Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Gül rektörleri neye göre seçiyor?

10 Eylül 2008 / 18:23
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül rektör atamalarında birinci kriter olarak neyi alıyor? İşte Gül'ün 1 numaralı rektör atama kriteri...
Köşk YÖK'e model arıyor

İsmail Küçükkaya / Akşam
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, rektör atamalarındaki kimi tercihleri nedeniyle eleştirilmişti. Aynı konu, bir önceki Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in de başını ağrıtmıştı. Sistemde bir sorun olduğu ve Çankaya Köşkü'nde kim oturursa otursun, rektör atamalarındaki takdir yetkisinin her defasında kamuoyu tarafından eleştiri konusu yapıldığı ortada. İşte bu nedenle Gül'ün, “rektörleri Cumhurbaşkanlarının seçmesi yanlış” sözleri önemliydi. Peki, ama Gül, şikâyet ettiği bu duruma bir çözüm arıyor muydu, acaba herhangi bir model arayışı başlamış mıydı? Bu soruların yanıtını merak ediyordum. Çankaya Köşkü'nde Cumhurbaşkanı'nın en yakın çalışma arkadaşlarıyla görüşerek YÖK'le ilgili sözlerin ve olası çalışmalarının izini sürdüm.

Evet, Cumhurbaşkanı'nın o açıklamasından sonra Köşk bürokrasisi “YÖK'e model arayışı” kapsamında çalışmalar başlatmış. Amaç, Gül'ün isteği doğrultusunda “yüksek öğrenime daha demokratik bir sistem kurmak” ve özellikle “rektör atamalarında Çankaya'nın devreden çıkmasını sağlamak...”

Köşk, “uygulanacak sisteme dair bir vizyon belirliyor”. Hedef, bunu eş zamanlı olarak YÖK'e ve Hükümet'e ileterek çok kapsamlı, çok taraflı, çok yönlü bir hazırlık sergilemek. Nihai onay sahibi olarak Cumhurbaşkanı, kendi istediğini ortaya koyduğuna göre hızlı biçimde bu konuyu çözüme kavuşturmak istiyorlar.

O halde, “nasıl bir model?” sorusuna yanıt bulmalıyız. Köşk bürokrasisinden öğrenmeye çalıştım. İşte, Çankaya'nın en kritik bürokratının değerlendirmesi:
“Her şeyden önce vakıf üniversitelerindeki gibi kamu üniversitelerinde mütevelli heyet kurulması öngörülüyor. En çok tartışılan konu olarak rektör atamalarına çözüm noktasında, mütevelli heyetlerin iki ya da üç aday seçmeleri düşünülüyor. Burada öğretim üyeleri arasında seçim yapılmasından vazgeçilmesi üzerinde duruluyor. Çünkü rektör atamaları adeta milletvekili seçimlerine dönüyor, politika işin içine giriyor, kamplaşma yaşanıyor. Rektör adayları olmadık vaatlerde bulunuyorlar. Birbirleri hakkında Köşk'e ihbar mektupları gönderiyorlar. Bu tarz davranışlar üniversiteye, akademik camiaya yakışmıyor. Mütevelli heyetlerin belirleyeceği adaylar içinden rektör atamasını YÖK'ün yapmasının uygun olacağı değerlendiriliyor.”

“Rektörlük cazibe merkezi olmaktan çıkarılmalı”

Aynı bürokrat, Çankaya'nın nabzını yansıtması bakımından çok çarpıcı tespitlerini şöyle sürdürüyor:

“Meselenin özü, rektörlük makamının böylesine geniş yetkilerle ve imkânlarla donatılmış olmasıdır. Rektörlüğün cazibe merkezi olmaktan çıkarılması gerek. Taşradaki üniversitelerin mütevelli heyetlerine sivil toplumun, o ilin sanayi ve ticaret odasının başkanlarının katılması üzerinde duruyoruz. Böylelikle üniversitelerde çeşitlilik artarken, sanayi-üniversite işbirliğinin önü açılabilir. Bu yolla üniversitelerde halen gördüğümüz tek model üzerine bina edilmiş yapıdan kurtuluruz. Bizde üniversiteler uzun süre Doğramacı döneminde Hacettepe modeliyle yürüdü, ardından Gürüz yönetiminde Bilkent modeli uygulandı. Oysa Ankara ve İstanbul'daki üniversiteyle Hakkâri'deki Yozgat'taki bir olabilir mi? Yeni yapı tüm bu farklılaşmayı, ihtisaslaşmayı da gündeme getirecek.”

Bir gazeteci olarak gözlemlerim, rektör seçimlerinin akademik camiada ciddi kadrolaşma problemi yarattığı yönünde. Sistem, maalesef demokratikleşmeyi teşvik edici değil, tam tersine anti demokratik ve baskıcı yöntemleri zorluyor. Atanan rektör, kendisine oy vermeyenlere baskı uyguluyor. Seçim dönemleri kadrolaşma artıyor. Öğretim üyeleri arasında gerginlikler çıkıyor. Bir rektör kendisine oy vermeyen koca bölümü kapatıveriyor. Üniversiteler bir savaş alanına dönüşüyor. Hele ikinci ya da üçüncü aday atanınca daha büyük infial oluyor. Üniversiteler yönetilemez hale geliyor. O nedenle konu rektör ataması değil, siyasetten tamamen bağımsız yönetim sisteminin kurulmasıdır. Rektör sadece o sistemin bir parçası olmalıdır.

İşte Gül'ün 1 numaralı rektör atama kriteri

Gül'ün kurmaylarına tartışılan rektör atamalarını detaylarıyla sordum. Bazı üniversitelerdeki birinci sıra adayları hakkında çok çarpıcı iddialar var ama polemik konusu olmasın diyerek geçiyorum. Hep şu konuyu merak ediyordum; Gül rektörleri atarken en çok neye dikkat etti. İşte yakın çalışma arkadaşlarının ifadesiyle Gül'ün 1 numaralı rektör atama kriteri:

“Atamalar pek çok açıdan değerlendirildi. Ama Sayın Cumhurbaşkanımızın önemle üzerinde durduğu konu, rektörlerin üniversitenin önüne geçmemesidir. One man show (tek adam şov) istemiyoruz denildi. Seçilen rektörlere de bu söylendi. Rektörler geri planda kalsın, üniversiteler ön plana çıksın. Kişi değil, kurumlar konuşulsun. Rektör adayları arasında tercih yaparken Sayın Cumhurbaşkanımız her şeyden önce bu özelliği aradı. Yoksa şu görüş, bu görüş diye bakılmadı.”

Türkiye'nin uzun yıllardır en çok tartıştığı konulardan birisi olan YÖK sistemine dönük Çankaya Köşkü'nün görüşleri böyle. Bakalım, bir uzlaşma noktasına ulaşılabilecek mi, o çok eleştirilen yüksek öğrenim sistemi değiştirilebilecek mi?
Kaynak:
Bu haber toplam 1296 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri