Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Galatasaray ruhu şampiyon yaptı

12 Mayıs 2008 / 04:55
Osman Tanburacı'nın yorumu

Şampiyonluğu sabaha kadar kutlayan Başkan Adnan Polat 'Galatasaray öldü dediler, 'hocası yok' dediler, ama ruhu var onu düşünemediler" dedi. Başkan Polat, "Dünyada teknik direktörsüz şampiyon olan tek takım biziz. Galatasaray ruhu şampiyonluğu getirdi" diye konuştu.

Sezon başı: Kalli olmasaydı şampiyon olamazdı

Son 6 hafta: Kalli olsaydı şampiyon olamazdı

Ligin bitimine altı hafta kala... Tam 29. hafta öncesi 5 Nisan 2008'de Galatasaray'da fırtına koptu... Mevsim başından beri yeni bir Galatasaray yaratmak için uğraşan Karl Heinz Feldkamp istifa etti! Gerekçesi açık ve netti; 'benim dışımda bir şeyler oluyor, anladım ki yönetim bana destek vermiyor. Bu durum futbolcular üzerindeki otoritemi sarsar. Galatasaray'ın başarısı için istifa ediyorum.' Bu karar yeni Başkan Adnan Polat'ı ve yönetimini bir anda zora sokmuş, Florya'da yapılan bir dizi 'gece toplantıları' sonunda Yaşlı Kurt'un (Kalli) istifası kabul edilmiş ve yanında Ahmet Akçan'ın da istifası istenerek Galatasaray yoluna 'Komutansız' devam etmek durumunda kalmıştı... Bereket zor zamandaki bu boşluk kolay dolduruldu. Yönetim kısa bir süre içte ve dışta yeni hoca arayışlarını sürdürdü ve sonuçta yıllardır Teknik Direktörlere çalışma programı hazırlayan Cevat Güler ile yardımcı hoca Burak Elmas ve kaleci hocası Nezihi Boloğlu ile yola devam kararı alındı. Adnan Sezgin ise Florya'nın ve takımın 'bir bilen'i olarak Galatasaray'a el koydu.

Başkan Adnan Polat ve Haldun Üstünel de futbolcularla yakın teması sürdürerek mutlu sona ulaşıldı.

İş başa düştü futbolcular kenetlendi

Bu kararın alınması hakkında birçok şey yazıldı çizildi ama gerçek şuydu;

Futbolcular Kalli'yi sevmiyordu ve onunla yola devam etmek istemiyorlardı. Bunu anlayan Polat yönetimi kararını verdi ve Kalli ile yollar ayrıldı. Bu sona gelişte en önemli sebep; Son senelerde takım içi disiplin sarsılmış ve futbolcuya dayalı düzen ortaya çıkmıştı. Takımı disiplin altına almak isteyen Kalli prensiplerini ortaya koyunca sıkıya giren futbolcular Kalli'yi göndermek için adeta sözbirliği etmişti. Şu da bilinen bir gerçekti ki; futbolcular kendilerini sıkıya sokan hocaları sevmez. Kalli'nin gidişi böyle oldu. Galatasaray'ı ciddi sorunlar bekliyordu ama bu kez de futbolcular işin ciddiyetini kavradı ve iş başa düşünce takım kenetlendi, Galatasaray şampiyon oldu.

Komutansız orduda baş Polat'tı

Dünyada başka örneği olmayan 'Komutansız ordu'nun başarısı herkesi şaşırttı. Yönetimin basiretli davranışı bu yarı-ihtilali çabuk bastırdı. Bunda da en büyük pay bütün sorumluluğu üzerine alan Adnan Polat'ındı... Polat'a biri sarı öteki kırmızı iki kart uzatılmış ve Başkan bunlardan birini çekmek durumunda kalmıştı. Sarı'yı çekti 'Kalli' yazıyordu ve Alman hoca ülkesine döndü.

Galatasaray camiası ikiye bölündü. Kalli kalmalıydı diyenler ağırlıktaydı. AntiGalatasaray medyası da olayı durmadan kaşıyor ve Galatasaray'ın şampiyon olabilmesi giderek zorlaşıyordu.

Bu süreç bir hayli zahmetli geçti.

Galatasaray, Avrupa başarılarıyla sarhoş olmuş 'Tuzu kuru Fenerbahçe'yi Türkiye Kupası'ndan elemiş ve Gençlerbirliği ile Türkiye Kupası yarı final ilk ayağını Ankara'da oynamış, Kalli'nin komutasındaki takım İstanbul'a 1-0 yenik dönmüştü.

Galatasaray 2007-2008 sezonunda iki kupada birden yoluna devam eden tek İstanbul takımı olarak fiyaka atıyordu ki Kalli'nin gidişinden sonra İstanbul'daki Gençlerbirliği rövanşında 1-1 berabere kalınca Galatasaray Fortis'ten elendi.

Galatasaraylılarda bir endişe başlamış, Turkcell Süper Ligi de kaybedilecek diye taraftar huzursuz olmuştu. Takımdaki birlik beraberlik giderek artıyor ve taraftar desteği de giderek gücünü ispatlıyordu. Canaydın zamanında tribünlere gelmeyen taraftar Adnan Polat'ı sevmiş ve Galatasaray'ın son maçlarında Kral Hakan Şükür'ün içerden, tribünlerin dışarıdan desteği ile Galatasaray bileğinin hakkıyla, söke söke 2007-2008 sezonu şampiyonu olmuştu.

Bunda en büyük pay kimindi?

Dünyada eşi olmayan kenetlenme

Galatasaray'ın bu sezonunu anlatırken sondan başladım. Çünkü işin püf noktası burasıydı. Kalli'den sonra Galatasaray, İstiklal Savaşı'na gider gibi kenetlendi. Sorumluluğu paylaşan bir çok kişi oluştu. Taraftarın tribün desteği, yönetimin gece gündüz moral vermesi, Florya'nın panayır yerine dönerek, çoluk çocuk mutluluk yaşaması... Hepsi ama hepsi şampiyonluğun gelmesinde pay sahibiydi. Cevat Hoca ve ekibi... Futbolcular... Ve giderek havlu atmaya başlayan Fenerbahçe, Galatasaray'ın şampiyonluğunda en büyük etkendi. Cevat Güler komutasındaki ordu Fener'i de yenince ufuk açıldı. Geriye sadece Sivas maçı kalıyordu. Galatasaray Sivas'ı da Sivas'ta beş golle geçince son maça kalmadan şampiyon belli olmuştu... Galatasaray.

Başarıda herkesin payı vardı ama birinin en fazla; Karl Heinz Feldkamp.

Kalli, Galatasaray'a çok güzel şeyler aşıladı. Disiplini, rakibin üzerine gitmeyi, sistem içinde oynamayı ve gençlere güvenerek şampiyonluğa koşmayı Kalli aşıladı ve şampiyonluk onunla geldi. Kalli'den sonra futbolcuların bu kadar haysiyet savaşına girmesi bile Kalli'nin yüzündendi. Kalli onlara kimlik kazandırdı kimse farkında değil!

Olayın özeti şudur;

Kalli olmasaydı Galatasaray şampiyon olamazdı.

Kalli olsaydı Galatasaray şampiyon olamazdı.

Anlayana...

Teşekkürler Şampiyon.

Teşekkürler basiretli yönetim.

Kalli operasyonları

Geçen yıl Futbol Şube Sorumlusu Adnan Polat'ın çabaları sonucu yeniden Galatasaray'ın teknik patronluğu görevini üstlenmeyi kabul eden Kalli'nin görevi şuydu; Galatasaray'ı yeniden yapılandırmak. Galatasaray bir başka yabancı hocanın bu zor görevi Türkiye şartlarını bilmeden üstlenmesi zor olacağından özellikle Türkiye ve Galatasaray aşığı Kalli seçilmiş ve yerli bir hocanın da medyanın ağır baskılarına dayanamayacağı düşünülerek özellikle Kalli getirilmişti. Geldiğinden bu yana kadro dışı bırakmaları ve gençlere güvenmesi ile dikkat çeken Kalli sezon başında Necati Ateş, Hasan Kabze, Emre Aşık ve Orhan Ak'la yollarını ayırmış ve çok tenkit almıştı. Galatasaray yönetimi Kalli'nin istediği hiçbir futbolcuyu almamasına rağmen Feldkamp şikayet etmemiş ve olanca gücüyle eldeki mevcutlarla yoluna devam etmişti.

Hakan-Lincoln olayı

Kalli cesur bir hocaydı. Sezonun ilk beş maçını seyircisiz ve yepyeni bir takımla oynamasına rağmen sadece Vestel Manisa maçında beraberlik alarak o zor beş maçtan tam 13 puanla çıkmıştı. Her şey Kalli'nin istediği gibi gidiyor, Galatasaray yeni düzenini oturturken önceliği disipline veriyordu. Bu sürecin ortasında 7. hafta, tam seyircisiz oynanacak Beşiktaş maçı arifesinde Kalli ani bir kararla disiplini bozan Hakan Şükür ve Lincoln'ü kadro dışı bırakır. Gündem allak bullak olur ve Kalli Beşiktaş'ı 2-1 yener. Kalli galip gelmiştir ama futbolcular Kalli'ye kızgındır. Bu huzursuzluk aylarca devam eder ve Kalli hiç taviz vermez! O olayda Kalli'nin görüşü şudur; 'Kurallar vardır ve hiçbir futbolcum bu kuralları çiğneyemez. Saat 22.00'den sonra kampı terk etmek yasaktır. Hakan Şükür kızını bile almaya gitse kuralı ihlalden ceza yer. Lincoln için de aynıdır, o saatten sonra kimse Florya'ya arkadaşını alamaz!' Kalli'nin disiplini işte böyledir ve sonunda kendisi olmasa da şampiyonluk gelir.

Kaynak:
Bu haber toplam 1964 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri