Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fethullah Gülen'i bahane etselerde...

16 Ocak 2009 / 08:19
Bir panik havasıdır gidiyor bazı medya organlarında.
Ankara’nın göbeğine gömülen ağır silahlar mızrağı çuvala sığmaz hale getirince, düne kadar Ergenekon davasını sulandırmak için çaba sarf eden kimi medya grupları konunun içinden en az hasarla nasıl sıyrılabileceklerinin telaşına düştüler. Aşağıda bunlardan birkaç tanesini örnek olarak aktaracağım.
Yazıya başlık olan konuyu daha önce yazdığımı hatırlayınca, acaba ne zaman yazmıştım diye bir göz attığımda altı ay önce kaleme aldığımı gördüm. Yazmışım ama göndermemişim. Yazıyı tamamlamama rağmen şimdilik kalsın diye son anda göndermekten vazgeçmiş ve “Abdullatif Şener'e dost kazığı” başlıklı bir başka yazı kaleme almışım.
Yazıyı ilk kez kaleme aldığım Word dosyasının ayrıntılarına baktım, dosyanın ilk açılış tarihi 20 Temmuz 2008 görünüyor. Demek İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’in, Ergenekon soruşturması iddianamesini açıklamasından sadece 6 gün sonra.
O zaman yazdıklarımı şöyle bir gözden geçirdim ve gördüm ki, Ergenekon iddianamesinin açıklanmasından sonra davanın içeriğinden kamuoyunun dikkatlerini uzaklaştırmak için başta Cumhuriyet gazetesi olmak üzere belli yayın organlarında yapılan çok sayıda Fethullah Gülen aleyhtarı haberlerden örnekler vermişim.
Hâlbuki davaya konu iddianame Fethullah Gülen hakkında değildi… Örneğin davanın ağırlıklı konularından birini, Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı İlhan Selçuk ile ilgili iddialar oluşturuyordu. Nitekim İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'ndeki görülen davanın sanıklardan İlhan Selçuk ile ilgili bölümün okunması bile 2 saat sürdü. Cumhuriyet gazetesi iddianamede yer alan İlhan Selçuk ile ilgili konulardan hiç söz etmezken, içinde Fethullah Gülen geçen kısımları günlerce haberleştirmekten geri durmadı.
Bu yayınlardan istedikleri sonucu alamayınca, uzun zamandır dava safhasında olan Deniz Feneri olayını sanki yeni bir olaymış gibi can simidi gibi gördü Doğan medyası. Amaçları elbette burada varsa bir suiistimal onu deşmek değildi. Her zamanki alışkanlıklarıyla iktidarla bir çeşit hesaplaşma aracı olarak malzeme haline getirdiler konuyu. Eğer o konudaki yayınlarında samimi olsalar, 1990’lı yıllarda ülke soyulurken de ortalığı ayağa kaldırmaları gerekirdi. Yani dinime söven bari Müslüman olsa durumu… Nitekim uzun yıllar bu grupta çalışan Fatih Altaylı da, “Doğan Grubu her zaman yaptığı gibi aylar önce görmezden geldiği haberleri çekmeceden çıkarıp (…) saldırmaya başladılar” yazdı. Kendini kurtarmak için başkasına iftira atma hangi zihinsel kodlardan besleniyor acaba?
Tuncay Güney’in iddialarından anlıyoruz ki, o dönemde bankaların içinin nasıl boşaltıldığı konusunda Veli Küçük’e banka patronlarınca sunum bile yapılmış. Güney, Aydın Doğan’ı zora sokacak kasetler olduğu iddiasında da bulunuyor.
Yine aynı anlayış…
Haberlerin grup çıkarlarına uygun olarak nasıl ele alındığının bir örneğine önceki akşam Mehmet Ali Birand’lı Kanal D haberde tanık olduk. Haberin kendisi ile çelişen tuhaf bir habere imza atıldı. Gerçi son zamanlarda Doğan Medya Grubunda bu tür çelişkili haberlere sıkça rastlanıyor.
Kanal D Haber Tuncay Güney'in 8 yıldır karanlıkta kalan sorgu görüntülerini haberleştirirken, Tuncay Güney’in neyi dediğini değil, neyi demediğini haberleştirme çabasında oldu. Bunu yaparken de çelişkiye düştü. Güney’in ifadelerinde Fethullah Gülen hakkında tek bir cümle dahi yoktu iddiasında bulundu. Hâlbuki bunu iddia ederken kullandıkları görüntünün daha ilk kelimesi Tuncay Güney’in Fethullah Gülen hakkındaki beyanlarıyla başlıyordu.
Kaldı ki bandın çözümü anında internet sitelerine düştü ve orada defalarca Fethullah Gülen’den söz ettiği anlaşıldı. Benzer iddia aylar önce Vatan gazetesinde de gündeme getirilmişti. Yayınlanan kaset o iddiayı da çürüttü. Burada amaç, kasetin sansürlü olarak medyaya verildiği havasını yansıtarak iddianameyi sulandırmak ve kendi grupları hakkındaki iddiaları gölgelemekti.
Aynı akşam TRT’de bir programa konuk olan Tuncay Güney’in birbirinden çarpıcı iddialarını gölgelemek için, sözünü ettiği iddialardan daha çok, bu isme TRT neden ekranlarını açtı boyutunda mesele ele alındı… Hâlbuki eğer Tuncay Güney’in Doğan Grubu hakkında o akşam iddia ettikleri doğruysa, Aydın Doğan’ı sıkıntılı günler bekliyor demektir. Nitekim kendisi ve partisi hakkındaki iddialar konusunda açıklama yapmak üzere Star Habere konuk olan CHP lideri Deniz Baykal da ilk kez bu kadar gergin ve mutsuz görünüyordu.
Bitmeyen yalan furyası…
Doğan Grubu’nun Gülen’in arkasına sığınarak Ergenekon soruşturma sürecinde dikkatleri kendi üzerlerinden uzaklaştırma çabası bunlarla sınırlı kalmadı. Gülen hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yeni bir soruşturma başlattığı yalanını da uydurdular. Bu iddia anında yalanlanmasına rağmen 2 gün boyunca gazetenin web sayfasından kaldırılmadı ve konuyla ilgili açıklamaya zihinleri iyice bulandırdıktan sonra ancak yer verdiler.
Ergenekon soruşturması kapsamında yapılan 9. dalga operasyonda gözaltına alınan gazeteci Merdan Yanardağ’ın Almanya’nın Stuttgart kentinde yapılacak olan “Fethullah Gülen hareketinin perde arkası” isimli konferansta konuşmasını engellemek için içeri alındığı bile iddia edildi.
Aslında olan biten konusunda en çarpıcı açıklamayı farklı bir açıdan Yargıtay Onursal Başsavcısı Vural Savaş yaptı. Savaş açıklamasında; “Bir savcı, hâkim ne kadar yanlı olursa olsun, hatta Fethullah Gülen’in kendisi hâkim olsa, hiçbir delil olmadan bir insanı nasıl gözaltında tutacaksınız?” dedi.
Vural Savaş bu sözleri her ne kadar Ergenekon iddianamesinin delillerinin itibar edilecek şeyler olmadığını iddia etmek için söylemiş olsa da, sözleri şu anlama da gelir; “Eğer iddialar doğruysa, değil Fethullah Gülen, ben bile hâkim olsam elden gelen bir şey olmaz, kurtuluşunuz yok” demektir.
Dileriz tüm iddia edilenler doğru değildir. Hiç kimse bir başkasının haksız yere ceza alması beklentisinde olmamalıdır. Böyle bir beklenti vicdan sahibi kimseye yakışmaz.
Eğer iddia edilenler doğruysa, sizi sürekli arkasına saklanma ihtiyacı hissettiğiniz Fethullah Gülen bile kurtaramaz.
Durum gerçekten şu aşamada oldukça vahim görünüyor.
Kaynak:
Bu haber toplam 832 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri