Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Gülen cemaati için YENİ KOMPLO

05.07.2010 08:36
Gülen cemaatine hazırlanan yeni komplo

CHP'ye iktidar yolunu açma çabalarına TSK'nın en zirvede alet edilmesinin ardından son hamle olarak Fethullah Gülen cemaati ile ilgili bir senaryo sahneye konulacak. Zihni Çakır o senaryoyu yazdı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sarıyaprak Karakolu “gözetleme mevziinde” verdiği pozlar, terörden nemalanan, terörün ‘korku ve gerilime dayalı propaganda yönteminden’ oy devşirmeyi hedefleyen siyaset anlayışının son örneği.

Bu pozlarla, muhalefetin, kan ve gözyaşının hakim olduğu şehit cenazelerinden oy devşirme dışındaki anlayışların da esaretinde olduğunu gördük.

Yine bu pozlarla, TSK-CHP ittifakının ayyuka çıktığını hayretler içerisinde izledik.

Ayrıca Kemal Bey’in, günlerdir mevzilere kendisi gittiğinde, “asla çömelmeyeceğini”, hangi iradeye dayanarak ilan ettiği sorusunun cevabına da ulaştık.

TSK karanavasındaki ıspanak menüsünü hüpledikten sonra göğsünü gererek Temel Reis edasında pozlar veren Kemal Bey, Başbakana yılın golünü atmış olmanın huzuru içerisindeydi siyasi tarihin utanç karelerinde.

Kemal Bey siyasetçidir.

Bürokrat olduğu dönemde devlet bürokratlığı yerine CHP memurluğu portresi sergilemiş birinin, terör vurdukça oy çetelesi tutmasını yadırgamam.

Böyle bir ideoloji esaretindeki zat’ın teröre karşı oluşturulan mevziler ve siperlerde siyasi rakibinden daha üstün gelecek fotoğraflar yaratma amacı gütmesi de abes kaçmaz.

Ama Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bölgeye gerçekleştirdiği ziyaret sonrasında yaşanan “çömelme” polemiğini kendi lehine çevirmeye çalışan bir siyasetçinin, TSK’yı kullanmasını mazur göremem.

Onlarca yıldır siyasi iradeyi, terörle mücadelede sadece lojistik destek birimi olarak gören TSK’nın, üstesinden gelemediği terörün yarattığı kaotik ortamını, kendine yakın gördüğü bir siyasi örgüt ve başkanına propaganda malzemesi olarak sunan komutanlarını lanetlerim, lanetliyorum da.

Çeyrek yüzyılı aşan terör belasını, hiç esirgenmeyen siyasi, ekonomik ve lojistik desteğe rağmen bitirememenin hesabını vermeyenlerin, bugün bu konuyu siyaset malzemesi yaptırması ve adeta bir “TSK prodüksiyonu” olarak kamuoyuna aktarması, elbette kınanacak ve lanetlenecek davranıştır.

Yine PKK’nın, özellikle son dönemde İsrail ve MOSSAD kontrolünde eylemler yaptığı bilinirken, Kemal Bey’in “ittifaka dayalı plan dahilindeki” sınır gezisinde bir-iki günlük eylemsizlik uygulaması bir “MOSSAD Prodüksiyonu”ndan başka ne olabilir?

KASET KOMPLOSUNUN ARDINDAKİ EL

Özel prodüksiyon çalışmalarının ürünü olan bu fotoğraf karelerini gördükten sonra, yakın bir zaman evvel kulağıma fısıldanan bir bilginin doğruluk payı da güçlendi.

Kemal Bey’i bugün bulunduğu koltuğa zıplatan malum kaset skandalının arka planına dair bir bilgi bu.

Emniyet İstihbarat Dairesi ve Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından hazırlanan iki ayrı raporda, ‘Baykal’a kaset komplosunun arkasındaki el’e dair benzer sonuçlara ulaşıldığı iddia ediliyor.

Bu iki birim tarafından hazırlanan iki farklı raporda, Deniz Baykal’ı koltuğundan edip Kemal Bey’i CHP’nin başına taşıyan komplonun arkasında, yabancı bir istihbarat örgütünün olduğuna dair ciddi bulgulara rastlandığı söyleniyor.

Hatta bu yabancı istihbarat örgütünün, bu komployu hazırlarken oligarşik yapı içerisindeki müttefiklerinden de ciddi destek aldığına dair kuvvetli delillere ulaşıldığı öne sürülüyor.

İddiaya göre, birbirinden bağımsız yapılan iki farklı istihbarat çalışması sonrasında ulaşılan iki benzer sonuç, yapılan çalışmanın doğruluğunu tartışmasız kılıyor.

Hatta yakın bir zaman içerisinde (YAŞ öncesi) bu raporların kamuoyuna açıklanacağı (sızdırılacağı) da söyleniyor.

Raporu merakla bekleyelim; fakat bu arada uygulamaya konulacak zamanı bekleyen, başka kirli planların varlığından da söz ediliyor kulislerde.

GÜLEN CEMAATİNE HAZIRLANAN YENİ KOMPLO

Bu planların, Fethullah Gülen Cemaatine dair hazırlandığı öne sürülüyor.

Hiçbir örgütlü çaba olmadan tamamen duygusal tepkiler ve hizmet aşkıyla bir araya gelmiş, dünyanın öteki ucundaki gönüllüsüyle bir öteki ucundaki gönüllüsü arasında ortak yaşam felsefesinden başka hiçbir organizeliği bulunmayan bu cemaate yönelik hazırlanan kirli bir plandan söz ediliyor.

Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında CHP’yi iktidar yapmak isteyen odaklar, sayısı 7 milyonu bulan ve ülkede iktidar belirleme noktasında söz sahibi olan cemaat üzerine özel bir çalışma yapıyormuş.

Bu çalışmayla amaçlanan, cemaatin duygusal birliğini, ortak akıl ve ortak hareket etme refleksini ortadan kaldırmakmış.

Geçmişte ülkenin siyasal ve toplumsal nüvesini tesis etmek için kullanılan “komünizm paranoyası”nın yerine şimdi “cemaat paranoyası” idame ettirilecekmiş.

Cemaat, “demokrasiye müdahale planı”na benzer bir planla, terör örgütü yapılanması olarak lanse edilmeye çalışılırken, görevlendirilmiş savcılarca da, “kendi dünya görüşleri, inançları ve mezheplerine dayalı bir devlet nizamı oluşturmak için çabalayan örgütlü bir yapı olduğu, devletin üniter yapısını, laik ve demokratik devlet düzenini değiştirmek istediği, bu amaca ulaşmak için, başta istihbarat birimleri olmak üzere devletin stratejik kurumlarına sızdığı ve ele geçirdiği, ele geçirdiği bu kurumlar vasıtasıyla da silahlı bir örgüt tanımlamasına birebir uyduğu” iddia edilerek yüksek yargının ağına atılacakmış. Hatta bu iddiaları güçlendirmek için, bu kurumlardaki uzantılarını “tanık” olarak hazırlamaya bile başlamışlar.

"NEREDE KALMIŞTIK" DİYECEĞİ GÜNÜ BEKLEYENLER

Böylelikle cemaatin blok oyu dağıtılıp, kaset komplosuyla başkan yapılan Kemal Bey’e, “cemaat komplosuyla” iktidar takdim edilecekmiş!

Bu örtülü bilgilerin de, bizzat yüksek yargı eliyle sanık sandalyesinden alınıp kahramanlık kürsüsüne terfi ettirilen zat’ın, “nerede kalmıştık, kaldığımız yerden devam” mealindeki sözleriyle “kuvvetli şüpheye” dönüştüğü değerlendiriliyormuş.

Şimdi bir bu bilgilerin detaylarına bakıyorum, bir de Sarıyayla Karakolu “gözetleme mevzii”nde sahneye konulan iktidar amaçlı prodüksiyon pozlarına; nutkum kuruyor.

Bir bu Temel Reis edasındaki çakma kahramanlık edasının TSK sitesindeki sunumunu çözümlüyorum, bir de iddia edilen iki ayrı raporun ulaştığı ortak sonucu; akıl tutulması yaşıyorum.

Bir sözkonusu raporlarda işaret edilen yabancı istihbarat örgütü parmağı olasılığını düşünüyorum, bir de Kemal Bey’e sunulan özel TSK prodüksiyonu sürecindeki PKK’nın kısmi eylemsizlik uygulamasını; utanç duyuyorum.

Bir millete böylesine kirli komploların hazırlanmasını, siyasetin, toplumun ve iktidar iradesinin belli merkezlerden belirlenme çabasını tiksintiyle takip ediyorum.

Bu komploların hazırlanma ve uygulanmasında, yabancı istihbarat örgütlerinin, postal oligarşisinin, yüksek yargı bürokrasisinin ve siyasi muhalefetin kirli ittifakını görünce irkiliyor ve ürperiyorm.

Neden terörü bitiremediğimizin, neden akan kanı durduramadığımızın, neden ulusal iradenin yansıması olan TBMM’yi cunta vesayetinden arındıramadığımızın cevabını arama gereği bile duymuyorum üstelik.

Çünkü bu fotoğraflarda her şey çok net ve çok anlaşılır.

Zihni ÇAKIR / Cafesiyase

Bu haber toplam 1504 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri