Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Halid'den El-Kaide Yorumu

19 Aralık 2008 / 12:31
Bir dönem Filistin direnişinin en önemli sembollerinden biri olan dünyanın en ünlü kadın korsanı Leyla Halid Gerçek Hayat dergisine konuştu.
“Pilota Suriye’ye inmeden önce Filistin üzerinden uçmasını söyledim. Yıllar sonra gökyüzünden de olsa Filistin’i görmek benim için muhteşem bir duyguydu.

Hamas ve İslami Cihad, Filistin’in özgürlüğü için savaşan İslami örgütler. Bazı konularda ayrı düşünsek de hepimiz aynı amaç için mücadele ediyoruz.”

İslam, benim halkımın, toprağımın dini. Bölgedeki devrimci hareketlerin İslam kültürüne cephe almalarını doğru bulmuyorum.”

“Bir gün Filistin’e dönersem doğduğum yer olan Hayfa’ya gidip bir ağacın altına oturacağım ve üç gün boyunca o ağacın altından kalkmayacağım.

Başbakan Erdoğan'ın çeşitli programlarda İsrail'in soykırımına değindiğini duyduk. Fakat Türkiye Hükümeti dün olduğu gibi bugün de İsrail’le arasında olan askeri ilişkileri sürdürüyor. Bu bir çelişki.”

Dünyanın en ünlü kadın korsanı olan Leyla Halid, bir dönem Filistin direnişinin en önemli sembollerinden biri olarak kabul ediliyordu. Aynı zamanda Türkiye solu da Leyla Halid’e büyük önem veriyor, solcu öğrencilerin odalarındaki duvarlar Leyla Halid’in posterleriyle süsleniyordu. Leyla Halid 4 yaşında ailesiyle birlikte Filistin’i terk etmek zorunda kaldı. 15 yaşında Filistin’in özgürlüğü için sol hareketin saflarında İsrail’e karşı mücadeleye başladı. Şu an Ürdün’ün başkenti Amman’da yaşayan Leyla Halid şimdi 64 yaşında olmasına rağmen bir gün Filistin’e geri döneceğine dair umutlarını dipdiri tutuyor.

Siz kimilerine göre bir teröristsiniz. Terörist olarak anımsanmak sizi rahatsız ediyor mu?

Asıl terörist Filistin halkını topraklarından süren İsrail’dir. Irak ve Afganistan’ı istila eden Amerika’dır! Bizler sadece ABD ve İsrail’in terör eylemlerine karşı direniyor, topraklarımızı ve özgürlüğümüzü savunuyoruz. Asıl terör işgaldir ve asıl teröristler de işgalcilerdir. Bizler vatanlarını savunan onurlu insanlarız. Bu nedenle İsrail veya İsrail’in güdümünde olan çevrelerin beni terörist olarak isimlendirmelerinden rahatsızlık duymuyorum.

Bugünden baktığınızda uçak kaçırma eylemlerinin amacına ulaştığını düşünüyor musunuz?

Başarılı bazı eylemlerle bir takım kazanımlar elde ettik. İnsanlar Filistinlilerin kim olduklarını ve niçin mücadele ettiklerini sormaya başladı. Ayrıca bu yolla birçok Arap ve Filistinli tutsağın özgürlüklerine kavuşmalarını sağladık. Hepsine olmasa da hedeflerimizin bir kısmına ulaştık diyebilirim. O yıllarda belli bir dönem için bu tür eylemler gerekiyordu Daha sonra bu tür eylemlere son verme kararı aldık.

Niçin?

İsteklerimizin bir çoğunu elde etmiştik, ayrıca bu tür eylemlerde ısrar etmemiz kazanımlarımıza ve mücadelemize zarar verecekti.

“EN ÇOK SİVİLLERE ZARAR VERMEKTEN KORKTUM”

Uçak kaçırırken sivil insanlara da zarar verme riski her zaman oluyor. Bu sizi rahatsız etmiyor muydu?

Rahatsız ediyordu ve sivil insanlara zarar vermekten aşırı derecede korkuyorduk. Eylem talimatı aldığımız komutanlarımız da sivillere zarar vermememiz, onlara karşı asla silah çekmememiz konusunda bizleri sürekli olarak uyarıyorlardı. O dönem düzenlediğimiz eylemlerin hiçbirinde sivil insanlar hiçbir şekilde zarar görmediler. Sizle özel bir anımı paylaşmak istiyorum.

Çok memnun olurum.

İlk kaçırdığımız uçak bir Amerikan uçağıydı. Özelliği ise İzhak Rabin’i taşıyor olmasıydı. Rabin, o dönemde Amerika’nın İsrail Büyükelçisi’ydi. Uçak, Roma’dan Tel Aviv’e inecekti. Atina aktarması sırasında uçağa girdik. O dönemler havaalanlarındaki güvenlik önlemleri çok ciddi değildi. Yolcu gibi uçağa bindik ve pilot kabinine yöneldik. Dünyanın en cesur pilotu bile elinde patlamaya hazır bir el bombasıyla ve silahla gelen birine “Teslim olmuyorum” diyemez. Uçağı Suriye’ye indirmeyi planlıyorduk. Fakat Suriye’ye inmeden önce gökyüzünden de olsa Filistin’i görmek istiyordum. Pilota Suriye’ye inmeden önce Filistin üzerinden uçmasını söyledim. Yıllar sonra gökyüzünden de olsa Filistin’i görmek benim için muhteşem bir duyguydu. Vatanımı görünce ağlamamak için kendimi zor tuttum.

Daha sonra ne oldu?

Filistin’in üzerinde birkaç tur attıktan sonra uçağı Suriye’ye indirdik. Yolculardan ve uçuş ekibinden uçağı terk etmelerini istedik ve pilot kabinini havaya uçurduk. Ardından da Suriye Askerlerine teslim olduk. 45 gün Suriye’de gözaltında tutulduktan sonra İsrailli rehinelerin salıverilmesi koşuluyla diğer Filistinli mahkûmlarla beraber serbest kaldık. 2 pilot karşılığında 31 Filistinli mahkûm serbest bırakılmıştı. Bu bizim için büyük bir zaferdi.

Bugün Filistinli bir örgüt aynı tür bir eylem gerçekleştirse onaylar mısınız?

Bu tür eylemleri belli bir dönem için taktik olarak kullandık. O dönemin şartları stratejik olarak bunu gerektiriyordu. Fakat şu an bu tür bir eylem yapılsa bunu asla onaylamam. Çünkü Filistin’in dışında gerçekleştirilecek bir uçak kaçırma eylemi mücadelemize yarardan çok zarar sağlayacaktır. Bugünün şartları dünün şartlarından çok farklı. İşgalcilere karşı verilecek silahlı mücadele sadece Filistin’in içinde, işgal edilmiş topraklarda sürdürülmeli.

EL KAİDE ŞİDDETİ KUTSALAŞTIRDI

Gerçekten yaşadıklarınız çok ilginç. Peki 11 Eylül Eylemine nasıl bakıyorsunuz? Bu bir terör eylemimiydi yoksa haklı bir eylem miydi?

Ben 11 Eylül eyleminin Mossad ve CIA tarafından tertiplendiğini ve bu eylemde İslamcı gençlerin kullanıldığını düşünüyorum. Bu gençler Amerikan karşıtı samimi savaşçılar olabilirler. Fakat kendileri de farkına varmadan kullanıldılar. Mossad ve CIA hiyerarşileri zayıf olan örgütlerin içine çok rahat bir şekilde sızabiliyor ve bu örgütleri yönlendirebiliyor. 11 Eylül eyleminin bir başka şaibeli tarafı da eylemin amacının ne olduğunun net bir şekilde dünyaya deklare edilmemesidir. Biz uçak kaçırdığımızda önce örgütümüzün ismini veriyorduk ve uçağı niçin kaçırdığımızı açıklıyorduk. Daha sonra da isteklerimizi açık bir şekilde dünyaya ilan ediyorduk. Fakat 11 Eylül eyleminin hangi örgüt tarafından ve niçin gerçekleştirildiği karanlık, açıklanmadı. Ben şahsi olarak 11 Eylül eylemini doğru bulmuyorum ve bir sürü insan öldürdükleri için bu saldırıyı gerçekleştirenleri kınıyorum.

El Kaide Liderleri yaptıkları açıklamalarla eylemi üstlenmişlerdi. Bu üstlenmeyi gerçekçi bulmuyor musunuz?

Hayır, bulmuyorum. Olayın üzerinden aylar geçtikten sonra Laden “eylemi biz yaptık” dedi. Kafalarda soru işaretleri bırakan bu tür bir eylemin aylar sonra üstlenilmesi ve bu çapta bir eylemin nasıl gerçekleştirildiğinin net bir şekilde kamuoyuna anlatılmaması bence 11 Eylül saldırılarını şaibeli kılıyor.

İslamcı olduğu söylenen örgütler hakkında genel kanaatiniz nedir?

El Kaide gibi grupların dünya halkları için umut olabileceğini düşünmüyorum. Çünkü bu tür gruplar şiddeti amaçlarına ulaşmak için bir araç olarak kullanmak yerine bir amaç haline dönüştürdüler. Şiddet bu tür gruplar için kutsal hale geldi. El Kaide tarzı örgütler hiyerarşik olarak çok sistemli ve disiplinli değiller. Bu örgütlere sızmak çok kolay.

ARAFAT’IN OSLO’DAKİ HATASINI ABBAS SÜRDÜRÜYOR

Hamas ve İslami Cihad hakkında ne düşünüyorsunuz? Mesela Hamas’ın politikalarını başarılı buluyor musunuz?

Hamas ve İslami Cihad, Filistin’in özgürlüğü için savaşan İslami örgütler. Bazı konularda ayrı düşünsek de hepimiz aynı amaç için mücadele ediyoruz. Hepimiz Filistin’in özgür olmasını istiyoruz ve Filistin’in özgürlüğü için çoğu zaman işbirliği yapıyoruz. Filistin’i hiçbir grup tek başına özgürleştiremez. Hangi dünya görüşüne sahip olursa olsun Filistin için savaşan her grubun birlik olması gerekiyor. Diğer türlü başarı elde etmek imkânsızdır.

Hamas’ın iktidarı hakkında tam bir birliktelik sağlanamadı ama…

Halkımız kabul ettikten sonra biz Hamas’ın Filistin’i yönetmesine karşı çıkmıyoruz. Fakat işgal varken siz ülkenizi nasıl yönetebilirsiniz? Bugün Hamas Gazze’yi koruyabiliyor mu? Hayır koruyamıyor. Siyonist askerler istedikleri zaman Gazze’ye girip Filistinlileri öldürebiliyorlar. Hamas işgal nedeniyle gerçekleştirmek istediği hedeflere ulaşamıyor. Hamas’ın yerinde başka bir grup olsaydı bu şartlar altında o grup da başarılı olamayacaktı. Özgürlüğümüz için tek yol birlik olup düşmana karşı direnişi sürdürmemizdir.

Hamas ve El Fetih arasındaki çatışmada sizce haklı olan taraf kim?

Filistinliler birbirlerine karşı silah çektiklerinde bundan hep en çok İsrail faydalandı. Biz bunu bir çok kez tecrübe ettik. Bundan dolayı Hamas ve El Fetih arasındaki çatışmanın haklı olan tarafı yoktur. Fakat Hamas Gazze’de, El Fetih de Batı Yaka ve çevresinde hâkimiyet ilan ederek büyük bir hata yaptı. İşgal altındaki topraklarda hâkimiyet mücadelesine girmek intifadaya sadece zarar verecek. Biz bu çatışmada taraf tutmak anlamına gelen bir politik söylem yerine, bu çatışmaya son verecek bir söylemin kullanılmasından yanayız.

İslamcı bir kesim Mahmud Abbas’ı Filistin’i İsrail’e kaba tabirle satmakla suçluyor. Sizin bu konudaki düşünceniz nedir?

Rahmetli Yasar Arafat Oslo Anlaşmasına imza atarak yanlış bir yola girdi. Mahmud Abbas da Oslo’nun şartlarını hayata geçirmeye çalışarak bu yanlış yolda ısrar ediyor.

Biraz açabilir misiniz?

İsrail’le yapılan veya yapılacak olan bütün müzakerelere karşıyız. Çünkü güç dengeleri ne Filistin düzeyinde ne Arapların düzeyinde ne de uluslararası düzeyde bizim lehimizde değil. Müzakereler ancak biz eşit taraflar olmaya yakın isek etkili ve bizim çıkarımıza olabilir. Geçmişte müzakereler, bir denge noktasında savaşan gruplar arasında olurdu. Biz hala işgal altındayız, hala mülteciyiz. İsrail’le müzakere edecek neyimiz var? Çözüm İsrail’le müzakere yapmak değil; direniştir. Biz bunu tarihten bir çok kez öğrendik.

İSLAM BENİM TOPRAĞIMIN DİNİ

1965’li dönemlerde Filistindeki mücadele daha çok sol hareketlerle anılırdı. Şu an ise sol etkisiz hale geldi ve İslamcı Örgütler Filistin mücadelesinin bayraktarlığını yapıyor. Filistin Solu sizce niçin zayıfladı?

Filistin’deki sol örgütlerin zayıflamasının en büyük sebebi kendi aralarında bir birlik oluşturamayıp, sürekli küçük yapılara bölünmeleridir. Ayrıca o dönemler Sovyetlerin de etkisiyle bütün dünyada sola karşı büyük bir ilgi vardı. Sovyetlerin yıkılması dünya halklarının sola dair ideolojik umutlarının da yıkılmasına neden oldu. Bu durumdan Filistin Solu da etkilendi. Filistin Solu Sovyetlerin yıkılmasıyla en büyük destekçisini de kaybetti.

Filistin Sol’unun başaramadığını İslamcı gruplar başarabilir mi?

Gerçekçi olmamız gerekiyor. Bugün hiçbir grup Filistin’i kendi başına özgürleştiremeyecek ve hiçbir ideoloji diğer ideolojilerin isteklerini görmezden gelerek Filistin’i yönetemeyecektir. Filistinliler ve bölge halkları olarak emperyalizm, faşizm ve siyonizme karşı birlik olmak, elbirliği içinde mücadele etmek zorundayız. Dünyadaki devrimlerde, fikirlerde ve tutumlarda farklılıklar olmuştur ama çözüm için gruplar her zaman kendi aralarında diyalog yoluna başvurmuştur. Biz de bunu başarmalıyız.

Siz kendinizi bir solcu olarak tanımlıyorsunuz. Türkiye Solu genelde son zamanlarda bir takım değişiklikler geçirse de İslam’a sıcak bakmaz. Siz İslam hakkında ne düşünüyorsunuz?

İslam, Ortadoğu Halklarının kültür ve tarihinde çok önemli. Aynı zamanda Hıristiyanlık da bölge halkları için önemli bir inanç. İnsanların kültürlerini yok etmeye kalkarsanız büyük bir hezimet yaşarsınız. Çünkü insanlar hayatın içinde kültür ve tarihleriyle yer alırlar. İslam, benim halkımın, toprağımın dini. Bu nedenle bölgedeki devrimci hareketlerin İslam kültürüne cephe almalarını doğru bulmuyorum.

Allah’a inanıyor musunuz?

Bu sorunuz benim şahsi dünyamla ilgili. Bu nedenle inançlarımla ilgili sorunuzu cevaplamayacağım.

“DÜNYANIN EN BERBAT DUYGUSU VATANSIZ OLMAKTIR”

Geçmişte hızlı bir savaşçı iken şimdi iki çocuğunu yetiştirmeye çalışan bir annesiniz. Geçmişte eliniz de silah ve bombalar cephede yer alırken şimdi ülke ülke dolaşarak konferanslar düzenliyorsunuz. Sizde değişen ne var?

Ben şu anda da bir savaşçıyım ve halkımın özgürlüğü için verdiğim mücadeleyi dün olduğu gibi bugün de sürdürüyorum. Siz bir Türk gazetecisiniz. İstediğiniz zaman Filistin’e girebilirsiniz. Ben bir Filistinliyim, Filistin’de doğdum fakat vatanıma giremiyorum. Ben vatansız bir insanım. Dünyanın en berbat duygusu vatansız olmaktır. Biz kendi topraklarımıza dönmek, Filistin’de huzur içinde yaşayıp daha sonra da vatanımızda ölmek istiyoruz. Bu bizim hayatımıza anlam katan en güzel hayaldir. Ürdün bana vatandaşlık teklifinde bulundu. Fakat kabul etmedim. Çünkü ben Ürdünlü değilim, Filistinliyim ve Filistinli olmak vatanım ve halkımın özgürlüğü için mücadele etmek benim için en büyük onurdur. Özetle, hala direnişçiyim, hala Filistinliyim maalesef hala vatansızım. Değişen bir şey yok!

Bir gün Filistin’e geri dönerseniz en çok ne yapmayı hayal ediyorsunuz?

Doğduğum yer olan Hayfa’ya gidip bir ağacın altına oturacağım ve üç gün boyunca o ağacın altından kalkmayacağım. O ağacın altında Filistin’in toprağını koklayacağım. Bunu yapmayı inanın çok istiyorum.

GELECEĞİMİZ PARLAK, İNANIYORUM

Yanlış hatırlamıyorsam bir ara Türkiye’ye bir ziyarette bulunmuştunuz. Türkiye’yi ve Hükümetin Filistin politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye Halkı, özellikle de gençler bu mücadelede bizimle birlikteler. Arap olmamalarına rağmen Filistin’e kendi vatanları gibi önem veren gençlerle tanıştım Türkiye’de. Bu da beni çok mutlu etti. Türkiye, bölgede çok önemli bir ülke. Başbakan Erdoğan'ın çeşitli programlarda İsrail'in soykırımına değindiğini duyduk. Bunlar söylendikten sonra İsrail'le askeri antlaşmalar yapılmamalı. Fakat Türkiye Hükümeti dün olduğu gibi bugün de İsrail’le arasında olan askeri ilişkileri sürdürüyor. Bu büyük bir çelişki.

Türkiye Halkından Gazze’ye sahip çıkmalarını, Gazze’nin ve işgal altındaki bütün Filistin topraklarının özgürlüğü için mücadele etmelerini istiyoruz. Geleceğimizin parlak olacağına inanıyorum. Filistin bizimdir; Siyonistlerin değil. Birçok insan Filistin davasını desteklediklerini ve Filistin halkının yanında olduklarını söylüyor. Bu da bize büyük güç veriyor.

Kaynak:
Bu haber toplam 862 defa okunmuştur
DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri