Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Erdoğan'dan Baykal'a Sezer'li tepki

12 Eylül 2008 / 23:10
Cumhurbaşkanı Gül'ün Erivan ziyaretine CHP lideri Baykal'ın gösterdiği tepkiye Başbakan Erdoğan, önceki Cumhurbaşkanı Sezer'le yaşadıkları ile cevap verdi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''halka hizmet etmek isteyenlerin, önceliği halka hizmet olanların her zaman ve her yerde engellerle karşı karşıya olduklarını'' söyledi.

Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen iftar yemeğine, eşi Emine Erdoğan ile katıldı.

Yemeğin sonunda bir konuşma yapan Erdoğan, sözlerine, ''Eyüp'ten Pendik'e, Küçükköy'den Kadıköy'e her semti, her insanı, her sokağı, her mahallesiyle İstanbul'u ve İstanbulluları sevgiyle selamlıyorum'' diyerek başladı.

İstanbul'u sevmek ve bunun gereği olarak ona emek vermek ve hizmet etmenin kendileri için en büyük bahtiyarlık olduğunu vurgulayan Erdoğan, gözlerinin ve gönüllerinin her zaman İstanbul'un üzerinde olduğunu ifade etti.

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Çünkü İstanbul, vatanımızın, tarihimizin, kültürümüzün, irfanımızın, kısaca medeniyet birikimimizin özüdür, özetidir. Hamdolsun, aldığımız kültür sayesinde toprağımız ve tarihimizle barışık bir siyaset çizgisi üzerinde yürüyoruz. Buradan, İstanbul'dan aldığımız ilham sayesinde yeri geliyor hem Sivaslıyız, hem Siirtliyiz, Halis Ağa'yı gördüm, hem Diyarbakırlıyız, hem Rizeliyiz, hem Vanlıyız, Yozgatlıyız, Manisalıyız, Edirneliyiz vesselam.''

Burada bütün renklerin çeşitli ahenkler içerisinde, bütün desenlerin uyum içerisinde olduğunu dile getiren Erdoğan, yine buradan, İstanbul'dan aldıkları ilhamla bugün Türkiye'nin her köşesini, her şehrini mamur hale getirmeye, Türkiye'nin temel meselelerini çözmeye çalıştıklarını anlattı.

-''İSTANBUL, MUHTEŞEM BİR ÖĞRETENDİR''-

Erdoğan, Türkiye'nin her şehrinin, her insanının, en az İstanbul kadar barış ve hoşgörü içerisinde yaşamasını istediklerine dikkati çekerek, şöyle devam etti:

''Zira İstanbul, yüreği açık olanlar için, öğrenme kabiliyeti olanlar için esasen muhteşem bir öğretendir. Burada farklı medeniyetlerin sentezini bulur, ötekiyle çatışmadan, kimseye 'öteki' demeden bir arada yaşarsınız. Burada kelimenin tam anlamıyla çokluk içinde birliğin iklimini yaşarsınız. Zira burada hem sizin hukukunuz korunur, hem de siz başkalarının hukukunu korumak zorundasınız. Boğazın iki yakası nasıl aynı beden ve ruh olarak bütünleşmişse, ortasından deniz akan bu şehirden beslenen birlik ruhu nasıl kıtalara yüzyıllar boyu adalet taşımışsa, bugün de, yarın da İstanbul, sevginin, adaletin şehri olmaya devam ediyor, devam edecek. Burada ne Harbiye Fatih ile karşı karşıya gelir, ne Üsküdar yanı başındaki Kadıköy ile. Yüz yıllar değil bin yıllar burada muazzam bir ahenge ulaşmıştır. Salacak Sarayburnu'na nasıl sevgiyle bakarsa, İstanbul aynı sevgi ve muhabbet dersini verir. Bütün şehirlere, bütün insanlara verir.''

Başbakan Erdoğan, bu büyük şehre hizmet eden, burayı güzelleştiren, ebedi güzelliklerini koruyan yöneticilere de hizmetlerinden dolayı teşekkür etti.

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Biz, ilk derslerimizi burada aldık. Diplomalarımızı da burada aldık. Burada, İstanbul'da yoğrulduk. Burada yandık, burada piştik. Burada olduk, hamdolsun. Halka hizmet etmek isteyenler, önceliği halka hizmet olanlar her zaman ve her yerde engellerle karşı karşıyadır. Bu gerçek bir anlamda eşyanın tabiatıdır. Böyle olması da esasen normaldir. Dolayısıyla milletin hukukunu gözetmeye, milletin hakkını korumaya çalışan yöneticilerin, kişisel çıkar kavgası verenlerin ayağına basma ihtimali az da olsa vardır. Kişisel çıkar kavgası verenlerin en çok haz etmeyeceği kişiler ise haksız çıkarlarına engel olan yöneticilerdir. Bizler, feleğin çemberinden geçerek buralara geldik. Bunu ifade etmek durumundayım. Hangi bedelleri ödediğimizi, hangi haksızlıklara maruz kaldığımızı bu millet çok ama çok iyi biliyor.''

-''BİR GÜN OLSUN KEYİF ÇATMADIK''-

Başbakan Erdoğan, milletin rızasını alarak, millete layık olmak için kılı kırk yararak, hak ve hakkaniyet ölçülerine azami gayret göstererek geldiklerini ifade ederek, geldikleri yerde de öyle bir gün olsun keyif çatmadıklarını, çatamadıklarını kaydetti.

Erdoğan, şöyle devam etti:

''Bir gün olsun arkamıza yaslanıp, koltuğun rehavetine, Ankara'nın rehavetine, makam ve mevkinin rehavetine kendimizi bırakmadık. Sağ olsun zaten bırakmadılar da. O fırsatı vermediler bile. Zaten kameralar, fotoğraf makineleri, onlar sürekli çalışıyor. Sizin zaten böyle bir hakkınız yok. Hak onların. Aylarca onlar, orada, rehavet koltuklarında rahatlıkla yatlarıyla her şeyiyle kalabilirler, ama sen kalamazsın. Senin böyle bir hakkın yok. Biz de 'varsın olsun' dedik. 'Olmasın' dedik. 'Yeter ki bu vatan sağ olsun' dedik. 'Her şey Türkiye için' dedik ve yola devam ettik.''

Bulundukları noktada tek dertlerinin Türkiye olduğunu dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin muhteşem bir yükseliş trendinde olduğunu söyledi.

Lütfi Kırdar'ın hemen yanında büyük bir çalışma yapıldığını, şu anda gece gündüz demeden orada bütün iş makinelerinin çalıştığını ve iftihar edilecek dev bir kongre merkezine sahip olunacağını anlatan Erdoğan, 2009 yılında burada Dünya Uluslararası IMF Toplantısının yapılacağını belirtti.

Türkiye'nin artık uluslararası bütün organizasyonların ev sahipliğini yapacak hale geldiğini ifade eden Erdoğan, bu hazırlığın da bunun için yapılmakta olduğunu kaydetti.

Aynı anda bini aşan odada ikili görüşmelerin yapılabileceği bir organizasyonun hazırlandığını anlatan Erdoğan, böylece 2010 Avrupa Kültür Başkenti altyapısının da güç ve kuvvet bulmuş olacağını ifade etti.

Hazırlıkların sessiz ve derinden yürütüldüğünü, ramazan davulu çalarak bunu yapmadıklarını dile getiren Erdoğan, işi bitirdikten sonra 'işte yaptık' diyeceklerini söyledi.

Başbakan Erdoğan, dünya üzerinde bölgesinde aleyhine işleyen onca meseleye rağmen Türkiye'nin her anlamda gücüne güç katmakta olduğunu kaydetti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, siyaset üretemeyenlerin ''dedikodu'', doğru haber üretemeyenlerin de ''vicdanları yaralayacak iftiralar'' ürettiklerini ifade ederek, ''Güneşe çamur atanlar, bize kötülük yaparak bu ülkenin imkan ve kaynaklarını heba etmek isteyenler arzularına eremeyeceklerdir'' dedi.

Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin iftar yemeğindeki konuşmasında, şu anda İstanbul'un yanı sıra tüm Türkiye'nin şantiye halinde olduğunu, İstanbul'da toplu taşımaya yönelik çalışmaların süratle sürdürüldüğünü kaydetti.

Marmaray'ın 2010-2011'de bitirilmesi için çalışmaların hızla devam ettiğini, ayrıca Marmaray'ın güneyinden lastik tekerlekli araçlar için ikinci tüp geçit ihalesinin yapıldığını ve sahibinin belli olduğunu belirten Erdoğan, şimdi yer tesliminin yapılacağını ve böylece yer altından lastik tekerlekli araçların geçişine de imkan sağlanmış olacağını söyledi.

-''3. KÖPRÜ ÇALIŞMASINI YÜRÜTÜYORUZ''-

Erdoğan, ''Yeni bir adım olarak 3. köprü çalışmasını da yürütüyoruz. Aksi takdirde İstanbul ulaşımını geleceğe taşıma noktasında İstanbul'u rahatlatmamız mümkün değil'' dedi.

3. köprüye karşı çıkılmasını eleştiren Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Bazıları çıkıp televizyonlarda konuşuyor. Konuşuyor da peki şu anda bu sıkıntıyı nasıl aşacağız? Bu noktada verebilecek bir aklın var mı? Onu söyle. Yok. Söylediği tek şey var; '3. köprüye ihtiyaç yok'. Ya bu kafa '1. köprüye de ihtiyaç yok' diyordu. Bunlar '2. köprüye de ihtiyaç yok' diyor. E bunlarla bir yere gidemezsiniz ki. Yapılacak bir şey var mı? Çözümün var mı onu söyle. Söyledikleri hiçbir şey yok. Ve olmaz da. Sadece bunlar 'istemezük' yapı bu. Ama biz mecburuz, sorumluluk mevkisindeyiz, bunları aşacağız. Büyük zorlukların içinden çıkarak zorlukları fırsata dönüştürebilen bir ülke olduğumuzu ispat edeceğiz. Türkiye'nin demokrasiyle, hukukla, kalkınma ile payidar olmasından başka bir muradımız yoktur. Türkiye'nin zaaflarından beslenenler, demokrasinin kırılganlığından yararlanıp milletin emeğini, gücünü, alın terini hortumlayanların yıldızı bizimle barışmadı, ama bu millet bizi hizmetlerimizden dolayı sevdi, takdir etti.''

-''GÜNEŞE ÇAMUR ATANLAR''-

''Siyaset üretemeyenlerin 'dedikodu', doğru haber üretemeyenlerin de 'vicdanları yaralayacak iftiralar' ürettiklerini'' söyleyen Erdoğan, ''Ama güneşe çamur atanlar, bize kötülük yaparak bu ülkenin imkan ve kaynaklarını heba etmek isteyenler arzularına eremeyeceklerdir. Bizler milletimizin bize gösterdiği bu sevgiyi, bu muhabbeti bugüne kadar karşılıksız bırakmadık, bundan sonra da karşılıksız bırakmayacağız'' dedi.

Bugün Türkiye'nin Kafkasya krizinden, Orta Doğu krizinden, medeniyetler arası krizden en az etkilenerek, bölgesel barışa, adalete maksimum fayda sağlayan, itibarı bütün dünya nezdinde en yüksek noktaya çıkan bir ülke olduğunu dile getiren Erdoğan, Fransa'nın dönem başkanlığında ''acaba fasıllar müzakere edilir mi? Hiçbir fasıl görüşülmez'' diyenlerin, şimdi masanın üzerine 2, 3, 4, 5, 6 tane faslın müzakere için gelebileceğini konuşmaya başlayınca şaşırdıklarını kaydetti.

-''ANA MUHALEFET ANLAYIŞI''-

Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Nasıl oluyor bu? İşte bu ikili diyaloglarla oluyor. Bu münasebetlerin her geçen gün artırılmasıyla oluyor. Biz ötelemiyoruz. Biz dışlamadık, kaçmadık. Tam aksine masada hep oturduk, bulunduk. Bugün Tiflis'te Türkiye'nin sesi yankılanıyor. Bugün Filistin'de, Erivan'da Türkiye'nin barış ve adalet mesajı yankılanıyor. Cumhurbaşkanımız Erivan'a gidiyor. Ana Muhalefet Lideri çıkıp diyor ki 'git bir de orada soykırım anıtına çelenk koy'. Bu ülkenin evladı olup da bu ülkede Ana Muhalefet Lideri olup da kendi Cumhurbaşkanı'na bu denli hakaret edecek seviyeye bir siyasetçi düşebilir mi? Benim de bundan önceki Cumhurbaşkanımızla anlaşamadığım birçok konu vardı, ama bir tek gün çıkıp da Cumhurbaşkanımızın aleyhinde bir ifade kullanmadım. Hele böyle milli bir meselede. Kullanamazdım. Çünkü biz tepede tek görünmek durumundaydık. Bir görünmek durumundaydık, ama bu ne hazımsızlık, anlamak mümkün değil. Böyle bir ana muhalefet anlayışı olur mu? Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde böyle bir ana muhalefet anlayışı göremezsiniz. Bu ancak ilkel toplumların siyaset anlayışı içerisinde olur. Bizde de bunun temsilcisi bellidir.''

-''GERİLİM VE KAVGADAN BESLENEN SİYASET POLİTİK GELENEK''-

Erdoğan, Bakü'de Türkiye'nin sesi, dostluğu ve kardeşliğinin yankılandığını, Orta Doğu'nun en çözümsüz sorunu karşısında bütün dünya acz içinde iken Türkiye'nin uzanan barış elini herkesin tutmak istediğini ve bütün dünyanın bu siyaseti takdir ettiğini kaydetti.

Bakü'de Aliyev'in, ''Bizim muhalefet hiçbir zaman bize bu tür ifadelerle yaklaşmadı. Biz anlamakta zorlanıyoruz'' dediğini dile getiren Erdoğan, Paris, Londra, Washington ve Moskova'nın dünyanın kriz bölgelerinde bulamadığı çözümü Türkiye'den yükselen yüksek iradeyle çözüme kavuşturmanın umudunu taşıdığını ifade etti.

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Ne yazık ki Türkiye'nin sevincine ortak olamayan bir muhalefet var. Ne yazık ki bu muhalefetle bizler çekiyoruz. Çekmeye de devam edeceğiz. Sürekli gerilim ve kavgadan beslenen, siyaseti çatışma alanına çekerek milletin birikimini çalıp çırpan bir politik gelenek var Türkiye'de. Büyük zorlukları aştık. İnşallah bu zorlukları da aşacağız. Bu itibarı kimse kendi kişisel çıkarları için gölgeleyemez. Kimse Türkiye'nin siyasi istikrar ve saygınlığına leke süremez. 30-40 yıllık kirli düğümleri çözdüğümüz gibi, asırlık yaralara da neşter atıyoruz. İstiyoruz ki bu milletin başı dik olsun, istiyoruz ki bu devletin başı dik olsun.''
Kaynak:
Bu haber toplam 684 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri