Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

"Gazze saldırısı büyük oyunun bir parçası"

01 Ocak 2009 / 18:25
Ürdün Prensi Talal, İsrail’in Gazze saldırısının büyük oyunun bir halkası olduğunu belirterek “aramızdaki ihtilafları giderip uyku ve aymazlıktan uyanmalıyız” dedi.
Arap Düşünce Forumu başkanı Prens el-Hasan Bin Talal, İsrail’in Gazze’de devam eden saldırısının büyük bir oyunun parçası olduğunu, Arapların geleceklerini stratejik bir bakışla yeniden düşünmeleri gerektiğini söyledi. Hasan bin Talal, İsrail’in Gazze saldırısı Gazze’yi aşan büyük oyunun bir halkası olduğunu belirterek “aramızdaki ihtilafları giderip uyku ve aymazlıktan uyanmalıyız” dedi.


Amman’da konuşan el-Hasan, bölge sorunlarına akıl ve yüreği yaklaştıracak, mümkün olabilecek tüm argümanları kullanacak kapsamlı ve stratejik bir vizyonla bakmanın zamanı gelmiştir, dedi. Aynı zamanda Uluslararası Barış için Din Konferansı Örgütü Onursal Başkanlığını da yürüten Prens El-Hasan Bin Talal bölgenin bölünmesi için çok ciddi girişimlerin olduğuna işaret etti.


Arapları iki ayrı kampa ayırmanın batının bir dayatması olduğunu kaydeden el-Hasan “yeni ABD yönetimi iktidarı devralmadan önce bölge meselelerine radikal bir yaklaşımla yaklaşmanın gelmiştir” dedi.


Araplar Türkiye ve İran’ı örnek almalı


İsraillerin birlik olduğunu buna karşılık bir Arap birliği görmediğini dile getiren el-Hasan Bin Talal İran ve Türkiye gibi Arapların da güçlü ve belirleyici bir siyaseti izlemesi gerektiğini vurguladı.


Gazze’nin İsrail askeri saldırılarının hedefi olmaya devam edeceğini kaydeden prens Talal, 6. gününe giren saldırılarda 390’dan fazla kişinin şehit olduğunu hatırlattı. Gazze’nin İsrailli politikacılar tarafından bir iç politika malzemesi olarak kullanılmasından üzüntü duyduğunu dile getiren prens İsrail saldırısının bölgede barış kavramını yerle bir ettiğini söyledi.



Prens Hasan bin Talal’ın basın açıklamasının tam metni:


ULUSLARARASI BARIŞ İÇİN DİN KONFERANSI ÖRGÜTÜ ONURSAL BAŞKANI PRENS EL-HASAN BİN TALAL’IN GAZZE OLAYLARINA İLİŞKİN AÇIKLAMASI


Gazze olayları sürpriz değildi, ancak televizyon kanallarında gördüklerimiz çok büyük bir şoktu, yüreğim sızladı, dünyadaki milyonlarca insanın da yüreğini kanattı. Gazze’de cereyan eden bu sahneleri izlerken, bu kurbanlara, öldürülen bu sivil insanlara bakarken duygu ve düşüncelerine hâkim olman kolay değildir.


Ben ve benim gibi milyonlarca insan bu hukuk dışı şiddetin ve bu kanlı sahneye neden olan savaşın derhal durması çağrısında bulunuyoruz. Yalnızca Araplar ya da müslümanlar ya da hristiyanlar adına konuşmuyorum, içinde insaniyet namına bir şey taşıyan dünya için daha iyi bir gelecek talep eden herkes adına konuştuğumu varsayıyorum.


Uzun süredir zaten kadın erkek çocuk demeden tüm sivil halka uzun bir süredir ambargonun uygulandığı Gazze halkına karşı orantısız güç ve kitle imha silahlarının kullanılması bir çözüm getirmeyecek, caydırıcı bir etkisi olmayacaktır.


Tam tersine kimsenin faydasına olmayan aşırı tepkilerin verilmesine neden olacaktır. İsrail güvenliğinin bu durumdan sarsılarak çıkacağını tahmin ediyorum. Gazze’ye vurulan bu gibi darbeler geçici siyasi amaçlara hizmet edebilir. Ancak ölü, yaralı, yetim ve dul sayısı artıkça uzun vadede her bakımdan çok negatif etkileri olacak, barış sürecini belirsiz bir noktaya taşıyacaktır. Barış sürecinin din ya da ırk nefreti üzerinde inşa edilemeyeceği unutulmamalıdır.


Filistinlilerle İsraillilerden oluşan denklemin iki tarafının da zararı paylaşacağını gözönünde bulundurursak bu zararın iki taraftaki her grup ve topluluğa yansıyacağını, zararın herkese yayılacağını ve herkesin acı çekeceğini bilmeliyiz.


Dünya genelinde bizimle aynı insani değerleri taşıyanların olduğunu gözönünde bulundurarak şu soruyu sorabiliriz: Dünya daha ne kadar gerçekleri görmezlikten gelecek, öldürülen sivil ve günahsız insanlara karşı daha ne kadar çifte standartlarına devam edecek? Bu hususta eylemle tepkiyi ayırt etmek çok ta önemli değildir, özellikle güç denklemi eşit değilse. Eylemin insanlara yönelik olduğu tepkilerin de ona uygun olması gerektiği dikkate alınmalıdır.


Burada şunu belirtmek istiyorum; problem Gazze’ye kimin hükmedeceği değildir. Orada kitle imha silahlarının hedefi olan siviller var. Bu insanlık ve uluslararası meşruiyet nezdinde uzun yıllardır kabul edilemez bir durumdur. Bu insanın can güvenliği düşüncesine temelden bağlı olmamı gerektiriyor. Ancak Gazze’de yüz binlerce insanın hayatını ilgilendiren tehlike sınırları içerisinde olayların sertliği karşılığında insanın can güvenliğini konuşabiliriz.


Son olarak hem Hıristiyanlar hem de Müslümanlar için yılbaşını kutladığımız bu günlerde İslam’ın tüm dünyaya ulaştırdığı mesajdan esinlenerek şunu sormak istiyorum: Filistin ve Filistin halkı ne zaman kansız bir bayram geçirme fırsatı bulacaktır?


Amman 27 Aralık 2008
Bu haber toplam 776 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri