Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Hak edenler mi seçildi?

16 Mayıs 2008 / 08:43
Milli Takım'a hak edenler mi seçildi? - Fatih Uraz'ın yorumu
Hiç şüphesiz başka coğrafyalarda da Milli Takım seçimleri eleştiri konusu olmakta, kimi zaman sorumlu hocalar yanlış yapmakla itham edilebilmektedir. İnsanın olduğu yerde tartışmaların, çekişmelerin, suçlamaların ortaya çıkmasından doğal ne olabilir ki?

Konuyu incelemeye başlamadan bir paragraf açmak yarar getirebilir; kişilerin kıstasları ve olaylara bakış açısı değişebileceğinden ötürü 'Kimsenin yüzde yüz haklı ya da haksız olamayacağı' bilinmelidir.

Romalı filozof ve devlet adamı Seneca, 'Büyüklüğün belli bir ölçüsü yoktur. Yükselten ya da alçaltan şey kıyaslamadır. Nehirde büyük görünen bir gemi denizde küçüktür.' diyor. 2000 sene önce söylenen bu sözü günümüzde hayatın her kademesine kolayca uyarlamak mümkün. Birkaç günden beri ortalığı yangın yerine döndürmeye çalışanlar var; kimisi polemik olsun diye, kimisi sayfaları doldurma kaygısından, kimisi de sevdiği futbolcuları kadroda görmediğinden verip veriştiriyor.

Oysa en sert yorum yapanların oyuncuları belirleme şansı olsaydı da değişen bir şey olmazdı; bu sefer de onların tercihleri yerden yere vurulup dururdu. Futbolun içinde geçirdiğimiz uzun yıllara rağmen anlamakta güçlük çektiğimiz nokta 'Geçmişteki performansları baz alınarak savunulan futbolculardır.' Anlayamıyoruz zira 'İleride oynanacak maçlar için oluşturulan takımlarda önemli olan mazi değil şu anki form durumu, düşünülen sisteme uygunluk ve gelecekteki beklentilerdir.'

Milli Takım'ın başında kim olursa olsun herhalde öncelikle sizi-bizi değil kendi geleceğini ve başarısını düşünecektir. Yalnızca ülkemizde değil çoğu yerde iki maç kaybedince hocaların altındaki koltuklar sallanmaya başladığına göre; zekâ özürlü olmadıktan sonra bir teknik adamın elinin altında daha iyisi varken onu seçmemesi düşünülemez. Birbirine yakın kapasitede futbolcuların arasında yapılan tercihler ise haliyle tartışmaya açıktır. 'Peki, ya tecrübe, ya geçmişte yapılan büyük hizmetler ne olacak; onların hiç mi önemi yok?' diyenler olabilir; tabii ki önemlidir, ama unutulmasın ki o hizmetlerin karşılığında alınan ödüller de büyük olmuştur ve çoğu geçmişte ödenmiştir!

Bazı sporseverler gönül verdikleri isimlerin oynamasalar bile kadroda yer almasını ister; bu masumane istek çoğu zaman yarar değil kargaşa, küskünlük, gerginlik getirir. Çünkü belirli kademelere gelmiş, başarının zevkini tatmış sporcular bir şekilde oynamak ister ve bu istek gerçekleşmediğinde de mutsuzluklarını saklamakta çok zorlanır. O tip oyuncuları yedek kulübesinde tutmaya gelmez; oynatmayacaksanız kadroya dâhil etmemeniz en akılcı çözüm olacaktır.

Unutmadan, Milli Takım kaptanımız 2004 senesinde Barcelona formasını giydiği günlerde Camp Nou Stadyumu'nda bize ve diğer spor yazarı dostumuza 'Ben ve bazı arkadaşlarım karar aldık; gençlerin önünü açmak adına gelecekte Milli Takım'dan affımızı isteyeceğiz' demişti. Aradan geçen 4 seneye karşın o açıklamanın gelmediğini görünce 'İnsanoğlu yaşlanır, hırs ve emel gençleşir' sözlerini hatırlamamak ne mümkün!

Büyük düşünür Mevlânâ 'Suyu altından verirseniz gemiyi yürütürsünüz, üstünden verirseniz gemiyi batırırsınız' diyor. Yolcular seyir esnasında konforlarıyla, rahatlarıyla ilgilenirler; kaptan ise yapılması gerekenlere odaklanmak zorundadır. İşini iyi yapıp yapmadığıysa gemiyi limana sağ salim getirip-getirmediğine bakılarak anlaşılır. Hatırlarsanız 2002 Dünya Kupası'ndan önce hepimiz 'İspanya'da banko oynayan Tayfun kadroda nasıl olmaz!' diye hesap sormuştuk. Maçlar başlayınca görülmüştü ki o mevkide oynayan Ümit Davala daha yerinde bir tercih.

Zaman turnuva bitinceye kadar susulması gereken zamandır; herkes maç bitince yanlışları görüyor, oysa hüner oyun bitmeden yanlışları görüp bertaraf edebilmekte.

Kaynak:
Bu haber toplam 656 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri