Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

"Gladio'nun üzerine gitme" mesajı

18.02.2010 09:36
Tutuklamanın bu kadar büyütülmesinin nedeni, devletin içerisindeki Gladio'nun üzerine gidilmesinden mi kaynaklanıyor?

Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal'ın talimatıyla Ergenekon soruşturması kapsamında önceki gün gözaltına alınan Cihaner, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne çıkarıldı. Başsavcı, yaklaşık 4 saat süren duruşmanın ardından "Ergenekon terör örgütü üyesi olmak'', "görevi kötüye kullanmak'', "tehdit ve iftira'' suçlamalarından tutuklanıp, Erzurum E Tipi Cezaevi'ne konuldu.

Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in 'Ergenekon terör örgütü üyeliği'nden tutuklanması ve 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk'in ifadeye çağrılmasının ardından yaşanan gelişmeler, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nu (HSYK) yeniden tartışmaların odağına yerleştirdi.

Gladio'nun üzerine gidildiği için büyütülüyor

Sacit Kayasu (Emekli Cumhuriyet Savcısı): Konuyla ilgili itirazlar yanlış mecrada yürüyor. Şu an dava görülmüyor. Hazırlık safhasında bir tutuklama kararı. Tutuklamayı gerçekleştirenler de karşı tarafın başsavcı olduğunu biliyor. Türkiye'de ilk defa gerçekleşen bir tutuklamada kararı veren hakimin kılı kırk yardığını düşünüyorum. Demek ki ellerinde çok önemli deliller var. Davayı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın açması gerektiği görüşüne katılmıyorum çünkü böyle bir yetkisi bulunmuyor. Tutuklamanın bu kadar büyütülmesinin nedeninin, devletin içerisindeki Gladio'nun üzerine gidilmesinden kaynaklandığını düşünüyorum.

Bağımsız yargıya vurulmuş bir darbedir

Bekir Bozdağ (AK Parti Grup Başkan Vekili): Hukuk devleti adına üzgünüm. Hukuk devleti ilkesini en üst seviyede korumakla yükümlü olan HSYK'nın kararı tarih sayfalarında övgüyle değil, üzüntüyle yer alacaktır. Hicap duyuyorum. Tartışması mümkün olmayan maddeler, şimdi tartışmaya açılmıştır. Alınan karar yargı bağımsızlığına vurulan bir darbedir. HSYK devam eden soruşturmaya müdahale etmiştir. Tamamıyla hukuka aykırı bir karardır. Yargının bağımsızlığına alenen müdahaledir. Yargı bağımsızlığını korumakla görevli kurum tarafından vurulmuş bir darbedir. HSYK'nın meşruiyeti açısından tartışmalar doğuracaktır. Soruşturmayı yürüten savcının yetkisi kaldırılıyor. Bu 'soruşturmayı bitirin' demektir. Düşünün Yargıtay Başkanı, yargının en tepesindeki kişi olarak, 'yandaş yargı' ifadesini kullanabilme yaklaşımını gösterebiliyor. Devam eden birtakım soruşturma ve davalar temyiz edildiğinde Yargıtay'a gelecek. Yargıtay Başkanı, eğer 'yandaş yargı'dan bahsedebiliyorsa, o zaman orada durup düşünmek lazım.

HSYK mahkeme değil, bu geçici bir tedbir

Hikmet Sami Türk (Eski Adalet Bakanı): Türkiye'de çok ilginç gelişmeler oluyor. Bu konunun Adalet Bakanlığı'nın göndereceği müfettişler tarafından incelenmesi gerekir. Her durumda bu eksikliğin giderilmesi şarttır. HSYK Anayasa'mızın 159. maddesine göre hâkimlere geçici yetki verme olanağına sahip. Buraya müfettiş gönderilerek konunun bütün boyutlarıyla açıklığa kavuşturulması gerekir. Bu doğrudan doğruya hukuk devleti ile ilgili bir konudur. Eğer bir ülkede hukuk güvencesi yoksa hele yargı bağımsızlığı çerçevesinde çalışan insanlar bakımından bu güvenceden ihraç ediliyorsa o zaman hukuk devletinin denetlendiği, yargının baskı altına alınması gibi bir durum söz konusu olabilir. Konunun bir an önce sağlıklı bir şekilde aydınlığa kavuşturulması gerekiyor. Bu bir yargı kararı değil, bu bir idari tedbirdir. Çünkü HSYK bir mahkeme değil, hâkimler ve savcılarla ilgili idari işlemlerin yürütüldüğü bir kuruldur. Bunu da geçici bir tedbir olarak değerlendirelim.

Hukuka aykırı davranılmıştır

Doç. Dr. Osman Can (Demokrat Yargı Eşbaşkanı): Yargıçların bağımsızlığını ortadan kaldıran bir karar. Yargı mekanizması olmadıkça ideolojik tarafgirliğe meydan vermemeli. Bu müdahale ile Erzincan başsavcısının adil yargılanmasını ortadan kaldırmış oluyorsunuz. Savcıların yetkisini kaldırıyorsunuz. Ne karar verilirse verilsin arkadaşımız adil yargılanma hakkını yitirmiştir; buna HSYK'nın hakkı yoktur. Türkiye'de yargısal süreçlerde ciddi sorunlar var. Ağır ceza mahkemesinin varlığı başlı başına bir problem. Adalet ciddi şekilde zedelenmiş durumda. Bunları zedeleyenler de ilk başta yargıdakiler. Herkesin sistemi olabilecek bir yargı oluşturalım. Yargının içinde hiyerarşik bir yapı varsa herkes kendi ideolojisini ortaya koyuyor. Yargı açısından hiç hoş olmayan bu tablo sonlandırılsın. Yargıdaki çürük elmalar ayıklansın. Yargı iktidar kaynağı değildir topluma aittir. Toplumun yargıya güvenini eleştirilemez olarak görmemek gerekir. Sonuç ne olursa olsun yönlendirilmiş bir soruşturma muhakeme süreci başlamış olacaktır. Sonuç olarak HSYK hukuka aykırı davranılmıştır, müdahale edilmiştir.

Bu dosyayı Erzurum'dan kimse alamaz

Prof. Dr. Ersan Şen (İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi): Burada savcılar arasında birtakım ihtilaflar, husumetler olduğu iddia ediliyor. Bu noktada Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) sadece birtakım temennilerde ya da tavsiyelerde bulunabilir; ancak bağlayıcı bir karar alamaz. Yürüyen bir soruşturma var. Hâkimler ve savcılar hakkında da hukuka aykırı iddialarıyla ilgili soruşturma yapılabilmesi mümkünse bunu halka nasıl anlatacaksınız? Şu anda bu soruşturma dosyasını kimse alamaz. Çünkü bu dosya Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'nın dosyasıdır. Siz bunu almaya kalkarsanız, oraya savcı göndermeniz gerekecek. Bu soruşturma devam edecek, bu soruşturmayı kimse kapatamaz. Adalet Bakanlığı'nın derhal buraya başmüfettiş göndermesi gerekiyor. Bu çok sıkıntılı bir durum. Bu sıkıntılı durumun Türkiye'de hukuk devleti ilkesi bakımından mutlaka aşılması gerektiğine inanıyorum. Çünkü kurallar net gösterilmiş.

Yargı, içtihatlara göre hareket etmeli

Taha Akyol (Milliyet Gazetesi): HSYK'nın burada özel yetkili savcı ataması gerekecek şimdi. Bu savcıların görüşünün ne olduğu çok önemli. Eğer HSYK, YARSAV çizgisindeki savcılardan seçerse sonucun ne olacağı belli. YARSAV Başkanı, bugün bu konudaki kanaatlerini açıkladı. Aksi görüşte savcılardan seçerse ne olacağı maalesef yine belli. Yargı mensuplarının kendi vicdanlarına şu soruyu sormalarını rica ediyorum. Kanunları ve içtihatları siyasi konumlarına göre uygularsanız bakın bu iş nereye kadar gidiyor. 12 Eylül öncesinde iki tane polis derneği vardı. Pol-Bir ve Pol-Der. Yakalandığınız zaman sağcıysanız dua edersiniz, ben Pol-Bir'den biriyle karşılaşayım diye. Kanun ve içtihatları siyasi konumlara göre uygularsanız bu durum karşınıza çıkar. Yargı mensupları siyasi değil, yerleşik içtihatlara göre hareket etmeli. Evrensel hukuk literatürüne göre yorum yapmalı. Hakim ve savcılar, verdikleri kararlarda kitabına nasıl uydururum diye bakmamalı.

Karar, soruşturmaya hoyratça müdahaledir

Mete Göktürk (Eski DGM Savcısı): Derhal yetkilerin alınması alışılmış bir uygulama değil. Dikkat çekici. HSYK'nın taraflı bir kurum gibi hareket ettiği ihtimali ortaya çıkıyor. Acele ve önyargıyla verilmiş bir karar izlenimi var. Diyelim ki, süreç hatalı işletilmiş, düzeltilmesi mümkün değil miydi? Hem mahkeme tutuklama kararı vermiş. Bir usul hatası yüzünden dört savcının yetkisinin elinden alınması, soruşturmaya hoyratça müdahaledir.

İkinci bir Ferhat Sarıkaya olayı

Erdem Gençay (Hukuk ve Hayat Derneği Başkanı): Yargı, yargıya müdahale etmiştir. İkinci bir Ferhat Sarıkaya olayıyla karşı karşıyayız. Hazırladığı iddianame nedeniyle Van Savcısı'na yapılan işlem, burada da oluyor. Orada da tamamen ideolojik bir durum vardı. Hukuktan uzak, tartışmaya açık bir karar. Bu kararın ardından, söz konusu soruşturmanın ne durumda olacağını hep birlikte göreceğiz. Yargı, yargıya müdahale etmiştir. Anayasa'nın değiştirilmesi bu kapsamda, HSYK'nın durumunun tekrar tartışmaya açılarak, kararlarının yargı yoluna açık hale getirilmesi gerekli.

Bu kararlarla meşruiyetini yitirir

Ümit Kardaş (Emekli Hakim Albay): Hukuk devleti adına vahim girişim. Önemli bir soruşturmayı yönetiyorlardı. Ordu komutanının ifadeye çağrılması ve garnizon kapısından dönmesi hadisesi var. Savcıya direnç var. HSYK kararının, soruşturmanın askeri kesime yönelmesi ve Genelkurmay'ın bastırmasıyla alındığı anlaşılıyor. Soruşturmaya müdahale söz konusu. Yapılan işlemler geçerli ama bu kadar gözdağı verirseniz, o soruşturma bitmiştir. HSYK, kendi meşruiyetini yitirir.

Yargıçlara, gözdağı verilmek isteniyor

Kadir Akbaş (Demokrat Hukukçular Derneği Başkanı): Soruşturması devam eden bir davanın savcısının görevden alınması yargıya haddini bildirmek olarak anlaşılır. Bu kararla adeta yargıçlara gözdağı vermek isteniyor. Ergenekon örgütünün yargı içerisindeki uzantılarına erişilmesine izin verilmiyor sonucu çıkarılır. Bu yaklaşım adeta HSYK'nın benim onaylamadığım hiçbir davayı sürdüremezsiniz izlenimi oluşturuyor. Adeta soruşturma bu aşamada tutulmak isteniyor. Daha ileri gidilmesine izin verilmiyor. Bu, yargıya açıkça müdahaledir, kabul edilemez.

Soruşturmanın akıbeti açısından sıkıntı oluşturur

Prof. Dr. Hakan Hakeri (19 Mayıs Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı): Yürütülmekte olan bir soruşturmanın ortasında kalkıp böyle bir şey yapılması doğrudan doğruya soruşturmaya müdahaledir. Soruşturmanın akıbeti açısından sıkıntı oluşturacaktır. Bundan sonra yetkilendirilecek savcının soruşturmayı sağlam ve objektif bir şekilde yürütmesini etkileyecek. CMK'nın 250. maddesi uyarınca soruşturmanın Erzurum'da yapılmasında bir sıkıntı yok. Yetki aşımı zaten yoktu. Savcı soruşturma sonrasında Yargıtay'da yargılanılacaktı. Daha önce de bir savcıyı aldılar görevden, yerine gelen bir günde dosyayı okuyup önceki savcının aksi görüşte mütalaasını verdi ve olay kapandı.

Ergenekon soruşturmasında tarafmış gibi bir algı doğuyor

Bilal Çalışır (Avukat Boğaziçi Avukatlar Derneği Başkanı): Bu karar kesinlikle hukuki değildir. Bir kere HSYK soruşturma prosedürünü işletmedi. Adalet Bakanlığı'ndan soruşturma izni olması gerekiyor. Daha sonra Bakanlık müfettişlerinin bir rapor hazırlayıp Adalet Bakanlığı'nın soruşturmaya ilişkin izin vermesi gerekiyor. Bu soruşturmayla ilgili bakanlık izin verdikten sonra HSYK bu hususta işlem yapabilir. Bu soruşturma yaklaşık 8-9 aydır devam ediyor. Bu süre zarfında özel yetki verdiğiniz bir savcı var. Kamuoyunda bu hususta yüzlerce haber çıktı. Siz bu haberleri hiç okumadınız mı? 9 ay sonra diyorsunuz ki 'Hayır arkadaşım sen yetkili değilsin burada.' 9 aydır neredeydiniz?

Yetkilerin kaldırılması tutuklama kararını etkilemez

Ahmet İyimaya (TBMM Adalet Komisyonu Başkanı): Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'i tutuklayan Erzurum özel yetkili başsavcısının yetkilerinin kaldırılması tutuklama kararını etkilemez. Savcının yetkileri kaldırılmıştır ancak kararı mahkeme vermiştir. Buna dikkat etmek gerekir. HSYK, CMK'nın 250. maddesine göre savcıları atıyorsa buna paralel olarak görevden de alabilir. Ancak gerekçelere bakmak lazım. Şimdi yaptığımız yorumlar çok sağlıklı olmaz. Yetki çatışması görünüyor.

Soruşturma kesinlikle hukuka uygun

Ahmet Gündel (Eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı): Başsavcıya yüklenen suçlara baktığımızda yasadışı silahlı bir terör örgütüne üye olmaktan ve örgütün faaliyetleri kapsamında etkinlikler yapmakla suçlanıyor. Böyle bir suçun savcının görevinden kaynaklanan bir suç olmadığı açıktır. Bu suçun kişisel bir suç olduğu açık bir şekilde anlaşılıyor. Savcının takibe alındığı için savcının suçüstü yakalandığından başsavcının 250. maddenin 3. fıkrasına göre yargılanmayacağı açıktır. Bu nedenle soruşturma kesinlikle hukuka uygundur.

Savcı araştırmadan soruşturmaya girişmez

Avukat Sinan Kılıçkaya (Hukukçular Birliği Vakfı Başkanı): Osman Şanal, nasıl soruşturma yürüteceğini biliyordur ve Cihaner'in görevi ile ilgili suç işlemediği kanaatine sahip olduğu için soruşturmayı başlatmıştır. Savcının usul bilmeden, ,araştırmadan bu tarz bir soruşturmaya girişmeyeceğini düşünüyorum. Ayrıca mahkeme de savcının tutuklanması kararını vermiştir ki eğer soruşturmayı yürüten savcı yanlış yapmış olsaydı bunu mahkeme düzeltirdi. Dosyanın içeriği toplum tarafından bilinmemektedir. Bu nedenle içeriği bilinmeyen konu hakkında yorumlar yapılması veya HSYK ve YARSAV tarafından yapılan çıkışlar yargıya müdahaledir.

Disiplin soruşturması da açılabilir

Cüneyt Toraman (Avukat): Terör suçlarında, özel yetkili savcılar yetkilidir. Soruşturma konusu, terör suçuyla ilgili olup, savcının göreviyle ilgili olmadığından, bu prosedüre uyma zorunluluğu yoktur. Aksi takdirde, terör örgütü adına suç işleyen hiçbir hakim ve savcı soruşturulamazdı. Savcı hakkında, hem göreviyle ilgili suçlamalar ve hem de terör örgütüyle ilgili suçlamalar bulunmaktadır. Ben, terör suçlaması nedeniyle tutuklama kararı verildiğini, göreviyle ilgili suçların yasadaki prosedüre uygun olarak soruşturulacağı, ayrıca disiplin soruşturması açılabileceğini düşünüyorum.

YARSAV, üslubuna dikkat etmeli

Faik Tarımcıoğlu (Emekli Askeri Hakim): Bu soruşturmada hukuka aykırı bir durum yoktur. HSYK'nın konuya hemen müdahale etmesi mesleki etik açısından yanlıştır. YARSAV, mesleki bir dayanışma derneğidir. Üyeler konuyla ilgili fikirlerini açıklayabilir ancak üslup anlamında dikkatli olmalı ve aşırılığa kaçmamalıdır. Sükunetle bunun kabulünü isterdim. Hukuki süreç işliyor. Sonucu görmeden siyasi tavır alarak reaksiyon göstermek bana doğru gelmedi.

Yargı kendini dokunulmaz görüyor

Erdal Doğan (Anayasa Hukukçusu): Bir kişinin başsavcı olması soruşturma konusu olmasına engel değildir. Türkiye'de kendini dokunulmaz gören iki tane kurum var. Biri ordu diğeri yargı. Halbuki hukuk devletinde hiç kimse dokunulmaz değildir. Herkes suç teşkil eden bir konuda yargıya hesap vermek zorundadır. HSYK'nın ve YARSAV'ın tepkilerine baktığınızda dokunulmazlık zırhına bürünmüş politik bir açıklama olduğunu görürsünüz.

Terörle suçlanıyor, tutuklama hukukî

Necati Ceylan (Türkiye Gönüllü Teşekkülleri Vakfı Başkanı):

CMK'nın 250. maddesinde çete ve terör suçlarına bulaşan kişiler, Yargıtay yargılamasından istisna tutulmuş. Eğer bir savcı çete ve terör gibi devlete karşı işlenmiş bir iddiayla suçlanıyorsa özel yetkili savcılar tarafından kendisine dava açılabilir. Bu konuyla ilgili özel yetkili savcılara kanunlarda yetki verilmiş. Cihaner de 'Ergenekon örgütüne üye olmak'tan tutuklandığına göre olay hukukidir.

HSYK'nın kararı Yargıtay'ın içtihatlarına aykırı

HSYK'nın yüksek yargıdan gelen üyelerinin özel yetkili Erzurum cumhuriyet savcılarını Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'le ilgili gözaltı kararını yetki aşımı olarak nitelemesi, Yargıtay içtihatlarıyla çelişiyor. Yargıtay, daha önce Cihaner'le aynı konumdaki bir ağır ceza mahkemesi başkanı hakkında özel yetkili savcılığın düzenlediği iddianameyle yargılama yapmıştı. HSYK şimdi, CMK 250. madde kapsamına giren terör örgütü üyeliği iddiasıyla Cihaner hakkında soruşturma yürütme yetkisine sahip Özel Yetkili Erzurum Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal ve 3 savcının yetkisini elinden aldı.

HSYK'nın Cihaner hakkında yürütülen soruşturmanın CMK 250. maddeye göre yetki aşımı kararı Yargıtay'ın içtihatlarına aykırı. Daha önce Cihaner gibi birinci sınıf hakim olan eski İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Asım Korkut 'rüşvete teşebbüs' suçundan eski İzmir Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Murat Gök'ün yürüttüğü soruşturma kapsamında tutuklanmıştı. Bu olay, bugünkü tartışmaya ışık tutuyor. Kişisel suç kapsamında soruşturması özel yetkili savcılıkça yürütülen, ağır ceza mahkemesince tutuklanan Hakim Korkut hakkındaki soruşturma şöyle gelişti: Tefecilik ve organize suç örgütü elebaşısı olduğu iddiasıyla yargılanan Vedat Orhan Çelenk'in serbest bırakılmasının ardından başlatılan 'Yengeç' adlı operasyonda, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Asım Korkut ile 8 avukatın aralarında bulunduğu 16 kişi gözaltına alındı. Rüşvet karşılığı Vedat Orhan Çelenk'in serbest bırakılmasını sağladıkları ve aracılık ettikleri iddiasıyla yakalanan zanlılardan, mahkeme başkanıyla birlikte 7 kişi tutuklandı. İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde oluşturulan heyet tarafından Cumhuriyet Savcısı Gök'ün hazırladığı iddianame incelendi, iddianamede işlendiği belirtilen suçların CMK'nın 250. maddesiyle yetkilendirilmiş ağır ceza mahkemesinin görevi dahilinde olmadığı kanaatine varıldı. Heyet, iddianameyi İzmir'deki diğer ağır ceza mahkemelerinde değerlendirmek üzere gönderdi. Görevi başındayken gözaltına alınıp tutuklanan Hakim Asım Korkut hakkındaki iddianame ise birinci sınıfa ayrılmış hakim olması nedeniyle Yargıtay'a gönderildi. Hakim Korkut, özel yetkili Savcı Gök'ün Yengeç 2 operasyonu kapsamında hazırladığı iddianameyle Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nde yargılanarak 10 ay hapis cezasına mahkum edildi.

Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 93. maddesine göre hakim ve savcıların kişisel suçları hakkındaki soruşturma, ilgilinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi cumhuriyet başsavcılığınca yürütülüyor. Söz konusu suçlama, Ergenekon terör örgütüyle ilgili olması nedeniyle kanuna göre yetkili savcılık Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı. METİN ARSLAN

 

Bu haber toplam 1750 defa okunmuştur

Etiket(ler): , , , ,

DİĞER HABERLER
Üye İşlemleri