Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Eskiden enişten teyzeni yemeğe mi götürürdü

16.04.2010 12:25
'Aaa bunlar cibe biniyor, bunlar dindar, bunlar cumaya gidiyor. Bakasanıza içkisiz lokantalar arttı.' diyenlere Medya Derneği Başkanı Salih Memecan'dan anlamlı cevap:Eskiden...

 

MORALHABER.NET ÖZEL
Yasal uyarı: Kaynaksız kullanılamaz!

Dursun Kabaktepe'nin röportajı

'Aaa bunlar cibe biniyor, bunlar dindar, bunlar cumaya gidiyor. Bakasanıza içkisiz lokantalar arttı.' diyenlere Medya Derneği Başkanı Salih Memecan'dan anlamlı cevap: 'Eskiden Anadolu'nun bir kasabasında enişten teyzeni yemeğe mi götürürdü?Şimdiki modernleşme bu. Artık insanlar akşamları yemeğe çıkıyor aileleriyle beraber. Bu da yeni bir sistem getiriyor. Bu modernleşmenin ticarete yansımasıdır. ‘Türkiye muhafazakârlaşıyor, Türkiye dindarlaşıyor’un görüntüsü değil. Bu modernleşen Türkiye’nin görüntüsüdür.'

Salih Memecan'ın ismini söylediğimde hemen aklınıza Bizimcity’nin geleceğinden eminim. 21 yıldır Sabah gazetesinde düşüncelerini, fikirlerini ve siyasete bakış açısını karikatürleri ile okuyucusunun beğenisine sunun Salih Memecan, şimdi de yeni kurulan Medya Derneği’nin başkanı olarak karşımıza çıkıyor. ‘Kaliteli medya kaliteli demokrasi’ sloganıyla kurulan derneğin başkan yardımcılığını Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu yapıyor. Medya Derneği’ne TRT, 24 TV, ATV, Bugün TV, Kanal 7, Kanaltürk, Mehtap TV, Samanyolu TV, TV Net, Ülke TV, Yumurcak TV, Aksiyon, Bugün, Star, Takvim, Türkiye, Yeni Şafak ve Zaman gazetesi destek veriyor. Bizde Salih Memecan’a Medya Derneği’nin amacını, faliyetlerini, neden böyle bir derneğe ihtiyaç duyduklarını sorduk. Derneğin Taksim’deki merkezine Moral FM Haber Müdürü Oktay Mahşer ile birlikte gittik. Radyolar konusunda yapılacak bir çalışmanın da müjdesini  Salih Memecan’dan aldık. Tabii ki sohbetimiz sadece bunlarla sınırlı kalmadı. Salih Memecan’a karikatürlerini ve karikatür çizmeye nasıl başladığını da sorduk. Bir de bize özel karikatür çizmesini rica ettik. O da bizi kırmadı.

Fotoğraflar: Esad Sivri

MEDYA KONUSUNDA ULUSLAR ARSI ÇALIŞMALARIMIZ OLACAK
-Medya Derneği’nin amacı nedir?
Amacımız medyadaki kaliteyi artırmak. Bu yüzden sloganımız ‘Kaliteli medya kaliteli demokrasi’dir.  Türkiye’nin ciddi bir değişimden geçtiği bu süreçten medya da etkileniyor. Bizde medyayı sorgulamaya başlıyoruz. Çünkü eskiden gazetecilik sınırlarlı belli bir meslekti.  Şimdi öyle değil. Kimin gazeteci olduğu, kimin olmadığı sınırı artık net değil. Elinde cep telefonu ve kamerası olanlar haberci oldu. Çok başarılı işler de yapmaya başladılar. O yüzden kendimizi sorgulamamız gerekiyor: ‘Bizim meslek nereye gidiyor? Biz nereye gidiyoruz? Bizi gazeteci yapan nedir? Bizim ilkelerimiz nedir?’  Biz Medya Derneği olarak bu değişimlerin ilkelerini belirlemek için bir araya geldik. En başından da söylediğim gibi amacımız kaliteli medya.

-Bu düşüncelerinizi hangi projelerle destekleyeceksiniz?
Amerika ve Avrupa’daki uluslar arası derneklerle iletişim kurarak bu alanda yeni projeler geliştireceğiz. Meslek öncesi eğitim programları çalışmalarımız olacak.  Üniversite üçüncü sınıfta olan öğrencilere staj imkanı sağlayacağız. Onları meslek içinde eğiterek iş hayatına hazırlayacağız. İkincisi ise üniversiteyi bitirmiş öğrencilere 4 haftalık meslek eğitimi planlıyoruz. İki haftası teorik iki haftası pratik olarak iş hayatında çalışacaklar. Üçüncüsü gazetecilik mesleğini yapanlara uluslar arası standartlarda bu mesleğin nasıl yapıldığını öğretmek için dersler vereceğiz. İlk derslerimiz ise medya etiği  ve dijital medya çalışması olacak. İlk önce internet üzerinden derslere başlayacağız sonra ise yüz yüze eğitimler vermeye başlayacağız. Hocalarımızın bir Türk diğeri de Amerikalı olacak.

-Sonra...

Medya konusunda uluslar arası konferans düzenlemek istiyoruz. Yılda veya birkaç yılda bir konferans yapma gibi düşüncemiz var. Diğer bir projemiz ise medya konusunda akademik bir dergi çıkarılmasına ön ayak olmaktır. Medya akademisyenleri için böyle bir çalışma istiyoruz.

-Medya Derneği ile ilgili tüm açıklamalarınızda demokrasi konusuna özel vurgu yapıyorsunuz. Bu da akıllara söyle bir soru getiriyor. Türkiye’deki medyanın demokrasi sorunu mu var?
Türkiye’de demokrasinin yaygınlaşması konusunda bir sorun var. Türkiye’de ve dünyada yaşanan değişimler eski medya anlayışını sorgulamamızı gerektiriyor. Çünkü halk değişiyor. Medyaya yeni oyuncular katılıyor. Böylelikle eski sistem sorgulanmaya başlanıyor. Bu yüzden medya konusunda ciddi bir değişim gerekiyor.

-Yönetim kurulunda bir radyocunun olmaması özel bir tercih miydi? Yoksa radyolar buna duyarsız mı kaldı?
Hayır, özel tercih değildi. Temsil edilen kuruluşların içinde bir sürü radyocular var. Onlar radyocuları da temsil ediyorlar. Bu konular onların kapsama alanında. Gelince radyocu arkadaşlar konuşacağız ve biz nereden başlayabiliriz sorusunu soracağız. Aynı şekilde yerel medya konusunda da çok talep ver. Sonra bir yerel medya konferansı yapmayı düşünüyoruz.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE ÖNEM VERİYORUZ
-Türkiye’de Basın Konseyi, Gazeteciler Cemiyeti vb. gibi birçok medya derneği var. Sizin bunlarla ortak paydanız nedir?
Ortak paydamız medyadır. Basın Konseyi, Gazeteciler Cemiyeti ve Gazeteciler Sendikası medya etiği konusunda bir çalışma yaparsa bizde destekleriz. Gazetecilerin daha iyi yaşaması bizim de amaçlarımız içindedir. Bir konularda tek bir derneğin temsil hakkının olması eski zamanlarda kaldı. Şimdi çok seslilik zamanı. İnsanlara tercih hakkı doğsun. Türkiye’de bir tek medya derneği olacak diye bir şey yok.

-Diğer medya derneklerinden farklı olacağınızı söylediğiniz bir alan var mı?
Biz medyadaki kalitenin artırılmasına önem veriyoruz. Basın özgürlüğüne önem veriyoruz. Bunların da demokratik toplum için çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Başarılı oldukça Türkiye daha başarılı olacaktır. Başarı arttıkça medya da uluslar arası seviyeye çıkmış olacaktır.

-Derneğin içinde TRT, Sabah, Bugün, Star, Zaman, Yeni Şafak  ve Türkiye gazetesi gibi kuruluşlar ön plana çıkıyor. Doğan Grubu’na ait gazete ve televizyonlar suskun,  Habertürk ise tarafsızlığı ön plana çıkararak katılmayacağını açıklıyor. Sizce burada farklı bir demokrasi anlayışı mı ön plana çıkıyor?
Medya konusunda ‘Ben tarafsızım’ demek bence çok yanlış. Medya kalitesi konusunda tarafsız olmaman gerekir. Kalite konusunda taraf olman gerekir. Medyada kalitenin tarafı olarak bu çalışmalara destek vermek gereklidir. Biz siyasi bir parti değiliz, siyasi bir görüş değiliz. Amacımız medyadaki kalite. Bu konuda destek vermek isteyen her gazeteciye açığız. Zaten buraya katılıp katılmamak diye bir şey yok. Biz faaliyetlerimize başladığımızda onlar da katılacaktır. Katılamamaları anlamsız olur. Bizim tarafımız medyadaki kalite.

KURULUŞ AMACIMIZDAN BİR TANESİ DE TARAF OLMA ÖZGÜRLÜĞÜ
-Bir de şöyle bir eleştiride bulunuyorlar. Bu derneğin yönetim kurulunda bulunan isimlerin çalıştıkları kurumların hükümete destek verdiklerini söylüyorlar. Bu konuda nasıl bir açıklama yapacaksınız?
Bu çok yanlış bir yaklaşım. Bu konu öyle hükümeti desteklemekle, desteklememekle ilgili bir şey değildir. O başka bir ayrıntı. Onu biz günlük yazılarımızda, çizgilerimizde, günlük yaptığımız medya işlerinde  yapabiliriz. Ama bu iş hepimizin bir araya gelerek ortak çalışmamızı gerektiren bir iştir. Dolayısıyla onla bunu karşılaştırmak çok yanlış. Onlar elini taşın altına koydular ve bu dernek konusunda her türlü yardımı yapacaklarını söylediler.  Diğerleri katılmak isterlerse onlarda elini taşın altına koysun.

- 'Yandaş medya dernek kurdu' gibi haberler yapılarak eleştiride bulundular. Sizce karşı taraf olmayı mı seçtiler?
Senin de dediğin gibi karşı taraf olmayı seçmek bir pozisyondur. Bunu seçebilirler. Ama bu yandaş olma konusuna gelince şunu söyleyebilirim. Kuruluş amaçlarımızdan bir tanesi de yandaş olma özgürlüğünü savunmaktır. Taraf olma özgürlüğünü savunmaktır. Fikrini özgürce savunmaktır. Eğer medyada taraf olamıyorsan zaten o medyada belli sıkıntılar var demektir. Burada mesele hangi tarafta olduğundur. Bu da kuruluşların kendi tercihlerine kalmıştır. Ama taraf olabilmeli insan.

KALİTELİ MEDYA, KALİTELİ DEMOKRASİDEN YANA TARAFIZ
-Neyin tarafı olabilmeli?
Kaliteli medya, kaliteli demokrasiden yana taraf olmalı. Çünkü kaliteli medya, kaliteli demokrasinin şartıdır. Biz demokrasi konusunda tavrımızı koymuşuz. Tutup da demokrasi karşıtı bir medya karşısında tavrımız bellidir. Siyasi hayatın sağındayızdır, solundayızdır, önündeyizdir, bu başka bir konudur.  Bu her gazetecinin ve kurumun kendi özgür tercihidir. Ona biz karışamayız.  Bir şeyi empoze etmemiz çok yanlış olur. O çok seslilik ilkesine uymaz. 

MİLLİ GÜVENLİK DERSLERİNİN YERİNE DEMOKRASİ DERSİ KONULSUN
-Türkiye’nin geçmişine baktığımızda demokrasi alanında medya mensuplarının sabıkası olduğu gelen itiraflarla ortaya çıkıyor. Sizce medya mensuplarına okul yıllarında demokrasi eğitimi verilmeli mi? Sizin demokrasi eğitimi konusunda bir çalışmanız olacak mı?
Özel eğitim konusu Milli Eğitim Bakanlığı’nın sorunu olsun. Belki Milli Güvenlik derslerinin yerine demokrasi dersi koyabilirler. Ben demokrasi eğitimi konusunda şuna inanıyorum. Medyada kaliteyi artırınca, çok sesliliği sağlayınca demokrasi eğitiminin de kendiliğinden gelişeceğine inanıyorum.

GEÇEN SENEYE KADAR DARBE PLANLARI YAPILIYORMUŞ
-Demokrasi ve medya mensupları konusunu tartışırken Balyoz darbe planı içinde yararlanılacak ve tutuklanacak gazeteciler listesi gündeme geldi. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Gazetecileri böyle ikiye ayırmanın ve gruplara bölmenin haksızlık olduğunu düşünüyorum. Kim ki onlar benim hakkımda değerlendirme yapıyorlar. Birileri sizi değerlendirirken doğru değerlendiremeyebilir. O yüzden bu gruplandırmalar çok yanlış.

-Hocam yanlış olduğunu söylüyorsunuz ama bunlar içinde bulunan tutuklanacak gazeteciler dava açtı. Faydalanacak gazetecilerden birkaç isim tepki gösterdi. Diğerleri susmayı tercih etti. ‘Bizi neden bu listeye aldınız’ diye bir tepki göstermedi. Bu doğru muydu?
Yine de bu konuyu tartışmamamız gerekiyor. Çünkü başlangıcı kötü. O yanlışın üzerine gitmeyelim. Ben kategorik olarak gazetecilerin gruplandırılmasına karşıyım. Çünkü bir gün o listede olur, yarın bu listede. Değişim de normaldir. Bazı köşe yazarlarının 1960’daki yazılarını gösteriyorlar ve bakın o zaman ne yapmıştı diyorlar. 50 yılda neler değişir; insanın dünya görüşü değişir. Özellikle son yaşanan olaylar Türkiye’nin ne kadar demokrasiye muhtaç olduğunu gösteriyor. Çünkü daha geçen seneye kadar bu ülkede darbe planları yapılıyormuş.

28 ŞUBAT’TA ‘EKSİK OLSUN BÖYLE GAZETECİLİK’ DEYİP AMERİKA’YA GİTTİM
-Gazeteciler sık sık ajanlıkla, provokatörlükle, darbe yanlısı olmakla suçlanıyor. Siz Medya Derneği’nin başkanı olarak bu konuya eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Şimdilik yok. Biz çok sesliliğe taraftarız. Bizim demokrasi konusundaki genel fikrimiz bellidir. Medyada nasıl kaliteli gazeteci olunur, nasıl kaliteli radyocu ve televizyoncu olunur gibi konuları sorgularız. Çalışırız ve bu konuda başarılı oluruz. Buna rağmen diğerleri hangi alanda bulunmak istiyorlarsa onlar onların kararlarıdır.

-Eski medya patronu Dinç Bilgin ve gazeteci yazar Ergun Babahan’ın medya itirafları gündeme bomba gibi düştü. Siz bugün bu itirafların yapılması konusunda ne düşünüyorsunuz?
Ergun Babahan’ın ve Dinç Bey’in itirafları 28 Şubat sürecini anlatıyor. Onlar daha sorumlu konumdalardı. Onların sırtındaki yumurta küfelerini benim anlama imkanım yok. Ben sonuç olarak karikatüristim. Bir tek kendime ve alime bağlıydım. Lanet olsun diyip çekip gidebilirdim. Tavır alırken benim kadar esnek ve rahat olamayabilirlerdi. Benim o dönemdeki davranışım ‘Eksik olsun böyle gazetecilik’ deyip çıkmayı tercih etmiştim. Uzaktan çizmeyi ve tartışmaların dışında kalmayı tercih ettim. Kritik bir dönemden geçtik. Belki şuanda bile medya yöneticilerinin sırtında yumurta küfü olabilir. Ama karikatürist olarak pek de farkında olmayabilirim.

28 Şubat döneminde size bir uyarı geldi mi?
O dönemde gazete yönetimi bana bir şey hissettirmedi. Bunu beni kollamak için değil de yansıtmadılar. Bu demek değil ki; diğer yazar arkadaşlarım çok rahat yazdılar. Ben kendimi Amerika’ya attım. Mehmet Altan bile kendini Boston’a attı. Boston’da ders vermeye başladı. -Cengiz Çandar’da Washington’da bir ting-teng kuruluşunda çalışmaya başladı.  Mehmet Barlas ve Canan Barlas sürekli Amerika’ya gidiyorlardı. Gitmek zorunda kaldılar. Belli ki baskılar vardı.

ESKİDEN ENİŞTEN TEYZENİ YEMEĞE Mİ GÖTÜRÜRDÜ
-Türkiye son birkaç yıldır biraz toplumsal dinamiklerden de kaynaklanan bir değişim sürecine girdi. Toplumun demokrasi bilinci geliştikçe her konuyu sorgulanmaya başladı. Sizce bu değişim medya tarafından algılanabildi mi?
Mevcut medya düzeni Türkiye’deki değişimi ve modernleşmeyi hiç anlamadı. Halk çocuklarını okutmaya başlıyor, zenginleşiyor, ticarete giriyor, yurt dışında yatırım yapıyor. Eskiden belli bir kesimin yaptığı her şeyi şimdi geniş halk kitleleri yapıyor. Bunu anlayan bir medya lazım. Hala birileri çıkıyor ‘Aaa bunlar cibe biniyor, bunlar dindar, bunlar cumaya gidiyor’ diyor. Sonra bir başkası geliyor; içkisiz lokantalar arttı, diyor. Eskiden Anadolu’nun bir kasabasında enişten teyzeni alıp yemeğe mi götürürdü?. Şimdiki modernleşme bu. Artık insanlar akşamları yemeğe çıkıyor aileleriyle beraber. Bu da yeni bir sistem getiriyor. Bu modernleşmenin ticari yansımasıdır. ‘Türkiye muhafazakârlaşıyor, Türkiye dindarlaşıyor’un görüntüsü değil. Bu modernleşen Türkiye’nin görüntüsüdür.

BİZ İLKELERİMİZİ KOYACAĞIZ
-Medya Derneği’ne üye bir basın kuruluşuna mensup bir gazeteci milletin değerlerine karşı bir yazı kaleme aldığında, ya da bundan önce kullanılanlar gibi milleti aşağılayan bir cümle kullandığında burada tam olarak tepkiniz ne olur?

Biz Medya Derneği olarak ilkelerimizi koyacağız, bunları sunacağız. Onu kabul edersin etmezsin. O yayın kuruluşlarının ve gazetecilerin kendi kararıdır. Arkadaşlar marjinal kalmak istiyorlarsa kanunlar çerçevesinde uçuk kaçık olmak onların da hakkı olsun. Biz genel ilkeleri koyalım da uymayan uymaz.

-Medya Derneği Türkiye’deki değişimin bir göstergesi mi?
Demokratikleşen Türkiye’nin bir göstergesidir. Bu değişimle gelen bir medya derneğidir. Demokrasiyi referans alan bir amacı vardır.

MEDYA DERNEĞİNİ KURMAK İÇİN YUKARIDAN TALİMAT ALMADIM
-Medya Derneği’ni kurmak için yukarıdan bir talimat mı aldınız?

(Gülerek) Ne kadar yukarıdan? Ben bir talimat almadım. Böyle bir eksikliği hissediyordum. Böyle bir girişime de sıcak baktım. Sonra dernek kuruldu. Yönetim kurulunu yaptık. Arkadaşlar beni başkan seçtiler. Bana sürekli o kadar yazar varken neden sizi seçtiler, diyorlar. Bende bunun doğru bir mesaj olduğunu düşünüyorum. Çizerler, sayfa sekreterleri, fotoğrafçılar da bu mesleğin bir parçasıdır. İkincisi (gülerek) yaşa ve tecrübeye hürmeten tabii..

-Medya kurumları ve mensuplarından bu derneğe nasıl bir katkı sağlamasını istiyorsunuz?
Önce biz neyiz, ne değiliz konusunu anlatma süreci geçtikten sonra onların bu derneğe nasıl katkıları olacağını soracağım. Bunu sorabilmem içinde çalışma ve projelerimizi daha detaylandırmamız gerekiyor. Eminim ki projelerimizi gördükten sonra diğer arkadaşlarımız da katkıda bulunacaktır. Değişik bilgi ve birikime sahip arkadaşlarımız destek olacaklarını söyledi.

GAZETECİLERİN PAZARLIK GÜCÜNÜN ARTMASI LAZIM
-‘Neden sendika yapmıyorsunuz? Niçin gazetecilerin özlük hakları konularınız arasında yer almıyor?’ diye eleştiride bulunanlar var.

Gazetecilerin yaşam standartlarının artması tabii ki bizimde görevimiz. Ama faaliyetimizi belli konuda kısıtladık. Gazetecilerin özlük haklarının artması için donanımın artması lazım. Gazeteci herhangi bir insan olmaktan çıkıp pazarlık gücünün artması lazım. Biz gazetecinin pazarlık gücünün artması konusunda çaba gösteriyoruz. Tabii ki başkası gazetecilerin özlük haklarında çalışma yapsın.

KEKEMEYDİM, ÇİZMEK BENİM İÇİN BİR AYRICALIKTI
Şimdi medyayı bu kadar kapsamlı konuştuktan sonra röportajı burada bitirmek istemiyorum. Yıllardır karikatürlerinizle sevenlerinizin gönlünde ayrı bir yeriniz oldu. O yüzden kısa da olsa Salih Memecan ve karikatürleri hakkında soru sormak istiyorum. Karikatüre nasıl başladınız? Bu konudaki düşünceniz nedir?

(Gülerek) Karikatürist olunmaz. Doğulur. Esasında her çocuk karikatürist olarak doğuyor. Çizebilme kabiliyetinde doğuyor. Bu zamanla köreliyor. Nasıl bir çocuk yürüme ihtiyacında olduğu için yürüme kabiliyeti körelmiyorsa, konuşma ihtiyacında olduğu için konuşma kabiliyeti körelmiyorsa; karikatür çizme ihtiyacında olan çocukların da çizme kabiliyeti körelmiyor. Ben çizme ihtiyacı içindeydim. Kekemelik gibi bir konuşma sorunum vardı. Çizmek benim için öbür çocuklardan daha önemliydi. O bana bir ayrıcalık sağlıyordu. İletişim aracıydı. Onun faydasını görünce devam ettim. Ve sonunda meslek haline geldi. O yüzden bir sürü küçük çocuğa bakarsanız onlarda çizer. Onlara ‘Ne şahane çizmişsin. Helal olsun.’ derseniz o çocuk karikatürist olur.

-Size böyle söylendi mi?
Evet. Annem babam bana kalem aldı. Defter aldı.

BAZEN DÜŞÜNÜYORUMDA; ECZACI OLSAYDIM ÖMRÜM DAHA MI KEYİFLİ OLURDU
-Bizimctiy fikri nasıl oluştu?

Ben 1971’den beri günlük siyasi karikatür çiziyorum.  Bu arada doktora yaptım. Kısa bir süre ara verdim ama sürekli, bu işin içindeydim. Bu siyaset sizi geriyor tabii. Çünkü siyasi karikatür çizebilmek için siyasetle ilgili olmanız gerekiyor. Bazen düşünüyorum. Yahu eczacı olsaydım ömrüm ne kadar keyifli geçecekti.

-2023 yılında Türkiye’nin 100. yılı olacak. 2023’ü çizseydiniz nasıl bir karikatür çizerdiniz?
Valla şu anda 2023’ü düşünemiyorum. Bizimctiy’i düşünüyorum. Ondan sonra yarınki karikatürler beni bekliyor. Daha sonra Sabah’ın 25. Yılı dolayısıyla bir karikatür istediler. O yüzden uykularım kaçıyor. Ama genel olarak Türkiye konusunda ben çok iyimserim. Çok iyi yere doğru gidiyor. Önümüzde iyi günler var.

DÜŞÜNCELERİMİ ÇİZİYORUM; LAY LAY LOM KARİKATÜRİST DEĞİLİM
-Karikatür çizerken hangi konuları öncelikli olarak seçiyor ve halka neler vermeyi düşünüyorsunuz?

Yıllardır durduğum bir çizgim var. O yüzden benimde bir siyasi mesajım var. O çizgi ister istemez beni yönlendiriyor. Sabah kalktığımda ‘Aaa ben bugün başka bir şey yapayım’ olmuyor.  Yaşananları görüyorsunuz ve sizde kızıyorsunuz. Bak ben şimdi çizeyim de görürsünüz, diyorsunuz. Öyle yaptığınızda daha iyi oluyor. Ama bu seferde birileri sizi taraf görüyor ve eleştiriyor.

-Son olarak ne söylemek istersiniz?
En çok ‘Sen tarafsın. Yandaşsın. Şu doğrultuda çiziyorsun’ gibi sözlerle eleştiriliyorum. Tabii o doğrultu da çizeceğim. Tabii ki yandaş olacağım. Yoksa lay lay lom karikatürist olurum. Bir de düşüncelerinin insanın düşüncelerini ortaya koyması cesaret ister. Birileri benden nefret ediyor ama başka birileri de çok seviyor. Beni onlarda ilgilendirmiyor. Ben neyi doğru biliyorsam onu çizebiliyorum. Sabah gazetesi bana bu imkânı 21 yıldır veriyor.

Moralhaber.Net

 
Bu haber toplam 2006 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri