Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Erdogan Uğur Dündar'a cevap verdi

28.03.2009 11:17
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gazeteci Uğur Dündar'ın eşinin Ergenekon soruşturması ikinci iddianamesinde adının geçmesiyle ilgili olarak, 'Bu iddianameyi hazırlayan Tayyip Erdoğan değil. Ben, bu sürecin içine giremem.
Fakat Sayın Dündar, beni ve Adalet Bakanımı eşimizle mukayese yaparak niçin beni bu işin içine karıştırıyor? iddianameyi ben mi hazırladım?”dedi.

NTV'nin canlı yayınında soruları yanıtlayan Erdoğan, Kıbrıs konusunda, “Kıbrıs'la ilgili olarak, hiç kimseyi dinlemedik. İşimize baktık. Mesela biz eğer, Kıbrıs'la ilgili sürece devam ederken eğer birilerini dinlemiş olsaydık, Kıbrıs'ta şu anda vardığımız konuma ulaşamazdık” diye konuştu. Kıbrıs'ta gereken adımları attıklarını ifade eden Erdoğan, “Şu anda da Kuzey Kıbrıs, bizim 6,5 yıllık iktidarımız döneminde kazandığı gerek siyasi noktada, gerek ekonomik kültürel noktada imkanı hiçbir dönemde kazanamamıştır” şeklinde konuştu.

ERGENEKON İDDİANAMESİ

Ergenekon davasına ilişkin sorular üzerine Erdoğan, “Siz, beni bir tuzağa çekmek istiyorsunuz. Ama o tuzağa ben girmeyeceğim. Pazar günü Ergenekon oylanmayacak” yanıtını verdi.

Ergenekon soruşturması ve davasının gideceği yere kadar gitmesi konusunda sonsuz bir irade sergileyecek misiniz?” şeklindeki soruya da Erdoğan, “Biz, sonuna kadar demokrasi diyoruz” dedi.

“Davasının birinci ve ikinci iddianamesinde özel hayata, hatta doğrudan soruşturmayla ilgisi olmayan kişilerin özel hayatına dokunan bazı ifadeler, telefon konuşması da yansımış oluyor. Bununla ilgili bir gazetecinin canlı yayında da dile getirdiği bir isyanı vardı. Bir vatandaş olarak, iddianamenin içinde bu tür şeylerin yer alması daha önce de eleştirildi. Sizin bununla ilgili söyleyeceğiniz herhangi bir şey olur mu?” sorusu üzerine Erdoğan şöyle konuştu:

“Bakın, burada bir şeyi çok açık net ortaya koyalım. Ben, o metnin tamamını bilmiyorum. Sadece bana arkadaşlarım kısa bir şey ifade ettiler. Bu iddianameyi hazırlayan Tayyip Erdoğan değil. Ben bu sürecin içine giremem. Fakat Sayın Dündar beni ve Adalet Bakanımı eşimizle mukayese yaparak niçin beni bu işin içine karıştırıyor? İddianameyi ben mi hazırladım? Burada ne yapacaksın? Yargı süreci düzeltecektir. Varsa var, yoksa yok. Orayla devam edecek olan bir süreç. Burada kalkıp şahsımla ilgili açıklama yapıyor. Nedir bu öfke? Bakın, bu aralarda ciddi manada kimyası bozulmuş durumda. Sadece bununla başlamıyor. Bundan önce başlayan bir süreç bu. Şu anda memuriyetini tam anlamıyla gayet güzel bir şekilde yerine getiriyor. Yaptığı iş bu. Bir defa dürüst olmak lazım. Yaptığı görevi dürüst yapmak lazım. Dürüst habercilik, geç bu işi. Ne dürüst haberciliği. Sadece memuriyetinin gereğini yapıyor. Ve seçimi farklı bir atmosfere sokarak sürdürmenin gayreti içerisinde. Ve belki de bu isyanlar oradan da geliyor olabilir. Ve kalkıp bu iddianame içerisinde yer alan böyle bir konuyu ne benimle, ne Adalet Bakanımla özdeş hale getirmesi çok çirkin bir defa. Bundan dolayı kendisini kınıyorum. Bunu da aynen o yargı süreci düzeltecektir. Onunla alakalı bir konudur. Dolayısıyla bunun dışında herhangi bir şeyi konuşmam da zaten burada kesinlikle doğru olmaz.”

“Cumhurbaşkanı 33 yıl aradan sonra Bağdat'a giden ilk Türk Cumhurbaşkanı oldu. Uçakta 'Kürdistan' kelimesini kullandı, kullanmadı tartışmaları oldu. Ardından Neçirvan Barzani bir açıklama yaptı. Mealen, 'Bırakın bu tartışmaları. Zaten Sayın Cumhurbaşkanının benle görüşmesi Kürdistan'ı tanıdığı anlamına gelir' dedi. Bu açıklamayı nasıl yorumluyor sunuz?”şeklindeki soru üzerine de Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bir defa, Irak'ın Kuzeyindeki yerel yönetim olayıdır. Ben, şu anda bunu konuşuyorum. Onun içeriğinde ne vardır, ne yoktur, o ayrı mesele. Ama Cumhurbaşkanımızın yaptığı açıklamaya baktığımız zaman ne duyuyoruz? Cumhurbaşkanımız diyor ki; 'Ben böyle bir açıklama, böyle bir ifade kullanmadım.' Neçirvan Barzani'nin söylediği şey, 'Bunu tanımaktır' ifadesi bir defa çok teknik bir terim. Neçirvan Barzani, bu teknik terimden uzak bir ifade kullanmış. Yanlış bir yaklaşım. O ne istediğini veya ne beklediğini söylüyor. Ama Cumhurbaşkanımız böyle bir şeyi kullanmadıktan sonra 'Sen, bunu kullandın' diyemezsin. Teknik bir terim bu, teknik bir tanım bu. Zaman içerisinde bunların tartışılması, görüşülmesi bunlar ayrı mesele. Ama şu anda kalkıp Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı 'Ben böyle bir ifade kullanmadım' diyorsa, ben bunu tartışmam.”

AF KONUSU

Terör örgütü PKK'nın tasfiyesi, silah bırakması konusunda iyimser olup olmadığının sorulması üzerine de Başbakan Erdoğan, “İyimser olmak isterim. Ama biz, her şeyden önce Türkiye Cumhuriyeti'nin yöneten hükümetiyiz. Bizim ilkelerimiz belli. Bu nedir? Silahların bırakılmasıdır” dedi. Erdoğan, “Af var mı?” şeklindeki soruya da “Öyle bir şey bizim gündemimizde yok. Söz konusu değil” karşılığını verdi. 'Eve Dönüş Yasası' çıkardıklarını anımsatan Erdoğan, “Eve Dönüş Yasası'nı çok farklı değerlendirdiler ve buna ilgi duymadılar. Aslında bu yasa bu süreci kolaylaştıran, bu süreçte onları da ciddi manada rahatlatacak bir adımdı. Şu anda bu işlerliğini zaten hala da koruyor. Bundan istifade edebilirler” şeklinde konuştu.

Erdoğan, Irak Cumhurbaşkanı Talabani'nin, Neçirvan Barzani'nin, İran ve Suriye'nin yapmış olduğu açıklamalara bakıldığında bölgede teröre karşı bir alan daralmasının söz konusu olduğunun ortaya çıktığını ifade etti.

DOĞRUDAN DİPLOMASİ

Kuzey Irak'la ve Irak'ın merkezi yönetimiyle medya üzerinden bir değerlendirme ve diplomasiye giremeyeceklerini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

“Onlarla olan bu diplomasimizi direk yaparız. Bu, telefon diplomasisi olur veya özel temsilcilerimiz vasıtasıyla olur. Kaldı ki ben, şu ana kadar gerek Orta Doğu'da, gerek Körfez'de, gerek Avrupa'da, hatta daha uzak olan ülkelerle olan ilişkilerimizi 'az laf çok iş' anlayışından hareketle özel temsilcilerim vasıtasıyla yaptım. Çünkü, özel temsilcilerimin dışında bunu yürütmüş olsaydım, şu ana kadar elde ettiğimiz başarıyı elde edemezdik. Ama şu anda biz netice alıyoruz. Bu neticeyi alırken de bir taraftan da özel temsilciler vasıtasıyla diplomaside güç kazanıyorsunuz. Yeni alternatifler bu noktada üretiyorsunuz. Bunları kazanıyorsunuz. Bir taraftan insan yetiştirmeye bir zemin hazırlıyor. Irak'la mesela Yüksek Düzeyli Stratejik Anlaşma'yı yaptık. Bu anlaşma artık meyvelerini vermeye başladı. Son Cumhurbaşkanımızın seyahatinde de çok ciddi anlaşmalar yapıldı. Aynı şekilde Suriye ile hiç kimsenin aklına gelmeyen şeyler oluyor. İran'la aynı şekilde oluyor. Kafkasya ile bunları yapar duruma geldik. Komşularımızla hakikaten hiç düşünülmeyen rakamlar şu anda dış ticarette bizim gündemimize girmeye başladı. Bundan sonra da bu sürecin artarak devam edeceği inancındayız.”

“Kürt Konferansı'na nasıl baktığının' sorulması üzerine de Erdoğan, “Ben, olayı bir konferans olarak değerlendirmiyorum. Yani bir dar çerçeve görüşme olabilir ama konferans dendiği zaman benim aklıma büyük şeyler geliyor”dedi.

“Bu noktada bir şey yapılacaksa zaten bizim burada bir rahatsızlığımız yok” diyen Erdoğan, “Benim Kürt kökenli vatandaşlarım var. Benim parlamentomda şu anda Kürt kökenli milletvekillerim var. Bakanlarım var, kabinemin içerisinde. Bunun zararı olacağına inanmıyorum” şeklinde konuştu. “Bu toplantıya terör örgütü PKK'nın katılması ya da katılmaması sizin için bir fark yaratır mı?” sorusuna da Erdoğan, “İllegal örgütlerle böyle bir şeyi yapamayız. Böyle bir şeye oturamayız. Böyle bir şeyi konuşamayız. Tabii sizlerden de bize böyle bir teklif gelmemesi lazım. Bu ülkenin evlatları olarak bu tür teklifleri, illegaliteyi, legal hale getirmenin hiçbir zaman yanında olmamalısınız. İllegalitenin olduğu bir yere biz hiçbir zaman legal bir yapı olarak ne partimiz ne hükümetim katılamaz” karşılığını verdi. “Seçimde Diyarbakır ve Batman'ı almanız durumunda bu Türkiye'nin Kürt sorunun çözümüne nasıl bir katkıda bulunacak?” sorusu üzerine de Erdoğan, “Her ilimiz yasal olarak, kriterler ne ise o kriterler çerçevesinde hizmetini almalı”dedi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

“Yerel yönetim olarak gidin bakın, buralarda siz DTP'nin yerel yönetimciliğinin işaretini göremezsiniz, alt yapı diye bir şey yok. Her taraf pislik içinde. Çöp, kanalizasyon falan yok. Hakkari'de bunu gördük. Şimdi benim vatandaşım hala buna 'evet' diyorsa, benim onlara söyleyecek bir şeyim yok. Tercihleri budur. Aynen devam etsinler. Ben, kimlik siyaseti yapanlara diyorum ki, 'Arkadaş sen önce işin yap. Bırak kimlik siyasetini 'Ben Kürtlerin temsilcisiyim' diyenlere, Hayır. Böyle bir şey yok. Kürt kökenli vatandaşlarımın sen ne kadar temsilcisiysen, en az ben de senin kadar temsilcisiyim. Ama ben oraya hizmet götürüyorum. Sen ne götürüyorsun? Eğer kimlik siyaseti yaparsan, ülkeyi bölersin. Benim ülkemde onlarca etnik unsura sahip olan vatandaşım var. Biz bunları birleştireceksek, sen bir kimliğin eğer temsilcisi, hizmetçisi olacaksan o zaman zaten kalkıp netice almak mümkün değil. O zaman sen de basit bir yere sıkışıp kalırsın. Daha yukarıya çıkamazsın. Orada kalırsın. Kimlik siyaseti ile bindirilmiş kıtalarla bölgesel bir miting yapıyorlar. Ama dikkat ettiyseniz, bizim mitinglerimizin hiçbirisi bölgesel değil.”

ABD BAŞKANI OBAMA'NIN ZİYARETİ

ABD Başkanı Barack Obama'nın, Türkiye'ye yapacağı ziyarete ilişkin bir soru üzerine de Erdoğan, kendi iktidarlarında eski Başkan Bush ile geçen 6.5 yıllık dönemden sonra yeni bir döneme girildiğini belirterek şöyle konuştu:

“Tabii, çıta çok yüksek. beklentiler çok yüksek. Yaptığı konuşmalarla Obama çok farklı mesajların sahibi olduğunu ifade etti. Biz de bu çerçeve içerisinde ortak olarak dünya barışa nasıl katkıda bulunuruz. Biz örneğin bulunduğumuz bölgede neler yapabiliriz? NATO'da beraberiz, neler yapabiliriz? Tüm bunları konuşma imkanımız olacak. En önemlisi dış politika açısından söylüyorum, Orta Doğu burayla ilgili neleri müşterek yapabiliriz? Çünkü, bugüne kadar atılan adımların doğru olmadığı alınan neticelerin sonunda ortaya çıktı. Doğru olanı bulmamız lazım. Bizim bazı tekliflerimiz olmuştu, bu tekliflerin yerini bulduğunu zannediyorum. Bunları görüşmelerden sonra konuşacağız. Amerika'nın, İran'a, Suriye'ye bakışı var. Suriye'ye bakışında gelişim var. Biz, ilk defa Suriye'ye gittiğimizde, malum bazı medya grupları çok aşırı yüklendi ve 'rağmen gitti' dediler. Biz de dedik ki, 'Kendi dış politikamızı kendimiz belirleyeceğiz. Rağmen gitmek diye bir şey yok' Bizim ilkemiz komşu ülkelerle düşman olmak değil, dost olmaktır.

İran'la olan ilişkiler noktasında, görüşebiliriz, masaya oturabiliriz deniliyor. Karşılıklı sıcak mesajlar dönemi başladı. Türkiye olarak da bize düşen bir şeyler olursa biz her zaman hazırız.”

Brüksel'de “Ne bekliyorsunuz?” diye kendisine sorulduğunda “Sayın Obama'dan 'Sessiz yığınların sesi, kimsesizlerin kimsesi olmasını bekliyorum' dediğini anımsatan Erdoğan, “Burada da kendisi ile görüştüğümde yine söyleyeceğim, böyle söylemiştim bunu yine sizden bekliyorum diyeceğim. Çünkü, Amerikada beklenen budur. Bunu sağlamalı, bunu başarmalı” diye konuştu. Başbakan Erdoğan, Obama ile yapılacak görüşmelerde ağırlıklı olarak dünya barışı üzerinde duracaklarını kaydetti.

“Bazı vatandaşlara kamu ya da özel kişilerden 'mahalle baskısı' yapıldığı” iddialarına ilişkin bir soru üzerine de Erdoğan, “Bize ulaşan bir şey olursa, biz bunu düzeltmekle hükümlü olduğumuzu düşünüyorum. Devletin bu noktadaki kurumları bunları düzeltmek ve takip etmekle sorumludur. Bana, partime, Bakan arkadaşlarımıza ulaştığında bunun takipçisi olacağız. Çünkü, adaletsizliğe müsaade etmem söz konusu değil” şeklinde konuştu. Bazen de azınlıkların, çoğunluğun hukukundan çok daha fazla hukuk elde etmenin gayreti içerisine girdiğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu da haksızlık. Hukuk içerisinde, özellikle ne ise bunu müşterek olarak yapalım. Mesela burada vakıflarla ilgili bir yasayı çıkardık. onlara ait olan eserleri kendilerine süratle teslim edeceğiz. O süreci başlattık. Van Gölü'ndeki Akdamar Adası'ndaki kilise ile ilgili attığımız adım, sembolikte olsa, devletin kasasından yaptık. Sembolik olan Ermeni Ortodoks Kilisesi'nin restorasyonunu yaptık. Hayata geçirmiş olduk. Artık Ermeni Ortodoksları dünyanın her tarafından gelip orayı gezip görebilme imkanına sahip. Türkiye'nin değişik yerlerinde bu tür eserleri restorasyon çalışması içerisine aldık.” İçki içen vatandaşların mahalle baskısı gördüğü iddialarına ilişkin bir soruya da Erdoğan, “Şu anda Türkiye'de alkol tüketimi bizden önceki dönemlere göre daha fazla. Biraz gerçekçi ve dürüst olalım. Bazı medya grupları, bu işi alıyor abartıyor” dedi.

NATO GENEL SEKRETERLİĞİ SEÇİMİ

“NATO Genel Sekreterliği için bir seçim söz konusu. Rasmussen'in ismi geçiyor. Bizim Danimarka ile ROJ TV'den dolayı çok gergin ilişkilerimiz oldu. Karikatür konusu var. Rasmussen'in adaylığına Türkiye nasıl bakıyor?” sorusu üzerine de Erdoğan, Rasmussen'in bugün kendisini tekrar aradığını ve bir görüşme yaptıklarını belirterek, ona toplumdaki rahatsızlığı ilettiğini söyledi. Olayın bir kaç boyutu bulunduğunu dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“NATO'nun biz burada yıpranmamasını istiyoruz. İki sizin bir Başbakan olarak bu süreçte yıpranmanızı doğru bulmuyoruz. Çünkü, karikatür krizi ile halkı Müslüman olan ülkelerde çok ciddi bir tepki oluştu. Ve bu ülkeler bizi aramaya başladı. Diyorlar ki 'Sakın ha.' O günün ne yazık ki bu güne taşınmasıdır. Bir diğer konu Roj Tv noktasında. Ben, size bazı şeyler söyledim. Karikatür krizi ile ilgili sizi telefonla aradım. Niçin Müslüman büyükelçileri davet edip de 'Ben gereğini yapacağım.' şeklinde izahat noktasına gitmediniz? Bu noktada bana olumlu bir yanıt veremediniz? Ve bir olumlu adım atmadınız? Ondan sonra Roj Tv konusunu sizi ziyaretimde Danimarka'da gündeme getirdim. Orada da siz önüme benim maalesef Danimarka'daki yasaları getirdiniz. Her türlü belgeyi gönderdiğimiz halde hala belgelerin gönderilmediğini o zamanlar aranızda tartıştınız. 4 yıl oldu neredeyse, bu işi sonuçlandıramadınız. Bu konuda ciddi manada rahatsız. Ama şimdi farklı şeyler konuşuluyor.”

“Bunlar veto anlamına mı geliyor?” sorusu üzerine de Erdoğan, “Bunları anlattım ve bu konuşmaların neticesinde tabii o bu süreci kesmek istemiyor. Ama nisanın 3'ü 4'ü Brüksel'de de bu konuyla ilgili belki de Fransa'da bir karara varılacak. Böyle bir durumda söz konusu. Ben kendisine de tabii, benim bunu halkıma izah etmem öncelikli görevimdir. Öncelikli bakış açımda budur. Bir diğeri de tabii ben, şu anda bir parti lideriyim. Lider olarak da partimin ilkeleri ile kesinlikle çelişkiye düşmemem gerekir. Bu çelişkiye düşmemenin de ne anlama geldiğini takdir edersiniz dedim” yanıtını verdi.

Programın sonunda “Pazar günü yapılacak seçimlerin ülkemiz, milletimiz ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum” diyen Başbakan Erdoğan, helikopter kazası geçiren BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile ilgili şunları söyledi:

“Şu anda, siyasetteki arkadaşımız Muhsin Bey'e ve yanındaki arkadaşlara da rahmet diliyorum. Ayrıca, BBP camiasına baş sağlığı dilerken, ailesine ve milletimize de baş sağlığı temennisinde bulunuyorum. Çünkü, siyasette gerçekten dürüst, dik duran bir arkadaşımızdı. İyi tanıdığım bir arkadaşımızdı. Bunu da burada ifade etmek istiyorum.”

İspanya-Türkiye maçı ile ilgili tahmininin sorulması üzerine de Erdoğan “Tahmin demeyelim de galip gelmek için temenni diyelim. Galip gelmek için maça çıkıyoruz. Fakat şartlarımız da zor. Sakat oyuncularımız çok. Temenni ederiz ki, İnşallah orada başarılı bir netice ile Türk futbol takımı döner. Öz güvenlerine ben de güveniyorum”karşılığını verdi.

Kaynak:
Bu haber toplam 1530 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri