Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

"Füzelerimiz Ankara'yı vurabilir"

06 Ocak 2009 / 17:12
habervaktim'in dün yayınladığı “İsrail'in hedefinde Nevşehir ve Erzurum da var” başlıklı haber gündeme bomba gibi düşerken; yahudilerin, azgın planlarını yakın yıllarda da açıkça dile getirdikleri ortaya çıktı.
Türkiye'nin Filistin Koordinatörü Vehbi Dinçerler, 14 yıl önce Meclis'te yaptığı bir konuşmada İsrail'in füze menzilinin Ankara olduğunu 1979 yılında açıkladığını söylemiş.
Dönemin ANAP Milletevekili Vehbi Dinçerler'in dünyadaki nükleer silahlarda yaşanan gelişmelere ilişkin olarak 13 Nisan 1995 tarihinde TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada yer alan bir detay, yahudilerin siyonist emellerini her dönem titizlikle diri tuttuklarını gözle önüne seriyor.

40 YIL ÖNCE 100 NÜKLEER SİLAHI VARDI

Dünyada pekçok ülke nükleer silahlanmaya giderken Türkiye'nin bu alanda geri kaldığını konuşmasında dile getiren Vehbbi Dinçerler, uluslararası nükleer silah kullanım şartlarına uymayan ülkelerin başında İsrail'in geldiğini de anlatıyor. Dinçerler'in tutanaklara yansıyan konuşması şöyle: “Birleşmiş Milletlerin belgesinden alıntı yaparak okumak istiyorum: ‘İsrail'in 1970'li yıllarda Güney Afrika ile işbirliği yaparak nükleer silah yaptığı iddia ediliyor. İstenildiğinde en kısa zamanda 100 adet nükleer savaş başlığını devreye sokacak gücü var. Necef Çölünde Dimona Nükleer Araştırma Merkezinde nükleer programını hala geliştiriyor...' NPT'yi de, şu anlattığımız anlaşmayı da imzalamıyor; çünkü, imzalasa, bütün nükleer imkanlarını ve gücünü tahrip etmesi, teslim etmesi lazım; etmiyor. Mısır, ‘O imzalamazsa ve nükleer gücünü ortadan kaldırmazsa, ben, bu anlaşmayı imzalamam' diyor. Neden? Çünkü, Mısır, çok büyük bir tehdit altında. Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna müraacat ediyor; onun üzerine İsrail, ‘Tamam, ben meseleyi şöyle çözeyim; Ortadoğu'da nükleer güçlerden arınmış bölge ilan edelim' diyor.

TÜRKİYE ÇIPLAK KALMIŞ

Demek ki, 1970 senesiyle 1995 senesi arasında Ortadoğu'da çok büyük bir nükleer güç tehdidi var ve Türkiye çıplak kalmış. Türkiye, sadece, dolaylı olarak NATO'nun -o da kullanıp kullanmayacağı belli olmayan- nükleer gücünün koruması altında Şimdi, bu şartlar altında Türkiye ne yapmalı? 17 Nisan Pazartesi günü başlayacak olan konferansta iki husus var. Süresiz ve şartsız olarak uzatılsın veya 25 sene uzatılsın. Türkiye ne aldı da bu Batılı veya Doğulu nükleer güçlerle birlikte şartsız ve süresiz olarak uzatılma fikrine katılıyor; ne aldı Türkiye?..

İSRAİL'Lİ BAKAN “ANKARA DA HEDEFİMİZDE” DEDİ

Türkiye'nin bu konuda iradesini teslim etmemesi lazım. Konferansta şunları söylememiz lazım: Bütün dünyaya verdiğiniz ilave teminatlar bizi tatmin etmez. Biz, Türkiye olarak özel bir nükleer tehdit altındayız. Türkiye için ilave özel teminat istiyoruz. İsrail'e -bu antlaşma yürürlükte olmasına rağmen- nükleer gücünü, silah yapma gücünü, imkanlarını ve hatta bir başka ülkenin nükleer tesislerini imha gücünü nasıl verdiniz? Çünkü; 1979 senesinde İsrail kuvvetleri gittiler, Irak'ın nükleer tesislerini imha ettiler; ama, bakın, ertesi gün İsrail Savunma Bakanı ilanatta bulundu; dedi ki, ‘Hey dünya, haberiniz olsun, bizim füzelerimizin mesafesi, menzili Ankara'ya ulaşır, İran'a ulaşır.' Şimdi, İsrail'e bu kadar imkanlar verdiyseniz ve Türkiye'de sizinle, Batı blokuyla ve ABD ile bu kadar yakın dostluk içindeyse, bize İsrail kadar güvenmelisiniz. İsrail'e verdiğiniz statünün paralelini, benzerini, yakınını Türkiye'ye güç olarak vermelisiniz; dileğim bunları dile getirmektir. Mesele çok önemlidir; maalesef ne basında, ne şurada ne burada hiçbir. şekilde dikkate alınmıyor ancak bu vesileyle konuyu Parlamentonun ve bütün Türkiye'nin gündemine getirdiğimi sanıyorum.”

(Mehmet Yıldız – habervaktim)




Bu haber toplam 1076 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri