Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Göz yumma olmadan olamaz

15 Ekim 2008 / 12:00
Eski bir PKK'lı terörist, Aktütün Baskını'nı örgütün kabiliyetleri, yetenekleri ve yapısı üzerinen yorumladı: "Göz yumma olmadan PKK karakol basamaz"
PKK'nın Aktütün baskınında Amerikan Özel Kuvvetleri'nin geliştirdiği 'özel harp' taktiğini uyguladığı belirtiliyor. Eski bir terörist ise ihmal ve göz yumma olmadan PKK'nın karakol basamayacağını iddia ediyor.

3 Ekim'de Hakkâri'nin Şemdinli ilçesine bağlı Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü'ne teröristlerce yapılan saldırıda 17 asker şehit oldu. Genelkurmay Başkanlığı, çıkan çatışmada 23 teröristin öldüğünü duyurdu. PKK'ya yakın kaynaklar ise ölen terörist sayısını 9 olarak açıkladı. Bölgede görev yapmış bazı emekli üst düzey komutanlar, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni Aktütün baskınında başarılı buldu. Genel çoğunluk ise askerin zafiyetinden söz edip terörle mücadelede artık yeni stratejiler geliştirilmesi gerektiği üzerinde durdu. Her kafadan farklı bir sesin çıktığı tartışmalar derinleştikçe konu daha da uzayacağa benziyor. Ancak Türkiye'nin 30 yılı aşkındır terör örgütü PKK karşısında büyük kayıplar verildiği gerçeği her şeyin üstünde duruyor.

Aktütün saldırısının stratejik ve taktik yönlerinin yanı sıra olayın gerçekleşme zamanı üzerinde de kritikler yapılıyor. Bunun için bir dizi sebep saymak mümkün. Örneğin, Demokratik Toplum Partisi'nin (DTP) kapatılma davasının Anayasa Mahkemesi'nde olması sebeplerden biri. PKK'nın bu eylemlerle terör estireceği ve mahkemeyi partiyi kapatması için yönlendirmeyi planladığı iddiası da ortaya atılıyor. PKK'nın tabanına daha rahat ulaşmak, kitlesini diri tutmak adına Olağanüstü Hâl (OHAL) durumuna geçilmesini tetikleme maksadıyla bu tür eylemleri yapıyor diyenler de var. Bitti denilen PKK'nın böylesi büyük eylemlerle ben varım demeye çalışma gayreti de baskının sebepleri arasında gösteriliyor. AK Parti'nin bölgedeki oyunu kırmak, aynı şekilde Türk ordusunu Kuzey Irak'a sokup hükûmeti yıpratmak gibi daha nice sebep eylemin zamanlamasına bağlanabilir. Ancak görünen sebeplerden çok perde arkasında çeşitli oyunların döndüğünü hesaba katmakta yarar var.

Ergenekon iddianamesinin kabul edilmesi ve AK Parti'nin kapatılma davasının Anayasa Mahkemesi'nde görüşülmeye başlanması arifesinde Güngören'de hain eller devreye girmiş ve meydana gelen patlamada 17 kişi hayatını kaybetmişti. Olayın hemen ardından Aksiyon'a konuşan resmî görevli bir terör uzmanı, şunları söylüyordu: “ Ergenekon iddianamesinin kabul edilmesi veya AK Parti'nin kapatılmaması kararı ile her şey bitmiyor. Patlamalar, suikastlar olabilir. Bu anlamda Türkiye kritik bir eşikten geçiyor.”

Aynı uzman Aktütün ve Diyarbakır'daki polis okulu saldırısından sonra şunları söylüyor: “Bu eylemleri sade bir PKK eylemi olarak değerlendirmek mümkün değil. Ergenekon davası sürecini sekteye uğratma, davayı kaos ortamında kadük hâle getirme amacı da var. Önümüzdeki günlerde kitle gösterileri ve eylemleri artacak. Bu da PKK eliyle koordine edilecek. Bu konuda istihbaratlar var. Bu iş siyasi krize kadar uzanır. Diğer yandan da PKK eylem yaparak askeri Kuzey Irak'a sokup AK Parti'yi Kürtler gözünde düşman yapmak, siyaseten de başarısız kılmak istiyor. Yumuşayan Türkiye-Kuzey Irak yerel yönetimi ilişkilerini gerilimli hâle getirme de hedefleniyor.”

Aslında uzmanın verdiği ipuçları yabana atılacak türden değil. Zira terörist başı Abdullah Öcalan'ın yakalanmasından bu yana PKK eliyle yapılmış sıradan bir eylemin daha birçok olayı tetiklediği aşikâr. Terör uzmanının söyledikleri, 21-30 Ağustos 2008'de gerçekleşen PKK'nın 10. Kongresi'ne de yansıyor: “Türkiye, Kürt'ü Kürt'e kırdırtmak anlamına gelen Kürtler arası iç çatışmayı geliştirmek amacıyla Irak ve Kuzey Irak yönetimiyle ilişki ve ittifak geliştirmeye çalışıyor. PKK buna karşı bütün Kürt ulusal kamuoyunu uyarmayı bir kez daha önemli görev bilmiştir.” Bu kongrede PKK'nın yeni stratejileri ve hamleleri de belirleniyor.

GEZİCİ KARAKOLLAR

Terör saldırılarının toplumda oluşturduğu infial ve siyasette attıracağı adımların yanı sıra bir de bu tür eylemlerin gerçekleşme durumu gündemin ana konusunu oluşturuyor. Kamuoyu, Aktütün ve Dağlıca gibi karakol baskınlarının nedenlerini öğrenmek istiyor.

Peki, gündeme gelen karakol baskınlarını nasıl değerlendirmek gerekir? Son üç yılda anormal biçimde artan askerî kayıplar ve baskınlar işin içine ciddi kronik sorunların girdiğini gösteriyor. Dünyanın hiçbir yerinde hareketli, sürekli ve yer değiştiren 'gerilla' taktiğini iyi uygulayan bir güce karşı, sabit ve açık hedef durumundaki karakollarla önleme ve takip yapılmıyor. Sorunun karakol yerlerinin güvenli olmayışına bağlanamayacağını belirten terör uzmanı Tuncer Günay, şunları söylüyor: “Ana sorun, gerillaya karşı verilen mücadelede temel bir kuralın yıllardır çiğnenmesidir. Stratejisini konaklamaksızın yer değiştirmeye bağlı kuran, baskın yapmayı temel bir askerî doktrin hâline getiren silahlı unsurların önüne sabit karakolları dikmek yanlıştır. Baskın sırasında tam bir kapan oluşur. Havan mermilerine karşı çaresiz kalınır. Bunun için gezici seyyar karakollar kurulmalı ya da kır birlikleri oluşturulmalı. PKK ile mücadele onun şartları ile yaşamadan geçer. Ayrıca gözlemlerime göre bölgedeki birliklerimizin savaşma yeteneğinde, rütbelilerin donanım ve reaksiyonlarında büyük bir düşüş var.”

Gerilla taktiği ile mücadele eden terörist gruplara karşı takip edilecek en iyi yöntemin 'A.B.İ' olduğu belirtiliyor. Yani 'ARA-BUL-İMHA ET'. Stratejlere göre özel harbin, düşük yoğunluklu çatışmanın ana kuralı bu. Çatışmada taraflardan bunu ilk uygulayan ya da en iyi yapan hayatta kalır.

Aktütün coğrafi olarak tam bir hedef tahtası konumunda. İki yüksek ve hâkim tepesi Irak tarafında olan 8-10 kadar başka hâkim tepelerle çevrili alçak bir tepe burası. Karakol toplam 6 dönümü geçmeyen bir düzlüğe yerleştirilmiş. Bayraktepe dışındaki tüm tepeler boş ve PKK'nın hareket alanı içinde. Aktütün bu nedenle sürekli baskın yiyor. Aslında baskınlara maruz kalan sadece Aktütün değil. Doğudaki bütün karakollar mütemadiyen baskına maruz kalıyor. İstihbarat bilgilerine göre Doğu Anadolu'daki karakollara yönelik ayda ortalama 10 ila 12 arasında baskın gerçekleşiyor. Bu baskınların önemli bir kısmı taciz ateşi şeklinde. Bu da büyük baskınlar öncesi şaşırtma etkisi yapıyor. Çünkü karakollardaki görevli asker artık taciz ateşlerine alıştığı için her baskına aynı tepkiyi veriyor. Bir süre sonra bu şekilde algılama oluşuyor ve gerçek büyük baskında karşı koyma durumuna geçilmiyor. Sadece 4 Haziran 2007'den bu yana 8 karakol baskını gerçekleşti ve toplamda 71 asker şehit oldu.

Bu karakolların geneli 1990'ların başında kurulmuş. PKK'nın etkili olduğu dönemlerde TSK, ele geçirdiği noktalara ve geçiş alanlarına karakollar kurarak o bölgelere teröristleri yaklaştırmamaya çalıştı. Karakolların genel stratejisi bu şekilde planlanmıştı. Ancak militan sayısı azalan PKK, artık Türkiye içinde geniş arazide hareket etmiyor. Daha çok belirli noktalarda konuşlanarak faaliyet yürütüyor. Bu da insansız coğrafyada karakolları yegâne hedef hâline getiriyor.

20 GÜN ÖNCE KEŞİF YAPMIŞLAR

Aktütün Karakolu'na baskın düzenleyen terör örgütü PKK'nın bu eylem için geniş çaplı bir çalışma yaptığı belirtiliyor. Sadece bu baskında değil, diğer baskınlarda da aynı taktik uygulanıyor. Kuzey Irak'taki Çerçela Dağı'nı geçerek Türkiye'ye gelen teröristler Ayranlı köyü kırsalında buluşuyor. İstihbarat birimlerine göre bu geçişler belirli aralıklarla yapılıyor. Sınır geçişleri dikkat çekmemek için küçük gruplar hâlinde ve dağınık şekilde yapılıyor. Aktütün'ü basan toplam terörist sayısının 60 kadar olduğu ileri sürülüyor. Teröristlere ise Dağlıca baskınını gerçekleştiren Zağros saha sorumlusu, 'derin PKK' grubuyla hareket eden 'Ape Hüseyin' kod adlı eski astsubay Kadri Çelik'in komuta ettiği belirtiliyor. Eski bir terörist, Çelik için “Ben onun neden dağda ve PKK'da olduğunu hâlâ anlayabilmiş değilim. Tuhaf ilişkileri vardı.” diyor.

Terör örgütü PKK'nın eylemden 20 gün önce keşif ve bilgi topladığı belirtiliyor. Örgüt daha da ileri gidip nerelerin ve kimlerin vurulacağını maket karakol ve topografya üzerinde tatbikat yaparak planlıyor. Teröristlerin baskından 4 saat önce de son kontrolleri yaptığı ileri sürülüyor. İddiaya göre PKK'nın elinde hangi askerin, komutanın izinde veya raporlu olduğu bilgisi dahi vardı. Nikon ve Baykuş dürbünlerin yanı sıra gece görüş dürbünleriyle de PKK'lılar çalışma yaptı. Yine istihbarat kaynaklarına göre PKK bu baskın öncesini, anını ve sonrasını propaganda amaçlı kameraya çekti. Tıpkı Dağlıca baskınında olduğu gibi. Dağlıca görüntüleri daha sonra Roj TV'de yayınlanmıştı.

PKK'lı teröristler baskın sonrasında kendini emniyete alacak her önlemi alıyor. Geldikleri üsler yerine, hedef şaşırtmak için başka alanlara doğru sürekli yol değiştirerek izlerini kaybettirdikleri belirtiliyor. Aktütün baskınında önce havan atışı ile karakola saldıran teröristlerin, oluşan panikten faydalanarak yakın mesafeli atışlara başladığı tahmin ediliyor. Baskında PKK'nın kiralık savaşçı kullandığı da ileri sürülüyor. Bu iddiaya göre asılan Irak lideri Saddam Hüseyin ordusunda havan subayı olan, İran-Irak savaşında çalışmış bazı emekli veya işsiz Kürt kökenli kişiler PKK tarafından parayla işe alındı. Bu kişiler teröristleri havan atışları konusunda hem eğitiyor hem de belirli paralar karşılığında örgütün bazı eylemlerine taktik veren kişiler olarak katılıyor. PKK'nın Aktütün baskınında önce karakol komuta merkezini hedef aldığı, havan ve roketatar atışlarından sonra kalaşnikoflarla seri ateşe başladığı ileri sürülüyor.

PKK'lı militana aynı zamanda roketatar, el bombası ve patlayıcı eğitimleri de veriliyor. Dağlıca ve Aktütün'e baskını gerçekleştirenler bu eğitimli gruplardan oluşuyor. Terör örgütünün oluşturduğu 'Özel Kuvvetler' birimi bünyesinde her türlü savaş taktiği öğretiliyor. İddiaya göre söz konusu birimde yer alanlara 'Özel Harp' eğitimi veriliyor. Bu eğitimi alan 30 kadar PKK'lının olduğu belirtiliyor. 'Özel Harp' Amerikan Özel Kuvvetleri'nin geliştirdiği bir savaş taktiği. PKK garip bir şekilde eylemlerinde 'Özel Harp' talimnamesinin kurallarına ve doktrinlerine uyacak biçimde hareket ediyor. Bu eğitimi ise sadece Amerikalı ve İsrailli 'Özel Harp' uzmanları veriyor. Türkiye'deki Emniyet Genel Müdürlüğü dâhilindeki 'Özel Harekât' uzmanlarına eğitimi İsrailli uzmanlar vermişti. Korkut Eken, İbrahim Şahin gibi ünlü isimler söz konusu eğitimi alanlar arasında.

Şemdinli hattındaki PKK mensupları iyi istihbarat alan ya da anlık istihbarat verilen, nitelikli kişilerden oluşuyor. PKK'nın 'Özel Kuvvetlerinde' eğitim alan bu kişiler özellikle Şemdinli bölgesine gönderiliyor. Dağlık arazide kolayca hareket eden teröristlerin yıllardır aynı bölgede faaliyet yürüttükleri belirtiliyor. Bu kişilere 'Şemdinli grubu' denildiği de ileri sürülüyor. Sayıları 100'ü geçmiyor.



Eski bir terörist anlatıyor: İHMAL OLMASA PKK AKTÜTÜN'Ü BASAMAZ

Uzun yıllar terör örgütü PKK'da 'komutanlık' yapmış eski bir terörist baskınlarla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Güvenlik gerekçesiyle ismini ve kod adını vermediğimiz kişi, 8 yıl terör örgütünün saflarında kaldı. Daha sonra pişman olup PKK'dan kaçtı ve teslim oldu. Uzun süre de cezaevinde yattı. Aksiyon'un sorularına verdiği cevaplar ise şöyle:

- PKK, Dağlıca ve Aktütün baskınlarını gerçekleştirmeden önce nasıl bir hazırlık yapmıştır?

Böylesine büyük baskınlar için iyi bir hazırlık ve taktik belirlenir. Araziye yabancılık çekmeleri mevzu bahis olamaz. Bulunduğu kamptan baskın yapacağı noktaya olan yürüme mesafesini tam teçhizatlı, yağmuru, sisi, karı hesap ederek planlar. Bunun için duruma göre fizibilite çalışması bir ay sürebilir. Ama Aktütün için en fazla 15 ila 18 gün arasında bir plan yapılmıştır. İki gün de vuruş ve kaçış hesaplanmıştır.

- PKK bu tespitleri nasıl yapıyor?

Askerin elinde olmayan haritalar var. Bütün karakolların yüzölçümü bilinir. Hatta bir karakolda kaç kişi kalır, izin günleri, teskerecilerin durumu, yeni gelen askerlerin sayısı dahi bilinir. Örgüt bu bilgileri kendi elemanlarından, bazen koruculardan bazen de 'derin istihbarat' dedikleri resmî görevlilerden alırlar.

PKK 'DERİN İSTİHBARAT' ALIYOR

- Dağdaki terörist 'derin istihbarat'ı nasıl elde ediyor?

Bu iş biraz karışıktır. Uyuşturucu ticaretindeki rant ve kaçakçılıktaki gelir devreye giriyor. Bazen de çift taraflı çalışan 'ajanlar' var. Biz bazen aynı çayın karşı taraflarından geçerdik ve birbirimize ateş etmezdik. Bunun izahını ben yapamam.

- Aktütün baskınında kullanılan havan toplarının katır sırtında taşındığı söyleniyor. İnsan saklanabilir; ama katırı saklayarak kilometrelerce nasıl yürütebilirsiniz?

Aktütün saldırısı için PKK'lılar Hakurk veya başka kamptan gelmemiştir. Onlar Mezi-Basyan ve Avaşin'deki kamplardan gelmiştir. Burada irili ufaklı yaklaşık 15 kamp alanı bulunuyor ve çoğu yerin altındadır. Türkiye'ye uzaklığı da 12 kilometredir. PKK saldırı yapacağı noktaya katır sırtında silah taşımaz. O katırlar hedef şaşırtmak içindir. Onlar önceden oraya yerleştirilmiş olan silahlardır. Şunu kesin olarak biliyorum ki, PKK böylesine baskınları yapacak güçte değil. Eğer birileri müsaade etmiyorsa. Müsaade olmazsa ne Dağlıca ne Aktütün baskınları gerçekleşirdi. Saldırıyı 350 kişilik PKK grubunun gerçekleştirdiği hikâyesi tam bir yalandır. PKK Aktütün'e saldırmak için 350 militanını bir noktaya yığmaz. En fazla 50-60 kadar kişi bu baskını yapmıştır. Bunlar da beraber değil en az biri komutan sekizerli en fazla da biri komutan on beşerli gruplar hâlinde hareket etmişlerdir. Hava baskınlarından hedef şaşırtmak için grupların sayısı 3'e 5'e de düşüyor. Katırlar da yine hedef şaşırtmak, uçakları aldatmak için burada kullanılıyor.

- Peki, PKK böyle bir eylemi neden yapmış olabilir?

Bunun birçok nedeni olabilir. Biz Türkiye'nin iç gündemine dair eylemler yapardık. Gündemi değiştirirdik. Talimat gelirdi, biz de yapardık. Bunların ne manaya geldiğini ben sonradan öğrendim. Militanlar ve komutanlar bunu hesap etmez, soru soramazlar zaten. Ancak baştaki büyüklerin hesabı her zaman vardır. 'PKK, Aktütün'ü basarak yerel seçimler için tabanını hareketlendirmek istiyor' yorumu çok yersiz olur. Bunun için şehirde kitle gösterileri yeterlidir. Zaten seçim öncesinde Nevruz etkinlikleri tabanı uyandırmak için yeter. DTP'nin kapatılması PKK'nın işine gelir; ancak partinin kapanmasını kolaylaştırmak için de böyle eylem yapmaz. Bu konular için başka zamanlar ve eylem türleri var.

- O zaman niçin Aktütün ve Diyarbakır'daki polis okuluna saldırı olur?

Sadece şunu söyleyebilirim; Türkiye 'derin devletini' temizlemezse PKK sorunu bitmez. Birileri ülkede kaos istiyor. Bunun için en diri olan PKK'yı kullanıyor. Yarın şehir patlamalarının olmayacağını kim hesap edebilir. Ama mutlaka başka yan sebepler vardır. Ben başka bir noktaya dikkat çekmek istiyorum.

Haber: Haşim Söylemez/Aksiyon
Bu haber toplam 928 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri