Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bazen son golü kalp atıyor

21.08.2009 21:37
Futbolu ‘kalpten’ seven birçok oyuncu, yeşil sahalarda ‘ölümüne’ koşturduğunun farkına varamıyor. Yeterli tetkikler yapılmadığı için son golü bazen ‘kalp’ atıyor.
1994’te Zaman Gazetesi’nin spor sayfalarında bir haber yayımlandı. Adanasporlu Kayhan’ın antrenman sırasında kalp krizi geçirerek ölmesinin üzerinden sadece 1 yıl geçmişti. Haberde Konya’da görev yapan İç Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Türk, çok ciddi bir uyarıda bulunuyordu: “Hâlihazırda birçok futbolcu Kayhan ile aynı kaderi yaşayabilir.”

Haberin devamında, bir süre Konyaspor’da da top koşturan Kayhan’ı sezon başında muayene ettiğini anlatan Süleyman Türk, bu futbolcuya kalbindeki rahatsızlığı anlattığını; ancak oyuncunun hiçbir tedbir almadığını üzülerek dile getiriyordu. Türk, sezon başlarında özellikle lisans çıkarmak isteyen oyuncunun, ‘futbol oynayabilir’ raporu alması gerektiğini, bu yüzden çoğunun “Aman abi bu sezon transferim var, beni yakma!” yakarmaları ile karşılaştığını ve o dönemde doğru dürüst tetkik yapılmadan rapor verildiğini anlatıyordu. Çözüm önerisi de şuydu: “Bu tür sporcu ölümlerinin yaşanmaması için Federasyon ile anlaşmalı tam teşekküllü bir hastanenin vereceği raporların dikkate alınması gerekir.”

Aradan 15 yıl geçti. Ölümler devam ediyor. Federasyonun anlaştığı tam teşekküllü bir hastane yok. Bunun yanında ölüm sadece futbolcuları değil, diğer profesyonel sporcuları ve hatta amatörleri spor yaparken yakalıyor.

Geçen hafta da buna benzer bir hadise yaşandı. İspanya’nın La Liga ekiplerinden Espanyol’un kaptanı Daniel Jarque geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. 26 yaşındaki oyuncu takımıyla beraber İtalya’da kamptaydı. Antrenman dönüşü duşunu aldı, İspanya’daki kız arkadaşı ile telefonda konuşurken aniden fenalaştı. Kız arkadaşı durumu fark ederek oteldeki takım yöneticilerini uyardı. Ancak futbolcunun odasına ilk ulaşan takım arkadaşı Ferran Corominas, onun yere yığılmış bedeniyle karşılaştı. Jarque yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Tarihte egzersize bağlı bilinen ilk ölüm vakası M.Ö 490 yılında görülür. Olay şöyle gelişir: Atinalılar ile Persler Atina yakınlarında savaşıyor. Savaşı Atinalılar kazanıyor. Zaferi 40 km uzaklıktaki şehre ulaştırmak için bir asker görevlendiriliyor. Asker Pheilipides bu mesafeyi koşarak aşıyor. Zafer haberini verdikten sonra da olduğu yere yığılıp kalıyor. Onun ölümü 42 km’lik modern maraton yarışlarına esin kaynağı oluşturacaktır.

Geçen yıl Almanya’nın Köln takımında oynayan Ümit Özat’ın sahada yığılıp kaldığını gördük. Geçen hafta Ümit Özat bir kez daha, bu sefer yardımcı antrenör olarak fenalık geçirdi. Elazığsporlu Gökmen’in ölümü, Vestel Manisasporlu Meduna’nın sahada verdiği yaşam savaşı bizi fazlasıyla etkiledi. Daniel Jarque’den önce Kamerunlu Vivien Foe’nin ve Sevilla’da forma giyen 22 yaşındaki Antonio Puerta’nın hayata gözlerini yummaları da belleklerimizden silinmedi. Onca sağlık taramasından geçmelerine rağmen futbolcular sahada niçin ölüyor? Spor, sağlıklı yaşamın ‘olmazsa olmazı’ iken bu tip olaylar niçin yaşanıyor? Ya da sadece performans sporu yapanlar mı ölüyordu? Halı sahada top oynarken ölenler var mıydı?

Evet; son yıllarda bu vakalara sık rastlıyoruz. Aslında bütün spor dalları düzenli ve bilinçli olarak yapıldığında sağlığa faydalı. Ani ölümler daha çok müsabakalarda sporcunun efor sarf ettiği esnada meydana geliyor. Sağlıklı sporcuların aktivite sırasında ani ölümü şaşırtıcı ve trajik sonuçlar doğuruyor. Basının ölümleri manşetlerden duyurması da toplumun spora şüpheyle yaklaşmasına sebep oluyor. Peki ani ölümler önlenebilir mi?

Uzmanlara göre, ani ölümler her branş ve kategoride travmatik ve atravmatik sebeplerle ortaya çıkıyor. Bu tür ölümler, 35 yaş altı sporcularda genellikle aşırı kalp kası büyümesi ve doğumsal damar problemleri, 35 yaş üstü sporcularda ise damar sertliği sonucu kalp kası beslenmesinin bozulmasından kaynaklanıyor. Kalp dışı sebepler arasında en sık görülenler; astım, akciğer embolisi, ısı çarpması, beyin damarları embolisi, beyin atar damarlarının yırtılması, beyin damarlarının balonlaşması, kafa ve omurilik darbeleri, ilaç kullanımı (doping), aşırı sıvı ve elektrolit kaybı ve dengesizliği.

O hâlde ne yapılmalı? Ani ölümler spor ve tıp camiasının işbirliği ile güvenli bir spor ortamı oluşturulması sayesinde müsabaka öncesi ve sırasında alınacak önlemlerle engellenebilir. Müsabaka öncesi yapılacak muayene ve analizler, branşa özel eğitimler, erken teşhis; müsabaka esnasında alınacak sağlık ve güvenlik tedbirleri, zamanında uygulanacak acil müdahalelerle ani ölümlerin önüne geçilebilir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), spor sahalarındaki ani ölümleri, ‘egzersizden sonraki 30 saniye ila en geç 6 saat içinde belirtilerinin görüldüğü ölümler’ olarak tanımlıyor. Yine uzmanlara göre, ani sporcu ölümleri genellikle kondisyonun düşük olduğu dönemlerde ve düzensiz yapılan antrenman sırasında ortaya çıkıyor.

Tarihte egzersizle ilgili bilinen ilk ölüm olayından sonra maraton koşucusu Jim Fix (1986), ABD’den dünyaca ünlü voleybolcu Flo Hyman (1986), ünlü basketbolculardan Pete Maravich (1988), Hank Gathers (1990), Reggie Lewis (1993), Rus olimpiyat şampiyonu buz patenci Sergei Grinkov (1995), olimpiyat şampiyonu koşucu Florence Griffith (1998), Kamerun millî takım futbolcusu Mark Vivien Foe (2003) ve ülkemizde Kayhan Kaynak (1994, futbol), Arkan Vuran (2002, tenis), Caner Erdoğru (2003, sutopu) gibi birçok ünlü sporcu müsabaka sırasında aniden hayata veda etti.

Ülkemizde Cumhuriyet tarihinde spora bağlı kaydedilen ilk vaka, Haziran 1928’de Beşiktaş-Askerî Sanayi takımları arasında oynanan kupa maçında Beşiktaşlı Adil Bey’in karnına aldığı tekme sonucu ölmesidir. Ani ölüm olayları yılda yaklaşık 100 bin sporcuda 1 ila 4 arasında meydana geliyor.

Olayın sıklığını etkileyen duruma bakıldığında tahmin edilebilecek faktörler ön plana çıkıyor. Cinsiyet, yaş, spora katılım oranı, spor dalı, çevre şartları (iklim, ırk, psikolojik faktörler), beslenme, ırsiyet ve sigara gibi etkenler ölümlere sebep oluyor.

Sporda ani ölümler erkek sporcularda daha sık görülüyor. Almanya’da 1972-2001 arasında tespit edilen 101 ani ölüm vakasından 96’sı erkek ve 5’i kadındı. 1995’te yapılan bir araştırmada 1983-1993 arasında lise ve kolej sporcularında görülen 160 atravmatik ani ölüm vakasından 146’sı erkek ve 14’ü kadındı. Japonya’da 1983’te yapılan başka bir çalışmada 266 ani ölüm vakası ele alındı. Bunlardan 188’i erkek, 38’inin kadın olduğu tespit edildi. Bütün bu araştırmalarda görüldüğü gibi sporda ani ölümler erkeklerde daha sık görülmekte. Sebep, kadınların spora katılımının daha düşük olması, koroner arter hastalığının nispeten geç gelişmesi ve ağır egzersizlerden kaçınmaları.

Yaşla birlikte ani ölüm sıklığı da artmakta. Risk daha çok 35 yaşın üzerindekilerde. Genç sporcularda ani ölüm vakaları oldukça düşük. 1999’daki bir araştırmaya göre, ilkokul çağındaki çocuklarda ani ölüm vakası 200 binde 1 idi. Bunun yanında kıtalar arası ölüm oranları da değişik. Mesela ABD’de ani ölüm özellikle jogging yapanlar ve maraton koşucuları arasında, Avrupa’da ise daha çok futbolcularda görülüyor. Buralarda söz konusu sporlara daha fazla katılımın olması da sonuçlar üzerinde etkili. Yaş faktörü sadece ani ölüm sıklığı değil, ölümün sebepleri üzerinde de etkili. Travmatik olmayan ani ölüm sebeplerinin yaş gruplarına göre dağılımı incelendiğinde, egzersiz sırasındaki en sık ani ölümün koroner arter hastalıklarından kaynaklandığı ve genellikle 40 yaş üstündekilerde görüldüğü ortaya çıkıyor. 35 yaş altı sporcularda en sık ani ölüm sebebi hipertrofik kardiyomiyopati (kalp adalesinin kalınlaşması ve kasılma) iken, 35 yaş üzeri sporcularda aterosklerotik koroner arter hastalığı gibi kardiyovasküler bozukluklar ana ölüm nedeni.

Ani ölümlerin çoğu koşu, uzun mesafe yarışı, jogging, rugby, futbol ve squash gibi yoğun efor gerektiren yarışmaya dayalı temas sporlarında görülüyor. Finlandiya’da aktif sporcular ve normal hayatını devam ettiren grupların karşılaştırıldıkları bir çalışmada 30-59 yaş arası 3978 erkek ve kadın 7 yıl süreyle izlenmiş, yoğun fiziksel aktivite yapanlarda ölüm oranı erkeklerde yüzde 1,9; kadınlarda ise yüzde 2,2 olarak bulunmuş. Boş zamanlarını düşük fiziksel aktivitelerle geçirenlerde ise bu oran erkeklerde yüzde 1,5; kadınlarda yüzde 1,6 olarak tespit edilmiş.

Uzmanlara göre, uzun zaman spor yapmayan kondisyonu düşük kimseler bir hazırlık dönemi geçirmeden şiddetli ağır fiziksel aktiviteye girmemeli. Her antrenman ve sportif aktiviteden önce aktif ısınma, aktiviteden sonra uygun bir soğuma yapılmalı, efordan hemen sonra sıcak duş veya banyo yapılmamalı.

Sporda ani ölümlerin sebeplerinden biri iklim değişikliği. Sporcunun sağlığını; sportif faaliyetlerin yapıldığı yerin deniz seviyesinden yüksekliği, ortamın sıcaklığı, rutubeti, rüzgâr durumu, yağmur, kar ve hava kirliliği gibi çevresel faktörler etkiliyor. Dış çevre şartlarının değişmesi (sıcaklık, yükseklik, hava basıncı vb.) ve aşırı heyecan, kalbin oksijen ihtiyacını arttırıyor ve ani ölüm riski meydana getiriyor. Özellikle yaz aylarında sıcak çarpmasına bağlı ani ölümler görülüyor. Fizik tedavi uzmanı Dr. Gültekin Caymaz, aşırı yorgunluktan dolayı, vücutta bulunan magnezyum tuz iyonunun azalmasının ölümlere sebep olduğunu ifade ediyor. Dr. Caymaz; magnezyumun kalp kasının ve diğer kasların normal çalışmasında en önemli tuzlardan biri olduğunu belirterek, deplasmana çıkan takımların maç kaybetmelerindeki önemli sebeplerden birini sporcuların uzun ve yorucu yolculuk sonrasındaki tuz kaybına bağlıyor.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Derya Dinçer, aşırı sıcaklardan kaynaklanan su kaybının vücudun dengesini bozduğunu hatırlatıyor ve “Bu da kalp ritminde bozukluklara neden oluyor. Evin içinde durmanın dahi zor olduğu hava koşullarında 90 dakika efor sarf etmek çılgınlık.” diyor.

Aileden gelen kalıtsal faktörler, sporda ani ölümleri etkiliyor. Lise ve üniversite çağındaki gençlerde görülen ani ölümlerin çoğunun altında doğuştan gelen kalıtsal bozukluklar yatıyor. Reşit, İrfan ve Kayhan Kaynak kardeşlerin üçünün de kalp yetmezliği sonucu ani ölümlerini hatırlayalım. İnsanların yüzde 20’sinde bulunan P1A2 adlı ölüm geni, atardamarlara kan pompalanmasını engelleyerek kan pıhtılaşmasına yol açıyor ve damar tıkanıklığını gündeme getiriyor. Dolayısıyla erken kalp krizi geçiren profesyonel sporcularda ani ölümlere yol açabiliyor. Acıbadem Hastanesi Genetik Tanı Merkezi sorumlusu Doç. Dr. Ender Altıok, genç sporcuların hayatlarını kaybetmesiyle sonuçlanan vakaların çoğunun altında bu genin etkisinin bulunduğunu anlatıyor: “P1A2 geni dışında Faktör V ve Faktör II adlı genlerin de pek çok insanda genetik olarak kalp krizine yol açabileceğini biliyoruz. Ancak bunlar henüz araştırma düzeyinde bulgular. Bu geni saptasak bile sporcular yalnızca bu nedenle profesyonel hayatlarından uzaklaşmıyor.”

Faktör V ve Faktör II genini bulmak için Türkiye’deki 35 bin antrenör ile 500 bin lisanslı sporcu üzerinde tarama yapmak teknik olarak mümkün görülmüyor. Taramalar ancak 20 yıl sonra gerçekleştirilebilecek. Uzmanlar, sporcuların check-up’larını düzenli olarak yapmalarını tavsiye ediyor; fakat yine de bu testlerle genetik risklerin anlaşılmayabileceği uyarısında bulunuyor. Bazı kulüpler ailesinde kalp hastalığı bulunan sporcularını derinlemesine anjiyokardiografiden geçiriyor.

Sporda ani ölüm sıklığını etkileyen bir başka faktör ırk. ABD’de yapılan bir çalışmada hayata gözlerini yuman 286 sporcunun ırklara göre dağılımı şöyleydi: Beyaz 156 kişi (yüzde 55), Afro–Amerikan (Afrika kökenli siyahlar) 120 kişi (yüzde 42), Asyalı 5 kişi (yüzde 2), Hispanik (İspanyol kökenli) 4 kişi (yüzde 1), yerli Amerikan 1 kişi (yüzde 0,3), diğer ırklar 10 kişi (yüzde 3).

Sigara ve alkol sporcu sağlığına verdiği zarardan dolayı ölümlere sebep olabiliyor. Uzmanlar, psikolojik faktörleri de ölüm sebepleri arasında zikrediyor. Sporcunun aşırı hırs, kazanma isteği, üzüntü ve çevresel stres yaşaması ölümlere yol açabiliyor. Aşırı kazanma hırsıyla yapılan fiziksel yüklenmeler vücutta strese yol açıyor. Eğer sporcu fazla heyecanlı, endişeli ve stres altında ise katekolamin salınımı normalden fazla oluyor. Bu da olumsuz sonuçlar doğuruyor. Dış etkenler de sporcunun psikolojik davranışlarında etkili. Aşırı gürültü, kötü tezahürat, hakem ve rakip oyuncuların olumsuz davranışları ve kural hatalarından kaynaklanan cezai (diskalifiye, sarı veya kırmızı kart) durumlar bu kapsamda sayılabilir. 2006 yılında Portekiz takımlarından Benfica forması giyen Macar futbolcu Miklos Feher’in ölümünü hatırlayalım. Takımının Guimaraes ile deplasmanda oynadığı maçın 60. dakikasında oyuna giren 24 yaşındaki millî futbolcu, sakatlıklar nedeniyle oyuna eklenen süre oynanırken, takımının Fernando Aguiar ile kazandığı gole aşırı sevinç gösterisinde bulundu. Rakibinin taç atışını engellediği pozisyonda hakem Olegario Benquerrenca’nın sarı kartla cezalandırdığı Feher, elini kalbinin üstüne götürüp tebessümle bakarken birkaç adım attı ve olduğu yere yığıldı. Feher’i doktorların çabası kurtaramadı. Macar oyuncu olaydan 1 saat 40 dakika sonra hayata gözlerini yumdu. Ölüm sebebi kalp krizi olarak açıklandı.

Düzensiz ve dengesiz beslenmenin de sporda ani ölümlerin yaşanmasında etkili olduğunu düşünülüyor. Özellikle son yıllarda fast-food tarzı beslenme alışkanlığı, sporcularda kalp hastalıklarına bağlı ani ölümlerin ortaya çıkmasında etkili. Sporda ani ölümlerin nedenlerinin belirlenmesi ve önlenmesi için otopsi yapılması gerekli. Ülkemizde genellikle otopsi yapılmadığından ölüm sebepleri tam olarak bilinmiyor.

Peki, spor yaparken ölmemek için ne gibi önlemler gerekiyor? Bunlar genelde ikiye ayrılıyor. Müsabaka öncesi alınması gereken tedbirler ve sporcu sağlık muayeneleri. Sporcu muayeneleri lisans almak için sezon başında yapılıyor. Ankaraspor kulüp doktoru Burak Kunduracıoğlu sezon başı sporculara genel bir muayene, EKG ve efor testi yaptıklarını belirtiyor. Ona göre, sezon başında herhangi bir bulguya rastlanmayan sporcunun sezon içinde sorun yaşaması aşırı efordan kaynaklanıyor. “Bütün dünyada aynı sistem uygulanıyor. Daha ayrıntılı veriler elde etmek istiyorsanız her sporcuya sezon başı anjiyokardiografi yapmak gerekir. Hem sayıları yüz binleri bulan bunca lisanslı sporcuya bunu yapmak imkânsız hem de testlerde sağlam görünenlere anjiyokardiografi yapmak anlamsız.”

Galatasaray futbol takımının eski doktoru Prof. Dr. Mehmet Kurdoğlu’na göre, sporcuların maksimum ölçümleri yapılmalı. Buna karşın doğuştan kaynaklanan ya da gizli şekere bağlı damar sorunlarının saptanabilmesi imkânsız. Bir dönem A Millî Takım’da Ersun Yanal’ın yardımcılığını yapan teknik direktör Özcan Bizati’ye göre ise ölümleri azaltmanın bir yolu sporcunun testlerine bakıp ona özgü antrenman programları hazırlamak. Girne Amerikan Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fuat Koçyiğit’e göre sporcuları yetiştiren antrenörlere çok iş düşüyor. Aşırı antrenman yüklenmesi, yüklenme ile dinlenme arasındaki ilişkinin doğru kurulamaması, antrenman sonrası yenilenme programlarının yeterli olmaması, antrenörlerin sıcağa uyum programları, ani ya da uzun sürede kalp, metabolik ve merkezî sinir sistemine bağlı, ölümle sonuçlanan sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Sporda ani ölümlerin önlenmesi için eğitim şart. Eğitim sayesinde alınacak tedbirler ileride oluşabilecek ciddi sonuçları ortadan kaldırıyor. Egzersizlerde ani ölüm tehlikesini azaltmak için oyuncu ve hakemler; sigara, göğüs ağrısı belirtileri, baskı ve yersiz yorgunluklara karşı uyarılmalı. Özellikle sporcular branşlarının tüm özelliklerini kavrayarak, karşılaşabilecekleri olumsuz durumlarda neler yapabilecekleri konusunda gerekli eğitimi almalı.

Uzun zaman spor yapmayan, kondisyonu düşük kimseler, bir hazırlık dönemi geçirmeden ağır fiziksel aktiviteye girmemeli kesinlikle. Her antrenmandan, sportif aktiviteden önce aktif ısınma ve aktiviteden sonra uygun soğuma yapılmalı, egzersizden hemen sonra sıcak duş veya banyo yapılmamalı. Bazı sportif karşılaşmalarda (futbol, boks vs.) hakem çağırmadıkça doktor sporcuya müdahale etmeye yetkili değil. Durumun ön değerlendirmesini hakem yapmak zorunda. Bu yüzden hakem gibi sporcu ile doğrudan ilgisi olan kimselerin ilk ve acil yardım bilgileri açısından aydınlatılması hayat kurtarıcı öneme sahip.

Ani ölümler sadece profesyonel değil, amatör sporlarda da gündeme geliyor. Bu yüzden spor tesislerinin denetimi, ölümlerin önlenmesi için gerekli. Maalesef ülkemizde faaliyet gösteren özel spor tesislerinin (özellikle halı sahaların) rutin denetimleri gerektiği gibi yapılmıyor.

Ölümlerin önlenmesi için müsabaka anında alınması gereken tedbirler de çok önemli. Bunların başında sağlık ve emniyet tedbirleri geliyor. Müsabakaların yapıldığı yerlerde sağlık hizmetlerini verecek personelin hazır olması gerekiyor. Fakat ülkemizde birçok müsabakada doktor ve sağlık personeli bulunmuyor. Bunların yerine tıbbi görev ve sorumlulukları sınırlı sağlık memurları görevlendiriliyor.



Kalbine yenilen bazı futbolcular



1987: Fransız futbolcu Emmanuel Petit'nin ağabeyi Olivier Petit, futbol sahasında kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.

1989 Ağustos: Nijeryalı futbolcu Samuel Okwarji, Angola ile oynadıkları maçta öldü.

1993 Mart: Kayhan Kaynak, A. Demirspor'un idmanında kalp krizi geçirerek vefat etti.

1999 Temmuz: Rumen ekibi Astra Ploiesti'de oynayan Stefan Vrabioru, rakip oyuncuyla çarpıştıktan sonra öldü.

2000 Ağustos: Alman amatör liglerinde, iki hafta içinde üç futbolcu sahada öldü.

2000 Ekim: Dinamo Bükreş'te forma giyen Catalin Haldan, hazırlık maçında öldü.

2001 Nisan: İngiliz hakem Mike North, bir 3. Lig maçını yönetirken kalp krizinden öldü.

2002 Haziran: K. Rum Kesimi'nde 2. Lig futbolcusu Michael Michel, kalp krizinden öldü.

2003 Haziran: Kamerunlu Vivien Foe, 2003 Konfederasyon Kupası'nda hayatını kaybetti.

2004 Şubat: Macar Miklos Feher, Portekiz Ligi'nde uzatma anları oynanan Benfica-Academica maçında hayata gözlerini yumdu.

2004 Ekim: Brezilya ekibi Sao Caetanolu Serginho (30), maçın 59. dakikasında yere yığıldı. 40 dakika sonra ölüm haberi geldi.

2004 Aralık: Hindistan takımı Dempo'da oynayan Brezilyalı Cristiano Junior (24), Federasyon Kupası’nda gol sevinci yaşarken öldü.

2005 Şubat: Slovenya'nın Ljubljana takımından Nedzad Botonjic (28) idmanda öldü.

2005 Haziran: Uniao Leiria'nın Portekizli oyuncusu Hugo Cunha (28), maç içinde geçirdiği kalp kriz sonucu yaşama veda etti.

2006 Ağustos: Elazığsporlu Gökmen Yıldıran (28), idmanda hayatını kaybetti.

2006 Ağustos: Selimiyespor'un 15 yaşındaki genç futbolcusu Emre Aydın, idmanın ardından yolda rahatsızlanarak hayatını kaybetti.

2006 Ağustos: Vestel Manisa-G.Saray maçında ev sahibi ekibin Çek futbolcusu Meduna yere yığıldı. Ölmedi; ama futbol hayatı bitti.

2007 Ağustos: Sevillalı Antonio Puerta (22), Getafe maçında kalp krizi geçirerek öldü.

2007 Ağustos: Zambiyalı millî forvet Chaswe Nsofwa (27), kalp kriziyle hayatını kaybetti.

2007 Aralık: İskoç Phil O'Donnell, Motherwell-Dundee Uni. maçında hayatını kaybetti.

2008 Eylül: Köln-Karslruher maçında, dili boğazına kaçan ve kalp spazmı geçiren Ümit Özat futbolu bıraktı. Geçen haftaki Köln idmanında tekrar rahatsızlanan Ümit Özat’ın antrenörlük kariyeri de tehlikeye girdi.

2008 Eylül: Galler-Azerbaycan maçında Azeri Nodar Mamedov’un dili boğazına kaçtı.

2009 Ağustos: Espanyol’un kaptanı Daniel Jarque, kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.



Türkiye’de durum ne?



Türkiye'de sporda ani ölümlerle ilgili en kapsamlı araştırmayı da burada ele almak gerekiyor. Bu araştırmaya göre, ülkemizde 30 Eylül 2004 tarihine kadar spora bağlı 131 ani ölüm vakası tespit edilmiş. Bunlardan 49'u spor kazaları kapsamına girmesi sebebi ile araştırmaya alınmadı. Kalan 82 ani ölüm vakası araştırma kapsamında incelendi. 77'si erkek, 5'inin kadın olduğu bu vakalarda, erkeklerin yaş ortalaması 32. Bu oran kadınlarda 15,6 olarak saptanmış. Yaş grupları içerisinde en fazla ani ölüm 15-19 yaş grubunda (19 kişi) gözlendi.

Ülkemizde meydana gelen ani ölümler branşlara ayrıldığında ise 60 olayla futbol ilk sırada yer alıyor. Futbolu 7 olayla basketbol, 3'er olaylar jogging ve yüzme takip ediyor.

Ülkemizde spora bağlı ani ölümlerin insidans (bir hastalığın 100 bin kişi içinde görülme ihtimali) ortalaması 100 binde 2,8 olarak görülüyor. Sporda ani ölümlerin yıllara göre dağılımları incelendiğinde en fazla ani ölüm olayı 2000-2004 yılları arasında (55) meydana geldi. Mevsimlere göre dağılımı ise ilkbahar (28), yaz (31), sonbahar (12) ve kış (11) şeklindeydi.

Sporcuların kategorilerine göre ani ölümler; 39 amatör, 36 genel, 4 profesyonel ve 3 millî sporcu olarak belirlendi. Bunların 31'i halı sahada, 20'si toprak sahada, 31'i de diğer mekânlarda gerçekleşti. Ani ölümlerin illere göre dağılımında ise İstanbul 13 olayla önde. İstanbul'u Adana (7), Bursa (6), Ankara (5), Kayseri, Bolu ve Trabzon (4), Konya ve Erzincan (3) takip ediyor.

Spor sahalarında ortaya çıkan ani ölümlerin 51'ine ilk yardım yapılırken, 31'ine yapılmamış. Bu vakaların 38'ine otopsi yapılmış. Sporda ani ölüm nedenlerinde ilk sırayı 41 vaka ile kalp krizi alıyor. Koroner arter hastalığı 14 vaka ile ikinci sırada yer alırken, 9 vaka ise kalp yetmezliği sonucu gerçekleşti.

Ani ölüm vakalarının 53'ü 35 yaş altı sporcularda, 29'u ise 35 yaş üstü sporcularda görüldü.



Sahadaki acıların şahidi Aly Faryd Mondragon



Sahadaki ölümler hiç şüphesiz milyonları derin üzüntüye boğuyor. En çok da saha içindeki futbolcuları... Bir oyuncu var ki peş peşe 3 önemli olaya şahitlik etti. Bu oyuncu, bir dönem Galatasaray kalesini koruyan Aly Faryd Mondragon. Kolombiyalı kaleci, 2003'te Kamerun ile Kolombiya arasındaki FIFA Konfederasyon Kupası maçında Kamerunlu Foe'nin sahada yığılarak hayata gözlerini yummasına şahitlik etti. Mondragon, 2006-07 sezonunun ilk haftalarında Vestel Manisaspor ile Galatasaray arasında oynanan lig maçında ev sahibi ekibin Çek futbolcusu Meduna'nın aniden yere yığılması karşısında gözyaşlarını tutamadı. Neyse ki Meduna yapılan müdahalelerden sonra hayata döndü. Kolombiyalı oyuncu, son olarak Eylül 2008'de Köln'de takım arkadaşı Ümit Özat'ın dilinin boğazına kaçmasına ve aynı anda kalp spazmı geçirmesine şahitlik etti. Ünlü kaleci Mondragon, yine gözyaşlarını tutamadı
Kaynak:
Bu haber toplam 1850 defa okunmuştur

Etiket(ler): , ,

DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri