü.

Saadet Partisi Genel Merkezi'ne saat 14.00'de Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve Kamu Güvenliği Müsteşarı Muammer Güler ile birlikte gelen Başbakan Erdoğan'ı Saadet Partisi Lideri Numan Kurtulmuş kapıda karşıladı.

Başbakan Erdoğan ile SP Genel Merkezi'nde görüşen Numan Kurtulmuş yaptığı basın açıklamasında 'Biz bütün siyasi partiler ile görüşülmesini öneririz. Siyasi partiler birbirinin düşmanı değil, siyasi rakipleridir' dedi.

Görüşme sonrası taraflardan gazetecilere açıklama yapan SP lideri Kurtulmuş: Biz bu görüşmede terör ve referandum konusundaki görüşlerimii karşılıklı gözden geçirme fırsatı bulduk. temel görüşleri Sayın Başbakan ile paylaşma fırsatımız oldu. SP olarak biz başından beri Türkiye'de birbirlerine karşı kapıları açık tutmaları gerektiğini, herkesineteklerindeki taşları dökerek milletimiz ve ülkemiz için ne düşündüklerini görme taraftarıyız. Hiçbir siyasi partinin diğerini düşman olarak görmemesi gerektiğini her platformda belirtiyoruz.

Daha önce olduğu gibi biz görüşlerimiz sadece sözlü olarak değil, bütün görüşlerimiz hem de biz iktidarda olsak nasıl projelerimizi ortaya koyarız diye düşünerek bu projeleri paylaşmıştık. Bugünde yine bizim daha önce ortaya koyduğumuz gerçeklerin ne kadar doğru tespitler olduğunu gördük ve aynı dosyamızı Sayın Başbakan'a takdim ettik.

Biz Anayasa görüşmelerinde de sürekli söylediğimiz bir kaç madde üzerinde değil, kapsamlı bir anayasa değişimine ve yeniden 12 Eylül Anayasası'nı değiştirilmesi gerektiğini ifade ettik. Desteğimizi ilk günden bu yana açıklamıştık. 12 Eylül'de Anayasa'ya evet diyeceğiz, 13 Eylül'de de yeni bir anayasa için sesimizi yükselteceğiz.

Özellikle terörle ilgili görüşlerimizi paylaştık. Malesef Türkiye'de 1991 şartlarına eğilim gösterilmiş olması ve diğer taraftan da siyasetin kutuplaşması Türkiye'de bir olağanüstü dönem olduğunu gösteriyor. Bir taraftan terörün önlenmesi için önlemler alınırken diğer taraftan siysaetin hiçbir şekilde kutuplaşma, kamplaşma haline getirilmemesi gerektiğini paylaştık. Önümüzdeki referandum sürecinin red cephesi evet cephesi olarak kutuplaştırılmaması gerektiğini belirttik. Çünkü referandum olup gidecektir ama referandum sırasında oluşacak kutuplaşma Türkiye için kalıcı bir takım sorunları da ortaya çıkarabilir.

TERÖRİST İLE VATANDAŞ AYIRT EDİLEBİLMELİ

Bu terör konusunda herkesin daha özenli bir dil kullanması gerektiğini gündeme getiririz. Terör konusunda kavga yerine herkesin birbirini anlayacak şekilde konuşulması gerektiğine inanıyoruz. Teröre karşı bir cephe gerekiyorsa bu sağ taraf olmalıdır. Herkes barış ve adalet içerisinde oluşacak bir Türkiye için terörün karşısına çıkmalıdır. Terör öncelikli olarak gerekçeleri ele alınarak kaldırılmalıdır. Ekonomik, sosyal sorunların çözülmesi öncelikli adımlar olarak görülmelidir. Terör mutlaka hukuk kuralları içerisinde önlenmelidir. Terörist ile vatandaşı ayırt eden bir anlayış ile terörün önlenmesi en temel ilkelerimizden biri olmalıdır. Olağandışı herhangi bir durumu teklif dahi etmemelidir. Olağanüstü Hal'in teklif edilmesi demek biz bunu çözmeye aciziz anlamına gelir. Kutuplaşmak terörün oyununa gelmektir. öel yetiştirilmiş bir anti terör birimi oluşturulmalıdır. Bu birim iyi eğitim almış, bölge halkının şartlarını iyi bilen ve özümsemiş, insan hakları konusunda eğitilmiş ve ellerinde de gelişmiş teknolojilere sahip bir birim olmalıdır. Bu birimin belli bir eğitim sürecinden sonra sivil iradenin emrinde olmalıdır. İstihbarat zaafiyetinin önlenmesi mecburiyetidir.

İSTİHBARAT ZAAFİYETİ GİDERİLMELİDİR

Özellikle Çukurca olayı göstermiştirki ciddi bir istihbarat ve intikal zaafiyeti mevcuttur. Türkiye'nin kendi istihbaratı üzerinde değilde müttefiklerinden aldığı istihbarat üzerine hareket etmesidir. Bu kadar ilerlemiş bir ülkenin ve terör konusunda tecrübe edinmiş bir ülkenin kendi istihbarat birimini kurması gerekmektedir. Sayın Başbakan ve heyeti ile bu konulardaki görüşlerimizi paylaştık. Ümit ediyorum ki Sayın Başbakan'ın yapmakta olduğu bu hareket bu görüşmeler bir konsensüs için bir aracı olur. Asla bir siyasal çıkar içerisinde bakılmaması gerektiğini belirtmek istiyorum. Görüşmenin içeriği genel olarak budur.

SİYASİ PARTİLER DÜŞMAN DEĞİL, RAKİPTİR

Biz bütün siyasi partiler ile görüşülmesini öneririz. Siyasi partiler birbirinin düşmanı değil, siyasi rakipleridir. Siyasi tecrübemiz gereği Sayın Başbakan'a da bunu ifade ettik. Bütün konular görüşüldü. Ancak Sayın Başbakan'ın kendi görüşlerini açıklamak vazifesi bana ait değildir. Sayın başbakan tüm partiler ile görüştükten sonra yol haritasını kamuoyu ile mutlaka paylaşacaktır' dedi.

İhlassondakika


Bu haber toplam 710 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri